AVRUPA’NIN YÜKSELEN TRENDİ: İSLAMOFOBİ

upa-admin 21 Ekim 2012 12.007 Okunma 0
AVRUPA’NIN YÜKSELEN TRENDİ: İSLAMOFOBİ

İslamofobi kelime olarak ”İslam korkusu” anlamına gelmekte, Müslümanlara ve İslam dinine önyargı ve ayrımcılıktan kaynaklanmaktadır. İslamofobi’nin tarihi Endülüs’ün fethedilmesine kadar inmekte ve Haçlı seferleriyle derinleşmektedir. İslamofobi’nin tarihine şöyle bir göz atarsak 1980’li yılların sonları dikkatimizi çekmektedir. 1991’de Sovyetler Birliği dağıldıktan sonra Avrupa’nın düşmanları konumundaki Marksizm ve Komünizm düşman çerçevesinden çıkmıştır. Bunun üzerine Avrupa’da yaşayan bireyler için yeni bir düşmana yani bir ”öteki” ne ihtiyaç duyulmuştur. Avrupalı siyasetçiler ve medya ise bu potansiyel düşmanı kısa sürede bulmuştur. Bu yeni düşman “İslam Ülkeleri”dir.

Yıllara göre İslamofobi yoğunlaşmış veya durağanlaşmış, son 10 yılda ise daha popüler hale gelmiştir. İslamofobi’nin son 10 yılda popülaritesinin artmasında Samuel Huntington’un “Medeniyetler Çatışması” adlı makalesinin payı ise su götürmez bir gerçektir. Harvard Üniversitesi’nde görevli profesörün 1993 yılında yazdığı bu makale daha sonra genişletilerek kitap haline getirilmiş ve 11 Eylül saldırıları ile ilgi odağı olmuştur. Huntington’ın tezinin temel noktası Soğuk Savaş’tan sonra günümüz politikalarının şekillenmesinde belirleyici olan unsurun politik ideoloji değil, kimlikler doğrultusunda gerçekleşeceği yönündedir. Makalede İslam dünyası bir tehlike olarak gösterilmiştir. Oysa İslam Dünyası Batı’yı tehdit edecek bir güç değildir. Çünkü günümüz koşullarında bile Batı paradigması geçerlidir ve Doğu, Batı için tehlikeli olabilecek bir paradigma üretimi içinde değildir.[1]

Batının İslamofobi algısında kuşkusuz ki 1993 yılında Dünya Ticaret Merkezi’ne bombalı saldırı düzenleyen, 11 Eylül saldırılarını gerçekleştiren El Kaide terör örgütünün payı büyüktür. El Kaide, Cihad anlayışı için yaptığını savunduğu binlerce masum sivilin ölümüyle sonuçlanan saldırıları ile insanların aklındaki “İslam’ın barış ve hoşgörü dini olduğu kanısını” akıllardan silmiştir. 11 Eylül 2001’de New York’taki İkiz Kulelere yapılan saldırılar ise bir süreliğine uykuda olan İslamofobi’yi uyandırmakla kalmamış, Avrupa için dönüm noktası sayılabilecek bu saldırılar İslam dininin terör, şiddet, köktendincilik ile anılmasına neden olmuştur. Bu da İslam’ın hoşgörü ve kardeşlik imajını zedelemiştir. Yapılan araştırmalar İslamofobi’nin Avrupa’da bir trend haline geldiğini gözler önüne sermektedir. Geçtiğimiz dönemlerde yaşadığımız olaylar ise Batı’daki bu İslam korkusunu yine Batı’nın tetiklediğini göstermektedir. İslam dinine hakaret eden karikatürler, peşinden “Müslümanların Masumiyeti” filmi, Avrupa’da yaşayan gayrimüslimler arasındaki huzur bozan nitelikteki olaylar ve kışkırtıcı eylemler İslamofobi’yi tırmanışa geçirmiştir. Son birkaç yılda yaşanan İslamofobik olaylara göz atarsak;

30 Eylül 2005’te Kurt Westergaard tarafından çizilen, Danimarka’nın Jyllands Posten adlı gazetesinde yayınlanan Hz. Muhammed’i saldırgan bir terörist olarak gösteren karikatürü krizi tırmandırmıştır. Danimarka gazetesine destek için Fransa, Almanya, Hollanda, İtalya ve İspanya’daki bazı gazeteler de karikatürlere sayfalarında yer vermişlerdir. Danimarka’daki bu krizin ardından Norveç’te de ikinci bir kriz yaşanmıştır. Ülkenin önde gelen gazetelerinden Affenposten Danimarka’da yayınlanan karikatürleri kendi sayfalarına taşımış, ardından Dagbladet gazetesi de Facebook sitesinde benzer karikatürler yayınlamıştır.[2] Bu yaşanan olaylara karşılık karikatürleri yayınlayan gazetelere tepki ve tehditler yağmıştır. Çıkan olaylar sonucu yapılan Danimarka karşıtı eylemlerde elçilik önlerinde bayraklar yakılmış, 100’den fazla kişi hayatını kaybetmiştir.[3]

27 Mart 2007’de Hollanda’nın Özgürlük Partisi (PVV) Başkanı aşırı sağcı siyasetçi Geert Wilders’ın İslam’a hakaret dolu “Fitne” isimli kısa filmi internette yayınlanmıştır. İslam’ı faşizm ile kıyaslayan, halkı şiddet ve nefrete tahrik eden bu filmden dolayı Hollanda İslam Federasyonu Wilders aleyhine dava açmıştır.[4] Hollanda mahkemesi Lahey’de Wilders’i yargılamış; Wilders’in açıklamalarının Müslümanlara değil, İslam’a yönelik olduğu ve bunun da “kamusal tartışma sınırları içinde kabul edilebilir” olduğu gerekçesiyle beraat kararı vermiştir.[5]

Amerikalı rahip Terry Jones 11 Eylül 2010 gününü “Kuran yakma günü” ilan ederek, ardından gelen tepkiler sonucu bu özgürlükle bağdaşmayacak eyleminden vazgeçmek zorunda kalmıştır. Fakat Jones aylar sonra 20 Mart’ta dediğini yapmış, bu olay sonucu Afganistan’da protestolar olmuş, bir grup protestocu Birleşmiş Milletler’in Afganistan’a yardım ofisine saldırıp 8 Birleşmiş Milletler çalışanını öldürmüş, birkaç protestocu da yaşamını yitirmiştir.[6]

Almanya’da ise Köln Eyalet Mahkemesi Ekim 2012’de sünnet etmeyi kasten adam yaralama suçu sayarak sünneti yasaklamış, peşi sıra bu kararın din hürriyeti ile bağdaşmayacağı ve ülkeyi alay konusu haline getireceği için Ekim 2012’de bu kararından vazgeçmiştir.

Ve son yaşanan olay “Müslümanları Masumiyeti” adlı filme gelirsek; “Müslümanların Masumiyeti” adlı Müslümanları kötüleyen, provokatif ifadeler içeren ve baştan sona kışkırtmalarla dolu film için Müslüman halklar sokaklara dökülmüştür. Şüphesiz filmin amacı insanlarda Müslümanlara karşı temelsiz bir korku, önyargı ve nefret oluşturmaktır. İşte bu film sonucu ayaklananlar 12 Eylül 2012’de Libya’daki Amerikan Büyükelçiliği’ne roketatarlı saldırı düzenleyerek, elçiliği ateşe vermişlerdir. Olay ABD büyükelçisi Christopher Stevens ve 3 Amerikalı diplomatın linç edilerek ölümüyle sonuçlanmıştır. Neticede provokasyonlarla dolu olan tüm bu olaylara verilecek cevap bellidir: Sessizlik. Ki zaten provokasyonların amacı İslamiyeti bir şiddet ve nefret dini olarak gösterme gayretli olduğu için sessizlik en büyük cevap olacaktır.

Avrupa Irkçılık ve Yabancı Düşmanlığını İzleme Merkezi’nin (EUMC) “Avrupa Birliği’nde Müslümanlar: Ayrımcılık ve İslamofobi” üzerine Avrupa Birliği’ne üye devletlerde yaşayan Müslümanların durumu hakkındaki raporu gerçekleri gün yüzüne çıkarmaktadır. Raporda Avrupa’da yaşayan Müslümanların çalışma, eğitim, barınma alanlarında ayrımcılıkla karşılaştıkları belirtilmektedir. Raporda üye devletlerde İslamofobik olayların Müslümanlara karşı sözlü tehdit ve fiziksel saldırılara vardığı görülmektedir. Ayrıca rapor üye devletlerde ayrımcılık ve ırkçılıkla mücadeleye yönelik eylemler konusunda da öneriler getirmektedir. Bunlardan bazıları; İslamofobi ve ırkçılık olaylarının kaydedilmesi ve denetlenmesi, üye devletlerde sosyal bütünleşme ve katılım politikalarının uygulanması, istihdam tedbirlerini teşvik, ırkçı olmayan bir toplum için siyasi partilerin harekete geçirilmesi, Avrupalı Müslümanların kamu hayatına daha etkin katılımının sağlaması ve medya ile ilgili çeşitli tedbirlerdir.[7]

ABD’de Pew Research Center tarafından yapılan bir araştırma ise genel olarak dindarlığa karşı önyargıların arttığını, İslam’a yönelik korkuların da diğer dinlere göre daha fazla olduğunu ortaya çıkardı. Ayrıca anket İslamofobi’nin anti-semitizmden daha hızlı büyüdüğünü gözler önüne serdi. Araştırma kapsamında anket yapılan ülkelerden İspanya’da yüzde 52, Almanya’da yüzde 50, Polonya’da yüzde 46 oranında Müslümanlara karşı olumsuz düşünme oranları Avrupa’da İslam düşmanlığının ne kadar yüksek olduğunu ortaya koymaktadır.[8]

Değerlendirme

Yıllardır çok kültürlülüğü ile övünen, insan hakları, demokrasi, tüm inançlara eşit yaklaşımı ile gurur duyan Avrupa’nın bu konuda üzerine büyük sorumluluklar düşmektedir. Bu konuda öncelikli olarak Batılı devletlerin yapması gereken ilk iş İslamofobi olaylarına karşı yasal düzenlemeler getirmesi olmalıdır. Çünkü “ifade özgürlüğü” adı altında yapılan bu eylemlerin Batılılara getirisi yalnızca bayraklarının yakılması, kendi elçilerinin yaşamını yitirmesi ve zarar gören hoşgörüleri olacaktır. Ayrıca Avrupa’nın diğer bir sorunu anti-semitizm yani Yahudi karşıtlığı gibi İslamofobi’nin de nefret suçu kabul edilmesi gerekmektedir. Kısacası “Medeniyetler Çatışması” yerine “Medeniyetler İttifakı”nı pekiştirecek çalışmalara acilen başlanılmalıdır.

 

Yıldız ÇELİKTAŞ/UPA Uludağ Üniversitesi Temsilcisi

[1] M. Sadık Acar, “Medeniyetler Çatışması mı, Menfaatler Çatışması mı?”, http://www.iibf.deu.edu.tr/dergi/1139575867_1.pdf, Erişim Tarihi: 15.10.2012.

[2] “Şimdi de Norveç’te Karikatür Krizi”, http://haber.gazetevatan.com/Simdi_de_Norvecte_karikatur_krizi/285331/30/Haber#.UIJtFme-XIU, Erişim Tarihi: 20.10.2012.

[3] “Danimarka Elçiliği Ateşe Verildi”,  http://www.bbc.co.uk/turkish/news/story/2006/02/060205_cartoons-late-sunday.shtml, Erişim Tarihi: 20.10.12

[4] “Hollanda Mahkemesi: Fitne Filmi, İfade Özgürlüğü Kapsamında”, http://www.dw.de/hollanda-mahkemesi-fitne-filmi-ifade-%C3%B6zg%C3%BCrl%C3%BC%C4%9F%C3%BC-kapsam%C4%B1nda/a-3250592-1, Erişim Tarihi 20.10.2012.

[5] “Geert Wilders ‘Müslümanlara Hakaret’ten Beraat Etti”, http://bianet.org/biamag/dunya/131018-geert-wilders-muslumanlara-hakaretten-beraat-etti, Erişim Tarihi 20.10.2012.

[6] “Kuran’ı Yaktı, Afganistan Yandı”, http://dunya.milliyet.com.tr/kuran-i-yakti-afganistan-yandi/dunya/dunyadetay/03.04.2011/1372515/default.htm, Erişim Tarihi: 20.10.1012.

[7] “Yabancı Düşmanlığı İzleme Merkezi (EUMC) Raporu: Avrupa Birliği’nde Müslümanlar: Ayrımcılık ve İslamofobi”, http://fra.europa.eu/sites/default/files/fra_uploads/1935-EUMC-highlights-TR.pdf, Erişim Tarihi: 30.09.2012.

[8] “Avrupa’da Dine Karşı Önyargılar Arttı, İslamofobi İlk Sırada”, http://euro.zaman.com.tr/euro/newsDetail_getNewsById.action?newsId=46298, Erişim Tarihi: 20.10.2012.

Leave A Response »

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.