YEMEN – ULUSLARARASI TERÖRİZMİN YENİ MEKANI?

upa-admin 05 Eylül 2013 1.585 Okunma 0
YEMEN – ULUSLARARASI TERÖRİZMİN YENİ MEKANI?

Mısır ve Suriye’de meydana gelen olaylar ön planda olsa da, Orta Doğu’nun diğer Arap ülkesi Yemen’de yaşanan süreçler hiç de az önem taşımamaktadır. Uluslararası terörün yeni mekânı sayılan Yemen’deki mevcut durum potansiyel olarak bölgesel ve uluslararası güvenlik için daha ciddi etkiye sahip olabilir.

ABD Dışişleri Bakanlığı 4 Ağustos 2013 tarihinde Orta Doğu ve Kuzey Afrika’daki 19 diplomatik temsilciliğinin faaliyetini geçici olarak durdurmuş, Yemen’deki Amerikanları ülkeden çıkarmıştı. Kanada, Fransa ve Birleşik Krallık da benzer güvenlik önlemleri almıştı. Buna sebep ise ABD istihbarat birimlerinin ele geçirdiği “El Kaide” terör örgütünün yöneticisi Eyman El Zavahiri’nin Yemen’de bulunan “Arap Yarımadası’nda El Kaide” örgütünün başkanı Nazir El-Vuhayşi ile telefon görüşmesi sırasında ona ülkedeki petrol altyapısına ve dış ülkelerin diplomatik temsilcilerine karşı terör eylemi düzenlemesi talimatını vermesi olmuştur. Bazı kaynaklar Yemen Cumhurbaşkanı Abd Rabbih Mansur al-Hadi’nin 2 Ağustos 2013 tarihinde ABD’ye gezisi sırasında da Washington’a ABD’nin bölgedeki diplomatik temsilciliklerine karşı mümkün terör saldırısına ilişkin bilgiler ilettiğini bildiriyor. ABD’nin olası terör saldırısına karşı böylesine önlemler alması tehlikenin ne kadar büyük olduğunu gösteriyor.

Neden Yemen?

Aralık 2009 tarihinde Yemen’de eğitilmiş Nijeryalı teröristin Amsterdam-Detroit Pistons seferini yapan uçağı patlatma girişimi “El Kaide” terör örgütü üzerinde zafer kazanmaya yakın olduğunu sanan ABD’nin dikkatini Yemen’e yöneltti. Bu Yemen’in teröristlerin yeni yuvasına dönüştüğünü gösterdi. Şu anda, uzmanlar Yemen’in “El Kaide” terör ağının Afganistan ve Pakistan’dan sonraki üçüncü esas merkezine dönüştüğünü düşünüyor. ABD yetkilileri ise AKAP’ın “El Kaide”nin merkezi kurumundan daha büyük tehlikeye dönüşmesinden endişeleniyor.

“El Kaide”nin Yemen’le mevcut bağları bu endişelerin asılsız olmadığını gösteriyor. Güçlü dini-muhafazakâr bakışlarıyla seçilen Yemenliler henüz 80’li yıllarda Afganistan’da Sovyet birliklerine karşı savaşmış, sonradan ise geriye dönmüşler. “El Kaide” ABD hedeflerine karşı ilk terör saldırılarını da bu ülkede gerçekleştirdi. 1992 yılında Eden kentinde Amerikan askerlerinin yerleştiği otele, 1994 yılında ise Amerikan turistlere karşı terör eylemi gerçekleşti. 2000 yılında ABD’nin Eden limanındaki “Koul” askeri gemisine, iki sene sonra ise Fransa’nın “Limburg” tankerine saldırı yapıldı. Terör örgütünün eski önderi Usama bin Ladin’in ailesi de Yemen’in Hadramauta bölgesindendir.

Teröristlerin Yemen’de güçlü destek kazanmasının nedenini öncelikle bu ülkede mevcut olan durumda aramak gerekiyor. Yemen nüfusunun % 55’ini Sünniler, yaklaşık % 45’ini ise Şia tarikatına mensup Zeyditler oluşturuyor. Fakat Yemen’deki siyasi süreçleri belirleyen temel etken tarikatlar arası değil, aşiretler arası ilişkidir. 2011 senesinin sonunda eski Cumhurbaşkanı Ali Akber Salih’in devrilmesi Batı tarafından “Arap Baharı’nın parlak örneği” olarak tarif edilse de, bu aslında Haşid aşiretler konfederasyonu genelinde iktidar uğruna mücadelenin sonucuydu. Sonuç itibariyle, Yemen’de herhangi merkezi yönetimin ülkeyi kontrol altında tutma kapasitesi farklı aşiretlerin bu yönetime desteğinden bağlıdır.

Ülkenin Kuzeyinde ve Güneyinde meydana gelen bölücülük de merkezi yönetimi zayıflatan önemli faktörlerden biridir. Yemen devleti 1990 senesinde Kuzey ve Güneyde mevcut olmuş iki ülkenin birleşmesi sonucunda oluşmuştur. Kuzeylilerin ülkenin siyasi ve ekonomik hayatında dominant konumu ise 1994 yılında Güneyde ayrılıkçı hareketin baş kaldırmasıyla sonuçlanmıştır. Ülkenin Güneyinde yeni devletin kurulmasını talep eden hareket bugün de merkezi yönetimle çatışma durumundadır. Uzmanlar henüz 1994 yılında Salehi yönetiminin baş kaldırmış isyanın bastırılması için radikal İslamcıların yardımından yararlandığını belirtiyor ve bunu teröristlerin bölgedeki konumlarının güçlenmesinin temel nedenlerinden biri olarak kabul ediyor.

Ülkenin Kuzeyinde ise Suudi Arabistan ile sınırda 2004 senesinden başlayarak, Zeyditlerin Huti tayfası yönetime karşı isyana etmiştir. 2010 yılında barış anlaşması imzalansa da, bağımsızlık talepleri devam etmektedir. Yemen yönetimi ise İran’ı isyancılara mali ve silah yardımı yapmakta suçluyor.

Yemen’in Arap dünyasının en fakir ülkelerinden biri olması da teröristlerin nüfusun yoksul tabakası arasında destek kazanmasına olanak sağlıyor. Ekonomisi acınacak durumda, petrol kaynakları ise bitmek üzere olan ülkede fakirlik ve işsizlik yaygındır. Yemen’de nüfusun büyüme oranı da yüksek düzeydedir. 25 milyon insanın yaşadığı ülkede 20 sene sonra nüfusun sayısının iki kat artacağı tahmin ediliyor.

Tüm bu faktörler “El Kaide’nin” özellikle Yemen’in güneyinde önemli destek kazanmasına ortam yaratmıştır.

ABD’nin Bu Ülkede Teröristlere Karşı Mücadelesi İşe Yaramıyor

Arabistan yarımadasının güneyinde yerleşen Yemen önemli jeostratejik konuma sahiptir. Avrupa ve Amerika doğrultusunda günde 3.5 milyon varil petrolün nakil edildiği ve Kızıldeniz’i Hint Okyanusu ile birleştiren Bab el-Mendeb boğazını Yemen kontrol ediyor. Bu ülkenin Suudi Arabistan ve diğer Körfez ülkelerinin hemen yakınında yerleşmesi de Yemen’de yaşanan gelişmelerin diğer ülkeleri etkileme imkânını artırıyor. “El Kaide” için ise Yemen öncelikle yeni üslerin kurulması, teröristlerin eğitilmesi, onların Kuzey Afrika’dan Afganistan’a ve ters yönde yollanması için transit nokta olarak önem taşıyor.

Şu anda ABD’nin Yemen’deki teröristlere karşı mücadelede kullandığı temel araç, Suudi Arabistan ve Cibuti topraklarında bulunan askeri üslerden kalkan pilotsuz uçakların yaptığı füze saldırılarıdır. 2009 yılından bugüne kadar 75 kez saldırı yapılmıştır ki, bunlardan en azı 600 kişinin öldüğü tahmin ediliyor. Öte yandan, ABD Kasım 2011 tarihinden itibaren Yemen yönetimine ordu yapılanması ve diğer çalışmalar için 600 milyon dolar yardım etti.

Olası terör uyarısı yapıldığında ABD askerleri aynı yönteme başvurdu. Yemen hükümeti birkaç teröristin öldürüldüğünü ve mümkün terör olayının önlendiğini bildirdi. Fakat birçok uzmanlar ABD’nin Afganistan ve Pakistan’da da uyguladığı bu taktiğin Yemen’de başarı kazanmayacağını, aksine terörizme desteği daha da artırdığını düşünüyorlar. Zira Yemen’deki “El Kaide” üyeleri başka ülkelerden gelenler değil, Yemenlilerdir. Öldürülen her terörist de her şeyden önce terörist olarak değil, yerel topluluğun temsilcisi olarak kabul ediliyor. Öte yandan, füze saldırıları çoğunlukla sivillerin de ölümüyle sonuçlanıyor. Tüm bunlar ise yerel aşiretlerin ciddi hoşnutsuzluğuna, teröristlere destek vermesine ve sonuçta onların sayısının artmasına yol açıyor.

ABD’nin Afganistan ve Pakistan’da tasfiye ettiği teröristler Yemen gibi merkezi yönetimin zayıf olduğu ülkelerde yeniden bir araya geliyor. “Arap Baharı” sonucunda bölgede oluşmuş kargaşa ve güçler boşluğu da onların işine yarıyor. Suriye’de yaşanan süreçler de herhangi yönetimin devrilmesinde çıkarı olan ülkelerin kısa vadeli çıkarlarının gerçekleşmesi için aşırıcıları kullandığını gösteriyor. Bu ise sonradan onların ülke genelinde ciddi ve önlenilemez etkene dönüşmesiyle sonuçlanır.

ABD’nin bir terör uyarısı nedeniyle 19 diplomatik temsilciliğinin faaliyetini geçici durdurması Yemen ve benzer ülkelerdeki teröristlerin ciddi tehlikeye dönüştüğünü göstermektedir. Terör olayı önlense de, ABD ve müttefikleri sonraki terör saldırılarından sigortalanmamışlar. Kısa döneme hesaplanan adımlar uzun vadeli çıkarları sağlamıyor ve bazı durumlarda ters etki veriyor. Görünen şu ki, ABD yönetiminin “El Kaide”nin tasfiye edilmesi ve terör tehlikesinin hayli azalmasına ilişkin açıklamalarından farklı olarak, nihai zafer henüz yakında değildir.

Elmar HÜSEYNOV

Leave A Response »

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.