KEŞMİR SEÇİMLERİ HİNDİSTAN EGEMENLİĞİNİ KONSOLİDE ETTİ

upa-admin 29 Aralık 2014 2.180 Okunma 0
KEŞMİR SEÇİMLERİ HİNDİSTAN EGEMENLİĞİNİ KONSOLİDE ETTİ

Hindistan ile Pakistan’ın kendilerine ait olması gerektiğini iddia ettikleri ve bu nedenle bu iki devlet arasında 3 kez savaşa neden olan ve Çin’in de doğusu üzerinde hak iddia edip, bir kısmını işgal etmiş olduğu Keşmir’in geleceği, bu üç ülkenin birbirleriyle olan ilişkilerini olumlu ya da olumsuz etkileme kapasitesine sahip oldukça stratejik bir coğrafyadır. Önemli bir bölümü Himalayalar’ın eteklerinde bulunan ve belki de dünyanın en engebeli bölgesi olarak görülebilecek Keşmir, bugün itibarıyla siyasal anlamda 3’e bölünmüş durumdadır. Bölgenin topraklarının %60’ı Jammu ve Keşmir Eyaleti adı altında Hindistan’a bağlıdır. %30’luk bölümü ise Azad Keşmir ve Gilgit-Baltistan adları altında Pakistan’a aittir. Geri kalan %10’luk bölüm ise Keşmir’in doğusu/kuzeydoğusuna tekabül etmektedir ve Aksai Chin olarak adlandırılan bu kısım Çin’in kontrolü altındadır.

Hindistan ve Pakistan’ın kuruluşu esnasında kendi geleceğine kendisi karar vermesi beklenen bölgelerden biri olan Keşmir’in eski Maharaja’sı (Prens) Hindu kökenli Hari Singh’in, bölgedeki Müslüman çoğunluğa paralel olarak Pakistan’a bağlanma yönünde eylemler düzenleyen aşiretlere ve Pakistan’ın onlara verdiği askeri/siyasal desteğe rağmen Keşmir’in Hindistan’a katılmasını onaylayan belgeyi imzalaması, bölgenin kaderini toplumsal huzursuzluğa ve siyasal parçalanmaya iten en önemli faktör olmuştur. Nitekim bu imzanın hemen ardından, Hindistan Ordusu bölgeye girmiş ve Pakistan’a bağlı güçlerle yaşanan uzun erimli çatışmaların ardından Srinagar, Keşmir Vadisi ve Jammu’yu ele geçirerek bölge topraklarının çoğunluğunu kontrol altına almıştır. Yerleşime pek uygun olmayan ve ciddi anlamda kuraklık sıkıntısı yaşayan topraklar (Azad Keşmir ve Gilgit-Baltistan toprakları) ise Pakistan’ın kontrolünde kalmıştır. Pakistan, Keşmir’in tamamı üzerindeki hak iddiasından vazgeçmemiş olmasına ve bölgede BM gözetiminde bir plebisit düzenlenmesi yönündeki taleplerine karşın, bölge halkının çoğunluğunun Müslümanlardan oluştuğunu bilen ve bu nedenle böyle bir plebisitten Pakistan’a bağlanma ya da bağımsızlık yönünde bir karar çıkacağını gören Hindistan, Hinduların da yaşadığı, Pakistan’a ciddi bir stratejik üstünlük sağlayacak ve Çin’e sınır olan bu toprak parçasını kaybetmemek için plebisit önerisini kabul etmemektedir. Çin ise, Keşmir ile kendisine bağlı Tibet arasındaki sınırın çizilmesi esnasında kendisine danışılmadığını ve sınırın İngilizler eliyle bölgedeki siyasal, toplumsal, kültürel ve coğrafi gerçekliklere önem atfedilmeden çizildiğini belirterek, Keşmir’in doğusunda, Ladakh’ın en doğu ucunda yer alan Aksai Chin bölgesini, Hindistan ile 1960’lı yılların başında yaptığı savaş sonucunda işgal etmiştir.

Jammu ve Keşmir Eyaleti, Hindistan’ın en kuzeyinde yer almaktadır. Hindistan Anayasası’nın 370. maddesine göre “geniş çaplı bir özerklikten” faydalanmakta olan bölge, Hinduların çoğunlukta olduğu ve kışlık başkent konumunda olan Jammu, Keşmir kökenlilerin (Keşmiri) olarak bilinen ve Müslüman olanların nüfusun neredeyse tamamını oluşturduğu  Srinagar merkezli Keşmir Vadisi ve ağırlıklı olarak Tibet kökenli Budistler ile Şii Müslümanların yaşadığı Ladakh olmak üzere 3 ayrı toprak parçasından oluşmaktadır. Jammu ve Keşmir, Hindistan’da başka hiçbir eyaletin sahip olmadığı birtakım haklara/yetkilere sahiptir. Her şeyden önce savunma, dış politika ve haberleşme dışında Hindistan merkezi hükümetinin bu bölgenin içişlerine karışma yetkisi bulunmamaktadır. Yeni Delhi, ancak Srinagar’daki yerel hükümet izin verirse bölgedeki iç işeyişe müdahale edebilir. Hindistan’ın diğer eyaletlerinin aksine, bu bölgenin kendisine ait resmi bir bayrağı ve anayasası vardır. Ne var ki, toplumsal tabanı son derece geniş ve etkin olan Pakistan yanlısı bir ayrılıkçılığın varolması, Hindistan Ordusu’nun bölgedeki gücünü sürekli olarak güçlendirmesini ve ordunun görünürlüğünün artmasını beraberinde getirmektedir. Jammu-Keşmir nüfusu 12 milyonun üzerindedir ve nüfusun yaklaşık %67’si Müslüman’dır. Hinduların çoğunluğu oluşturduğu Jammu’da ayrılıkçı eğilimler pek güçlü değilken, nüfusun %97’sini Müslümanların oluşturduğu Keşmir Vadisi siyasal ayrılıkçılığın merkezidir. Tibetliler ve Şii Müslümanlardan oluşan ve nüfusu çok az olan Ladakh’da ise ayrılıkçılık yönünde bir girişimin etkinliğine rastlanmaz.

Jammu ve Keşmir’de çok partili bir demokratik sistem egemendir. “Dünyanın en büyük demokrasisi” olarak bilinen Hindistan’ın diğer eyaletlerinde de bu durum geçerlidir. İki meclisli bir yapı söz konusudur. Önceleri 100 olan meclisteki temsilci sayısı, 1988’de yapılan değişiklik ile 111’e çıkarılmıştır. Ne var ki, 111 temsilcinin 24’ü, Pakistan işgali altında olduğu ifade edilen (Hindistan’ın resmi görüşü) Azad Keşmir ve Gilgit-Baltistan bölgeleri için rezerve edilmiştir ve boş kalmaktadır. Bu bağlamda, 87 koltuk için seçimler düzenlenmektedir. Jammu ve Keşmir Meclisi, Hindistan’ın diğer eyaletlerinin aksine 5 değil 6 yıllık süreler için seçilmektedir. Bölgedeki en güçlü parti, Jammu ve Keşmir Halkının Demokratik Partisi (PDP)’dir. 1998 yılında Hindistan’ın eski İçişleri Bakanı ve 2002-2005 yılları arasında Keşmir Başbakanlığı da yapmış olan Müfti Muhammed Seyid tarafından kurulmuş olan bu parti, an itibarıyla Müfti Muhammed Seyid’in kızı Mehbube Müfti tarafından yönetilmektedir. Geniş çaplı özerklik anlayışının korunması ve güçlendirilmesinden yana olan parti, Keşmir Vadisi’ndeki ayrılıkçı girişimlere ise çok sıcak bakmamaktadır. Geçtiğimiz günlerde yapılan seçimler sonrasında Keşmir Parlamentosu’na 28 temsilci sokan PDP, bölgenin en güçlü partisi konumundadır. PDP, 545 üyeli Lok Sabha (Hindistan Temsilciler Meclisi)’da ise 3 üye ile temsil edilmektedir. PDP’nin son seçimlere ilişkin en önemli şikayeti, Müslümanların önemli bir bölümünün sandığa gitmeyip, seçimleri protesto etmesinden dolayı, Hindu milliyetçilerinin bölgedeki siyasal ağırlığının artması olmuştur. Bu bakımdan Keşmir Vadisi’ndeki ayrılıkçılar ile PDP arasındaki soğukluk PDP’nin işine yaramamıştır. PDP, tek başına iktidar olamadığı için Bharatiya Janata başta olmak üzere bölgede faaliyet gösteren diğer partiler ile koalisyon oluşturmak zorunda kalmıştır. PDP’nin ardından bölgedeki en önemli siyasi parti, bu seçimlerde dramatik bir yükseliş gösteren ve Hindistan genelindeki popülaritesini Keşmir’e de yansıtan, Hindistan Başbakanı Narendra Modi’nin liderliğindeki Hindu milliyetçisi Bharatiya Janata (Hindistan Halk Partisi) olmuştur. Keşmir Meclisi’ne 23 temsilci sokan parti, özellikle Jammu’da ciddi bir başarı göstermiştir. PDP lideri Mehbube Mufti pek arzulamasa da Bharatiya Janata ile koalisyon kurma ihtimali yüksektir. Ne var ki, bu partinin yükselişi, Keşmirli Müslümanların Hindistan’a olan bağlılığını daha da azaltacak ve kendilerini tehdit altında hissetmelerine neden olabilecek bir durum yaratmaktadır. Özellikle seçimleri protesto eden Keşmir Vadisi’ndeki ayrılıkçıların, önümüzdeki dönemde Hindu kökenlilere karşı şiddet eylemlerine girişmeleri muhtemeldir. PDP ile Bharatiya Janata’nın bir koalisyon hükümeti kurmaları durumunda bu ihtimal daha da yükselebilecektir. Bu da Modi’ye aradığı fırsatı verebilecek ve Hindistan’ın Keşmir’e askeri/siyasal anlamda baskı uygulama şansı yükselecektir.

Keşmir’in birleştirilmesi ve bölgenin Hindistan’dan olabilecek en geniş anlamda özerklik elde etmesini arzulayan Jammu ve Keşmir Ulusal Konferansı ise 1947’de Şeyh Abdullah tarafından kurulmuş bölgenin en eski partisidir. Faruk Abdullah tarafından yönetilen parti, Abdullah ailesinin şahsında bölge siyasetini yıllardan bu yana kontrolü altında tutan parti olarak bilinmektedir. Hindistan Parlamentosu için yapılan seçimlerde Hindistan Ulusal Kongresi ise ittifak yapan ve bu partinin seçimlerden dramatik bir mağlubiyetle çıkması üzerine Hindistan Parlamentosu’na tek bir temsilci dahi sokamayan Jammu ve Keşmir Ulusal Konferansı, Aralık 2014’te sonuçlanan Keşmir seçimlerinden de mağlubiyetle ayrılmış ve 13 sandalye kaybederek bölgenin en önemli partisi olmaktan üçüncü sıraya gerilemiştir. Bu partinin en önemli ismi olarak görülen Ömer Abdullah ise 24 Aralık 2014 itibarıyla Jammu ve Keşmir Başbakanlığından istifa etmiştir. Yani, Hindistan genelinde yükselişte olan etnik/dinsel kimlik vurgusu Hindistan Ulusal Kongre Partisi’nde olduğu gibi, onun Keşmir’deki benzeri olan Jammu ve Keşmir Ulusal Konferansı’nı da olumsuz etkilemiş ve gücünü önemli oranda yitirmesine neden olmuştur.

Jammu ve Keşmir özelinde ve Hindistan genelinde alınan seçim sonuçları göstermektedir ki, ülkedeki seküler siyasal söylem gerilemekte ve etnik/dinsel kimliklere referansla şekillenen sağ/muhafazakar ve ayrılıkçı söylem güçlenmektedir. Bharariya Janata’nın Keşmir özelindeki yükselişi, siyasal ayrılıkçılığı körükleyebilecek ve şiddet eylemlerinin sayısını/etkinliğini arttırabilecek bir sonuç doğurabilir. Modi’nin İslam’a bakışının negatif olduğu da dikkate alındığında, önümüzdeki dönemde Hindistan Ordusu’nun Keşmir özelindeki görünürlüğünün artabileceği ve Pakistan-Hindistan ile Hindistan-Çin İlişkileri’nin seyrinin Keşmir’e doğrudan yansıyabileceği ortadadır.

Yrd. Doç. Dr. Göktürk TÜYSÜZOĞLU

Leave A Response »

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.