SSCB SONRASI RUSYA’NIN GÜCÜ

upa-admin 14 Mart 2013 3.634 Okunma 0
SSCB SONRASI RUSYA’NIN GÜCÜ

Bilindiği gibi Soğuk Savaş döneminde Amerika Birleşik Devletleri ile birlikte dünyanın iki süper gücünden biri kabul edilen Sovyet Birliği, 1991 yılında dağılmış ve bu bloktan tam 15 yeni ülke meydana gelmiştir. Bu ülkeler daha sonra aralarındaki işbirliğinin devamını sağlamak amacıyla Bağımsız Devletler Topluluğu’nu (BDT) oluşturmuş ama Sovyetler Birliği’ndeki gibi egemenlik haklarını bu kuruma devretmemişlerdir.

Sovyetlerin en büyük mirasçısı doğal olarak Rusya Federasyonu’dur. Rusya önemli ölçüde güç kaybettikten sonra ilk yıllarında tam bir kaos içerisindeydi ve kendini toparlayamamıştı. Böylesine büyük bir ülkeyi kaybetmesinin de halkın ve devletin üzerinde yıkıcı bir etkisi olmuştu. Rejim değişikliğine de ayak uydurmakta zorlanmıştı. Ama bu, Sovyetlerden ayrılan diğer ülkeler için geçerli bir durum değildir. Rusya toparlanmaya başlayınca eski Sovyet coğrafyasına sahip çıkmaya başladı. Her ne kadar Sovyetler artık yoksa da, Rusya bu ülkelerdeki nüfuzunu korumaya çalışmıştır. Bunun çeşitli örneklerini hatırlayacaksınızdır. Öncelikle kendi içinde yapmaya başlamıştır. Çeçenistan’a çeşitli askeri operasyonlar düzenlemektedir. Bu ülkedeki Rusya karşıtlığını silmeye çalışmaktadır. Hatırladığım diğer bir örnek ise Gürcistan da yaşanan Osetya sorunudur. Bu sorun aslında NATO’ya başvuran Gürcistan’a Rusya tarafından verilen bir gözdağıdır. Rusya Gürcistan’a saldırmış ve Güney Osetya’nın bağımsızlığını tanımıştır. Gürcistan üzerindeki nüfuzunu sağlamlaştırmaya çalışmıştır.

Kafkas bölgesi ve Orta Asya bölgesi Rusya için önem taşımaktadır. Çünkü buradaki ülkelerle Sovyetler sayesinde ortak bir tarihi vardır. Bu ülkelerin hiçbir şekilde Batı’nın yanında yer almaması için çalışmaktadır. Orta Asya ülkelerinde ise Rusya ile yapılan antlaşmalar Rusya’nın buradaki etki alanını sağlamlaştırmış ve bu ülkelerle Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) ve Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT) gibi kuruluşlarda birlikte çalışmaktadırlar.

Rusya özellikle Vladimir Putin’in iktidara gelmesiyle güçlenmeye başlamış ve bölgesinde istikrar oluşturmaya çalışmıştır. Özellikle de Rusya’nın bir süper güç olması için çalışmakta ve bunun için eski Sovyet coğrafyası üzerindeki işi sıkı tutmaktadır. Tekrar bir Doğu Bloğu oluşturma düşüncesi hakimdir. Zaten Rusya’nın Batı ile bir ittifakı bulunmamaktadır. Örneğin NATO ve Avrupa Birliği’ne (AB) üye değildir. Avrasya coğrafyasında kendi etki alanını hatta bu çizgiyi Ortadoğu’ya kadar çekmeye çalışmaktadır. Avrasya coğrafyasında NATO gibi güvenlik örgütü olan Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) mevcuttur. Rusya ve Çin ŞİÖ’yü Avrasya coğrafyasına herhangi bir Batı ülkesinin etki alanı oluşturmasını engellemek için kurmuştur. Bu nedenle kurulan bu yapıyı Doğu Bloğu olarak adlandırılmak ise anlamlı olacaktır. Çin’in ve Rusya’nın etki alanları Ortadoğu’da hissedilir bir derecededir. Dediğim gibi etki alanlarını genişletmek istemektedirler. Bunun için Ortadoğu’da bulunan Batı ülkelerini buradan çıkartmak amacındadırlar ve onların boşalttığı bu koltuğu devralmak istemektedirler. Bu ülkelerin Ortadoğu’da iki önemli müttefiki vardır; biri İran, diğeri Suriye’dir. Özellikle bugünlerde Suriye’yi elinde tutmaya çalışmaktadırlar çünkü olası bir Ortadoğu savaşında Rusya’nın ve Çin’in iki cephesi olacaktır. Bu önemi gördükleri için bu konu üzerinde hassasiyetleri mevcuttur. Ve Ortadoğu politikasını yakından takip etmektedirler.

Rusya aslında dışarıya karşı güçlü görünmeye çalışsa da veya bu yönde politika yapsa bile, Sovyetlerin gücüne hala erişememiştir. Bunu orada yaşayan halk göstermektedir. Halkın büyük bir çoğunluğu Sovyetler Birliği’ni özlemekte ve bu ülkeyi aramaktadır. Bunun bazı nedenleri düşününce kolaylıkla bulabiliriz. En önemlisi Sovyetlerde bulunan sosyalist rejim. Evet, sosyalist tek parti rejimi demokratik olmayabilir veya halk üzerinde baskısı ve halk özgürlüklerini tam anlamıyla yaşayamayabilir, ama devlet halkının refahı için halka hizmet görevini üstlenmiştir. Sovyet ekonomik sistemi veya toplum sistemi Rusların özellikle tekrar istedikleri sistemdir. Çünkü devletin halk üzerinde olan sorumluluğu daha fazlaydı. Ama Rusya’da şu anda mevcut olan kapitalist rejim ise bunun tam tersidir.

Geçen günlerde Stalin’in 60. ölüm yıldönümü Rusya’da bir tören ile anıldı. Orada bulunan bazı kesimlerin Rusya’nın şu anki durumundan memnun olmadıklarını ve Sovyetleri özlediklerini açıkça dile getirmesi, Rusya’nın hala Sovyetler kadar güçlü olamadığının bir göstergesidir. Çünkü eğer bir ülke güçlü olma niyetindeyse, öncelikle halkını mutlu etmek mecburiyetindedir. Eğer halk mutlu değil ve eskiyi özlüyorsa, o zaman bu devlet güçlü bir devlet iddiasında bulunmamalıdır. Rus Kamuoyu Araştırma Merkezi’nin (Leveda) yaptığı bir ankete göre Rus halkının % 49’u Stalin’in Rusya tarihinde önemli bir rolü olduğunu söylüyor. Bu bile aslında Rusya hükümetinin bir uyarı olarak alması gerekmektedir. Halkının Sovyet rejimini özlemesi Rusya yönetiminden memnun olmadığını göstermektedir. Özellikle de Sovyetlerin en acımasız liderinin özlenmesi ise başka bir konudur.

Önümüzdeki yıllar Avrasya coğrafyası için özellikle de Rusya için önem taşımaktadır. Eğer Rusya güçlü olmak istiyorsa Sovyetler Birliği gibi ya da eskiden onun yaptığı gibi bir yol tutmamalıdır. Tamamen kendisinin oluşturacağı ve önündeki yolu aydınlatacak bir yol inşa etmelidir. O zaman halkın Sovyetleri unutması kolay olacaktır.

 

Murat ÇİÇEK/UPA Eskişehir Anadolu Üniversitesi Temsilcisi

Leave A Response »

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.