AB VE ABD YENİ BİR DÜZEN KURARKEN TÜRKİYE (1)

upa-admin 14 Nisan 2015 1.456 Okunma 0
AB VE ABD YENİ BİR DÜZEN KURARKEN TÜRKİYE (1)

ABD ve AB arasındaki Transatlantik ekonomi, dünya ticaretinin yarısını teşkil ediyor. Ticaret ve Yatırım Ortaklığı anlaşmasının (TTIP) müzakereleri, Haziran 2013’te resmen başladı. Bu anlaşma, AB ve ABD için tarihlerindeki en kapsamlı ekonomik ortaklık atılımı olacak. Ayrıca Türkiye, Kanada, İsviçre, Norveç, Japonya, Güney Kore, Çin ve Meksika gibi kendileri için AB veya ABD’nin en önemli ekonomik partnerleri olduğu ülkeler doğrudan ve derinden etkilenecekler.

Bunun da ötesinde, genel olarak uluslararası ekonomide tüm dengeleri yeniden şekillendirecek bir gelişme söz konusu. Eşzamanlı olarak başlayan Trans-Pasifik Ortaklık (TPP) süreci ve G20 çerçevesindeki dünya ekonomisini düzenleyici olası uzlaşmalarla da birlikte, 21. yüzyılın ilk yarısında küresel ekonomik ortam değişiyor. Dolayısıyla, uluslararası güç dengeleri de yenileniyor.

Neden önemli?

  • Küresel ticaret ortamı için de büyük önem taşıyan TTIP, hemen hemen tüm dünya ülkelerini kapsayan Dünya Ticaret Örgütü’nün (DTÖ) Doha görüşmelerinde yaşanan tıkanıklığı, iki dev ekonomi arasında aşabilir. Böylece TTIP, dünyaya standart saptayıcı bir etkiye kavuşur.
  • TTIP, ticaretin çok ötesinde, üretim standartları, tarım, hizmetler, yatırım, telekom, dijital ekonomi, çevre ve kamu ihaleleri gibi farklı konulara yayılıyor.
  • Johns Hopkins Üniversitesi/SAIS’in yıllık “Transatlantik Ekonomi” raporuna göre; ABD ve Avrupa Birliği arasındaki ticaret hacmi 5 trilyon dolara ulaştı. Atlantik’in iki yakasındaki 15 milyon çalışanın istihdam kaynağı da bu ticarete bağlı.
  • Ekonomik sarsıntılara rağmen, AB ve ABD birbirlerinin en önemli ticaret ortağı olmayı sürdürüyorlar.
  • Müzakerelerde yedi geniş kapsamlı alan var: 1-) Hassasiyet taşıyan sektörlerde sınırlamalarla tarifeleri azaltmak ya da kaldırmak, 2-) Yasal düzenlemeye dair konular, 3-) Tarife dışı engeller, 4-) Hizmetler, 5-) Yatırım, 6-) Kamu ihaleleri, 7-) Fikri mülkiyet hakları. Tüm bu alanlarda karşılıklı uyum ve 21. yüzyılın ticaret kolaylaştırma, rekabet, işçi hakları ve çevre konularının standartlarını oluşturmak amaçlanıyor.

Öngörüler

  • Dünya ticaretinin yaklaşık olarak yarısını temsil eden alanın daha derin bir bütünleşmeye gitmesi, hem tarafların küresel düzeyde gücünü, hem de uluslararası ticaretin resmini önemli ölçüde etkileyecek.
  • Londra’daki CEPR’in (The Center for Economic Policy Research) yayınladığı araştırma, güçlü ve kapsamı geniş bir TTIP’in hem AB, hem de ABD için kazanımlar getirdiğine işaret ediyor. 2027 yılı için, TTIP olmadan yapılan hesaplamalarda, TTIP sayesinde AB’nin GSYH’sinde % 0,5 ve ABD’nin GSYH’sinde % 0,4’lük bir artış öngörülüyor. Kazanımlarının ise, AB için 120 milyar Euro ve ABD için 95 milyar Euro olması bekleniyor.
  • AB Komisyonu’nun yaptığı öngörülere göre; TTIP’in AB’nin yıllık bütçesinin yaklaşık üçte ikisine karşılık gelen bir değişim yaratıp, AB GSYH’sinde % 5’lik artış yaratması bekleniyor.
  • Johns Hopkins Üniversitesi/SAIS’in çalışmasına göre; 2018 yılında tarifesiz engellerin sadece yarısının kaldırılması ya da uyumlulaştırılması, AB’nin ekonomisine % 0,7’lik, ABD’nin ekonomisine % 0,3’lük bir artı getirecek. Bu artış; AB ve ABD için DTÖ’nün Doha görüşmelerinin sunabildiğinin yaklaşık üç katı. Tarifesiz engellerin dörtte bir oranında azaltılması ise, AB ve ABD GSYH’sine 106 milyar dolar artış getirecek.

Bu bağlamda Türkiye için beş temel alanda köklü atılımlar ön plana çıkıyor:

  1. TTIP’e dâhil olmak için seferber olmak.
  2. Gümrük Birliği’ni, tam üyelik hedefi yönünde, tarım, hizmetler, kamu ihaleleri, sosyal politikalar ve çevre standartları alanlarında geliştirmek.
  3. Acil ve de köklü demokratik reformlar, Orta Doğu’ya yönelik tutarlı ve akılcı bir siyaset ve de Kıbrıs’ta inisiyatifi ele alan bir dış politika ile AB ile müzakere sürecine ivme kazandırmak.
  4. Ülke içinde AB sürecini partiler üstü uzlaşma, saydamlık ve demokratik katılımcılık içinde bir iletişim ve yönetim anlayışını benimsemek.
  5. Uluslararası iletişimde, Türkiye’nin “Asya’ya açık, yaratıcı ve de Batılı bir Avrupa ülkesi” olarak etkisini arttıracak strateji ve de eylem bütünlüğü içinde olmak.

Türkiye, bu atılım aşamalarının bazılarında bir dizi ilerleme kaydediyor. Ne var ki, çoğu zaman olduğu gibi, eksik, bütünlüksüz, sonuç odaklı olamayan adımlar bunlar…  AB ve ABD, küresel düzende Batı’yı yeniden yüklenen ve yeni sürüm bir ekonomik ve siyasal tasarıma kavuştururken, Türkiye ise zaman kaybediyor…

 

Kader SEVİNÇ

Brüksel

kadersevinc@gmail.com

 

Leave A Response »

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.