ŞANGHAY İŞBİRLİĞİ ÖRGÜTÜ VE TÜRKİYE: STRATEJİK İMKANLAR

upa-admin 13 Mayıs 2015 1.641 Okunma 0
ŞANGHAY İŞBİRLİĞİ ÖRGÜTÜ VE TÜRKİYE: STRATEJİK İMKANLAR

Son zamanlarda Ankara’nın uluslararası alanda etkinliği önemli ölçüde artmıştır. Onun Batı’dan daha bağımsız bir rol oynamaya ve NATO’da özel konum yakalamaya çalıştığı hissedilir. Türkiye, Batı ile Doğu arasında bir köprü olarak daha dengeli bir politika yürütmek istiyor. NATO üyesi ve AB üyeliğine aday olan Türkiye, Batı ile ilişkileri korumanın yanında, Avrasya bölgesine dâhil olmak istiyor. Fransa ve Almanya’nın, Türkiye’ye AB tam üyeliğinin verilmemesi ile ilgili kesin konumunu dikkate alan Ankara, alternatif işbirliği projeleri aramak zorundadır.

Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ), Türkiye için Avrupa Birliği üyeliğine alternatif olabilir mi, yoksa Ankara’nın dış politikasındaki Avrasya eğilimleri sadece on yıllardır Türkiye’yi “kapıda beklemeye” zorlayan Avrupalılara yönelik bir “baskı” aracı mıdır? Birkaç yıldır, Türkiye içinde de uzmanlarca bu konuda ciddi tartışmalar süregidiyor, resmi yetkililer ise Türkiye’nin ŞİÖ ve AB ile ilişkilerinin geleceğiyle ilgili çelişkili açıklamalar veriyor.

Fakat kuşkucular bile, dünyanın gelişme yönünün giderek Batı’dan Doğu’ya kaydığında ve bu nedenle Türkiye’nin de zamanla, başa gelen liderlerin kendi isteklerinden bağımsız olarak bu yönde gelişeceğinde hemfikirdir. Küresel konumunu güçlendirmek gibi stratejik bir hedefi olan Türkiye yönetimi, her durumda dünyadaki eğilimleri dikkate alacak ve geç olmadan onlara “uymaya” çalışacaktır. Bu da, Ankara’nın ŞİÖ’ye gösterdiği ilginin nedenlerinden biridir.

Bugün Türkiye, “ŞİÖ’nün diyalog ortağı”dır. Bu, gözlemci statüsünün altındadır ve Ankara’ya bu örgütle ancak sınırlı işbirliği imkânı verir. Türkiye’nin temsilcileri, ülkenin bu örgütle işbirliği yönleri ile ilgili ŞİÖ üyesi ülkelerin bakanlık ve hükümet yöneticilerinin konferanslarına, çalışma gruplarının toplantılarına, bilimsel ve uzmanlık alanlarındaki görüşmelere katılabilirler. Bu yönler, ortaklık antlaşmasında yer almıştır ve bölgesel güvenlik, terör, uyuşturucu trafiği ve organize suçlarla mücadele, aynı zamanda ekonomik ve kültürel karşılıklı ilişkilerin çeşitli yönlerini içermektedir.

Bununla birlikte, diyalog ortağı statüsüne sahip olmak, Türkiye’nin uluslararası arenada konumunu güçlendirir. Ankara göstermektedir ki; ŞİÖ ülkeleri, onun şahsında Avrasya’nın en büyük kurumunun özel ilişki kurmaya hazır olduğu bir devleti görür. Bu ise, Türkiye’nin ŞİÖ’ye üyelik şansını önemli ölçüde artırır.

Ankara tarafından uygun başvuru yapılırsa, Türkiye’nin önünde bu örgüte üye olmak için resmi bir engel yoktur. Fakat tahmin edilebilir ki, Türk hükümeti tam üyelikte aceleci değildir ve öncelikle gözlemci statüsünü elde etmeye çalışacaktır. Mesele şuradadır ki, AB ile müzakere süreci gibi, ŞİÖ ile görüşmeler de, Türkiye için son derece faydalıdır. Bu, ona “çok boyutlu” siyasi stratejisini hayata geçirme imkânı verir. Ankara’nın esas görevi, çeşitli uluslararası örgütlerin çalışmalarına şu veya bu şekilde katılarak, yavaş yavaş küresel ağırlığını arttırmaktır.

Tarihi ve coğrafi açıdan Türkiye bir Avrasya ülkesidir ki, bu onun tek bir istikamette kalmayarak, çok yönlü dış politika yürütme yeteneğini açıklar. Çağdaş uluslararası ilişkiler sistemi, küresel süreçlerin hızlanması ve çok kutuplu dünya düzeninin oluşumu, Türkiye’nin diplomatik etkinlik spektrumunun genişlemesine neden olur. Ankara’nın dış politikasının çeşitli yönlerinin ele alınması, onun karmaşık uluslararası çıkarlarını “Batı’ya veya Doğu’ya doğru hareket arasında seçim” çerçevelerine indirgeme girişimleri, yanlış yaklaşımlar olmaktadır ve esasen Batı’nın düşünüşüne hastır.

Gerçeklikte ise, Türkiye ne Doğu’ya, ne de Batı’ya doğru hareket eder. O, kendini Doğu ile Batı’yı birleştiren “merkezi devlet” olarak hisseder, “yerel” stratejilerini cephane olarak “her zaman hazır tutar” ve bu yönlerin herhangi birinde çıkarına uyan bir konjonktür oluştuğunda, bunları kullanır.

Bu bağlamda, Türkiye’deki siyasetçilerin ŞİÖ’nün AB’ye alternatif olabileceği konusundaki çelişkili tutumunun sebepleri anlaşılıyor. Hiç şüphesiz, bazı konularda Ankara, “ŞİÖ unsuru”nu Batı ile diyalog sürecindeki konumunu güçlendirmek için kullanıyor. Bununla birlikte, dikkate alınması gereken, Türkiye için dış politikanın her iki yönünün ilkesel olarak birbirini dışlamadığı ve bu ülkenin çıkarının her iki yönde paralel gelişim üzere olduğudur.

Fuad HÜSEYİNZADE

Leave A Response »

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.