İSLAM KARŞITI BİR GÜÇ OLARAK IŞİD: SONUN BAŞLANGICI MI?

upa-admin 03 Kasım 2014 1.936 Okunma 0
İSLAM KARŞITI BİR GÜÇ OLARAK IŞİD: SONUN BAŞLANGICI MI?

Bugün dünya medyası, Suriye’nin Kobani şehrinin IŞİD terör örgütü tarafından işgal edilmeyeceğine dair tahminlere sütunlarında geniş yer veriyor. Hatta siyasetçiler ve analistler bile bununla ilgili konuşuyorlar. Ancak Suriyelilerin yaşadığı felaketlerin önlenmesi için gerçek adımlar atılmıyor. Bu pozisyonu doğru olarak kabul etmek mümkün değildir. Çünkü süreçlerin gidişatı, tüm dünyanın tehlikeye sürüklendiğini gösteriyor. Özellikle, İslam ülkelerinin devletçiliği için karmaşık durumlar oluşabilir. Şimdilik Ortadoğu halkları birbirini suçluyor, bazı devletlerde kargaşa yaratmaya gayret ediyorlar. Batı ise gözlüyor ve “bir şeyler öğreniyor”. Bunların arka planında ise IŞİD, Müslüman toplumları için yeni bir “kaos motoru” gibi görünüyor ve aslında bu durum, uzun yıllardır devam eden sürecin sadece bir aşamasıdır. Peki bundan sonra neler geliyor?

Kobani: Bir Halkın Istırapları ve Jeopolitik Oyunlar

Şimdilerde lokal nitelikli bu jeopolitik olayın, küresel etkiye sahip olduğunu herkes kabul ediyor. Fakat bunun nedenleri üzerinde hiç de düşünülmüyor. Aynı şekilde, küresel jeopolitik oyuncuların, bölgesel jeopolitik dinamiği nasıl etkileyebileceğine açıklık getirmek de öyle kolay bir iş değil.

Henry Kissinger, bu tür sorunları realizm ile idealizmin karşılıklı ilişkisinde sunuyor. Diğerleri, genelde “Medeniyetler Çatışması” tezinin kendini doğrulatamadığını vurguluyorlar. Farklı kültürlerin ve dinlerin diyaloğunun gerektiğini belirtiyorlar. Elbette, bunlar dünya jeosiyasetinde kendi yeri ve önemi olan faktörlerdendir.

Bununla birlikte, kabul edilmelidir ki, söylenenler gerçek hayatta milyonlarca insanın ihtilaflardan, terörden ve şiddetten acı çekmesinin önüne geçmek için yeterli değildir. Tecrübe bunu gösteriyor. Şu anda Suriye’nin Kobani (Ayn-el Arap) şehri civarında yaşanan olaylar söylenenleri kanıtlıyor.

İlk bakışta IŞİD`in Kobani`ye saldırısına göre, Türkiye’de Kürtlerin gösteriler yapması ve bazı durumlarda talana yol vermeleri garip gelebilir. Onlar komşu Suriye’de savaşın kurbanları olan soydaşlarına yardım talep ediyorlar, fakat kendileri birilerinin ölümüne sebep oluyorlar.

Öyle anlaşılıyor ki, Türkiye şehirlerinin sokaklarında kaos yaratanların amacı gerçekte Kobani`de terör kurbanı olan Kürt halkı değil. Burada bir gizli siyaset var. Onun kaynağı Washington mıdır, Berlin mi, Brüksel mi, yahut Moskova mı, bilemiyoruz. Fakat ortada yine de sivil insanların kaderini oyuncak gibi kırıp atan bir gidiş var.

Medya Amerika’nın IŞİD’le mücadele planı hakkında bilgiler yayınladı. Deniyor ki, onun üç aşaması var. Bunlar; birincisi, havadan saldırıların yapılması; ikincisi, Irak’ta hükümetin etkinliğinin istikrara kavuşmasından sonra Iraklıların askeri yönden hazırlanması ve üçüncüsü, IŞİD’in Suriye’deki üslerinin askeri operasyonlar yoluyla imha edilmesidir. Bu sürecin 3 yıl (36 ay) süreceği tahmin ediliyor (bkz: Eric Schmitt, Michael R. Gordon, Helene Cooper. Destroying ISIS May Take Years, US Officials Say / The New York Times, 7 Eylül 2014).

Bu planın arka fonunda son günlerde bir bilginin medyada yayılması ise büyük ilgi doğurdu. Batı istihbarat birimleri, IŞİD tarafında bir Fransız generalinin savaşmasından ve örgütün binlerce profesyonel silahlı üyesinin olmasından rahatsızlar. Bu bilginin doğruluğuna garanti yoktur. Ancak bu, dünyanın büyük devletlerinin Ortadoğu’da oluşmuş bir terör örgütüne karşı 3 yıl savaşmayı planlaması bağlamda düşündürücüdür.

Her halde öyle görünüyor ki; başta ABD olmak üzere Batı, IŞİD meselesinden bir “siyasi şov” yaratmak niyetindedir. Şimdilik bu terör örgütünün önünü kesmek için ciddi adımlar atılmıyor. Tablo ise aşağıdaki gibidir; IŞİD yeni toprakları işgal ettikçe, bölge halkları arasındaki nifak derinleşiyor. Çünkü onlar birbirlerini suçluyorlar. Düşünüyorlar ki; IŞİD’in önünün alınmaması yerel devletlerin pasifliğinin sonucudur.

Gerçek olarak bu terör örgütünü bölgeye kimlerin sürdüğü açıktır. Demek ki, Ortadoğu ülkelerinde bu konuya göre kaos yaratmaya çalışırlarsa, bu büyük jeopolitik oyunun bir parçasıdır. Aynı düzlemde bir soru oluşuyor; neden IŞİD meselesini bahane ederek Türkiye’de de karışıklık yaratmak istiyorlar?

Müslüman Devletlerin Denemesi: IŞİD’den Sonraki Terör

Bir süre önce Ortadoğu’nun bazı büyük devletleri ve Batı bağırıyorlardı ki, Ankara’nın bölgesel politikaları sekteye uğramış, Türkler Suriye’deki olaylara etki edemiyor. Şimdi ise onlar genel olarak Türkiye’nin komşu ülkedeki savaşa katılmasını ve orada birilerini cezalandırmasını talep ediyorlar.

Ankara ise Suriye’de koalisyon güçleri tarafından tampon bölge oluşturulmasını ve bu ülkedeki siyasi rejimin toptan değiştirilmesini talep ediyor. Bu, objektif ve yararlı bir görüştür. Çünkü IŞİD, Suriye için Beşar Esad yönetimi ile mücadele düzleminde oluşturulmuş bir kurumdur. Suriye’de istikrar temin edilmedikçe, sağlıklı demokratik yönetim oluşturulmadıkça yeni “IŞİD”ler oluşabilir. Bundan çıkarı olan çevrelerin varlığına şüphe var mı?

İlginçtir ki, Rusya IŞİD’le mücadelede ABD’nin önerdiği şekilde koalisyon kurmayı doğru bulmuyor (Чуркин: решение США наносить удары по ИГ осложнит совместную работу / РИА Новости, 10 Eylül 2014). Anlaşılan Moskova’da, Washington’ın attığı adımların arkasında jeopolitik konuların durduğu düşünülmektedir. Somut olarak konu, terörle mücadele planları ile sınırlı değildir.

Bu açıdan Türkiye’nin güvenli bölge oluşturma önerisine kesin bir cevabın verilmemesi hayli düşündürücüdür. Son verilere göre; ABD ve İngiltere bu teklifle ilgili tereddüt ediyor, durumu öğrenmek gerektiğini belirtiyorlar (bkz: Tampon böge önerisine ABD ve İngiltere’den yanıt / HaberTürk, 8 Ekim 2014).

Neyi öğrenecekler? Batı’nın Irak’taki Peşmergeleri korumakla ilgili kesin bir görüşü var. Neden aynı güçlü irade Suriye’deki insanlarla ilgili sergilenmiyor? Ya da neden Batı’da Kobani’nin IŞİD tarafından işgal edilmesine meraklıdırlar? Üstelik, J. Kerry ima ediyor ki, “biz Türkiye’nin IŞİD’e karşı ne kadar mücadele edeceğini belirlemesini bekliyoruz” (bkz: önceki kaynağa).

Demek ki; IŞİD karşıtı koalisyonda durum henüz tam olarak açık değildir. Terör örgütü, Kürtler için tarihi önemi olan bir şehri istila etmeye çok yakındır, Amerika ise Ankara’dan yanıt bekliyor! Ama manzara bu kadar da basit değilmiş. Çünkü Türkiye’de seri şekilde huzursuzluk çıkaranlar peyda oldu. Kobani olayları fonunda ülkede panik yaratmaya çalışılıyor.

Yani Türkiye toplumunu kaosa sürüklemekle, Kobani’de Kürtlerin durumu iyileşecek mi? Bu absürd durumu bazı kitleler göremiyor. Onları sadece Türkiye devletine karşı körü körüne nefret ilgilendiriyor. Ötedeki “oyuncular” ise kendi zamanlarını beklerler.

Gariptir ki, Ortadoğu’nun Suudi Arabistan, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri ve İran gibi Müslüman devletleri bu durum karşısında susuyorlar. İsrail ise adeti üzerine, bu süreçlere açık tepki vermiyor. Tel Aviv, savaşın Müslüman ülkelerin içine geçtiğine emindir.

Bütün bunların yarattığı nihai jeopolitik manzara, Müslüman devletleri için hiç de iç açıcı değil. Öyle bir izlenim oluşuyor ki; IŞİD, şimdilerde gölgeye çekilmiş “El-Kaide”nin yeni bir örneğidir. Bu bağlamda bu örgüt, İslam aleminde terör mekanizmasının yeni taşıyıcısıdır. Bir süre sonra IŞİD’i güya ortadan kaldırabilirler. Fakat onun yerine daha acımasız bir örgütün ortaya atılması olasılığı da muhtemeldir. Dolayısıyla sonraki aşamada Ortadoğu ülkeleri daha ağır bir durumla karşılaşabilmektedir.

Bizce, sonuç aynıdır; terörle mücadelede İslam devletleri kendileri bir araya gelmeliler. Onlar IŞİD’i ortadan kaldırmakla birlikte, yeni terör kaynaklarının var oluşuna izin vermemelidirler. Aksi takdirde terör, İslam aleminin başına bela olmaya devam edecektir. Bu bağlılıkta IŞİD son vahim silah değil, o, sonun başlangıcıdır.

O açıdan Kobani olaylarına dikkat ettikçe, Kürtlerin bir halk olarak çok zor duruma düştüklerini belirlemek mümkündür. Dışarıdan onlara dost gibi görünenler, gerçekte sonu görünmeyen jeopolitik entrikalar meydana atıyorlar. Kobani, IŞİD’in denetimine geçerse, Kürtler coğrafi bakımdan parçalanmış duruma düşüyor. Aynı zamanda bu kurum (IŞİD), Türkiye’nin sınırı boyunca serbest faaliyet göstermek imkanı elde etmiş olur. Kobani işte bunlara göre, Batı için önemlidir (bkz: Kobani neden bu kadar önemli? / “Radikal”, 8 Ekim 2014).

Ortadoğu’da son yıllarda gözlemlenen jeopolitik olaylara kronolojik düzlemde bakarsak, görürüz ki; kaos giderek Doğu’ya doğru ilerliyor. Şu anda Suriye, Irak ve Türkiye “üçgeni”nde savaş gidiyor. Sırada İran, Kafkasya ve Orta Asya olabilir. Artık bunun ilk belirtileri kendini gösterir; Özbekistan ve Afganistan’daki radikal dini gruplar IŞİD`e destek verdiklerini belirttiler. Onlar Ortadoğu’da misyonlarının tamamlanmasından sonra nerede ve nasıl ortaya olacaklar? Bugün bu hususu dikkate almadan IŞİD`le mücadele başarılı sayılamaz!

Newtimes.az

Leave A Response »

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.