KADER SEVİNÇ: TÜRKİYE DEMOKRASİSİNİ GÜÇLENDİRECEK VE AB’YE ÜYE OLACAKTIR

upa-admin 27 Haziran 2013 6.169 Okunma 0
KADER SEVİNÇ: TÜRKİYE DEMOKRASİSİNİ GÜÇLENDİRECEK VE AB’YE ÜYE OLACAKTIR

Aşağıda Cumhuriyet Halk Partisi Avrupa Birliği Temsilcisi ve Uluslararası Politika Akademisi (UPA) yazarı Kader Sevinç’in Hırvatistan’ın Slobodna Dalmacija gazetesinden Goran Kotur’la Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliği üzerine yaptığı röportajın Türkçe ve İngilizce çevirilerini bulabilirsiniz.

TÜRKİYE DEMOKRASİSİNİ GÜÇLENDİRECEK VE AB’YE ÜYE OLACAKTIR

Yakın zamana kadar Türk Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan dokunulmaz bir lider olarak  görülüyordu. Erdoğan’ın AKP’si üç kez üst üste seçim kazandı ve Türkiye’nin ekonomisi hızlı bir biçimde gelişti. Sadece Arap dünyasında değil  Batı’da da Türkiye,  İslam ve demokrasinin barışçıl bir şekilde yaşayacağı bir model olarak algılandı. Erdoğan tıpkı Hristiyan demokrat liderler gibi bir Müslüman demokrat olarak görüldü. Bu nedenle Türkiye’deki hükümet karşıtı gösteriler ve aşırı polis şiddeti pek çok insan için ani ve beklenmedik oldu. Cumhuriyet Halk Partisi’nin Brüksel nezdindeki AB Temsilcisi ve Avrupa Sosyalist Partisi Yönetim Kurulu Üyesi Kader Sevinç, Türkiye’deki duruma ilişkin görüşlerini bizimle paylaştı.

Türk vatandaşları neden hükümeti protesto ediyor?

Türkler çoğulcu bir toplum, bireysel özgürlükler, kadın hakları, sorumlu bir siyasi otorite ve çevrenin korunması gibi değerlere saygı gösterilmesini istiyor.

Polisin verdiği tepki beklenen bir şey miydi? 

Hiçbir şekilde beklenmiyordu. 1980 askeri darbesinden bu yana ilk kez polis böylesine aşırı bir şiddet uyguladı. Şiddetin hedefinde barışçıl bir şekilde düşüncelerini açıklayan, dans eden, şarkı söyleyen sıradan insanlar ve gençler vardı. Bu insanların arasına, hiçbir şekilde hoşgörü gösteremeyeceğimiz provokatif gruplar da karışmış olabilir ancak güvenlik güçlerinin aşırı şiddetinin hedefinde yurttaşlar ve onların özgürlükleri vardı.

Türk güvenlik güçleri Kürt aktivistler örneğinde olduğu gibi çok uzun yıllardır baskıcı yöntemler kullanmakta. Şu anda daha geniş insan kitlelerinin bu baskının hedefi olduğunu görüyoruz. Bu durum, bir madalyonun iki yüzü mü?  

Baskı politikaları ifade özgürlüğü talep eden herhangi bir sivil hareketi bastırmaya yönelik zaman zaman ortaya çıkan patolojik bir sorun. Benzer biçimde, PKK’nın terör eylemleri sivillerin ve ülkenin güvenliğine yönelik eylemler. Devlet,  terörle meşru bir zeminde mücadele etmek ile vatandaşların haklarını güvence altına almak arasında ayrım yaparken daha dikkatli olmak zorunda.

Başbakan Erdoğan üst üste üç seçim kazandı. Seçmenlerin yarısından fazlası AKP’yi destekliyor. Bu durum, onun kamusal alanı İslamlaştırma yönündeki politikalarını meşru kılar mı?

Özgür seçimler özgür bir medya, tarafsız bir yargı  ve kapsamlı özgürlükler gerektirir. Dini dogmalar artan otoriterliğin bir türevi olabilir ancak sorun herhangi bir dini inanç ya da etnik kimlik sorunu değil. Sorun daha çok demokrasi kültürü ve birey ve devlet arasındaki ilişkilerle ilgili. 21. yüzyılda yaşıyoruz ve Türk yurttaşları bugünün demokrasilerinin dünyanın her yerinde evrim geçirmeye ihtiyacı olduğunu kanıtlamıştır.

Türkiye’de muhalefet, özellikle CHP, iktidardaki AKP’ye karşı güçlü bir alternatif olabilir mi?

CHP’nin sosyal demokrat, ilerici program ve politikaları gayet açık. CHP yönetiminde bir Türkiye, açık toplum, rekabetçi bir ekonomi ve Avrupa standartlarına uyumlu bir ülke haline gelecektir.

Erdoğan’ın Osmanlı mirasına vurgu yapıyor olması Türkiye’nin Balkanlardaki Müslümanlara doğrudan daha çok müdahil olacağı anlamına gelir mi?

Tarihi perspektif, yeni politik bakış açılarının kültürel boyutlarını yansıtmak bakımından yardımcı olabilir, ancak dünya geçmişin nostaljileri değil, bugünün verili sorunları etrafında dönmekte.

Hırvatistan çok yakında AB üyesi olacak.  Türkiye ise AB yolunda  çok fazla yol katedemedi. Türkiye’nin gelecek on yılda AB’ye üye olabileceğini düşünüyor musunuz?  

Evet. Türkiye’nin AB’ye ihtiyacı var. Avrupa’nın kendi ekonomisi ve demokrasisini Türkiye’ye genişletmesinde de çok büyük çıkarı var. Her iki taraf için en akılcı çözüm olan Türkiye’nin AB üyeliğinin her iki taraftaki başarılı liderliklerin bir sonucu olarak gerçekleşmesini umuyorum. Bu tarihsel genişleme hem Avrupalı, hem de Türk yurttaşlar için faydalı olacaktır. Bu genişlemenin dünya demokrasileri için de çok olumlu sonuçları olacaktır.

Bu röportaj Slobodna Dalmacija için Goran Kotur tarafından yapılmıştır ve İngilizce olarak Social Europe dergisi tarafından yayımlanmıştır.

Kader Sevinç Yunanistan eski Başbakanı Yorgo Papandreu ile

_____________________

Turkey Will Strengthen Its Democracy and Join The Union

Until recently Turkish Prime Minister Recep Tayyip Erdogan looked untouchable. His Justice and Development Party won the elections three times in a row and Turkey’s economy progressed rapidly. In the Arab world, but also in the West, Turkey was regarded as a model of reconciliation of Islam and democracy, and Erdogan as a ‘demo-Muslim’, similar to European Christian-Democratic political leaders. Therefore, major anti-government protests in Turkey and a violent police response was a bolt from the blue for many. Kader Sevinç, the representative of the main Turkish opposition party (Republican People’s Party) in Brussels, and a member of the Presidency of the Party of European Socialists (PES), willingly accepted our invitation to discuss the situation in Turkey.

Why are the citizens protesting against the Turkish government?

They ask for respecting a pluralistic society, individual freedoms, women rights, accountability of the political authority and the protection of the environment.

Has the reaction of the police been unexpected?

It was not at all expected. This is the first time since the military takeover of 1980 that such excessive violence is used by the police. This violence has targeted youths, ordinary citizens dancing, singing and manifesting peacefully. Maybe there were some provocative marginal groups that we do not approve of, but the vast majority of the security forces violence has been towards citizens and their freedoms.

The Turkish security apparatus has been repressive for decades, for instance against Kurdish activists. Now many people objects to police brutality. Are these two sides of the same coin?

Repression against any civilian movement undermining the freedom of speech has been -from time to time- a pathological problem which resurrects. The terrorist actions of the PKK have been violent against the civilians and the country’s security as well. The state had to be more careful in making a difference between the legitimate fight against terrorism and guaranteeing the rights of citizens.

Prime Minister Erdogan won three elections in a row, and more than half of the voters supported his party. Does that make his moves towards partial re-Islamization of the public sphere legitimate?

Free elections require a free media, impartial justice and extensive liberties. This being said, the religious dogmas may be a derivative of the increasing authoritarian rule but the problem is not with any religious belief or ethnic identity, it is about a culture of democracy and the definition of relations between citizens and the state. We are in the 21st century and Turkish citizens have proved that democracy needs to evolve everywhere.

Is the Turkish opposition, especially the CHP, really a credible alternative to the ruling AKP?

The CHP’s social democrat and progressive programme and policy proposals are very clear. Under a CHP government, Turkey will be a country with an open society, competitive economy and in full compliance with European standards.

Does Erdogan’s emphasis on the Ottoman legacy mean that we should expect more direct involvement of Turkey among the Muslims in the Balkans?

Historical legacies can be helpful in better illustrating the cultural dimensions of new policy perspectives but the world turns around real issues and not past times’ nostalgia.

Turkey has not progressed very far on the road towards the EU, while Croatia will join the EU soon. Do you believe Turkey will become an EU Member state during this decade?

Yes. Turkey needs Europe and the EU has a clear interest in enlarging its democracy and economy to Turkey. This is the rational choice for both sides and hopefully, with better leadership on both sides, this will happen and the all European citizens, including Turkish citizens, will be the beneficiaries of this historical enlargement. This would also be good news for all other democracies of the world.

This interview was conducted by Goran Kotur for  Slobodna Dalmacija.

Kaynak/Source: http://www.slobodnadalmacija.hr/Svijet/tabid/67/articleType/ArticleView/articleId/213388/Default.aspx

Leave A Response »

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.