UPA YAZARI SİNA KISACIK’IN REAKSİYA.AZ SİTESİNDEKİ RÖPORTAJI

upa-admin 11 Kasım 2015 1.839 Okunma 0
UPA YAZARI SİNA KISACIK’IN REAKSİYA.AZ SİTESİNDEKİ RÖPORTAJI

Uluslararası Politika Akademisi (UPA) yazarı ve Yeditepe Üniversitesi İngilizce Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler bölümü doktora öğrencisi Sina Kısacık’ın, aynı bölümden değerli meslektaşları Hakan Sezgin Erkan ve Damla Sevimli ile birlikte kaleme aldığı “Türkiye’nin Komşuları” serisinin 1. cildi olan “XV. Yüzyıldan XXI. Yüzyıla Türkiye-Azerbaycan İlişkileri ve Azerbaycan’ın Sosyal, Ekonomik, Kültürel Değişimi” adlı kitap, mağazaların raflarında yerini aldı. “Türkiye’nin Komşuları” serisinin ilk kitabı olan “XV. Yüzyıldan XXI. Yüzyıla Türkiye-Azerbaycan İlişkileri ve Azerbaycan’ın Sosyal, Ekonomik, Kültürel Değişimi”, Türkiye-Azerbaycan siyasi ilişkilerini dönemlere ayırarak inceliyor. Kitapta, olaylar kronolojik sırayla veriliyor. Kitabın ilk bölümünde, Azerbaycan’daki süreçlerin daha iyi anlaşılabilmesi için, Kafkasya bölgesinin özellikleri gösteriliyor. Kitabın ikinci bölümünde, Azerbaycan adının kökleri araştırılıyor. Üçüncü bölümde, Türkiye ile Azerbaycan arasında gerçek anlamda siyasi ilişkilerin başladığı XV. yüzyıla kadar olan Azerbaycan’ın sosyal, kültürel ve ekonomik yapısından bahsediliyor. Kitabın dördüncü bölümünde, kırılma noktaları not edilerek, 10 döneme ayrılan Türkiye-Azerbaycan siyasi ilişkilerine değiniliyor. Kitabın beşinci, altıncı, yedinci ve sekizinci bölümlerinde, 15. yüzyıldan günümüze kadar kırılma noktaları dikkate alınarak, dönem dönem Azerbaycan’ın sosyal, kültürel ve ekonomik yapısı ve değişimi gösteriliyor. Kitabın dokuzuncu bölümünde, şu anda Azerbaycan’ın en büyük sorunu olan Dağlık-Karabağ Sorunu, geçmişten şimdiye kadar analiz ediliyor. Kitabın onuncu bölümünde, Azerbaycan’ın enerji stratejisi ve Güney Gaz Koridoru detaylı olarak tartışılıyor. Kitabın on birinci ve son bölümünde ise, Azerbaycan’ın yeni tartışılmaya başlayan, fakat kökeni oldukça eskilere dayanan sorunu Hazar’ın hukuki durumu inceleniyor.

upa sina kitap

Biz de Reaksiya. Az olarak kitabın yazarları ile sanal ortamda bir röportaj gerçekleştirdik.

Oktay Hacımusalı: Kısaca kendinizden bahsedebilir misiniz?

Hakan Sezgin Erkan: 1988 yılında Gaziantep’te doğdum. İlköğretimi Gazi Mustafa Kemal İlk ve Orta Okulu’nda, ortaokulu Özel Sanko okullarında, lise eğitimimi ise Gaziantep Anadolu Lisesi’nde aldım. Akademik eğitimime 2011 yılında Yeditepe Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler bölümünde devam ederek, 2013 yılında mezun oldum. Şimdi ise, Yeditepe Üniversitesi’nde Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler bölümünde (İngilizce) doktora eğitimime devam etmekteyim. 2015 yılı öncesinde Yrd. Doç. Dr. Deniz Tansi ile birlikte yazdığım ve editörü olduğum Türk Dış Siyasetinde Güncel Eğilimler (2000-2014) adlı bir kitabım yayınlandı.

Sina Kısacık: 1979 yılında Adana’da doğdum. İlk eğitimimi Adana’da İsmet İnönü ve İstanbul’da Hasan Ali Yücel İlkokulu’nda, orta eğitimimi Ayas Koleji ve Gündoğdu Koleji’nde aldım. Yüksek lisans eğitimimi Galatasaray Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümüne bağlı Avrupa Birliği bölümünde tamamladım. Yüksek lisans projemi, Yardımcı Doçent Doktor Selcan Serdaroğlu’nun yönetiminde “Türkiye’nin Avrupa Birliği’nin Temel Hakları Şartı’na Uyumu” konusunda yazdım. 2009 yılında Yeditepe Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler bölümünde doktora eğitimime başladım ve halen burada eğitim alıyorum. 2010 yılında Bahçeşehir Üniversitesi Yayınları tarafından yayınlanan ve Yrd. Doç. Dr. Burak Küntay’ın editörlüğünde yayımlanan “Hükümet ve Liderlik Okulu Düşünce Grubu” adlı derleme kitapta bir makalem var. 2013-2014 yılları arasında Hazar Strateji Enstitüsü Dış Politika ve Güvenlik Araştırmaları Merkezi’nde araştırma asistanı olarak görev yaptım. 2015 yılında Yrd. Doç. Dr. Deniz Tansi ve Hakan Sezgin Erkan’la birlikte editörlüğünü yaptığım Türk Dış Siyasetinde Güncel Eğilimler (2000-2014) adlı bir kitabım yayınlandı. Kitapta, “Türkiye-Bosna Hersek ilişkileri” ve “Türkiye’nin Enerji Stratejisi” konularında iki kitap içi bölüm yazdım. Ayrıca Furkan Kaya ile birlikte kaleme aldığım “Türkiye-Hazar Bölgesindeki Ülkelerin İlişkileri” ve “Türkiye-Çin Halk Cumhuriyeti İlişkileri” adlı iki makalem de bu eserde yer aldı. Ayrıca yine 2015 yılında, Doç. Dr. Hüseyin Işıksal ve Yrd. Doç. Dr. Ozan Örmeci’nin editörlüğünde hazırlanan ve Peter Lang Yayınevi tarafından basılan Turkish Policy in the New Millennium kitabında “The Approach of Turkey on the Internationalising Iranian Nuclear Program” ve Tülin Avcı ile birlikte kaleme aldığım “An Assessment of the Pipeline Projects for the Transportation of Caspian Basin Hydrocarbons with in the Context of Energy Strategies of the United States, the Russian Federation, and Turkey” adlı iki makalem bulunmaktadır. Son olarak, 2012 yılından bu yana Uluslararası Politika Akademisi’nde köşe yazıları yazıyorum.

Damla Sevimli: 1989 yılında İstanbul’da doğdum. İlk eğitimimi Kadir Rezzan Has İlkokulu’nda, orta eğitimimi ise Profesör Faik Somer adlı okulda aldım. Lisans eğitimimi Kocaeli Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’nde Uluslararası İlişkiler alanında tamamladım. Yüksek lisans eğitimimi ise İstanbul Ticaret Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Uluslararası İlişkiler bölümünde tamamladım. 2013 yılında Prof. Dr. Mim Kemal Öke’nin yönetiminde “Türkiye’de Basın ve Demokrasi 28 Şubat Sürecinde: Hürriyet Gazetesi (28 Şubat 1997 – 28 Şubat 1998)” adlı tezi yazdım. 2013 yılında Yeditepe Üniversitesi’nde Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler bölümünde doktora eğitimine başladım. Şu anda doktora eğitimime devam ediyorum.

Oktay Hacımusalı: Okuyucularımıza kitapla ilgili bilgi vermenizi rica ederiz.

Sina Kısacık:  Tabii. Öncelikle teşekkür ederim. Ben bu konuda Hakan Bey’in bilgi vermesini istiyorum. O, size daha fazla bilgi verecektir.

Hakan Sezgin Erkan: Oktay Bey, bu, bizim Türkiye’nin komşuları olarak tespit ettiğimiz ülkelerle ilgili kitap serisinin ilk kitabı. Azerbaycan, Türkiye için çok önemli olduğundan, seriye Azerbaycan ile başlamak istedik. Kitap, aslında benim Azerbaycan ile ilgili yaptığım araştırmalarla başladı. Daha sonra araştırmaları genişleterek, kitap biçiminde yayınladık. Kitapta 15. yüzyıldan günümüze kadar Azerbaycan’ın sosyal, ekonomik, kültürel gelişimi ile birlikte Türkiye-Azerbaycan ilişkilerinin kırılma noktalarını temel alarak 10 ayrı bölümde inceledik. Bunun yanı sıra, önemli sorunlardan biri olan Hazar’ın hukuki durumu da kitapta inceleniyor. Aynı zamanda, bölge için önemli bir mesele olan Güney Gaz Koridoru de kitapta yer alıyor. Dağlık Karabağ bölümü ise, hem biz, hem de Azerbaycanlı kardeşlerimiz için önem arz ettiğinden, ayrı bir başlık halinde incelendi. Dağlık Karabağ Sorunu ile birlikte, özellikle Hocalı Katliamı, kaynakları ile birlikte net olarak ortaya atıldı. Kitabımızın özeti bu şekildedir.

Oktay Hacımusalı: Azerbaycan, özellikle 20. yüzyılda çok ağır tarihsel süreçlerden geçti. Sovyet dönemi kitapta nasıl yer alıyor?

Hakan Sezgin Erkan: Bu bölümü Sina Bey, dönemin sosyo-kültürel ilişkilerini ise Damla Hanım yazdı. Ben sözü onlara bırakıyorum.

Sina Kısacık: 1920-1991 yılları arasındaki dönemi özet olarak ele aldık. Esas olarak, 1990 yılından sonraki döneme özel önem verilmiştir.

Damla Sevimli: 1920 yılında komünist yönetimine geçtiniz. Bu hâkimiyet, bölgede birçok değişikliklere neden oldu.

Hakan Sezgin Erkan: Bildiğiniz gibi, 1920-1991 yıllarında Sovyet baskısı nedeniyle siyasi ilişkilerimiz çok sınırlı oldu. Buna göre, 10 döneme ayırdığımız kitapta en az siyasi ilişkilerimiz bu dönemde yer aldı. Damla Hanım ise, sosyal-kültürel ilişkiler hakkında daha geniş bilgi verdi.

Sina Kısacık: Bu dönem siyasi ilişkiler çok sınırlı idi.

Damla Sevimli: Bu dönemde Sovyet rejimi dile, eğitime, yönetime ve birçok başka alanlara da etki gösterdi. Ve bu alanlarda köklü değişiklikler yapıldı.

Sina Kısacık: 1990 yılından sonraki dönemde ise ilişkilerin ısınmaya doğru gittiğini görüyoruz.

Damla Sevimli: Bu değişikliğe karşın, halktaki dinamizm bir çeşit duvar yarattı ve kendisini korumasına yol açtı.

Oktay Hacımusalı: Bu sorunun devamı olarak sormak istiyorum ki, Sovyet dönemindeki sosyo-kültürel ilişkiler nasıl yer aldı o kitapta? Biz, “iki devlet, bir millet”iz. Bu açıdan tabii ki, sosyal-kültürel ilişkiler Sovyet döneminde de dar bağlamda da olsa devam etti…

Hakan Sezgin Erkan: Başlangıç olarak Damla Hanım cevap verecek. Azerbaycan, Sovyet işgalinden tahliye olduktan ve bağımsızlık kazandıktan sonra, çok hızlı gelişti. Türkiye ile ilişkiler başlangıçta sadece kardeşlik üzerindeydi. Bugün ise, “iki devlet, tek millet” tanımı, kardeşliğimizin üzerine bir de stratejik ortaklık ekledi.

Damla Sevimli: Sovyetler, Azerbaycan’ı işgal etmesinden kısa süre sonra baskıya başladı. Bundan sonra, Azerbaycan halkının sefalet dönemi başladı, bu dönem en çok etkisini ise Azerbaycan milli uyanışına hizmet edenlere ve aydınlara gösterdi.

Hakan Sezgin Erkan: Azerbaycan yeraltı kaynakları bakımından zengindir ve bunlardan istifade etmeyi başarır. Türkiye ise bunları Batı pazarlarına gönderir.

Damla Sevimli: Sovyet rejiminin ekonomiye gösterdiği etkiler, elbette ki medeniyetten de yan geçmedi. Köklü değişiklikler yaşandı. Bu değişiklik din, dil, eğitim alanlarında kendini gösterdi.

Hakan Sezgin Erkan: Azerbaycan’ın bu dönemde Rusya etkisinden uzak kalması ve bağımsız hareket etmesi hem Türkiye, hem de Azerbaycan için çok önemliydi.

Damla Sevimli: Azerbaycan halkı yeni sisteme ayak uyduramadı ve halkta bu sisteme karşı nefret oluştu.

Oktay Hacımusalı: Peki, 70 yıl boyunca sosyal-kültürel alanda bir değişiklik oldu?

Damla Sevimli: Sovyet iktidarının ulusal kimliğe ait öğeleri deforme etmek için uyguladığı yasaklar ve iktidarın tutumu halkı zora soktu. Fakat Sovyet rejimi, aslında hiçbir zaman Azerbaycan Türklerine nüfuz edemedi. Azerbaycan, milli kimliğini korumak için herkes çalıştı ve bu da ortak bilinç yarattı.

Oktay Hacımusalı: Bu sosyal ve kültürel ilişkiler Azerbaycan’ın özgürlüğüne kavuşmasındaki en önemli faktör sayılabilir mi?

Damla Sevimli: Elbette, eğer tersi olsaydı, bağımsız devlet kurmak fikri olmazdı. Öyle ki, bu değişim döneminde İsmail Gaspıralı’dan Hacı Zeynelabdin Tağıyev’e kadar hem burjuvazinin, hem aydınların, hem de halkın dayanışmasını görüyoruz. Milli birliği korumak amaçlı gerçekleştirilen tüm aktiviteler, Azerbaycan’ın bağımsızlığına bir tuğla koydu.

Oktay Hacımusalı: Bu dedikleriniz 1918 yılına aittir. Ya sonrası? Azerbaycan Halk Cumhuriyeti’nin 23 aylık faaliyetinden sonra Azerbaycan SSCB kontrolüne geçti. Bu devirde sıkça Nerimanov’un adından bahsedilir. Azerbaycan tarihinde nasyo-sosyalist Azerbaycan’dan sosyalist Azerbaycan’a geçiş dönemi var, sizce?

Damla Sevimli: 1920 yılından sonra İsmail Gaspıralı yaptığı işlerle aydınlara da etki gösterdi. Tabii ki, bu yapılan çalışmalar Sovyet döneminde de etkisini gösterdi. Kültürel değişimin olduğu dönemde halkın birleşerek kendini koruduğu dönemi önceden yazması, yanlış olur. Ekonomik açıdan da Nerimanov’un Sosyalist Parti üyesi olması Azerbaycan’ın sosyalizmden beslendiği anlamına gelmiyor.

Hakan Sezgin Erkan: Bence, Azerbaycan hiçbir zaman tam anlamıyla sosyalist olmadı. Sovyet döneminde üst yapılar böyle olsa da, alt yapılar asla tam olarak sosyalizmi kabul etmedi. Eğer öyle olsaydı, 1990 yılında halk bağımsızlık kazanmak için çaba gösteremezdi. O kadar işkence ve zulümler ve ölüme rağmen insanlar hiçbir zaman bağımsızlık mücadelesinden vazgeçmedi. Bu da, Azerbaycan’ın aslında ulusal benliğinin hiç kaybolmadığının göstergesidir.

Oktay Hacımusalı: Peki, o dönemde bir de Ali Bey Hüseyinzade faktörü var. O, İttihad ve ilerlemenin kurucularındandır. Milli maarifin gelişiminde Ali Bey’in etkisi ne kadardır? Kitapta Yeni Türkler ve Azerbaycan aydınları arasında ilişkiler ele alındı?

Hakan Sezgin Erkan: Kitapta bu konulara iki ayrı bölümde yer verdik. Başlangıçta, Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti’nin tarihi yanında bu meseleyi ele aldık. Bunun yanı sıra, 1908 yılında İttihat ve Terakki devrimi, söz konusu bölümde kaydedildi.

Damla Sevimli: Elbette, ulusal maarifin gelişiminde Ali Bey’in etkisi var.

Oktay Hacımusalı: Azerbaycan bağımsızlık kazandıktan sonraki dönemden bahsedelim. Bugün Azerbaycan’da Dağlık Karabağ Sorunu var ve bu sorun en az Azerbaycan kadar Türkiye’yi de ilgilendiriyor. Peki dış kuvvetlerin etkisi bu konuda ne kadar geçerli?

Hakan Sezgin Erkan: Elbette, bu, sadece Azerbaycan’ın sorunu değil. Öncelikle, burada uluslararası hukuk kuralları ihlal edilmiştir. Bunun yanı sıra, Rusya, Sovyet döneminden beri desteklediği Ermenistan Dağlık Karabağ’ı işgal ederken de ona destek verdi. Batı, bu konuda etkin müdahale eden taraf olmasa da, Türkiye ile birlikte Azerbaycan’ın Rusya’ya karşı denge yaratması bu sorunun çözümü için çok önemlidir. Çünkü Türkiye, hem Batı, hem de Doğu ile diyalogu olan ve bu konuda Azerbaycan’a karşılıksız destek veren tek ülkedir.

Sina Kısacık: Böyle düşündüğümüz için bu konuya geniş yer ayırdık. AGİT Minsk Grubu sorunun çözülmesinde hiçbir başarı elde etmedi. Tabii ki, burada eşbaşkan ülkelerde Ermeni lobilerinin faaliyetleri de sorunun çözümüne engel oluşturur.

Hakan Sezgin Erkan: Çünkü Ermenistan’ın da burada istediği “best solution is no solution” dır (en iyi çözüm çözümsüzlüktür).

Sina Kısacık: Sorunun çözülmesini isteyenler kadar, engelleyenler de var.

Oktay Hacımusalı: Engel yaratanların amacı nedir? 

Sina Kısacık: Azerbaycan, AGİT Minsk Grubu’nun varlığını sorgulamaktadır. Rusya bölgedeki hâkimiyetini korumak, Fransa ve ABD ise etnik lobilerin politikadaki etkisini artırmak istiyor. Ama bu siyaset, Ermenistan’ın izole edilme sonucuna yol çıkarır. Şu anda Ermenistan ekonomik olarak tamamen Rusya’nın kontrolünde ve daima kaybeden konumdadır. Minsk Grubu eşbaşkanları da tarafsız olmadıklarına göre, diyasporasının istekleri karşısında da tarafsız kalmayı bilmiyorlar. Bu yüzden, bu sorun bir türlü çözülemiyor.

Hakan Sezgin Erkan: Ermeni lobisine farklı bakmak gerekir. Bu insanların çoğu hiçbir zaman Ermenistan’a gelmeyip veya dünyanın çeşitli ülkelerinde yaşıyor. Ermenistan’da yaşanan durumu tam bilmiyorlar aslında. Yani, Ermeni lobisi olaya aslında gerçek siyasi çerçeveden bakmıyor. Bu nedenle engelleri var. Ermenistan ile bu sorunlar olmasaydı, Ermenistan hem Türkiye, hem de Azerbaycan ile ticaretten para kazanarak ekonomisini geliştirebilirdi. Ama diyasporasının baskısı nedeniyle bu adımlar atılamamaktadır. Bu durumu değiştirmek için, Ermeni diyasporasının baskısı durdurulmalıdır.

Oktay Hacımusalı: Bu konularda Türkiye’nin rolü ve önemi hakkında neler düşünüyorsunuz?

Sina Kısacık: Türkiye, bu konuda önemli bir rol oynar. Ermenistan’ın hem Azerbaycan’a, hem de Türkiye’ye karşı düşmanca tutumundan dolayı, Ankara ve Bakü her alanda ilişkilerini geliştiriyor. Bunun yanı sıra, Azerbaycan-Türkiye ilişkileri kardeşlik temelleri üzerine kurulmuştur. Ayrıca, iki ülke hem kendi enerji güvenlikleri, hem de Avrupa enerji güvenliği bağlamında stratejik ortaktır.

Oktay Hacımusalı: Ama bazı konularda Türkiye oldukça soğukkanlı davranır, sanki öz tutumunu tamamen ortaya koyamıyor. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Sina Kısacık: Türkiye yürüttüğü başlıca dış politika parametreleri çerçevesinde bölgesel dengeleri de dikkate alıyor. Reel politik durum bunu gerektiriyor. Fakat Türkiye, Batı’nın baskısına rağmen Ermenistan sınır kapısını açmadı ve Azerbaycan’ın yanında olduğunu gösterdi. İki ülkenin Cumhurbaşkanlarının beyanatlarında da bunu açıkça görüyoruz.

Hakan Sezgin Erkan: Rusya, Türkiye ile Azerbaycan’ın yakınlaşmasını istemediğine göre, böyle bir görüntü yaratıyor. Yoksa Azerbaycan bağımsız olduğundan şimdiye kadar Türkiye daima Azerbaycan’ın yanında bulundu.

Sina Kısacık: İki ülke ilişkileri kendine özgüdür. Bu ilişki öyle de olabilir ki, bölgedeki diğer ülkelerin pek hoşuna gitmez. Ama iki ülke arasındaki ilişkiler, tüm olumsuzluklara karşı daima ayakta kalacaktır.

Oktay Hacımusalı: Kitapta İran-Azerbaycan ilişkilerine nasıl ele aldınız?

Hakan Sezgin Erkan: Bu ilişkiler İran’la ilgili seride daha detaylı ele alınacak, ama kitapta da bölgesel sorunlar çerçevesinde Türkiye, İran, Azerbaycan üçgenini ele aldık.

Oktay Hacımusalı: Son olarak serinin diğer kitapları ile ilgili bilgi verebilir misiniz?

Hakan Sezgin Erkan: İkinci kitapta Türkiye-Suriye-Irak ilişkilerinden bahsetmek istiyoruz.

Kaynak: Reaksiya.Az

Leave A Response »

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.