PASİFİK BİRLİĞİ

upa-admin 01 Temmuz 2015 1.314 Okunma 0
PASİFİK BİRLİĞİ

“Pasifik Birliği” adlı proje, son dönemde tüm dünyada hükümetlerin ve iktisatçıların dikkatini çekti. Projenin faaliyetlerine farklı yorumlar vardır. Latin Amerika ülkelerinde bazı politikacılar ve sosyal figürler bu birliğe mesafeli yaklaşarak, onu ABD’nin bölgedeki siyasi çizgisinin takipçisi ve MERCOSUR’un rakibi olarak değerlendirdiler. Bu tür tasavvurlar ne derece gerçeğe uygundur?

Pasifik Birliği, Latin Amerika’da oluşturulan son alt bölgesel ekonomik birliktir. Üyeleri, birliğe üye olan devletlerin derin bütünleşmesini ve Pasifik kıyılarındaki coğrafi konumuna dayanarak, Asya-Pasifik ülkelerinin dinamik gelişen piyasalarını birlikte ele geçirme amacıyla, yeni bir bütünleşme modelini teklif etti. Bu, özellikle dünyanın bölgelerinden biriyle ticari-ekonomik ilişkileri geliştirmek için oluşturulan bir birliktir. Onun oluşumu, son yıllarda Asya-Pasifik devletlerinin küresel ekonomide ve Latin Amerika ülkelerinin dış ticaret sektöründeki rolü ile ilgilidir. İhracat modelini hayata geçiren ittifak ülkeleri, dış ilişkilerini iyice geliştirmeyi ve malları için mümkün olduğunca çok piyasa ele etmeyi amaçlar. Asya-Pasifik ile yakınlaşma, onlar için esas önceliktir.

Haziran 2012 tarihinde Meksika, Kolombiya, Peru ve Şili (Kosta Rika ve Panama gözlemci statüsü aldı) tarafından oluşturulan yeni birliğin amacı; sermaye, mal, hizmet ve insanların serbest hareketini sağlamaktır ki, buna bölgede hiçbir bütünleşme birliği henüz nail olamamıştır. Yeni birlikte derin bütünleşmenin farklı olan yönü, ekonomik politika ve yasama arasında ortak özelliklerin olmasıdır – ülkelerin hepsi birbiriyle serbest ticaret anlaşması imzalamıştır, bu da onların ticari bütünleşmesini hızlandırır. Ayrıca onları birleştiren ABD ve AB ile serbest ticaret hakkında sözleşmelerin de olmasıdır.

Pasifik Birliği, Latin Amerika ve dünya çapındaki büyük ticari-ekonomik bloklardan biri haline gelmiştir ve somut genişleme olanaklarına sahiptir. Dört ülkenin nüfusu 216 milyondur – Panama ve Kosta Rika ile birlikte ise 226 milyon olduğu kaydedilir. GSYİH 2,2 trilyon dolar veya bölgedeki GSYİH’nın % 37’si kadardır. Bu göstergelere göre yeni birlik MERCOSUR’dan geridedir. Bununla birlikte, birlik ülkelerinin toplam dış ticaret hacmi (2013 yılında 1,13 trilyon dolar) bölgedeki ticaretin yarısını oluşturur ve MERCOSUR’un 5 üyesininkinden hayli fazladır, çünkü ikinci grubun ekonomisi biraz kapalıdır. Birlikte kişi başı yıllık ortalama gelir 10 bin dolardan fazladır, satın alma gücü ise 14 bin dolardır. Bu, yatırımcılar ve yabancı ihracatçılar için yeterince büyük piyasadır.

Pasifik Birliği üyesi ülkeler, Latin Amerika’da yüksek ekonomik büyüme oranlarıyla diğerlerinden seçilir. 2010-2013 yılları arasında Peru’da yıllık ortalama GSYİH artışı % 6, Kolombiya ve Şili’de yaklaşık % 5, Pasifik Birliği üyeliğine aday olan Panama ve Kosta Rika’da sırayla % 9 ve % 5 olmuştur. ABD ekonomisine bağımlı olan Meksika son yıllarda nispeten düşük oranda gelişmiştir (% 3). Üye ülkelerden dördü zengin doğal, mineral, su, toprak, orman kaynaklarına; çok amaçlı tarıma, hızla gelişen sanayiye, enerji sektörüne, sağlam finansal sisteme sahiptir. Bu ülkelerde enflasyon oranları düşüktür (2014 yılında yaklaşık % 3 idi). Tabii ki, buraya dışarıdan sermaye yatırımı da artıyor. 2013 yılında dışarıdan sermaye yatırımı 85,5 milyar dolardı (bu, MERCOSUR’a üye olan beşlinin – Brezilya, Arjantin, Venezuela, Uruguay ve Paraguay – toplamından fazladır).

Başta Meksika olmak üzere Latin Amerika’da birliğin kurulması karşıt tepkiye neden oldu. Sol basın, aynı zamanda Bolivya ve Ekvador Cumhurbaşkanları onun fikirbabalarını, Washington’un etkisi altında serbest ticaret bölgesi projesini değiştirmek ve UNASUR ile MERCOSUR gibi bölgesel gruplaşmaları dağıtmaya çalışmakla itham ettiler. Büyük olasılıkla, birliğin siyasi nitelik taşıdığını iddia etmek, gerçeği biraz çarpıtmak anlamına gelir, ama bunun da gerçeklik payı var.

Pasifik Birliği ülkelerinin kuzey komşusu ile yoğun ekonomik ilişkilerinin ve ideolojik yakınlığının olması yadsınamaz. Fakat onları bir grubta birleştiren, öncelikle Asya-Pasifik devletleri ile daha yakın ilişki kurma ve ABD ile AB’ye olan bağımlılığı azaltarak, dış ekonomik ilişkilerini çeşitlendirme isteğidir. Bu, özellikle ihracatının % 80’i ABD ile olan Meksika için önemlidir, çünkü bu durum onun ekonomisinin duyarlılığını artırır. Pasifik Birliği’nde, ekonomik güdü ve amaçlar, siyasi ve ideolojik amaçlardan üstündür.

İttifak ülkeleri oldukça ılımlı, Latin Amerika devletleri arasında ilişkilerin güçlendirilmesine yönelik yararcı siyaset yürütür. Onlar diğer topluluklara (And birliği, UNASUR, Selak) da katılır, fakat üyelerinin amaçları güçlü şekilde farklılaştığından onlar burada derin bütünleşmeye nail olamazlar.

MERCOSUR’a gelince, belirtmek gerekir ki, Pasifik Birliği kurulduğu andan itibaren, burada onun önerdiği bütünleşme modeline Brezilya ve Arjantin’in mesafeli tavrı ve Meksika ile Brezilya’nın Latin Amerika’daki liderlik rekabeti görüldü. Buna rağmen, ittifak üyeleri, buna Meksika da dâhil, Brezilya ile ekonomik ve siyasi ilişkileri güçlendirmeye, Brezilya pazarındaki etkinliklerini geliştirmeye çalışırlar. Mart 2014’te iktidara gelen Şili Başkanı Michelle Bachelet, Latin Amerika ülkelerinin birliğini güçlendirme tarafını seçti ve Pasifik Birliği’nin Haziran 2014’teki zirvesinde iki örgütün birleştirilmesi konusunu gündeme getirdi. Bu fikir Pasifik Birliği ve MERCOSUR ülkelerinin hükümetleri ve diğer bölgesel kuruluşlar tarafından desteklendi. Bütünleşme modellerindeki farklar dikkate alınarak tahmin edilir ki, bu örgütlerin birbirine yakınlaşması çok zaman alacaktır. Böylece, Pasifik Birliği ve MERCOSUR arasında çelişkilerin zayıfladığını ve işbirliğinin güçlendirilme eğiliminin olduğunu görüyoruz.

Pasifik Birliği faaliyetlerini genişletir, katılımcılarının sayısı hızla artar. Kosta Rika dört kurucu üye ile serbest ticaret anlaşması imzaladıktan sonra, Mayıs 2013’teki zirvede beşinci tam üye olması kararı alınmıştır. Henüz onay süreci sürüyor. Panama gibi, Kosta Rika da resmen aday olarak kabul edilir. İttifakın genişlemesi gözlemciler arasına ilginç ülkelerin katılmasıyla sürüyor. Ocak 2015’te birliğin gözlemci ülkelerinin sayısı 32’ye ulaştı (Guatemala, Honduras, Dominik Cumhuriyeti, Uruguay, Paraguay, Salvador, Trinidad ve Tobago, Ekvador, ABD, Kanada, Hindistan, Avustralya, Yeni Zelanda, İngiltere, İspanya, İtalya, Hollanda, Portekiz, Fransa, Almanya, Finlandiya, İsviçre, İsrail, Türkiye, Güney Kore, Singapur, Fas, Japonya gibi adaylardan başka).

2014 yılının başlarına yakın Pasifik Birliği ülkelerinin karşılıklı ticareti artık gümrük vergilerinin % 92’sinden bağışık idi. Gelecek on yıl içinde, birlik çerçevesinde gümrük engellerinin tam olarak ortadan kaldırılması öngörülüyor. Teknik ve sıhhi normların uyumlaştırılması alanında da hayli ilerleme kaydedilmiştir.

Ekonomik işbirliğinin diğer şekilleri arasında dört ülkenin girişimcilik kuruluşlarının birleşmesini, dışsatımın teşvikinden sorumlu ulusal ajansların ortak faaliyet göstermesini, forumların, fuarların, çeşitli ülkelerden olan işveren ve çalışanlarla görüşmelerin yapılmasını belirtebiliriz. Bu ajanslar İstanbul ve Kasablanka’da ortak ofislerini açmıştır. Diğer bir yenilik olarak “dörtlü”nün birleşik fon borsasının kurulmasını belirtebiliriz. Bu, sermaye düzeyi ve şirketlerin sayısı bakımından, Latin Amerika’da Brezilya “Bovespa” borsasından sonra, ikinci sırada yer almaktadır. Dikkati çeken hususlardan biri de, iklim değişikliğinin sonuçlarını öğrenmek için araştırma kurumları ağının oluşturulması, bilimsel hareketliliğin geliştirilmesi, üye ülkelerin öğrencilerine bursların teklif edilmesidir.

Diplomatik alanda da işbirliğinin geliştirilmesi, ortak diplomatik ve ticari temsilciliklerinin oluşturulması da büyük ilgi çekmektedir. Buna ilk örnek, Gana’da Kolombiya Büyükelçiliği’nin açılması olmuştur. Altyapısı Eylül 2012’de oluşturulan anlaşmaya göre, Meksika ve Şili’nin kullanıma verilmitir. Kasım 2014 için Pasifik Birliği ülkelerinin ortak temsilcilikleri Cezayir, Fas, Vietnam, Singapur, Fransa (OECD nezdinde), Azerbaycan’da faaliyet gösteriyordu. Bu ortak çalışma biçimi, temsilcilik maliyetlerini azaltmayı sağlar ve özellikle Pasifik Birliği ülkelerinin katılımının sınırlı olduğu Asya ve Afrika ülkelerinde gelecek vaad eder. İşbirliği, birlik üyelerinin vatandaşlarına üçüncü ülkelerde konsolosluk hizmetlerinin gösterilmesi alanında da gelişiyor.

Kısa süre içinde elde edilen başarılara rağmen, birliğin esas amaçladığı Asya-Pasifik ülkeleri ile bütünleşme yolunda elde ettiği başarılar henüz fazla değildir. İttifak ülkelerinin bu bölgeyle ticaret ilişkileri esasen ikili esaslarda gelişir, yine de bazı teşebbüsler oldukça umut vericidir.

Pasifik Birliği ülkelerinin Asya-Pasifik ile yakınlaşması için Asya-Pasifik Ekonomik İşbirliği Forumu ve Trans-Pasifik Stratejik Ekonomik Ortaklığı (Trans-Pasifik Partnership, TPP) en azından Meksika, Peru ve Şili için belirli bir önem taşımaktadır. 12 ülkenin (ABD, 3 birlik ülkesi, Avustralya, Brunei, Vietnam, Kanada, Malezya, Yeni Zelanda, Singapur, Japonya) yer aldığı TPP projesi sona ermek üzere olsa da, henüz müzakere aşamasındadır. Burada başrolü Asya-Pasifik’te Çin’i sıkıştırarak liderliği ele geçirmeye çalışan ABD oynuyor. Görüşmelerin diğer katılımcıları Çin’le ortaklık ilişkilerini korumak istiyor, ancak ТPP dünyanın en büyük pazarı olarak (dünya GSYİH’nın yaklaşık % 40’ına sahiptir) onların dikkatini çekiyor. Bu pazar geliştirildiğinde, hiç şüphesiz ki, Asya-Pasifik’de birliğe üye ülkelerin de yer alacağı, derin bütünleşme için önemli bir platform olacaktır. Görüşmeler 2015 yılı sonunda sona ermelidir, fakat anlaşmanın onay süreci üye ülkelerin parlamentolarında ve öncelikle ABD Kongresi’nde bu gibi görüşmelerin onay işlemlerinin karmaşıklığı yüzünden birkaç yıl sürebilir.

Asya-Pasifik’deki diğer bütünleşme modeli Asya-Pasifik Ekonomik İşbirliği Forumu ülkelerinin serbest ticaret bölgesinin oluşturulmasıdır ki, bu da Çin’in önerisi ile örgütün 2014 yılında düzenlenen son zirvesinde karara bağlandı. Serbest ticaret taraftarları olan Pasifik Birliği ülkeleri, Asya-Pasifik Ekonomik İşbirliği Forumu’nun diğer üyeleri gibi bu kararı destekledi. Asya-Pasifik Ekonomik İşbirliği Forumu, Pasifik havzasından 21 ülke de dâhil olmak üzere Rusya, Çin, ABD, Meksika, Şili ve Peru’yu kapsar. Kolombiya, Kosta Rika ve Panama üyeliğe başvurmuşlar, fakat 1990’lı yılların sonundan itibaren Asya-Pasifik Ekonomik İşbirliği Forumu’nda yeni üyelerin kabulüne sınırlama konmuştur. Asya-Pasifik Ekonomik İşbirliği Forumu çerçevesinde Meksika, Peru ve Şili’nin temsilcileri her yıl düzenlenen zirvelerde; uluslararası ticaret, yatırım, finans, enerji, ulaşım, balıkçılık alanlarında çalışanların ve uzman grupların dâhil olduğu ilgili bakanlık toplantılarına katılırlar.

Bu birlik tüm dünyada dikkat çekiyor. Gözlemci ülkelerin sayısının giderek artması bunun açık kanıtıdır. Birlik yatırımcılar için, ABD ve Kanada’nın zengin piyasalarına erişim platformu olması dolayısıyla da caziptir. Ama gelecekte, Pasifik Birliği’nin esas gelişme doğrultusunu büyük olasılıkla, Trans-Pasifik ve Trans-Atlantik (ABD ve AB) projeler bazında, Latin Amerika’daki komşuların dâhil olduğu büyük ekonomik pazarlarla yoğun ilişkilerin kurulması teşkil edecektir. Bu doğrultu, yeni pazarları ele geçirme ve yabancı yatırımların -ihracat modeli çerçevesinde gelişmenin- esas lokomotiflerinin çalıştırılmasına dayanır. Bu; karşılıklı, yararlı, ayrıcalıklı ticaret anlaşmaları imzalamak ve gümrük, finans, yatırım alanlarında işbirliği yapmak için karşılıklı çıkar alanlarını bulmayı sağlar.

Ferid YUSİFZADE

Leave A Response »

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.