RUSYA-TÜRKİYE: STRATEJİK ORTAKLIĞIN DERİNLİĞİ

upa-admin 05 Aralık 2013 1.781 Okunma 0
RUSYA-TÜRKİYE: STRATEJİK ORTAKLIĞIN DERİNLİĞİ

Orta Doğu’da ve İran yönünde yeni jeopolitik konuların ortaya çıkması Ankara-Moskova ilişkilerinin önemini daha da artırdı. Bu bağlamda Başbakan Erdoğan’ın St Petersburg’a son gezisinde 5 belgenin imzalanması önemli olay olarak kabul ediliyor. Aynı zamanda, bu ülkeler arasındaki ilişkilerin çelişkili yönlerinin de varlığını inkar etmek doğru olmazdı. Bunların arka planda Türkiye ile Rusya arasındaki ilişkilerin kaderi düşündürücü görünüyor.

St. Petersburg Görüşünün Jeopolitik Yönleri

Orta Doğu’da jeopolitik süreçlerin dinamiğinin yükselmesi fonunda Rusya-Türkiye ilişkileri ilginçtir. Tarihte Çarlık Rusyası ile Osmanlı arasında yaşanan olayların çelişkili hususları, kuşkusuz, unutulmadı. Fakat insanlık yeni safhaya geçmiş ki, burada hatta ilkesel jeopolitik sorunların bağlamında değişiklikler gözleniyor. Aynı şekilde son yıllarda Ankara ile Moskova arasında işbirliği daha hızla gelişmektedir. Ancak burada her şeyin pürüzsüz olduğunu da düşünmek yanılgı olurdu.

Küresel jeosiyasetin ağırlık merkezinin Doğu’ya doğru değişmesi ile Türkiye ve Rusya’nın önemi yeni seviyeye kalktı. Bu ülkelerin her birinin dünya siyasetinde kendi rolü vardır. Rusya SSCB`nin çöküşünden sonra yeniden süper güç olmak iddiasındadır. Türkiye de dünya çapında söz sahibi olan bölgesel önder devlete dönüşmek yönünde etkinlik gösteriyor. Onları birleştiren hususlar da mevcuttur. Avrasya’da yerleşmeleri, Rusya’da çok sayıda Türk toplulukları mensuplarının yaşaması vb. gibi faktörleri dikkate almamak mümkün değildir.

Bunlara son yıllarda Rusya ve Türkiye’de yaşanan iç siyasi gelişmelerin gösterdiği etkiyi vurgulamak gerekir. Mesele şu ki, Ankara ile Moskova arasında ekonomi, ticaret, turizm ve kültür alanlarında ciddi değişiklikler yaşandı. Şimdi iki ülke arasındaki ticaret hacmi 34 milyar ABD doları civarındadır. 2020 yılına kadar taraflar bu rakamı 100 milyara yükseltmek niyetindedirler (Bkz.: Путин и Эрдоган обсудили газ, безопасность и туризм / “Российская газета”, 22 Kasım 2013).

Başbakan Erdoğan St. Petersburg’a son gezisi sırasında Rusya’dan ülkeye 4 milyon turistin geldiğini vurguladı. Bu, Almanya’dan gelenlerden sonra ikinci göstericidir. Erdoğan bu rakamın daha büyük olmasını ve Rus turistlerin sayısının birinci yere çıkmasını istediklerini ayrıca söyledi (Bkz.: Евгения Новикова. Амбиции премьера Эрдогана реализуются в Питере / “Независимая газета”, 22 Kasım 2013).

İki ülke arasında nükleer enerji alanında işbirliği anlaşması mevcuttur. Moskova kendi doğal enerji kaynaklarının Türkiye üzerinden nakil edilmesine özel önem veriyor. “Güney Akım” denilen uluslararası proje gerçekleşiyor. Şu anda ekonomik-ticari ilişkilerin daha geniş çapta geliştirilmesi üzerinde çalışma yapılıyor. Tesadüfi değil ki, Rusya Devlet Başkanı St. Petersburg görüşmesinde işbirliğinin stratejik içerik arz ettiğini vurguladı.

Bunların zemininde Rusya-Türkiye ilişkilerinin jeopolitik yönü daha önemli görünüyor. Bu alanda ise görüş ayrılığı az değildir. Öncelikle Orta Doğu’da yaşanan süreçlere Ankara ile Moskova farklı açıdan bakıyorlar (Bkz.: Başbakan Erdoğan ve Putin basın toplantısı düzenledi / “Zaman”, 22 Kasım 2013). Onun merkezinde Suriye meselesi duruyor. Ankara B. Esad’ın iktidardan gitmesini istiyor. Moskova ise herhangi değişikliğin B. Esad’ın da yer aldığı seçim yoluyla çözülmesinden yanadır.

İşbirliğinin Sınırları

Sır değildir ki, başkent Şam`ı en çok destekleyen Kremlin`dir. Başkan V. Putin Suriye’ye askeri müdahalenin önlenmesinde önemli bir rol oynadı. Türkiye ise Suriye muhalefetine destek veriyor. Dolayısıyla Ankara ile Moskova’nın Suriye’de aslında ters cephelerde olduğunu kabul etmek gerekiyor.

Basının yaydığı haberlere göre, son St. Petersburg görüşmesinde de Rusya ile Türkiye arasında Suriye konusundaki görüş ayrılığı ortadan kalkmadı (Bkz.: Habibe Özdal. Başbakan’ın Rusya Ziyareti: Öne Çıkanlar / “Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu”, 22 Kasım 2013).

Bazı uzmanlara göre, Güney Kafkasya ve Orta Asya konularında Rusya ile Türkiye farklı görüşe sahipler (Bkz.: Станислав Тарасов. Путин-Эрдоган: для кого тактика становится стратегией / “İarex.ru”, 22 Kasım 2013). Bu açıdan taraflar arasında mücadelenin devam edeceği tahmin ediliyor.

Moskova hiçbir durumda Güney Kafkasya’da Ankara’nın önderliğini kabul etmeyecek. Orta Asya konusunda da durum bellidir. Son yıllarda Rusya oradan Türkiye’nin dışlanması için hayli çabalar harcadı. Şunu da söylemek gerekiyor ki, bu bölgede Çin ve Hindistan’ın da çıkarlarını dikkate almak gerekiyor.

Bunlardan başka, uzmanlar Ankara-Moskova ilişkilerinin kaderinde Washington’un rolünü ayrıca vurguluyorlar. Şimdi böyle bir görüş mevcuttur ki, Türkiye Amerika’yı Rusya ile ilişkilerine çekiyor (Bkz.: Игорь Мурадян. Анкара втягивает в турецко-российские отношения США / “Lragir.am”, 24 Kasım 2013).

Çünkü Washington’un Avrasya coğrafyasında büyük jeopolitik çıkarları vardır. ABD Rusya ile Türkiye arasında son zamanlarda gözlenen işbirliğine duyarsız kalamaz. Bu açıdan Amerika’nın Ankara’nın manevra imkanlarını sınırlamaya çalıştığı kaydediliyor.

Bu fikirlerin gerçeği ne ölçüde yansıttığını şimdi söylemek zordur. Onlara nesnel değerlendirmeyi zaman verecektir. Fakat buradan görünüyor ki, Ankara ile Moskova arasındaki ilişkiler küresel çapta giderek daha fazla önem taşımaktadır. Uzmanların kanaatine göre, Kremlin Türkiye ile stratejik işbirliğine sıcak bakıyor. Bunun temel nedeni Moskova’nın küresel çapta kendi jeopolitik nüfuzunu daha da arttırmak niyetinde olmasıdır. Aynı zamanda, başka bir hususu da unutmamak gerekiyor.

Bilindiği gibi, Avrupa Birliği Türkiye’yi 50 yıldır, üyeliğe kabul etmiyor. Çeşitli bahanelerle sorunun çözümü uzatılıyor. Ankara artık durumun böyle kalmasını istemiyor. Dolayısıyla St. Petersburg`da Erdoğan’ın Şanghay İşbirliği Örgütü’ne (ŞİÖ) dahil olmak istediklerini bir kez daha vurgulaması rastgele değildir. Artı bu konuyu Başbakan Ukrayna’nın Avrupa Birliği ile ortak üyeliği ile ilgili soruya yanıtta açıkladı (Bkz.: Erdoğan ‘Şanghay’ isteğini yeniden dile getirdi / “Hürriyet”, 22 Kasım 2013).

Bu husus uzmanlarda şöyle bir kanı oluşturdu ki, Türkiye jeopolitik yönünü değiştiriyor. O, artık Avrasya ülkeleri ile işbirliğini tercih ediyor. Bunun yanı sıra, Ankara’nın sadece manevra yaptığı fikrini söyleyenler de vardır. Somut olarak, Türkiye kendi oyununu oynuyor. Onun amacı dünya çapında söz sahibi olduğunu ve bağımsız kararlar aldığını onaylamaktan ibarettir.

Bu gibi fikirlerin zemininde Türkiye’nin Gümrük Birliği’ne dahil olması hakkında belli fikirlerin söylenmesi ilginçtir. Anlaşılan, bazı çevreler bu kurumun jeopolitik çekiciliğini göstermek için böyle konuşuyorlar. Gerçekte Ankara’nın Gümrük Birliği’ne üye olmak isteğinin varlığı ciddi şüphe uyandırıyor. Erdoğan sadece ŞİÖ`den bahsetmiş. Dolayısıyla da Gümrük Birliği konusuna da görüşünü bildirdi.

Şöyle sonuç çıkarmak mümkündür ki, Türkiye-Rusya ilişkileri artık küresel çapta daha çok jeopolitik önem taşımaktadır. Her iki taraf bunun anlamını kavrıyor. Şöyle düşünmek mümkündür ki, Ankara ile Moskova işbirliğini daha da genişletecektir. Bu zaman bazı Ermeni uzmanların iddia ettiği gibi, Kremlin`in Türkiye’ye Ermenistan konusunda baskılar yapacağı ikna edici görünmüyor. Çünkü söz konusu Güney Kafkasya’nın küçük bir ülkesinin seviyesinden birkaç kez yüksek olan çapta jeopolitik süreçlerdir.

Bunlarla birlikte, Rusya-Türkiye ilişkilerinin belli bir noktaya kadar derinleşebileceğini vurgulamaya ihtiyaç vardır. Burada İran, Suriye, Suudi Arabistan, Azerbaycan, Gürcistan ve Orta Asya ülkeleri faktörünü de unutmamak gerekiyor. Bu bağlamda Avrasya coğrafyasında jeopolitik mücadelenin dinamiğinin yüksek olacağını tahmin etmek mümkündür.

Kaynak: Newtimes.az

Leave A Response »

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.