ORTA ASYA: ORADA “YENİ UKRAYNA” VAR MI?

upa-admin 29 Mart 2014 2.097 Okunma 0
ORTA ASYA: ORADA “YENİ UKRAYNA” VAR MI?

Kırım`la bağlı yaşanan olaylar çok sayıda jeopolitik sorular yarattı. Uzmanlar benzer süreçlerin diğer eski Sovyet Cumhuriyetlerinde tekrarlanma ihtimalini tartışıyorlar. Bu sırada Gümrük Birliği’ne üye devletler ve Orta Asya ülkeleri ilk akla gelebilir. Bu meselenin bizatihi bileşik olduğu itiraf ediliyor. Aynı zamanda, bu bölgede “Maydan”a benzer olayların ortaya çıkabilmesi istisna değildir. Bu durumda bütün bölgede süreçleri tahmin etmek mümkün mü?

Kırım Çatışması: Etki Dalgasının Sınırı Nereden Geçiyor?

Orta Asya rahatsızdır. “Maydan sendromu”nun sert rüzgarlarının bu mekanı da vurabileceği muhtemeldir. Uzmanlar bu konuya Rusya’nın bölge devletleri ile ilişkilerinin geleceği düzleminde göz atıyorlar. Mecazi olarak, eski Sovyet Cumhuriyetleri içerisinde “yeni Ukrayna”nın oluşması ihtimalinden söz ediyorlar. Artık bazı ilginç analizler yapıldı ve tahminler verildi.

Her şeyden önce onu diyelim ki, analistler Ukrayna meselesine son 25 yılda Batı-Rusya ilişkilerinde yaşanan süreçler açısından bakıyorlar. “Rusya küresel politikada” dergisinin baş editörü F. Lukyanov`un kanaatine göre, bu süre içinde dünyanın önde gelen devletleri uluslararası ilişkiler sistemini yenileyemedi. Sonuçta, Ukrayna gibi ciddi kriz meydana geldi (Bkz.: Федор Лукьянов. Принуждение к новому миру / “Globalaffairs.ru”, 4 Mart 2014).

Şu anda Ukrayna etrafında oluşmuş duruma F. Lukyanov`un ileri sürdüğü prensip düzleminde dikkat edersek, o zaman otomatik olarak eski SSCB mekanının diğer ülkelerine olası etkiler göz önüne gelir. Bu bağlılıkta Orta Asya meselesi daha güncel görünüyor. Bunun iki sebebinin olduğunu düşünüyoruz. Birincisi, Rusya’nın ileri sürdüğü Avrasya entegrasyon modelinin temel dayanaklarından biri Kazakistan`dır. İkincisi, Orta Asya son zamanlarda büyük jeopolitik güçlerin aktif mücadele meydanına dönüşmüştür.

Bundan dolayıdır ki, V. Putin 5 Mart tahininde Moskova’da Beyaz Rusya ve Kazakistan Cumhurbaşkanları ile görüştü ve işbirliğiyle ilgili güncel gördüğü konuları ele aldı. Uzmanlar bunu “Rusya’nın Kırım olayları fonunda Avrasya Birliği’ndeki ortaklarını denemesi” gibi değerlendiriyorlar (Bkz.: Joanna Lillis. Putin Turns Attention to Eurasian Union / “EurasiaNet”, 5 Mart 2014).

Rusya Devlet Başkanı bu görüşmede Gümrük Birliği’nde bazı sıkıntıların ortaya çıkmasından konuşmuş. Kırım`la ilgili Batı’nın uygulayabileceği yaptırımların mümkün sonuçlarından sohbet açıldı. Bununla Kremlin bir anlamda müttefiklerinin “nabzını kontrol etmiş”. Şüphesiz, V. Putin tecrübeli politikacı gibi önemli bir adım attı. Bunun üç temel etkenle ilişkisinin olduğunu söyleyebiliriz.

Birincisi, Orta Asya devletleri Kırım’da olup bitenlerden sonra “aynı durum burada tekrar edilebilir mi?” sorusu üzerinde düşünüyorlar. Açıkçası, onlar hayli endişeliler. Çünkü Moskova Ukrayna’ya “Rusça konuşan nüfusun çıkarlarını koruyoruz” nedeni ile asker gönderiyorsa, benzer durum Orta Asya’da oluşabilir. Burada Rusça konuşan insanlar yeteri kadardır. Kazak analist N. Kasenova “EurasiaNet.org”a demiş ki, “Rusya bu devletleri (eski Sovyet mekanı ülkeleri öngörülüyor – Newtimes.az) tam egemen hesap etmediğini ve… kendi çıkarlarını uluslararası hukukun belirlediği toprak bütünlüğü prensibinden üstün tuttuğunu gösterdi” (Bkz.: önceki kaynağa).

Bununla birlikte, uzmanlar başka bir hususa daha fazla dikkat yöneltirler. Zira Rusya eski Sovyet mekanında kaosun yayılmasından endişeleniyor. F. Lukyanov bununla ilgili açık yazıyor: “Rusya’nın Ukrayna politikasının özü kaosun ülke topraklarına yayılması riskini azaltmaktan ibarettir” (Bkz.: Федор Лукьянов. Gösterilen makalesi). Bunun fonunda Moskova entegrasyon süreçlerini hızlandırabilir. Orta Asya devletleri ise işte bu yoğunluktan korkabilirler. O halde Kremlin daha sert tedbirlere el atar mı?

“ЦентрАзия” bilgi sitesinin editörü V. Xlyupin bu açıdan yaptığı tahlilde vurguluyor ki, Orta Asya devletleri “büyük oyunun piyonlarıdır, onların fikrine kimse dikkat çekmiyor, onlar jeopolitik güçler için “yem”dirler” (Bkz.: В.Хлюпин. Уроки Майдана для Центральной Азии. Часть 1. Герои нашего времени / “Centrasia.ru”, 22 Şubat 2014). Tabii ki, bu tür kötü niyetli içerikli değerlendirmeler bölge ülkelerini endişelendirmemiş olamaz.

Rusya’nın Asya Politikası: Moskova’dan Endişelenenler

İkincisi, unutmamak gerekir ki, Orta Asya Kremlin`in, genellikle, Asya politikasının bir parçasıdır. Burada ise onun esas ortağı ve rakibi Çin’dir. Japonya’nın “The Diplomat” dergisi bu bağlılıkta “Rusya’nın Asya’da ciddi imkanlarının olduğunu ABD itiraf etmelidir” görüşünü öne sürer (Bkz.: Richard Weitz. Sochi Showcases Moscow`s Asian Influence / “Thediplomat.com”, 20 Şubat 2014).

Bu yayın daha sonra yazıyor: “Orta Asya’da Rusya’nın ekonomik egemenliğini Çin’in yıkmasına rağmen, Çin yatırımları ve ticareti bölgede istikrarı sağlamaya yardım eder. Eğer burada “Arap Baharı”na benzer bir süreç başlarsa, komşu Rusya ve Çin için ciddi tehlike doğar” (Bkz.: önceki kaynağa). Öyle görünüyor ki, Moskova bu bölgede çıkarları açısından istenmeyen olayların baş kaldırabileceğini istisna etmiyor. Bunu önlemek için Kremlin`in Kırım senaryosunu tekrarlayabilmesi ne kadar gerçekçidir?

Üçüncüsü, ABD Afganistan’dan askerlerini geri çektikten sonra Orta Asya’da terör gruplarının faalleşmesi bekleniyor. Artık Talibancıların Türkmenistan topraklarına saldırılar düzenlediği hakkında haberler yayılıyor. Bu şimdilik epizodik nitelik taşısa da, tehlikeli bir eğilim göstermektedir. Bazı uzmanlar düşünüyorlar ki, 2014 yılından itibaren “el – Kaide” Rusya ve Çin yönlerinde faalleşecektir. Şüphesiz, bu hususlar Moskova’ya cevap önlemleri şansı yaratır.

Örneğin, 2014’te Rusya’nın Hazar’da askeri gücünü artıracağı hakkında haberler mevcuttur (Bkz.: Joshua Kucera. Russia Plans Ambitious Year For Caspian Flotilla / “EurasiaNet”, 14 Ocak 2014). Moskova modern askeri teçhizat ile donatılmış gemilerini bu bölgeye yolluyor. Uzmanlar Kremlin’in bu tür adımlarını normal hal sayarlar.

Aynı şekilde, bölgede Rusya’nın rakiplerinden olan İran analistleri bu konumdadırlar. Örneğin, Q. Osuli yazıyor: “Rusya Orta Asya’yı kendi jeopolitik çıkarlarının anahtar bölgesi olarak görüyor. Rusya’nın ulusal güvenliği bu mekanın istikrarına bağlıdır. Orta Asya ülkelerine olan eski ve yeni tehlikeler kabarık şekilde Rusya’ya da etkiliyor…” (Bkz.: Касем Осули. Цели и интересы России в Центральной Азии: настоящее и будущее / “İnosmi.ru”, 5 Mart 2014).

Bunlar Rusya’nın Orta Asya’ya büyük jeopolitik önem verdiğini ifade etmekle birlikte, Kremlin`in belli süreçlerden endişelendiğini de kanıtlıyor. Aynı şekilde bu bölgede “yeni Ukrayna”nın oluşabilmesi ihtimalini dışlamak riskli görünüyor. Aynı zamanda, Gümrük Birliği ile ilgili beklenmedik süreçler başlayabilir. Burada çok sayıda jeopolitik faktörü dikkate almak gerekir. Kazakistan faktörünün jeopolitik öneminin daha da arttığını düşünüyoruz. Astana’nın Moskova ile ilişkilerini hangi düzlemde gelişmesine genelde bölgenin durumu bağlı olabilir.

Fakat Orta Asya ülkelerinin genelinde “Maydan”a benzer olayların başlaması halinde karışık durum oluşabilir. Bu durumda Kremlin`in sakinliğini saklaması zor olacak. Onu dikkate almak gerekir ki, Orta Asya büyük mekandır ve orada Kırım’daki taktiği uygulamak hayli engellerle karşılaşabilir. Beklenir ki, bazı çevreler Orta Asya’da süreçleri işte kaos yaratmak yönüne yöneltsinler. O halde tüm bölge için tehlikeli jeopolitik – askeri durum oluşur. Burada Çin faktörünü unutmamak gerekir. Her halde Pekin sınırları yakınında olup bitenlere duyarsız kalmaz. Bu, küresel çapta yeni mücadelenin başlangıcı olabilir. Orta Asya çok hassas bir safhaya adım atıyor.

Kaynak: Newtimes.az

Leave A Response »

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.