GÜNEY KAFKASYA: YENİ DIŞ ETKİLER DALGASI

upa-admin 31 Ocak 2015 1.592 Okunma 0
GÜNEY KAFKASYA: YENİ DIŞ ETKİLER DALGASI

Küresel ölçekte gözlenen jeopolitik süreçler Güney Kafkasya bölgesini de etki etmeden geçmez. Burada bu alana coğrafi olarak yakın olan bölgelerde cereyan eden çeşitli nitelikteki olayları da dikkate almak gerekir. Tecrübeler gösterir ki, olaylara Güney Kafkasya ülkelerinin her biri kendine özgü tepki verir. Ermenistan geleneksel olarak tehlike ve risk kaynağı olmayı sürdürür. Onun Ortadoğu ve Afganistan istikametinden nüfuz edebilecek radikal gruplar için elverişli bölgeye dönüşme ihtimali mevcuttur. Gürcistan ise daha çok kendi güvenliğini düşünüyor. Bu amaçla Tiflis’in Moskova ile ilişkileri düzeltmeye çalıştığı da hissedilmektedir. Azerbaycan ise güvenle önceki dış politika kursunu geliştiriyor.

Değişen Şartlar: Bölge Devletlerinin Tepkisi

Batı-Rusya çatışmasının keskinleşmesi çeşitli bölgelerdeki jeopolitik durumu ciddi etkiliyor. Büyük güçler çıkarlarını savunmak için her yola başvuruyor, hatta sert adımlar atmaktan çekinmemektedirler. Güney Kafkasya’da da bunu hissetmek mümkündür.

Şimdi bu husus Gürcistan’da cereyan eden olaylarda daha fazla görülür. Tiflis Avrupa’yla bütünleşme yolunu sürdürse de, Moskova ile ilişkilerde u dönüşü yapmaya gayret ediyor. Fakat bu, şimdilik yurtiçi siyasi ortamda çelişkilerin daha da kabarıklaşmasıyla birlikte sürer. Gürcistan’da çeşitli siyasi güçler ülkenin Moskova’ya giderek daha çok meyil etmesinden rahatsızlar.

Mesele şuradadır ki, Tiflis, Ukrayna’ya sadece insani yardım göstermek fikrinde olduğunu söyledi. Aynı zamanda, ülke yönetimi Rusya Devlet Başkanı ile görüşmek arzusunu da dile getirdi (Bkz.: Наира Айрумян. Грузинские страсти / Lragir.am, 29 Aralık 2014). Eski Başkan M. Saakaşvili taraftarları bunu devletin geri adım atması olarak değerlendiriyor ve Gürcistan hâkimiyetini kesin dille eleştiriyor.

Oluşan duruma başka açı altında bakıldığında ise, Gürcistan yönetiminin uzlaşma arayışında olduğunu hissetmek mümkündür. Çünkü burada baskılar kendini gösterir. Bu konuda siyasi analitik G. Friedman bir süre önce fikrini belirtmişti. O demişti ki, “Moskova, Baltık, Gürcistan ve Polonya’ya baskılarını arttırır” (Bkz.: Андрей Сушенцов. США не сдерживают Россию / “МГИМО Университет”, 26 Aralık 2014).

Fakat daha ilginci bu fikir ifade edildikten sonra meydana geldi. G. Friedman geçen Aralık Rusya’ya ziyareti sırasında bu tutumunu bir kenara bıraktı. O düşünüyor ki, ne ABD Rusya’nın önünü keser, ne de Kremlin Gürcistan’a baskı gösterir. Uzmanlar bu değişikliğin rastgele olduğunu düşünmemekte, meseleyi Güney Kafkasya’daki jeopolitik manzaranın değişmesi ile ilişkilendirmektedir. Zira Tiflis’e artık Rusya ile ihtilafa girmemesi önerilir.

Bu durumda ise, Rusya ile Ermenistan’ı bir araya getirebilecek demiryolu hattının döşenme meselesi görüşülür. Şimdi Çeçenistan üzerinden Gürcistan’a böyle bir çıkışın sağlanma fikri teklif edildi. Onun ne kadar gerçekçi olduğunu zaman gösterecek. Ancak önemli olan, bu yönde bazı arayışların sürmesidir.

Gürcistan’ı bu tür adımlar atmaya zorlayan somut nedenler vardır. Onlar Cavahetiya, Abhazya ve Güney Osetya faktörleri ile bağlantılıdır. Ukrayna örneği gösterdi ki, Moskova gerektiğinde çok sert adımlar atabilir. Cavahetiya’daki Ermeniler arasında Rusya ve Ermenistan vatandaşlarının sayısı az değil. Tiflis aldığı kararlarla onları zararsızlaştırmaya çalışır. Ancak Rusya gibi büyük devlete karşı böyle durumlarda dikkatli davranmak gerekir.

İlginçtir ki, Batı da Gürcistan yönetimine bu konularda dikkatli olmayı öneriyor. Öyle anlaşılıyor ki, şu anda Rusya-Gürcistan ilişkileri Güney Kafkasya’yı jeopolitik açıdan çok hassas bir duruma getirdi. Ermenistan faktörü bu bağlamda oldukça çelişki getirir.

İstikrara Tehdit: Erivan Yenilenemiyor

Ermenistan Avrasya Ekonomik Birliği’ne üye olduktan sonra tamamen Kremlin’in kontrolü altına girdi. Güney Kafkasya meselesinde de bunu gözlemlemek mümkündür. Şimdi Ermenistan için Rusya ile karadan ilişki kurmak son derece önemlidir. Bu olmazsa, Avrasya Ekonomik Birliği’ne üyeliği anlamını yitirmiş olur. Bu sebepten Erivan, Moskova’nın Gürcistan vasıtasıyla demiryolu hattını açma girişimlerini tamamen destekler. Hatta bu silah zoruyla gerçekleştirilse bile! Tabii ki, sorunun bu yönünden Tiflis de haberdardır. Onun Ermenistan ile ilişkilerini bu etken ciddi şekilde etkiliyor. Gürcistan yönetimi Erivan’a karşı dikkatli davranıyor.

Güney Kafkasya’da Ermenistan’ın jeopolitik rolüne, işgal ettiği Azerbaycan topraklarından çıkmak istememesi tamamen olumsuz bir içerik verdi. Erivan, bu yönde zararlı dış politikasını sürdürüyor. Rusya yönünden baskıların artması, Afganistan’dan beklenen “terör ihracı” ve Ortadoğu’da yaşanan son gelişmeler, Ermenistan’ı tehdit kaynağı olarak daha tehlikeli hale getirir.

Şimdi Ermenistan bu faktörlerin etkisi altında beklenmedik adım atabilir. Sır değil ki, son zamanlarda uzmanlar “Afgan tehlikesi”nden sıkça konuşmaya başladılar. Burada radikal dini grupların Orta Asya’ya, oradan da yakın bölgelere nüfuz etmesini istisna etmiyorlar. Onların hedefinde Kafkasya da olabilir. Çünkü bu alanda hem Müslüman fazladır, hem de bölge önemli bir jeopolitik rol oynar. Ermenistan yönetiminin bu fırsattan yararlanmaya çalışmayacağına inanmak zor. Onlar, bölgede yapay olarak mezhep çatışması yaratmaya, bu yolla da dikkati Dağlık Karabağ anlaşmazlığından uzaklaştırmaya çalışabilir. Aynı zamanda, Ermenistan, Azerbaycan ve Gürcistan’ı bölgenin büyük devletleri ile karşı karşıya bırakmak yönünde de tahribatlara neden olabilir. Ermeni uzmanlar bile Erivan’ın iyiye gideceğine inanmıyorlar. Onların sözleriyle, Ermenistan siyasi ve jeopolitik yenilenme gerçekleştirmeye kadir değildir (Bkz.: Игорь Мурадян. Нейтралитет как последняя надежда / Lragir.am, 31 Aralık 2014).

Bu bağlamda Ortadoğu’da cereyan eden olayların Güney Kafkasya’ya etkisini bir kenara itmek olmaz. Ermeni terör örgütleri radikal dini gruplardan faydalanmaktan çekinmezler. Özellikle IŞİD faktörü, ciddi tehditlerden haber verir. Ermenistan’ın dış politikasında radikal gruplanmalardan defalarca yararlandığını düşünürsek, sorunun ciddiyeti daha net anlaşılır.

Ermenistan’la ilgili bir konuyu daha vurgulamaya ihtiyaç duymaktayız. Biz, İran’la ilişkilerde ortaya çıkabilecek soğukluğu kastediyoruz. Rusya, Erivan’ın Tahran’la yaklaşmasına hassasiyetle yaklaşır. Öte yandan, İran’ın Batı’yla yürüttüğü görüşmelerde ilerleme sağlanması, Tahran-Moskova-Erivan hattında ilişkilerin bağlamında değişikliklere yol açıyor. O nedenle, Ermenistan, İran için önceki derecede önemli bir ülke sayılmayabilir. Bu temelde radikal dini grupların Güney Kafkasya’ya sızması için ek koşullar oluşmuş olur.

Nihayet, Azerbaycan’ın Güney Kafkasya’nın jeopolitik manzarasının şekillenmesindeki rolünü ayrıca vurgulamak gerekir. Bakü, bağımsız ve yapıcı dış politikası ile iki açıdan bölgenin istikrarının temini için büyük katkı sağlar. Bunlardan ilki; ekonomik bütünleşmeye hizmet eden ilişkilerin kurulması ve geliştirilmesidir. Bunun için çeşitli ulaşım bağlantıları yapılmıştır. Asya ile Avrupa arasında işbirliğini sağlayan projeler gerçekleştiriliyor. Örneğin, Azerbaycan, Gürcistan ve Türkiye’yi birleştiren demiryolu hattı inşa edilir. Diğer (ikinci) nokta; enerji güvenliğinin temini yönünde Azerbaycan’ın aktif programlar hayata geçirmesi ile ilgilidir. Son olarak “Güney Gaz Koridoru” adlı projenin temeli atıldı. Bakü bu yöndeki politikasını daha da genişletmek niyetindedir.

İlginçtir ki, Azerbaycan bu ortamda bile dış politika çizgisinden zerre kadar sapmamıştır. Gürcistan ve Ermenistan yeni koşullara adapte olmak için yollar arayıp, manevralar yapmaya çalışırken, Azerbaycan’ın buna ihtiyacı yoktur; çünkü ülkenin dış politikası temelden düzgün ve stratejik noktalar dikkate alınarak kuruldu.

Böylece, şu anda küresel jeosiyasette yaşanan olaylara Güney Kafkasya ülkeleri farklı tepkiler verirler. Ermenistan daha tehlikeli bir faktöre dönüşürken, Gürcistan güvenliğini sağlamak için bazı adımlar atmaya çalışır; Azerbaycan ise dış politikasını değiştirmeden güvenle devam eder.

Newtimes.az

Leave A Response »

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.