BOSNA-HERSEK’TE YEREL SEÇİMLER: ESKİ AKTÖRLER YENİ UMUTLAR

upa-admin 14 Ekim 2012 2.280 Okunma 0
BOSNA-HERSEK’TE YEREL SEÇİMLER: ESKİ AKTÖRLER YENİ UMUTLAR

Avrupa’nın ortasında siyasal ve yönetimsel bir başarısızlık örneği olarak arz-ı endam eden Bosna-Hersek’te 7 Ekim tarihinde yerel seçimler gerçekleştirildi. Dayton Antlaşması’nın beraberinde getirdiği grup kimliğine dayalı siyasal yönetim anlayışının etnik ve dinsel farklılıklar ekseninde güvenlikleştirildiği Bosna-Hersek, Boşnak, Sırp ve Hırvat kimliklerinin toprak bazlı ve yönetim tabanlı çatışmaya eklemlendiği karmakarışık bir yönetim anlayışı çerçevesinde sıkışıp kalmış durumdadır. Dayton Antlaşması’nın yarattığı Bosna-Hersek, ülkede yaşayan ve din unsurunu etnik kimliklerinin altını çizebilme noktasında bir referans olarak kullanan toplumsal gruplar arasındaki ayrım çizgilerini derinleştiren, alt kimlikleri üst kimliğe (ulusal kimlik) üstün kılan ve bunu anayasal hale getiren aşırı bürokratik bir siyasal yapı olarak görülebilir. Öyle ki, federal eksende kurgulanmış olan Bosna-Hersek’in kendi içerisinde özerk hareket eden birçok teritoryal ve yönetimsel yapıdan oluştuğunu görüyoruz. Bosna-Hersek Cumhuriyeti’nin, Boşnak ve Hırvatların kendilerine özgü olarak oluşturulan bölgeler çerçevesinde bir arada yaşamaya zorlandığı Bosna-Hersek Federasyonu ile Sırplardan müteşekkil Bosna Sırp Cumhuriyeti’nden oluşması ve bu bölgesel yönetimlerin arasında duygusal ve siyasal bir bağlantının olmadığı hesaba katıldığında yapılmış ve yapılacak olan genel ya da yerel seçimlerin çok da büyük bir farklılık taşımayacağı ve nihai çözüm yolunda herhangi bir etkide bulunamayacağı çok açık bir şekilde görülebilir. Zira Dayton’un yarattığı yönetimsel ayrımlar çerçevesinde işletilen bir demokrasinin grup kimliklerinin konsolide edilebilmesine ve mevcut siyasal fiyaskonun devamlılığına katkıda bulunacağı açıktır. Bu tarz bir yapıyı siyasal çoğulculuk ve çok kültürlü yönetim anlayışının bir yansıması olarak sunmak ise tamamıyla yanlış bir kanıdır.

7 Ekim 2012’de gerçekleştirilen yerel seçimler de belirttiğimiz toplumsal ve yönetimsel ayrımlar çerçevesinde gerçekleştirilmiştir. Yerel seçimlerin 4 yılda bir yapıldığı ve toplam 3,1 milyon seçmenin oy kullandığı Bosna-Hersek Yerel Seçimleri’nde 5100 noktada seçim sandığı kurulmuş ve toplumsal parçalanmışlığın ve kişisel hırsların bir göstergesi olarak tam 84 parti ile 59 siyasal koalisyon nezdinde 30 bin aday bu seçimlerde yarışmıştır. Bosna-Hersek’te toplam 136 belediye başkanlığı bulunmaktadır ve bu belediyeler Bosna-Hersek Federasyonu ile Bosna Sırp Cumhuriyeti arasında siyasal anlamda bölünmüştür. Öyle ki, bu belediyelerin 78’i Bosna-Hersek Federasyonu’nda 58’i de Bosna Sırp Cumhuriyeti’nde bulunmaktadır. Seçim sonuçları, 2010 yılında gerçekleştirilen genel seçimlerde ön plana çıkan partilerin ve liderlerin toplumsal meşruiyetlerini yitirmeye başladıklarını ve Bosna-Hersek halkının, etnik kimlik farkı gözetilmeksizin ülkenin içerisinde bulunduğu yozlaşmış, sosyal refah düzeyi oldukça düşük, yolsuzluğun ayyuka çıktığı ve işsizlik oranlarının zirve yaptığı mevcut konjonktürden hoşnut olmadığını gösteriyor. İktidarda bulunan siyasal partilerin ve liderlerin üzerinde durdukları tek konunun kimlik tabanlı politikalar olması ve sosyal demokrat çizgide hareket ettiğini belirten bu partilerin ekonomik sorunlar ve toplumsal refah düzeyinin arttırılabilmesi hususunda hiçbir plan ve proje ortaya koymamaları kimlikten bağımsız olarak tüm Bosna halkının, yerel seçimleri, tepkilerini gösterecekleri bir platform olarak algılamalarına neden olmuştur. Zira sosyal demokrat çizgide hareket ettiklerini belirtmelerine karşın, bu partilerin Bosna-Hersek’te yaşayan toplumsal gruplar arasında iletişimi ve etkileşimi arttırmaya yönelik girişimlerde bulunmadıklarını, söylem boyutunda milliyetçiliğe kaydıklarını ve özellikle AB ile ilişkiler ile ekonomik gelişim noktasında ileri bir adım atamadıkları ortadadır. Bosna halkı, iktidara gelirken kullandıkları bu siyasal retoriği yadsıyan partilere oy vermektense, krizin başında bu yana tarafların ana akım temsilcileri olarak ön plana çıkan ve her yönüyle etnik milliyetçi olduğunu söyleyebileceğimiz bir söylem benimsemiş siyasal akımlara destek vermeyi tercih ettiklerini görüyoruz. Yani, milliyetçi bir drama yaratılacaksa bu dramanın kurgusunun ana aktörler tarafından işlenmesi düşüncesi Bosna halkında hasıl olmuştur.

Boşnak ulusal kahramanı Alija Izzetbegovic’in kurduğu ve Süleyman Tihic’in liderliğini yaptığı SDA (Demokratik Eylem Partisi), bu yerel seçimlerin en önemli kazananı olarak ön plana çıkmıştır. Toplam 34 belediye başkanlığı elde eden ve özellikle başkent Saraybosna ile Novi Grad, Ilıca, Zenica, Vogosca, Bihac ve Travnik gibi büyük şehirlerde belediye başkanlıklarını elde eden SDA, 2010’da düzenlenen genel seçimlerde SDP (Sosyal Demokrat Partisi)’ye karşı aldığı ağır yenilginin rövanşını da almıştır. % 27,2 oy oranı ile seçimlerde en çok oyu alan parti olan SDA’nın en önemli başarılarından biri de, diğer Boşnak partileri ile birlikte ortak aday gösterdikleri Camil Durakovic’in, Bosna Sırp Cumhuriyeti topraklarında bulunan ve 1995’te Sırplar tarafından düzenlenmiş bir soykırıma ev sahipliği yapan Srebrenica’da belediye başkanlığı seçimlerini kazanmış olmasıdır. Nitekim Durakovic’in oylarının çok büyük bir bölümünü SDA’nın oylarının oluşturduğu anlaşılmıştır. Srebrenica’yı Boşnaklara kaybetmek istemeyen Sırpların yaptığı taşkınlıklar, saldırı girişimleri ve oy taşıma girişimleri nedeniyle bu ildeki seçim sonuçları henüz açıklanmamış olsa da, Boşnak aday Durakovic’in seçimleri önde tamamladığı ortadadır. Oylarının hemen tamamını Boşnaklardan alan SDA’nın dışında 2010 seçimlerinin galibi olan Dışişleri Bakanı Zlatko Lagumdzija’nın liderliğini yaptığı ve tıpkı SDA gibi Boşnak oylarına talip olan SDP (Sosyal Demokrat Partisi) ise, elde ettiği 11 belediye ile çok büyük bir hezimete uğramıştır. SDP’nin bu kadar büyük bir kayba uğramasında, daha önce de açıkladığımız üzere, 2010 seçimlerinin ardından ülkenin büyük bir siyasal ve ekonomik kriz içerisine sürüklenmesi ve bu bağlamda milliyetçi hasletlerin ön plana çıkması etkili olmuştur. Oy oranı % 8,8’de kalan SDP lideri Lagumdzija’nın Dışişleri Bakanlığı koltuğu dahi tehlikeye düşmüştür. 2009 Kasım’ında medya baronu Fahrudin Radonic tarafında kurulmuş olan, liberal politikalar izleyen ve bu yıl ilk kez yerel seçimlere katılan bir diğer Boşnak partisi SBB (Daha İyi Gelecek için İşbirliği) ise 2 belediye başkanlığı kazanarak varlığını ispat etmiştir.

Sırp tarafına göz gezdirildiğinde, Bosna Sırp Cumhuriyeti’nin Başkanı Milorad Dodik’in liderliğini yaptığı ve 2010 seçiminden zaferle ayrılan SNSD (Bağımsız Sosyal Demokratlar Birliği)’nin bu seçimde kaybeden tarafta yer aldığını görüyoruz. Dodik’in ülkede süregelen ekonomik krizi ve başarısız ekonomi politikalarını perdeleyebilmek için sosyal demokrat çizgiden ziyade milliyetçi ve ayrılıkçı söylemlere sapmış olması, halkın ona ve politikalarına olan güvensizliğini ortadan kaldırmaya yetmemiştir. Hemen her gün Bosna-Hersek’i karalayan açıklamalarda bulunan ve Bosna Sırp Cumhuriyeti’nin ayrılma hakkından bahseden Dodik’in bu tavrı, Sırp tarafındaki milliyetçi duyguların kabarmasına katkı sağlamıştır. Ne var ki, bu dalgalanma kendisine değil Radovan Karadzic’in kurduğu ve Sırp milliyetçiliğinin bayraktarlığını yapan Sırp Demokrat Partisi (SDS)’ne yaramıştır. Zira yerel seçimler sonucunda SNSD, aldığı % 12 oyla 15 belediye başkanlığı kazanırken, SDS’nin kazandığı belediyelerin sayısı 27’yi ve aldığı oy oranı da % 21,6’yı bulmuştur. Bir başka Sırp partisi olan DNS (Demokrat Halk Birliği) ise toplam 4 belediye kazanmıştır.

Bosnalı Hırvatların ortaya koyduğu görünüm ise Boşnaklar ve Sırplara oranla çok daha statükocu olmuştur denilebilir. Nitekim Hırvat milliyetçiliği ekseninde bir söylem benimsemiş olan ve Bosna’daki Hırvatların en önemli partisi olarak bilinen Hırvat Demokrat Birliği-Bosna Hersek (HDZ BiH), tıpkı 2010 ve daha önceki seçimlerde olduğu üzere en güçlü aktör olarak ön plana çıkmış ve % 11,2 oyla 14 belediye başkanlığı kazanmıştır. Hırvat Demokrat Birliği 1990 (HDZ 1990) ise toplam 3 belediye başkanlığı elde etmiş ve Bosnalı Hırvatların oylarını bölebilecek kapasitede olmadığını göstermiştir. Bosna-Hersek’te kurucu unsurlardan biri olan Hırvat toplumu, nüfus ve siyasal etkinlik bakımından Boşnaklar ve Sırplar kadar etkili olmasa da, grup kimliğine dayalı siyasal birlik ve bütünlük anlamında gerek Boşnaklardan gerekse de Sırplardan çok daha sağlam bir görünüm arz etmektedir.

Bosna-Hersek’te gerçekleştirilen yerel seçimler, siyasal spektruma hakim olan partiler bağlamında bir değişimin yaşanacağını göstermekle birlikte, ülkenin yaşadığı temel problemlerin çözümü hususunda çoğulcu bir toplumsal iradenin yaratılabileceğini ortaya koymamaktadır. Ülkenin yaşadığı toplumsal, ekonomik ve sosyal problemler çözülemediği için grup kimliğine dayalı güvenlikleştirmeler konsolide edilmekte ve çatışma faktörü işbirliğine üstün tutulmaktadır. Bosna-Hersek toplumunun etnik kimlik farkı gözetilmeksizin kendi kimliklerine eklemlenmiş ve toplumlar arası mücadeleyi yansıtan milliyetçi partilere prim tanıması, kan akmasını önleyen ancak toplumsal ve yönetimsel sorunları donduran Dayton Antlaşması’nın sürekliliğine katkı sunmakta ve Balkanlar’ın ortasında çok büyük bir siyasal problemin varlığını meşrulaştırmaktadır.

Dr. Göktürk TÜYSÜZOĞLU

Leave A Response »

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.