UPA YAZARI ALİ ÜNCÜ’NÜN KKTC 2. CUMHURBAŞKANI MEHMET ALİ TALAT MÜLAKATI

upa-admin 01 Kasım 2013 1.796 Okunma 0
UPA YAZARI ALİ ÜNCÜ’NÜN KKTC 2. CUMHURBAŞKANI MEHMET ALİ TALAT MÜLAKATI

Girne Amerikan Üniversitesi (GAÜ) öğretim görevlisi ve Uluslararası Politika Akademisi (UPA) yazarı Ali Üncü, KKTC ikinci Cumhurbaşkanı Sayın Mehmet Ali Talat ile 31 Ekim 2013 tarihli bir röportaj gerçekleştirdi. Röportaj; Kıbrıs sorunu çözüm süreci, KKTC ekonomisi, Türkiye ile ilişkiler ve kapalı Maraş bölgesi gibi gündemde bulunan konulara yeni bir boyut kazandırdı. Aşağıdaki linkten mülakatı sesli olarak dinleyebilir ya da devam ederek mülakat metnini yazılı olarak okuyabilirsiniz.

Üncü’nün Sayın Talat’a günlük yaşamında neler yaptığı ve sağlığının nasıl olduğu hakkında sorduğu soruyla başlayan mülakatta Talat, günlük olarak ofisine gidip randevularını karşıladığını, röportajlar gerçekleştirdiğini ve bunun yanı sıra geleneksel ve farklı bitki çeşitlerini yetiştirmek gibi hobileriyle uğraştığını belirtti.

Siyasilere  Güven Yok!

Talat röportaj sırasında sorulan “Kıbrıs Türk siyasilerinin güvenilirliğindeki eksiklik hakkında ne düşünüyorsunuz?” sorusuna cevap olarak; siyasete güvenin dünya genelinde az olduğunu, siyasi partilerin birbirleriyle olan münakaşalarının halkta siyasete ve siyasetçilere karşı güvensizliğe sebebiyet verdiğini ve bunun KKTC’de daha derin yaşandığını ifade etti. Ayrıca güvensizliğe yol açan temel unsurlardan en önemlisinin partizanlık olduğunu ve bunun KKTC’nin küçük ölçekli bir ülke olması ve toplumun yapısından dolayı hemen fark edilebilir olduğuna değindi. Siyasilere güvensizliğin bir diğer nedeni olarak ise Talat, “KKTC’nin de-facto statüsünden ötürü Türkiye’ye bağımlılığından oluşan güvensizliktir” dedi. Kıbrıs’taki siyasetin bu şekliyle bile bir mucize örneği olduğuna değinen Talat, bazı siyasi zihniyetlerin gerek UBP, DP ve CTP’nin de bazı kesimlerinde görüldüğü üzere, ülke çıkarları yerine menfaat elde etme peşinde olduklarını ifade etti. Buna bağlı olarak Talat, ülkede hükümet etmiş bazı partilerin şahsi çıkar sağlayamayacakları ama toplumsal fayda sağlayacak yatırımlar yapmadıklarını da vurguladı. Halk genellikle yapılan icraatlara göre değerlendirme yapıp bir siyasetçinin yetersizliğini diğer tüm siyasilere genellediğini dile getiren Talat, siyasilere olan  güvenin erozyona uğradıkça ve Türkiye Cumhuriyeti’nden maaş ödemek için bile yardım alınabiliyorsa, halkın TC’ye bağımlılığı artış gösterecektir diye vurguladı.

Su; Her İki Toplum için Faydalı Olacaktır!

Talat su temin projesi hakkında yöneltilen soruya, yılın ongun olduğu dönemlerde Rum tarafındaki göletlerde rezervlerin 325 milyon m3 olduğuna değinerek, TC’den gelecek 75 milyon m3’e kıyasla fazla olmasına rağmen, TC’den getirilecek suyun daha kaliteli olduğunu ve bu suyun tarım amaçlı değil, içme suyu olarak şehir şebekelerine pompalanması gerektiğini söyledi. Talat, kendi başkanlığı döneminde Rumların su temin projesine olumlu yaklaştıklarını ve su paylaşım yetkilerini olası Federal hükümetin yetkileri arasına dahil edilmiş olduğunu vurguladı.

Doğal Gaz; Hem Çözüm Hem de Çözümsüzlük Yaratabilir!

Talat röportajın ilerleyen bölümlerinde doğal gaz konusunda önemli ibarelerde bulundu. Talat, doğal gazın, bugün için sudan daha önemli ama gelecekte suyun değerinin gaza nispeten daha değerli olabileceğini vurguladı. Gaz çözüm için çok uygun bir ortam yaratabileceği gibi çözümsüzlük ortamında ise gazın paylaşımı konusunda iki toplum arasında gerginliklere ve çözümden uzaklaştırabileceğini vurgulayan Talat,  Avrupa’nın ve İsrail’in gaz konusunda doğrudan menfaatlari söz konusu olduğunu da belirtirken, bu doğrultuda “bölgede lider ekonomilerden biri olan AB, enerji ihtiyacını karşılayabileceği alternatif bir enerji kaynağı olarak Kıbrıs’tan çıkarılacak doğal gazı talep edebilir” diye konuştu.

Kıbrıs’ta Ekonomik Akıl Değil Siyasi Akıl Üstündür

Talat, “Kıbrıs’ta siyaset ekonominin üstündedir” vurgusunu yaptı ve Kıbrıs’ta BM kriterleri dışında enerji tabanlı bir çözümün iki toplumun siyasi ideolojileri bakımından olanaksız göründüğünü ifade etti. Buna bağlı olarak taraflar, ekonomik çıkarlar için  ulusal pozisyonlarını kesinlikle değiştirmeyeceklerini belirterek buna ilişkin örnekler verdi. Talat; “ Kıbrıs’ta ekonomik akıl değil, siyasi akıl üstündür” diye konunun altını çizdi.

Dış Güçler Çözüm Sürecini Enerji Politikalarına Bağlı Olarak Etkileyebilir!

Talat gerek AB’nin, gerekse Amerika’nın uluslararası enerji politikaları ve bu çerçevedeki olası faydaları maksadıyla çözüm süreci etkilenebilir dedi. Buna ek olarak, “Kıbrıs çözüm sürecini sadece Türkiye, Yunanistan ve İngiliz devletleri açısından düşünecek olursak, çözüm süreci pek de sağlıklı görünmüyor” diye belirtti. Rum tarafının çözüm odaklı olmayan politikalarının süreci zorlaştırdığını anımsatan Talat, bir sayfalık ortak metnin hazırlanmasının dahi uzun süredir ertelendiğini dile getirdi. “Şu an için Kıbrıs sorunu ölü durumdadır” diye konuşan Talat, 2012 yılında Rum tarafının AB dönem başkanlığı sebebiyle kesilen görüşmeler kesilmeseydi şu an ilerleme  kaydedilebilirdi vurgusunu yaptı.

 Kıbrıs Sorunu, Türkiye’nin Gelişiminde Önemli Bir Engel!

“Türkiye’nin 2002 öncesi politikası ile sonraki politikası farklıdır” diye konuşan Talat, Türkiye’nin Kıbrıs çözüm süreci hakkındaki eski politikasının sonucunda AB kapısında bekletilmeye mahkum olduğunu ifade etti. Talat bir noktadan sonra gerek ulusal, gerekse uluslararası  toplumun her kesimi tarafından Kıbrıs sorununun  bir ayak bağı olarak görüldüğüne dikkat çekti. “2000-2001 yılında geçirdiği ekonomik krizden sonra Annan Planı’na bağlı olarak KKTC halkının ‘Evet’  oylaması neticesiyle, Türkiye’nin gelişimine ve dünyadaki olumsuz duruşunu olumlu yönde değiştirip, AB üyeliği yolu açılmış ve ekonomisinde artan yatırımlar sayesinde iyileşmeler kaydetmiştir” diye açıklayan Talat, Türkiye’nin bu denli gelişiminin ve değişen politikasını bir mucize olarak nitelendirdi. BM Güvenlik Konseyi tarafından Kıbrıs sorununun baş aktörlerinden birisi olarak görülen Türkiye’nin, geçtiğimiz yıllarda BM Güvenlik Konseyi geçici üyeliğine seçildiğini vurgulayan Talat, referandumun bu noktada Türkiye üzerindeki olumsuz bakış açısını tamamen değiştirdiğini ve uluslararası bir oyuncu olmasını sağladığını dile getirdi.

Çözümsüzlük Durumunda Maraş’ı Konuşmak Çözümü Aramaktan  Daha Zordur!

Talat son olarak Maraş hakkında sorulan soruya, “Maraş konusu statükonun devamında çok zor çözülebilecek bir durumdur” diye cevap verirken, çözümsüzlük durumunda Maraş’ın yönetimi, güvenliği ve ekonomik gidişatı gibi benzeri birtakım sorulara cevap vermenin gerekli olacağını vurguladı. Bütün bu koşullar altında çözümsüzlük durumunda Maraş’ın fayda sağlayabilmesinin çok güç ve olanaksız göründüğünü savunan Talat, buna rağmen az da olsa muhtemel bir Maraş düzenlemesi durumunda ekonomik fayda sağlanabilineceğini vurguladı. Son olarak Talat, çözümsüzlük durumunda Maraş’ı konuşmak çözümü aramaktan  daha zordur diye sözlerini tamamladı.

 

Röportaj: Ali ÜNCÜ

Tarih: 31.10.2013

Leave A Response »

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.