VENEZUELA EKONOMİSİ: KRİZ Mİ, FIRSAT MI?

upa-admin 15 Şubat 2014 1.952 Okunma 0
VENEZUELA EKONOMİSİ: KRİZ Mİ, FIRSAT MI?

Hugo Chavez’in 1999’da iktidara gelmesi sonucumda Venezuela’da yeni bir dönem başladı. Sağ partiler tarafından yıllarca genelde liberal ekonomik anlayışla, bazı dönemlerde ise devletçi ekonomik anlayışla yönetilen ülke artık “21. Yüzyıl Sosyalizmi” ismiyle bilinen yeni bir ekonomik sisteme geçmeye başlıyordu. Ekonomi politikalarında öncelikli olarak yoksulların hayat standartlarının yükseltilmesi gerektiğini düşünen Chavez, devlet eli ile sağlık, eğitim, beslenme gibi birçok konuda reformlar gerçekleştirdi ve halka büyük sosyal yardımlarda bulundu. Gerçekleştirdiği reformlar ile Venezuela’da halkın gönlüne taht kuran Chavez, 2012 yılında yapılan seçimlerde devrimi tamamlamak için 6 yıla daha ihtiyaç duyduğunu dile getirdi. Seçim sonucunda muhalefetin aldığı % 44’lük oy oranının karşısında % 54 oy alan Chavez, tekrar iktidara geldi. Ancak 5 Mart 2013’te hastalığı nedeniyle devrimi tamamlayamadan hayatını kaybetti. Chavez hayattayken Başkanlık konusunda desteğini açıkladığı Nicolás Maduro Moros ise yapılan seçimler sonucunda 14 Nisan 2013’de Başkan olarak seçildi.

Maduro, seçim propagandasında ve iktidara geldikten sonra ilk yaptığı açıklamalarda Chavez’in izleği politikalara devam edeceğini açıklamıştı. Ancak ülkede ekonominin kötüye gitmesi, enflasyonun % 50 civarında olması, birçok malın temini konusunda sıkıntılar yaşanması Maduro tarafından sert önlemler alınması için zemin oluşturmuştur. Maduro, Venezuela ekonomisinin kötü olmasını ekonomik sabotajlara bağlayarak ekonomik savaş için özel yetkiler istemiştir. Hatta ekonomik sabotajı bir araç olarak kullanan Maduro, ABD’li üç diplomatik yetkiliyi sınır dışı etme kararı almıştır. Ekonomik savaş çerçevesinde ise, işletmelere ani baskınlar düzenleyerek fahiş fiyat uygulayan birçok iş adamını gözaltına aldırmıştır. Hatta ülkede temini en zor olan tuvalet kâğıdının üretilmesi ve halka ulaştırılması için bir fabrikaya da el koymuştur.

Aslında bu gelişmeler ne kadar olumsuz bir gelişme olarak yansıtılsa da, benim şahsi kanaatime göre Venezuela’da 21. Yüzyıl Sosyalizmi’ne giden yolun yapı taşları düzenleniyor. Chavez’in iktidarda bulunduğu dönem temel olarak üçe ayrılmaktaydı. İlk dönem liberal politikalara ve yabancı şirketlere karşı hoşgörü gösterildiği dönemdir. İkinci dönem liberal politikalar yerine sosyalist politikalar uygulanmaya başlandığı ve yabancı sermayenin kontrol altına alınmaya çalışıldığı dönemdir. Üçüncü dönem ise artık 21. Yüzyıl Sosyalizmi söyleminin ortaya çıktığı ve ülkede bu çerçevede kamulaştırma çalışmalarının hızla arttığı dönemdir. Maduro’nun, kendi döneminde yaşanan ekonomik sorunları bahane ederek bu durumu devletin ekonomideki ağırlığını tamamıyla arttırma politikasında bir araç olarak kullandığını söylemek mümkündür. Özellikle petrole dayalı bir ekonomiye sahip Venezuela’nın, topraklarında üretilmeyen mallar konusunda yabancı şirketler tarafından baskıya uğramak yerine ithalat, ihracat ve iç piyasayı kontrol ederek 21. Yüzyıl Sosyalizmi’ne uygun bir ortam yaratması daha kabul edilebilir bir politika olacaktır. Ekonomik kriz ve önemli ürünlerin temininde yaşanan sıkıntılar, yapılması planlanan kamulaştırmaları halk nezdinde meşrulaştıracak bir araç olarak karşımıza çıkmaktadır. Örnek olarak fahiş fiyatlar gerekçe gösterilerek elektronik mağazalarına el konulmuş ve mağaza fiyatının dörtte birine satışa sunulmuştur. Halk bu ucuzluk karşısında mağazalara akın etmiştir.

Venezuela’da izlenilen politikaların fakir halk için olumlu bir hava estirdiği aşikârdır. Ancak yerli sermaye ile yabancı sermayenin ülke içinde rahat ticaret yapmalarının engellenmesi gelecek dönemle ilgili tartışmaları beraberinde getirmektedir. Her geçen gün değişen dünya dengeleri ve petrol gelirlerine bağlı Venezuela ekonomisi… Her şey bir yana kapitalist bir dünyada izlenilen sosyalist politikalar… Venezuela ya gelecekte çok ağır krizler yaşayacak ya da dünyada ABD ile AB’nin ekonomik olarak kötü bir dönemde olmalarının da yarattığı güç boşluğu sayesinde, eğer ki ekonomisini güçlendirebilirse başta Latin Amerika’da olmak üzere dünyanın birçok yerinde domino etkisi yaratacaktır.

 

Emrah KAYA

Süleyman Demirel Üniversitesi

Uluslararası İlişkiler – Yüksek Lisans

Leave A Response »

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.