DÜNYA KÜÇÜLÜRKEN…

upa-admin 28 Mart 2012 2.102 Okunma 0
DÜNYA KÜÇÜLÜRKEN…

Uluslararası siyasetin değişen dinamiklerini biraz da iletişim, ulaşım, aktarım ve paylaşım gibi sürekli ilerleyen teknolojilerin coğrafyaya etkisinde aramak gerekiyor. David Harvey’nin “zaman-mekân sıkışması” olarak adlandırdığı bu dönüşüm sürecine göre dünya, XVI. yüzyıldan bu yana sürekli olarak küçülüyor. Bu küçülmeyle birlikte devletler, birbirine kendi varlıklarını da tehdit eder derecede yaklaşıyor. Artık eski dünyada olduğu gibi, kapıları dört bir yandan kapayıp dünya işlerinden bihaber, kendi dünyasında mutlu-mesut yaşama devri de, bazı yönleriyle üzülerek bazı yönleriyle de sevinerek karşılanmalı, sona erdi. Biraz da bu nedenle, uluslararası siyasetin en çok satan kitapları bu alandaki futuristik eserlerden oluşuyor. Dünyanın daha ne kadar küçüleceğini, dünya küçülürken dünya yüzeyinde büyüyecek kavramları, firmaları yahut ülkeleri ve bütün bunların nedenlerini bilme gereksinimi her zamankinden daha fazla gibi görünüyor.

Türkiye’nin gelecekteki konumu da, uluslararası literatürden üniversite kafelerine ve mahalle/köy kahvehanelerine kadar tartışılan konulardan biri. Kıbrıs, Ege Adaları, AB, Amerika ve NATO gibi konular uzun yıllar olduğu gibi, konjonktüre göre öne çıkacak olan konu başlıkları malum. Ancak Türkiye için yakın komşularından, uzak fakat ilişkide olduğu coğrafyalara kadar oluşan farklı koridorların canlılığı ülkemizin ve insanımızın geleceği belirleyecek bir dinamik olarak önem kazanıyor. Dünyanın en istikrarsız bölgelerinden biri olarak görülen Ortadoğu’daki gelişmeler, bu konuda bir önyoklama niteliğinde.

Türkiye’nin bir köprü olduğu tartışması uzun yıllardır yapılır. Ben bu tartışmaya farklı bir açıdan yaklaşarak Türkiye’nin konumunun gerçekten bir köprüye benzediği görüşüne katılmak istiyorum. Çünkü Türkiye bir yandan örnek alınan, diğer yandan da örnek alan, bu konumuyla da dünyada bir yandan kendine özgü görünümüyle ortalamada duran, diğer yandan da daha ileri noktaları yakalamaya çalışan dinamik bir ülke gibi görünüyor. Türkiye’de entelijansiyanın çok tartıştığı modernleşme meselesinin temeli de burası. Dolayısıyla Türkiye’nin hızla küçülen ve dönüşen dünyada ne kadar büyüyeceğini, dış etkenlerden daha çok kendi iç dinamikleri belirleyecek denilebilir.

Tabii bir de Türkiye’nin uluslararası siyasette üstleneceği inisiyatiflerle ilgili olarak akademiamızda ciddi bir üretim sürecinin oluşması çok önemli görünüyor. Türkiye’de yerel, ulusal, bölgesel ve küresel düzeylerde nabzını tutan, birikimlerini bu yönde kullanabilecek politika tasarımcılarına ve bunların çalışmalarının siyasal-yönetsel akıl ile etkileşimine gereksinim var. Uluslararası  Politika Akademisi’nin şekillenmesi ve gelişmesi bu kapsamda ele alınabilir. Bunun gibi pek çok platformun oluşmasının, düşünmesinin, üretmesinin, uygulamasının yeni dünyanın gerçekliklerini anlamada ülkemizin yolunu aydınlatacak birer ışık olacağının farkında olalım.

 

Yrd. Doç. Dr. Hakan Mehmet KİRİŞ

Leave A Response »

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.