DURMUŞ YILMAZ’DAN TÜRKİYE EKONOMİSİ VE EURO KRİZİNE YÖNELİK DEĞERLENDİRMELER

upa-admin 01 Haziran 2012 1.878 Okunma 0
DURMUŞ YILMAZ’DAN TÜRKİYE EKONOMİSİ VE EURO KRİZİNE YÖNELİK DEĞERLENDİRMELER

1 Haziran 2012 tarihinde Uşak Üniversitesi’nde düzenlenen “Euro Krizinin Olası Etkileri: Parasal Birliğe Girmek mi Zor, Çıkmak mı Zor?” konulu konferansta konuşan Merkez Bankası Eski Başkanı ve Cumhurbaşkanı Ekonomi Başdanışmanı Durmuş Yılmaz, Türkiye ekonomisi ekseninde dünyada yaşanan gelişmeleri geniş bir perspektifte ele alarak, Avrupa Birliği ülkelerinde yaşanan krize yönelik değerlendirmelerde bulunmuştur.

Yaklaşık bir buçuk saat süren konferansında Yılmaz, gelişmiş ülkelerdeki yetersiz talebin, dünya ekonomisinin büyümesini olumsuz etkileyen bir unsur olduğuna işaret ederek, Türkiye’nin de içerisinde yer aldığı gelişmekte olan ülkelerin sahip olduğu genç nüfus ve mevcut bulunan yatırım alanlarının genişliği ile dünya ekonomisinde beklenen toparlanma için bir umut olduğunu ifade etmiştir. 2001 yılında Türkiye’de yaşanan ekonomik kriz ve küresel finans krizinin meydana gelişi ve yaşanan gelişmeler hakkında detaylı açıklamalarda bulunan Yılmaz, “Biz, 2001 yılında büyük bir kriz yaşadık, şu an kriz yok. Dünyanın gıptayla baktığı bir ekonomimiz var bugün. Buna rağmen neden krizi konuşuyoruz” demiştir. Ülkelerin başarılarının bir miktar iç dinamiklere bir miktar da dış ülkelere bağlı olduğunu anlatan Yılmaz, “Burada iç ve dış dinamiklerin etkileşmesi var. Bu etkileşmenin boyutları hangi derecede önemli. Bunlar üç noktada buluşuyor. Birincisi dış ticaret kanalı, diğer bir kanal kredi kanalı ve beklentilerdir. Bu beklentiler dışarıda olması muhtemel olaylar bizi de etkiliyor. Bu nedenle, şu sonuç çıkıyor. Gelişmekte olan Türkiye, Rusya, Hindistan ve Çin gibi ülkelerin 2011 sonu itibariyle dünya üretiminden gelirinden elde ettikleri pay, gelişmiş ülkelerin elde ettiği paydan daha yüksek. Burada bir ayrışma var. Gelişmiş ülkelerin döngüsel hareketleri ile gelişmekte olanlar ayrışıyor mu? Bu tartışılıyor. Bir kısım bu ayrışmanın olduğunu söylüyor. Bu tezi savunuyor. Burada tarihsel olarak baktığımızda doğru olmadığını söyleyebiliriz. Çünkü gelişmekte olan ülkeler gelişmiş ülkelerin büyüme oranına bağlı bir seyir izler. Gelişmiş ülkelerde fiziki yatırımlar belli bir doyum noktasına geldi. Çünkü yeni fiziki yatırım alanları kalmadı” şeklinde konuşmuştur.

Euro bölgesinde yaşanan krizi değerlendiren Durmuş Yılmaz, geliştirilen çözümlerin sorunları ötelemeye yaradığını, yapısal reformların ivedilikle uygulamaya konmaması halinde sorunların da aşılamaz hale geleceğini belirtmiştir. Yılmaz, konuşmasının devamında “2020 yılında Yunanistan’ın borcunun milli gelire oranı ancak yüzde 20’ye düşüyor. Şu an bu oran, yüzde 160 seviyelerindedir. Sonuç olarak, AB bölgesinde bölge ekonomilerinde toparlanma çok yavaş. Lider ekonomilerdeki ikinci çeyrekte aşağı doğru endişeyi artırıyor. İşsizlik yine 10,9’a yükseldi ki bu rekor seviyedir. Ülkeler arası dengesizlik var. Örneğin, Almanya’da işsizlik yüzde 6, ispanya’da yüzde 24 genel olarak ülkelerde ise genç nüfusun yüzde 54 işsiz. Dolayısıyla kemer sıkma politikası işe yaramadı” demiştir. Son dönemde en çok tartışılan konulardan biri olan Euro bölgesinden kopmaların olup olmayacağı sorusunu yanıtlayan Yılmaz, hâlihazırda Euro projesinin ekonomik olmayan siyasi bir proje olduğuna değinerek, Euro bölgesine girmenin kolay olduğunu, ancak çıkmanın zor olduğunu belirtmiştir.

Yılmaz kendisine yöneltilen soruya cevaben, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın yaptığı açıklama ile gündeme gelen “kendi derecelendirme kuruluşumuzu kurma” fikrini değerlendirerek, böyle bir şeyin mümkün olduğunu, ancak önemli olanın derecelendirme kuruluşunun güvenilirlik ve kredibilitesinin sağlanabilmesi olduğunu belirtmiştir. Yılmaz, bunun için oluşturulacak bir derecelendirme kuruluşunun hükümetten tamamen bağımsız olmasının en önemli nokta olduğuna dikkat çekmiştir.

Oytun MEÇİK

Leave A Response »

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.