TÜRKİYE’DE CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMLERİ

upa-admin 29 Temmuz 2014 2.238 Okunma TÜRKİYE’DE CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMLERİ için yorumlar kapalı
TÜRKİYE’DE CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMLERİ

Türkiye, 12. Cumhurbaşkanı’nı seçmek için Ağustos ayında ilk kez doğrudan halkoyuyla yapılacak olan Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde yoğun bir propaganda sürecine sahne oluyor. Bu fırsattan istifade, Birol Akgün’ün Türkiye’de Seçmen Davranışı, Partiler Sistemi ve Siyasal Güven kitabı ışığında Türkiye’deki daha önce yaşanmış Cumhurbaşkanı seçim süreçlerine bakmakta fayda var.

Ülkemizde seçimler denilince akla daha çok genel ve yerel seçimler gelmektedir. Bununla birlikte, Türkiye’de devlet başkanları yani Cumhurbaşkanları da 1923’ten bu yana seçimle işbaşına gelmektedir. Bugüne kadar Parlamento’nun seçtiği Cumhurbaşkanları, 2014 yılından itibaren ilk kez doğrudan halk oyuyla seçilecektir. Parlamenter rejimlerde aslında daha ziyade sembolik yetkileri olan devlet başkanlığı makamı, ülkemizde bazı tarihi, kültürel sebepler (Türklerde devletin başı olmanın tarihi ve kültürel olarak büyük bir öneminin bulunması, ordunun başkomutanı olması vs.) ve 1982 anayasasının Cumhurbaşkanlığı makamına tanıdığı özellikle atamalara yönelik önemli yetkileri sayesinde ülkemizde çok daha önemli bir konumdadır. Bu nedenle Cumhurbaşkanlığı seçimleri büyük önem arz eder ve siyasal tarihimizde birçok defa krizin yaşanmasına neden olmuştur. Unutulmamalıdır ki, TBMM’nin Cumhurbaşkanını seçememesi, 12 Eylül 1980 darbesinin de önemli sebeplerinden biri olmuştur.

1923’ten bu yana Türkiye Cumhuriyeti’nin 11 Cumhurbaşkanı olmuştur. Bunların altısı Harp Akademisi mezunu ve asker (Mustafa Kemal Atatürk, İsmet İnönü, Cemal Gürsel, Cevdet Sunay, Fahri Korutürk ve Kenan Evren), ikisi sivil meslekten (Celal Bayar, Ahmet Necdet Sezer), üçü ise politikacı kökenlidir (Turgut Özal, Süleyman Demirel, Abdullah Gül). 1924 anayasasının tek-parti döneminde, karizmatik güçlü liderler ve milli kahramanlar olan Mustafa Kemal Atatürk ve İsmet İnönü’nün karşılarına rakip çıkmamıştır. Ancak az sayıda da olsa bazı vekiller oylamalara katılmayarak muhalif duruşlarını göstermişlerdir. 1950 yılında iktidarın el değiştirmesi sonrası ise iktidar partisinin güçlü ismi Celal Bayar partisinin meclisteki çoğunluğu sayesinde 3 defa üst üste Cumhurbaşkanı seçilmiştir. Bayar aynı zamanda ilk asker kökenli olmayan yani ilk sivil Cumhurbaşkanı olmuştur.

1960 ihtilali sonrası 1961 anayasasıyla birlikte asker kökenli Cumhurbaşkanlarına geri dönüş olmuş ve üst üste üç kez asker kökenli Cumhurbaşkanı (Cemal Gürsel, Cevdet Sunay, Fahri Korutürk) seçilmiştir. Ancak bu dönemde de AP ve CHP, bu geleneğin oluşmaması adına bazı mücadeleler vermişlerdir. Mesela 1973 yılında Genelkurmay Başkanı Faruk Gürler’in seçilmemesi için Demirel hükümetinin büyük gayreti olmuş ve sonucunda Gürler’in önü kesilerek, ordunun destek vereceği başka bir asker kökenli isim olan Fahri Korutürk üzerinde uzlaşma sağlanmıştır. 1982 anayasasının çok yeniş yetkiler tanıması sayesinde Cumhurbaşkanlığı daha da gözde bir makam haline gelmiş, Kenan Evren’in kendisi için düşünerek tanıdığı geniş yetkiler bu makamı daha politize bir hale getirmiştir.

Kenan Evren sonrasında iki sivil politikacı isim Turgut Özal ve Süleyman Demirel bu makama seçilmiş ancak politik kimlikleri özellikle tarafsızlığına şüpheyle bakılan Özal için zaman zaman sorun teşkil etmiştir. 28 Şubat sürecinin ardından, Süleyman Demirel’in Cumhurbaşkanlığı sonrasında 2000 yılında eski Anayasa Mahkemesi başkanı Ahmet Necdet Sezer bu göreve seçilmiştir. 2007 yılında yalnızca % 34 oyu olmasına karşın meclisteki % 66’lık çoğunluğuna dayanarak seçimlerine yapılmasına birkaç ay kala AKP’nin Cumhurbaşkanı seçmesi gayretleri ise, önce TBMM’de yaşanan 367 krizi, sonrasında ise 27 Nisan muhtırası ya da e-muhtıra olarak bilinen sürece neden olmuş ve Türkiye demokrasisi küçük bir sarsıntı geçirmiştir. Sarsıntı sonrası yapılan seçimlerde ezici bir üstünlük sağlayan AKP, partinin ağır toplarından eski Dış İşleri Bakanı Abdullah Gül’ü bu makama seçmiştir.

22 Temmuz seçimleri sonrası yaşanan krizlere tepki olarak, 21 Ekim 2007 tarihinde yapılan anayasa referandumu ile Türkiye Cumhuriyeti’nde Cumhurbaşkanı’nın halk tarafından seçilmesi başta olmak üzere bir takım anayasa değişiklikleri yapılmıştır. Referandumda “Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesi, aynı kişinin iki kez Cumhurbaşkanı seçilebilmesi (5+5), görev süresinin 7 yıldan 5 yıla indirilmesi ve Cumhurbaşkanlığı seçiminin, görev süresi bitmeden önceki 60 gün içinde tamamlanması, genel seçimlerin 5 yıl yerine 4 yılda bir yapılması, TBMM’de, seçimler dâhil tüm oturumların 184 milletvekiliyle açılması” gibi değişiklikler oylanmıştır. Değişikliklere ülke genelinin % 31,05’i yani 8.744.947 kişi “Hayır” oyu verirken, ülke genelinin % 68,95’i yani 19.422.714 kişi “Evet” oyu vermiştir.

Türkiye Cumhuriyeti’nin 12. Cumhurbaşkanı’nı belirleyecek olan seçim de oldukça renkli geçeceğe benzemektedir. Adayların tamamının sivil olması dikkat çekerken, adaylardan ikisinin (Recep Tayyip Erdoğan ve Selahattin Demirtaş) siyasi kimlik taşıdığı görülmektedir. Bu anlamda 1982 anayasasının öngördüğü “tarafsız” Cumhurbaşkanı profiline en uygun aday Prof. Dr. Ekmeleddin İhsanoğlu gibi gözükmektedir. Ancak seçimlerin favorisi Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’dır. Erdoğan, seçilirse sistemi Başkanlık sistemi yönünde değiştirmek istediğini açıkça belirtmektedir. Bu, kuşkusuz anayasaya aykırı ve Türk devlet teamüllerine uymayan bir durumdur. Erdoğan’ın büyük popülaritesi sayesinde bu durum fiiliyata dönerse, anayasal ve yasal mevzuatın Başkanlık sistemine uygun olmaması nedeniyle ülkede büyük siyasal krizler yaşanması olası gözükmektedir. Dahası Gül’ün yumuşak kişiliği nedeniyle üstesinden gelmeyi başardığı Cumhurbaşkanı’nın siyasi kimliğinin olmasının toplumu kutuplaştırması ve devletin birliğini bozması sorunu, Erdoğan’ın çatışmacı üslubu nedeniyle çok tehlikeli bir duruma dönüşebilecektir. Bu nedenle Ağustos ayında yapılacak olan Cumhurbaşkanlığı seçimleri Türkiye tarihi açısından önemli bir dönemeç olacaktır.

 

Yrd. Doç. Dr. Ozan ÖRMECİ

 

 

KAYNAKLAR

– Akgün, Birol (2007), Türkiye’de Seçmen Davranışı, Partiler Sistemi ve Siyasal Güven, Ankara: Nobel Yayın Dağıtım. Satın almak için; http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?id=68030&sa=173366990.

Comments are closed.