ERMENİSTAN: ŞANTAJ POLİTİKASININ ACILARI

upa-admin 27 Mart 2013 2.512 Okunma 0
ERMENİSTAN: ŞANTAJ POLİTİKASININ ACILARI

Güney Kafkasya’daki jeopolitik etkinleşme Erivan’ı çalkalandırmıştır. Ermeni medyası bu süreçlerin ülkeyi çok zor duruma düşürebileceğini yazıyor. Nedense Ermenistan yönetimi böyle bir durumun oluşmasında yıllardır yürüttüğü başkalarını şantaj politikasının önemli rol oynadığını kavrayamıyor.

Erivan’ın Rahatsızlığı

Ermenistan yine çekinceler içindedir. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden sonra, ülkenin sosyo-ekonomik, politik ve jeopolitik hayatında herhangi bir yenilik olması beklenmiyor. Kamuoyuna egemen olan başkalarına karşı nefret sendromu varlığını koruyor. Uzmanların görüşlerine göre, bu duyarsızlığın içeriği değişmeye başlamıştır.

Bu sürecin bir tarafı, politik çatışma sonucunda Ermenilerin birbirine duyduğu nefretin artmasından kaynaklanıyor. Yerli uzmanlar, bu eğilimi çok tehlikeli olarak görüyor; çünkü yüzyıllardır komşu halklara nefretle terbiye edilen bir toplumun şimdi o duyguları kendine karşı çevirmesi geçici olmayabilir. Topyekûn nefret sendromunun, demokratik politik mücadele psikolojisine dönüşme olasılığı yok derecesindedir.

Meselenin diğer tarafı, bölgede yaşanan jeopolitik gelişmelere Ermenistan yönetiminin denk tepki verememesiyle ilişkilidir. Bu ülkenin dış politikasında, günümüz koşullarına uygun değişikliklerin olmaması ilginçtir. Önceki dönemlerde olduğu gibi, Erivan komşu devletleri düşman olarak görmeyi sürdürüyor. Şimdi bunlar arasına Rusya da eklenmiştir.

Ermenistan olarak adlandırılan devletin oluşması ve şimdiye kadar var olmasının, doğrudan doğruya Moskova’nın desteği ile ilişkili olduğu bir sır değildir. Şimdi ise, Ermeniler Kremlin’i “emperyalizm kaynağı”, “Ermenistan’ın bağımsızlığına yönelik tehlike”, “Avrasya şantajcısı” şeklinde sunuyor. “Lragir.am”, “1in.am”, “Panarmenian”, “168 jam” bu konuda analizler yayımlıyor. V. Putin’in yaptığı bir açıklama ise, onları iyice paniğe düşürmüştür.

Rusya Devlet Başkanı bugünlerde, 2015 yılından itibaren ülke genelinde emeğin serbest dolaşımıyla ilgili ciddi değişiklikler yapılacağını açıklamıştır. Şu anda işçi göçmenlere yönelik var olan ayrıcalıklı şartlar, sadece Gümrük Birliği üyesi ülkeler için sürdürülecek. Bu kuruma üye olmayan devletlerden gelen göçmenlerin ise kabulü belirgin şekilde azalacaktır.

Doğal olarak, her ülkenin kendi göçmenlik politikası var. Rusya’nın göçmenlik politikasını doğru kabul etmek çok zordur. Burada birçok öznel unsur vardır. Fakat şunu da dikkate almak gerekir ki, bu politika Rusya’nın ulusal çıkarlarına dayanmaktadır. Ermenistan’da işte meselenin bu yanını görmek istemiyorlar; çünkü bugüne kadar Erivan bağımsız iç ve dış politika yürütmemiştir. Her zaman dışarıdan verilen talimatlar doğrultusunda hareket etmiştir. Bu nedenle, zor bir durum oluştuğunda öncelikle destekçilerini suçlamaktadır.

Çağdaşlaşma Çizgisinin Yokluğu

Ermeniler tarihin, bağımsız bir devlet kurmak için verdiği ender şansı kullanamamıştır. Ermenistan’da bağımsız gelişme kavramı yoktur. Şimdiye kadar ülkeyi yöneten hiçbir politikacı bir çağdaşlaşma çizgisi ortaya koymamıştır. 1991 yılından itibaren, Erivan’ın tek politikası komşu ülkelerin toprakları, tarihi, kültürü ve manevi değerleri üstünde hak iddia etme zemininde, büyük devletlerden yardım bekleme anlayışı üzerine kurulmuştur.

Ermeniler ABD, Rusya, Fransa, İran, Almanya gibi büyük devletleri Azerbaycan ve Türkiye’ye karşı iftira atma konusunda, her zaman birer yardım kaynağı olarak görmüştür. 1990’lı yılların ikinci yarısında, Güney Kafkasya’da Azerbaycan çağdaşlaşmanın ilk aşamasını gerçekleştirmeye başladığında, Erivan başkalarından daha fazla mali ve ayni yardım almanın yeni yöntemlerini arıyordu. Amacı, Azerbaycan’ın devlet olarak olumsuz imajını yaratıp, kendi işgalci politikalarını haklı çıkarmaktı. Ancak şimdi herkes aslında Ermenistan için o dönemin kaybedilmiş zaman olduğunu anlamaktadır; çünkü ülkenin bağımsız gelişimi için çağdaşlaşma süreci unutulmuştur.

XXI yüzyıl da Ermenistan’ın iç ve dış politikasına herhangi bir yenilik getirmemiştir. Öncelikle, Ermenistan’dan göç akımı daha da güçlenmiştir. Ermeniler topyekûn şekilde köyleri bile boşaltarak, yurtdışına iş aramaya gitmiştir. Çoğunlukla Rusya’ya yöneliyorlar. 2012 yılı istatistiksel verilerine göre, Ermenistan’a Rusya’dan banka sistemi aracılığı ile 1,4 milyar ABD doları tutarında para aktarılmıştır (Ayrıntılı bilgi için bkz.: О карательном арсенале России и какой путь изберет Армения. 1in.am, 9 Mart 2013). Bu, ülke nüfusunun asıl geçim yerinin Rusya olduğu anlamına geliyor.

İkincisi, Ermenistan ekonomisinin gelişimi durdu; çünkü sistem olarak bu ekonomi dış kaynaklara bağlıdır. Kendi bağımsız iç gelişme kaynakları yoktur. Dolayısıyla Rusya’da, İran’da, Avrupa’da ya da Amerika’da herhangi bir kriz olduğunda, bundan zarar görenler arasında Ermenistan da oluyor.

Üçüncüsü, Erivan krizden çıkmak için hiçbir etkin politika ortaya koyamadı. Sonuçta, dış güçlere daha bağımlı hale geldi. Bu husus, cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde belirgin biçimde kendini gösterdi. Rusya, ABD ve Fransa’dan Ermenistan’a baskılar oldu. Hepsinin Erivan’dan kendi çıkarlarına uygun istekleri oldu. Uzmanlar Ermenistan’ın bütün bunlar sebebiyle çok gergin bir duruma düştüğünü vurguluyorlar (Bkz.: Наира Айрумян. Между Путиным и Баррозу. Lragir.am, 8 Mart 2013). Şimdi Ermeni toplumunun bir seçim yapma zamandır – ya Avrupa bütünleşmesi ya da Rusya ile stratejik ortaklığa bağlılık!

Tüm bu tartışmaların kökeninde şu gerçek duruyor: Ermenistan’ın çağdaşlaşma çizgisi yoktur! Bunun bir sonucu olarak, bağımsız dış politika çizgisi de mevcut değildir. Buradan hareketle, muhalefet bundan sonra dış politikanın nasıl olacağı konusunu referanduma götürmeyi öneriyor.

Sorunun bu şekilde ortaya konmasının diğer tarafı, toplumun Ermenistan yönetiminin yürüttüğü politikaya güveninin kalmamasıdır. Yerel medya S. Sarkisyan’ın programında jeopolitik seçim meselesinin belirsiz şekilde yansıdığını vurguluyor. Zira şimdiki Cumhurbaşkanı hem Rusya ile stratejik ortaklıktan bahsediyor hem de Avrupa ile bütünleşmeyi ön plana alıyor. Bu görüşler birbiriyle çelişmektedir.

Zoraki Demokrat

Bütün bunların ışığında Ermenistan’ın belirsiz bir jeopolitik duruma düşmesi doğal görünüyor. Dolayısıyla, V. Putin’in işçi göçmenlere ilişkin söylediklerinin Ermenileri paniğe düşürmesi beklenen bir durumdur; çünkü Rusya Ermenistan’dan gidenleri kabul etmezse, ülke çok büyük sıkıntıya düşer. Erivan’ın zamanında doğru dış politika çizgisi belirlememesinin zararını gördüğü anlaşılıyor. Aynı zamanda, o bağımsız jeopolitik seçimlerde bulunma şansını da kaybediyor. Bunun sonuçları ise bütünüyle bölgeyi vurabilir. Bunun ilk belirtileri artık görülmeye başlanmıştır.

Son günlerde, Ermenistan’ı birkaç Avrupalı diplomat ziyaret etti. Bunlar arasında Alman Bundestagı’nın Başkanı, Litvanya’nın Dışişleri Bakanı, Avrupa Birliği’nin Güney Kafkasya özel temsilcisi de vardı. Hatta komşu Gürcistan Savunma Bakanı İrakli Alasaniya da Erivan’a gitmişti. Bu diplomatik hareketliliğin arkasında Ermenistan’ın bölgenin belirsizlik kaynağı olması yatmaktadır.

Anlaşılan, burada Moskova’nın komandoları Ermenistan’a gönderebileceğine ilişkin yaptığı açıklama da belirli bir rol oynamıştır. Ermeni kitle iletişim araçlarında Alasaniya’nın Rus komandolarının Ermenistan topraklarından Gürcistan’a müdahale etmeyeceğine güvence almaya çalıştığını vurgulamıştır.

Tiflis’in temkinliliğinin sebebi anlaşılabilir. Askeri Öngörü Merkezi’nin başkanı Anatoli Tsiqanok, Moskova’nın Kolektif Güvenlik Sözleşmesi Örgütü’ne (CSTO) üye olan ülkelere komando gönderme kararını, “Rusya Kafkasya’da konumunu güçlendirecek”, şeklinde değerlendirmiştir (Bkz.: В странах ОДКБ десантные войска укрепят позиции Москвы на Кавказе. 1in.am, 6 Mart 2013). Uzmanların, Dağlık Karabağ’da Rus komandolarının yerleştirilme olasılığını göz ardı etmediğini de belirtelim. Böylece bölgede güç dengesinin keskin şekilde değişme riskinin varlığından söz etmek mümkündür.

Batı, İran sorununun daha da alevlenmesi durumunda Rusya’nın ilk olarak Ermenistan ile süreçlere müdahale edebileceğini öngörülüyor. Dolayısıyla, İran’la komşu olan Azerbaycan’ın Dağlık Karabağ bölgesindeki Hocalı havalimanını korumak adına Rus askerleri bölgeye gönderilebilir. Fakat bu konu büyük devletlerin jeopolitik çıkarları ile bölge ülkelerinin çıkarlarının uyumlaştırılmasının karmaşık mekanizmaları ile sıkı sıkıya ilişkilidir. O açıdan, şimdilik somut bir karara gelindiğini söylemek mümkün değildir. Ermenilerin Rus komandosu meselesini daha ziyade, büyük devletlere şantaj amacıyla şişirdiği sonucu ortaya çıkıyor.

Bütün bunlar jeopolitik açıdan Ermenistan’ın ciddi bir soruna dönüştüğünü gösteriyor. Şüphesiz, Rusya Erivan’a baskılarını artıracak. Batı’nın da bunun dışında kalmayacağını öngörmek mümkündür. Ermeni uzmanlar S. Sarkisyan’ın 12 Mart’ta Moskova’ya ziyareti sırasında birçok hususa açıklık getirileceğini umuyorlardı. Fakat bu da boşa çıktı. V. Putin ve S. Sarkisyan yaptıkları görüşmelerin içeriği hakkında biraz bilgi verdi. Genel olarak, stratejik ortaklığı vurguladılar. Belirli bazı konulara ilişkin ise hiçbir görüş bildirmediler.

Ermenistan Cumhurbaşkanı’nın Moskova’dan döndükten hemen sonra Brüksel’e gitmesi ise, ilginçtir. Ermeni uzmanlar, S. Sarkisyan’ın güvenliğe ilişkin meseleleri aslında Batı’yla görüştüğünü hesap ediyor. Bu durumda, Moskova’da Putin ve Sarkisyan’ın neden somut adımlara başvurmadığının nedeni anlaşılıyor.

Burada S. Sarkisyan’ın yemin töreninin henüz gerçekleşmemiş olma meselesi de rol oynayabilir. Yemin töreni öncesi Rusya ve Batı’dan bazı güvenceler alıyor olması olasıdır. Aksi takdirde, meşruluk sorunu ile karşılaşabilir. Her halükarda, Erivan’ın karmaşık bir duruma düştüğü görülüyor.

Ermenistan Cumhurbaşkanı zoraki olarak demokrat görünmeye çalışsa da, Kremlin onun kimliğini iyi biliyor. Aslında, S. Sarkisyan’a bu “politik maskeyi” de Moskova takmıştır. Dolayısıyla Erivan’ın şimdilik durumun belirsizliğini sürdürmekte çıkarlı olduğu öngörülebilir. Ermenistan’ın sahte barışçıl imaj yaratmak için manevralarını sürdüreceği söylenebilir.

Kamal ADIGOZALOV

Kaynak: Newtimes.az 

Leave A Response »

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.