2016 SEÇİMLERİ: ABD KİMİ SEÇECEK?

upa-admin 30 Nisan 2015 1.632 Okunma 0
2016 SEÇİMLERİ: ABD KİMİ SEÇECEK?

2016 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nde Başkanlık seçimleri yapılacaktır. Seçimlere daha çok zaman olmasına rağmen, bu göreve gelecek adaylarla ilgili varsayımlar, ülkedeki çeşitli toplumsal kurumlar ve basın-yayın organları tarafından ileri sürülüyor. Demokrat Parti’den, Dışişleri eski Bakanı Hillary Clinton, 2016 yılında yapılacak Başkanlık seçimlerinde adaylığını resmen ilan etti. Parti içi ilk anket sonuçlarına göre, mevcut yönetim taraftarlarının yüzde 60’ı onu desteklemeye hazırdır. Ayrıca, Başkan Yardımcısı Joseph Biden de var. Ama o, Demokrat seçmenlerin sadece yüzde 19’unun desteğini alıyor. Geçtiğimiz yıl Kongre’nin üst kanadı olan Senato’ya seçilen Senatör Elizabeth Warren ise, oyların toplam yüzde 8’ini toplayabilir.

Cumhurbaşkanlarının Sıhhati

Bu yılın Ocak ayında Clinton’ın adaylığını sürme niyeti yoktu. CNN’e verdiği demeçlerin birinde; Başkan adayı olmak gibi bir planı olmadığını bildirmişti. Fakat hemen ardından, sağlığının her işin üstesinden gelmeye kadir olduğunu kaydetmişti.

Yeri gelmişken, Clinton tesadüfen sağlığından söz açmamıştı. Malumdur ki, henüz Dışişleri Bakanı iken, bağırsak enfeksiyonu geçirmiş ve susuzluk nedeniyle bayılarak beyin sarsıntısı geçirmişti. ABD’de Başkanlık seçimleri kampanyası sırasında adayın sağlık meselesi, fiziksel ve psikolojik hazırlığı büyük öneme sahiptir. Bununla ilgili olarak, sağlıklı Obama’nın adaylığının, 73 yaşındaki Cumhuriyetçi John McCain’in ağır fiziksel durumunu ustalıkla alt ettiği 2008 yılı Başkanlık seçim kampanyasını örnek vermek yerinde olur. Cumhuriyetçi aday, Vietnam’daki savaş sırasında aldığı askeri darbe nedeniyle elini güçlükle kaldırıyordu, 2000 yılında ise o, yüzündeki melanomanın alınmasıyla ilgili operasyon geçirmişti.

Seçmenlerin seçimine etki eden diğer bir faktör de yaştır. Amerikalıların seçmen sandıklarına gelecekleri gün Clinton 69, Joe Biden ise 74 yaşını kutlayacak. Burada belirtmek gerekir ki, ABD’nin Başkanlık seçimleri tarihinde istisnalar da var. Örneğin, 1984 yılında 73 yaşlı Ronald Reagan’ın yaşı, ikinci kez Başkan seçilmesine engel olmadı.

Cumhuriyetçi-Muhafazakâr

Cumhuriyetçilerin büyük çoğunluğu, muhafazakâr Kübalı göçmen bir aileden gelen Floridalı Senatör Marco Rubio’ya oy kullanacaklar. Cumhuriyetçi Parti içinde, o, büyük bir üne sahiptir ve anket sonuçlarına göre partisinin asıl adayı kabul edilir. Rubio, Cumhuriyetçilerin en katı muhafazakâr kanadının adayı olarak kabul edilir. Kendilerini oldukça muhafazakâr sayan seçmenler arasında, bu Senatörü destekleyenler yüzde 28’dir. Aslında, son dönemde Rubio da, artık partinin ılımlı kanadı ile yakınlaşmaya başlamıştır. Hatta bazı konularda Rubio daha da ileri giderek, Demokratlarla bile dayanışma göstermiştir. Küba kökenli olduğu için, Rubio, Hispaniklerin oyunu toplayabilir. Tesadüfi değil ki, taraftarları ile görüşmelerinde çoğu zaman İspanyolca’ya başvurur. Ama genel seçimler için, Rubio, bir yandan hem aşırı tutucudur, bir yandan da anketlere göre geniş kamuoyunda pek tanınmamaktadır. Amerikalıların yüzde 36’sı onun hakkında hiçbir şey duymamış, yüzde 17’sinin ise ondan haberi bile yoktur.

Senatör-Göz Doktoru

ABD’deki Başkanlık seçimleri için, Cumhuriyetçi Senatör Rand Paul da adaylığını resmen ilan etmiştir. Onun siyasi kariyeri, Kasım 2010’da Kentucky’den Senatör seçilmesiyle başlamıştır. Bu zamana kadar siyasetle ilgilenmemiş ve neredeyse 20 yıl göz doktoru olarak çalışmıştır. “Ben Başkanlık seçimlerine ülkemizi özgürlük ilkelerine ve sınırlanmış iktidara geri döndürmek için katılıyorum” diye beyan eden Paul’un başlıca sloganı ise, ülkesini “her saldırıyı defetmeye yetecek kadar güçlü ve gereksiz müdahalelere katılmayacak kadar akıllı” görmektir.

Teksaslı Cumhuriyetçi

Daha önce Teksas eyaletinden senatör olan Cumhuriyetçi Ted Cruz da, ABD’nin Başkanlık seçimlerinde yer alacağını resmen beyan etmiştir. Muhafazakâr yönüyle tanınan Cruz bir söz verdi ki; seçilmesi durumunda Başkan Obama tarafından yapılan sağlık reformlarını iptal edecek ve ABD’nin vergi idaresini ortadan kaldıracaktır. Dış politika sorununa değinen Cruz beyan etti ki, Başkanlık görevinde o, “kesin olarak İsrail’i destekleyecek” ve İran’ın nükleer silaha sahip olmasına asla izin vermeyecektir. Ayrıca, o, IŞİD’e karşı sert askeri önlemler alma vaadini de verdi. Seçim kampanyasının başlangıç yeri olarak Cruz, Özgürlük Üniversitesi’ni seçti. Burada o, Cumhuriyetçi Partili sosyal ve dini tutuculuk taraftarlarının desteğini elde etmeye çalıştı. Malumdur ki, bu üniversite ABD’nin tanınmış sosyal muhafazakârlık ideolojisti merhum Jerry Falwell tarafından kurulmuştur.

Gerçekleştirilen tüm anketlerde açıkça görülmektedir ki, Cumhuriyetçiler henüz kararsızdır. Şimdilik, net favorileri yoktur. Oysa adaylar arasında ciddi iş deneyimine sahip 10’dan fazla somut aday var. Jeb Bush ismi de burada belirtilmelidir. Demokratlar ise, seçimlere daha sınırlı sayıda adayla giriyorlar.

Hâkimiyet Arzusu

Maalesef ne Cumhuriyetçi, ne de Demokrat adaylar, ABD’nin “disiplini korumak”, hâkimiyeti ve dünyanın birçok yerindeki durumu kontrol etme görevini sorgulamamaktadır. Fark, sadece bu stratejik çizginin gerçekleştirilme yöntemlerinde ve taktik adımlardadır. Tüm bunlara, diğer ülkelere yönelen baskı ve onları kendi çıkarlarına tabi etme isteği eşlik eder.

Azerbaycan da benzer durumla karşı karşıyadır. Sadece bizim dirayetimiz, görüşlerimizi ve ulusal çıkarlarımızı savunma becerimiz, dış politikada çok yönlü oluşumuz ülkemizin istikrarını korumaya ve uluslararası arenadaki nüfuzumuzu artırmaya olanak tanır.

Kuvvetlerin dağılımı ve anketler gösteriyor ki, Başkanlık seçimlerinde esas favori bugün tüm Cumhuriyetçi adayları geçen Clinton’dur. Ama Clinton’a karşı olan iki önemli faktör vardır: Bunlar Demokrat Obama’nın son dönemde fazla tutulmayan Başkanlığı ve Clinton’ın Dışişleri Bakanı görevindeki zayıf faaliyetidir. Bununla birlikte, Cumhuriyetçiler Kongre’de çoğunluğa, çoğu eyaletlerde iktidara, ayrıca güçlü intikam arzusuna sahiptir.

Tüm bunlarla birlikte, anket sonuçları tam olarak net değildir, çünkü önümüzde uzun bir süre vardır ve siyasi seçkinlerin mücadelesi, parti içi atmosfer, adayların finansman düzeyi sonuçları değişebilir. Başkanlık seçimlerinin yapılacağı 2016 yılında, ABD’deki jeopolitik durum da az öneme sahip olmayacaktır.

Elsevar ABDULLAYEV

Leave A Response »

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.