AVRUPA’DAKİ SORUNLAR: ALMANYA’DA UYANAN DEV

upa-admin 16 Haziran 2012 3.243 Okunma 0
AVRUPA’DAKİ SORUNLAR: ALMANYA’DA UYANAN DEV

Aslında Almanya’da uyanan dev sadece Almanya için geçerli değil. Neredeyse çoğu Avrupa ülkesinde ırkçı eylemlerle karşı karşıyayız. Lakin Almanya’da bittiği düşünülen Nazizm’in tekrardan faaliyet göstermesi bu konuyu ayrıca ele alınmasını cazip hale getiriyor. Nazizm’in ya da neo-Nazizm’in yeniden faaliyet göstermesinin nedeni nedir? Son zamanlarda eylemlerinin artışının sebebi nedir? Neo-Nazileri Alman devleti koruyor mu?

Hatırlanacağı üzere Almanya’da 2000-2007 yılları arasında 8’i Türk, 1’i Yunanlı göçmenleri öldürenlerin neo-Naziler olduğu Kasım 2011’de ortaya çıkmıştı.[1] Bu durumu önceleri Alman medyası “Dönerci Cinayetleri olarak isimlendirmişti, nedeni ise öldürülenlerden ikisinin döner büfesi işletmesinden dolayıdır. Alman yetkililer önceleri kurbanların büyük ihtimalle Türk mafyasına bulaştığı ve uyuşturucu ticareti veya benzeri bir yasa dışı alacak ilişkisi nedeniyle öldürüldükleri teorisi üzerinde çalışılmış, hatta soruşturmayı “Boğaz Operasyonu” diye adlandırmışlardı.[2] Alman medyası da bu durumda  “pis işlere bulaşan Türklerin birbirini boğazladığı” fikrini işeyen haberlerle yaratıcılığını en üst seviyede kullanmıştı. Lakin hiçbirisi haklı çıkmadı ve cinayetlerin Nasyonel Sosyalist Yeraltı (NSU) adlı örgütün işlediği ortaya çıkmıştı. Ortaya çıkışıyla birlikte Almanya kendine geldi.  Bu olayda baş şüpheli olarak tutuklanan Holger G. daha önce hakkında güçlü kanıtların olmadığı gerekçesiyle serbest bırakılmıştı.[3]

“Aşırı sağcılığa karşı mobil danışma” hizmeti veren Mobit sözcüsü Stefan Heerdegen, Zwickau’da ortaya çıkarılan NSU’dan sonra halen Thüringen eyaletinde her an ırkçı saldırılar yapmaya hazır neo-Nazilerin bulunduğunu, bölgedeki ırkçıların hep patlayıcı madde ele geçirmek için fırsatlar aradığını söylemişti. Heerdegen, doğu eyaletinde binden fazla neo-Nazinin bulunduğunu ve Anayasayı Koruma İstihbarat Teşkilatının (BfV) verilerine göre serbest fraksiyonlar olarak örgütlendiklerini bildirmişti. Thüringen Eyalet Parlamentosu İçişleri Komisyonu Başkanı Mathias Hey, neo-Nazi grupların yeni gelişmelere hemen uyum sağlayarak, kendilerine en rahat ve daha iyi hareket imkanı sağlayan yerler aradıklarını söylemişti.[4]

Neo-Nazi grupların futbol müsabakalarına bile müdahale ettiği ortaya çıkmıştı. Frankfurt’ta İsrail ekibi TuS Makkabi takımı ırkçı eylemlerin hedefi olduklarını açıklamışlardı. Frankfurt amatör liglerde bu ırkçı eylemlerle hemen hemen her gün karşı karşıya geldiklerini belirten Frankfurt TuS Makkabi takımından “Futbolcularımıza yönelik ırkçı hareketleri her geçen gün artıyor. Bu baskıyı kaldıramayan bazı futbolcularımız takımızı terk edip gidiyorlar” açıklaması yapılmıştı.[5]

Ekonomik sorunların da etkisiyle ırkçılık Avrupa’da yeniden yükselişe geçmiştir. Hitler de geçmişte Almanya’nın içinde bulunduğu ekonomik kriz sayesinde iktidara gelmişti. Halk geçim sıkıntısı yaşamaya başlayınca daha da radikalleşmeye başlamaktadır. Avroya geçişle birlikte fiyatlar yükselmiş ve alım gücü azalmıştır. Bununla birlikte bazı fabrikalar kapanmış ve işsizlik artmaya başlamıştır. Sağ partiler de işsizliği kullanarak gücünü arttırmaya çalışmıştır. Bu sayede ırkçı söylemler baş göstermiştir. Nazizm Almanya’da tam olarak bitmemişti, belki de gizleniyordu lakin yabancı sayısındaki artış ve artan işsizlik onun saklandığı yerden çabuk çıkmasına neden olmuştur. Almanya’nın çeşitli kurum ve kuruluşlarında yapmış olduğu yabancı düşmanlığı bu tür grupları daha da cesaretlendirmiştir. Eylemlerini daha da artmışlardır. Partiler de ırkçılığın bu şekilde yükselmesiyle, ırkçı söylemlerini arttırmaya başlamışlardır.

Bu durumların yaşanması Almanya’daki göçmenleri tedirgin etmeye yetiyor ve de Almanya’yı terk edebilecek duruma gelmişlerdir. Çünkü onlara yapılan bazı saldırılar çözülememiş ya da çözülmek istenmemiştir. Irkçılık neredeyse Almanya’nın her yerinde hissedilmektedir. Sokaklarda göçmenlere saldırılmakta ve yine göçmenlerin iş yerleri, arabaları ve evleri yakılmaktadır. Bunların failleri ise bilinmekle birlikte yetkililer olaya tam anlamıyla müdahale etmemektedirler. Dortmund’da kurulan Noel pazarını gezen iki Türk genci 28 Aralık’ta neo-Nazilerin saldırısına uğramıştır. Saldıranların 5’i serbest bırakılmıştır. Bavyera’daki Taufkirchen’de ise bazı kişilerce bir kuru temizleme, eczane ve döner dükkanına Hitler posteri asılmıştır.[6]

Bu olaylar en çok göçmenlere karşı yapılmaktadır. Devlet ise olaylara tam anlamıyla müdahale etmiyor sadece izlemekle yetiniyor. Belki göçmen nüfusunun böylelikle azalacağını düşünmektedir ve olayları bu şekilde kullanmaktadırlar. Lakin ırkçı saldırılar bu gidişattan daha da cesaret almakta ve eylemlerini arttırmaktadırlar. Halk arasında popülaritesi daha da çoğalmaktadır. Sağ partiler de iktidar uğruna bu durumu kullanmaktadır ve bazı partilerde neo-Nazilerle yakından ilişki kurmaktadırlar.

Almanya’da neo-Nazilerle ilişkisi olduğu düşünülen Almanya Milliyetçi Demokrat Partisi’nin (NPD) kapatılması gündemde aslında. NPD teşkilatlarında 130’dan fazla aktif muhbir var ve en az 10 tanesi yönetici kadrolarında bulunuyor. Bütün muhbirlerin yarısından fazlası aynı zamanda “Kameradschaft (arkadaşlık, dostluk)” adlı neo-Nazi milis kuvvetlerinde aktif rol oynuyor.[7] Eğer parti kapatılırsa NPD’yi takip etmek ve oradan gelecek olan bilgilerden mahrum kalınacaktır.  Her ne kadar NPD’li yöneticiler neo-Nazilerle ilişkisi olmadığını açıklamasına rağmen söylediklerinin aksi yönünde iddialar ortaya atılmaktadır. Bild gazetesine konuşan eski bir NPD’li, 1998’den sonra yeraltına giren Beate Zschape’yi bir NPD Noel partisinde gördüğünü, zanl