İKİNCİ 11 EYLÜL

upa-admin 13 Eylül 2012 1.921 Okunma 0
İKİNCİ 11 EYLÜL

11 Eylül 2001’de New York’ta gerçekleşen ve binlerce ABD vatandaşının ölümüne neden olan “terör saldırıları”nın yıldönümünde, terör yine ABD’yi vurdu. Ancak bu sefer saldırı ABD topraklarında gerçekleşmedi, ABD’nin Libya Büyükelçisi J. Christopher Stevens ve üç elçilik görevlisi, Bingazi konsolosluğuna atılan roketle yaşamlarını kaybettiler. Yapılan değerlendirmelerde, büyükelçinin saldırının neden olduğu yangın sırasında boğularak can verdiği şeklinde…

Aslında 11 Eylül 2001’in, 1990’da baba Bush tarafından açıklanan “yeni dünya düzeni” açısından “sarsıcı bir etkisi” vardı. Her iki dünya savaşı dahil kendi topraklarında “vurulmayan” ve “dokunulmazlık”la tanımlanan ABD vuruldu. Üstelik vuran ne SSCB, ne yeni Rusya, ne de Çin’di. El Kaide adlı Vahabi-Selefi öğretisine dayalı, daha önce adı sanı çok duyulmamış bir İslamcı örgüt, bu eylemleri üstlendi. New York’taki “ikiz kuleler”, arkasında herhangi bir devletin olmadığı, militan bir örgüt tarafından, sivil uçakların “intihar saldırısı”na alet olduğu, alışılmamış yöntemlerle ortadan kaldırıldı. Ne var ki, El Kaide’nin kaynaklandığı Selefi anlayışı ABD tarafından Afganistan’da SSCB işgaline karşı “mücahit” örgütlenmesinde ve Çeçenistan’da Rusya’ya karşı kullanılmış, El Kaide lideri Bin Ladin, Afganistan’da CIA’nın “lojistik ve ideolojik eğitimi”nden geçmişti. Soğuk Savaş bitince “namlu” ABD’ye döndü ve vurmaya başladı.

El Kaide’nin saldırıları “asimetrik savaş” ya da “post modern savaş” olarak nitelendirildi. Zira artık siyasal ve askeri rekabet, devletler arası tekelinden çıkmıştı. Nitekim 11 Eylül 2001’den sonra olağanüstü toplanan NATO zirvesi, ABD’ye yönelik saldırıları, “kollektif savunmayı” içeren “5. madde” kapsamında kabul etti ve Afganistan’da El Kaide’yi yardım ve yataklık etmekle suçladığı Taliban yönetimine karşı, askeri operasyon kararını verdi. Afganistan’daki “hayalet avcılığı”, 11 yıldan beri sürüyor. El Kaide terörünün gündeme getirdiği en önemli tezlerden biri, Samuel Huntington’un “Uygarlıklar Çatışması” idi. Önce makale, sonra kitap olan Uygarlıklar Çatışması, dünyadaki siyasal rekabeti, dinlere dayanan uygarlıklar çerçevesinde ele aldı ve “küresel muhafazakarlık”ı öne çıkardı. Oğul Bush’un birlikte çalıştığı “yeni muhafazakarlar” da bu işten epey nemalandı. Ilımlı İslam önerileri ise, radikalleşen İslami hareketlerin piyasacı ve Batıcı bir zemine kaydırılması ancak Batı sistemine dahil edilmemesi bağlamında ele alındı. Türkiye’ye AKP iktidarı yüzeyinde “model ülke” olma rolü biçildi.

11 Eylül 2012’ye gelindiğinde ise, “Arap Baharı” adı verilen, sosyo-ekonomik taleplerle ortaya konulan kitlesel gösterilerin, Müslüman Kardeşler (İhvan) tarafından nüfuz altına girmesiyle, giden diktatörlerin yerini İslamcı, otoriter ama Batı’yla “sorunsuz” yönetimlerin almasını sağladı. Tunus’ta Raşid Gannuşi’nin Ennahda’sı, Mısır’da Mursi’yi cumhurbaşkanı seçtiren Hürriyet ve Adalet Partisi iktidarları böyle oluştu. Bu arada Libya’da Kaddafi, NATO operasyonuyla devrilirken, ülke ikiye bölünmenin eşiğne geldi. Suriye’de tasarlanan İhvan düşü ise, Esad yönetiminin direnmesiyle “gecikmiş bahar”a dönüştü.

Obama yönetiminin 2011-2012 döneminde, İsrail hükümetiyle zıtlaşan ve İhvan’la flört eden “Ortadoğu yaklaşımı”, 12 Eylül 2012’de ABD’nin  Libya Büyükelçisi’nin öldürülmesiyle iflas etti. Üstelik iki aydan az bir zaman sonra, ABD başkanlık seçimleri var. 11 Eylül’de ABD’nin Mısır’ın başkenti Kahire’deki büyükelçiliği de yine Selefi gruplarca baskına uğratılmaya çalışılmış, büyükelçiliğin duvarlarına tırmanmaya çalışan göstericiler, ABD güvenlik görevlilerinin açtığı uyarı ateşleriyle dağılmak durumunda kalmıştı. Tüm bu olaylara neden olan da eski bir emlakçı olan, ABD’nin California eyaletinde yaşayan ve kendisini İsrailli bir Yahudi olarak tanıtan 56 yaşındaki Sam Bacile’ın Youtube’da yayınlanan 13 dakikalık videosu. “Müslümanların Masumiyeti (Innocence of Muslims)” adını taşıyan video, Hz. Muhammed’i aşağılayan ve hakaret eden, kaba bir çalışmayı ifade ediyor. Tam da Huntington’a göre bir “yaklaşım”!.. Bacile’ın “provokatif” filmi, nasıl kitleleri  sokağa döktü? Bu hakaretleri içeren video, nasıl hedefine ulaştı? Sorular çok ama, her bir provokasyonda Selefiler “Arap Sokağı”na hakim olursa, İhvan yönetimleri de kısa  bir vadede tarihe karışabilir. İkinci Ilımlı İslam denemesi İhvan’la son bulurken, Selefiler “Uygarlıklar Çatışması”nı yaşama geçirip, El Kaide’yi İhvan’la yer değiştirebilirler.

Türkiye’nin “laik modeli”ni, Atatürk’ün “yurtta barış, dünyada barış”ını aşağılayanlar, “nasıl bir Ortadoğu yarattık” sorusunu sorduklarında iş işten geçmiş olacak? Obama bakalım Kasım’da ne yapacak?

Yrd. Doç. Dr. Deniz TANSİ

Leave A Response »

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.