KADER SEVİNÇ İZMİR TİCARET ODASI MECLİSİ’NDE KONUŞTU: AB ÜYELİĞİNİN LOKOMOTİFİ REFORMLARDIR

upa-admin 02 Mayıs 2016 786 Okunma 0
KADER SEVİNÇ İZMİR TİCARET ODASI MECLİSİ’NDE KONUŞTU: AB ÜYELİĞİNİN LOKOMOTİFİ REFORMLARDIR

İzmir Ticaret Odası (İTO) Meclis Toplantısı, CHP Avrupa Birliği Temsilcisi ve Avrupalı Sosyal Demokrat Partileri’nin (PES) Yönetim Kurulu Üyesi Kader Sevinç’in katılımıyla yapıldı. Toplantıda AB-Türkiye ilişkilerinde mevcut durum, fırsatlar, riskler ve gelecek için yönelimler konusunda bir konuşma yapan Sevinç, Meclis üyelerinin “AB’ye girer miyiz?” sorusu üzerine, “Bu işin lokomotifi reformlar. Türkiye ilerici gündeme, ilerici iktidara ne zaman sahip olacak, özgürlükçü anlayış ne zaman hakim olacak, Türkiye kapıda beklemek yerine kapıyı açacak. Türkiye bu politikaları hayata geçirdiği, kendi ayağına kurşun sıkmadığı vakit AB sürecinde hızla ilerleyecektir. Küresel göstergeler Türkiye’nin önünü açmak yönünde. Ortam çok uygun. Yeter ki Türkiye kendi ayağına kurşun sıkmasın, reformları yapsın, yeter ki Türkiye kendi içinde kavgalı olmasın. Kavgalı eve kız vermezler. İçeride kavgalı ev olmamak gerekiyor” dedi.

13149917_10153658662277843_545774203_n

“VİZE KONUSU TOPLUMSAL ONUR MESELESİDİR”

Sevinç, vize serbestesi konusunda ise şunları söyledi: “4 Mayıs’ta Türkiye’nin vize serbestisi görüşmelerinin ilerleme raporu yayınlayacak. Şimdiden hükümet yüzde 50’den fazlasını yaptığını, AB yarısından azını yaptığını söylüyor. 72 tane kriter var. Bu alanda hükümet çok daha kapsayıcı, katılımcı olan süreci harekete geçirmeli. Vize konusu herhangi mesele değil, toplumsal onur meselesidir. Kendi ülke vatandaşları başka ülkenin konsolosluklarının kapısında iş insanlarımızın gördüğü muameleyi görüyorken, bunun birinci dış politika gündem maddesi yapılmamasını anlayamıyorum fakat bunu yıllardır yaşıyoruz. Vize serbestisi ancak mülteci krizi ile gündeme geliyor. Bu mesele çok önceden çözmeliydi.”

Vize serbestisi konusunun meşakkatli olduğunu, Türkiye’nin elinin güçlü olması için kendi üzerine düşeni yapması ve uluslararası alanda yumuşak gücünü kaybetmemesi gerektiğini ifade eden Sevinç, “Türkiye demokrasisiyle, uluslararası algısı ve itibarıyla gücünü ortaya koyarsa ilerlemesi kolay. İyi çalışılırsa fırsat olduğunu düşünüyorum. Haziran ayı tam uygulama için gerçekçi görünmüyor.” dedi. Sevinç, meclis üyelerinin “Avrupa yan çizer mi?” sorusuna ise, “Avrupa’ya yan çizme alanı bırakmazsanız yan çizemez. Reformları yaparak Avrupa ilkesellik üzerinden sıkıştırılırsa yapabileceği bir şey kalmaz” cevabını verdi.

“GÖZDEN IRAK TUTULAN ÜÇ BAŞLIK VAR”

AB sürecinde gözden ırak tutulan önemli üç başlık olduğunu kaydeden Sevinç, “Bu başlıklardan biri sosyal politika ve istihdam. Bu başlık daha iyi sosyal standartları, daha iyi çalışma standartlarını sağlar. Bunlar olmadığı için iş kazaları, kadın hakları alanında eksikler, çalışma yaşamının kalitesi bakımından sorunlar yaşıyoruz. Diğer başlık kamu alımlarıdır. Devlet İhaleleri Yasası AB standartlarına uygun olmayınca sizlerin işinizi adil şartlarda yapamamanız demek. Aynı zamanda kamu kaynaklarının doğru kullanılmaması anlamına geliyor. Vergilerin iyi yönetilmemesi, adam kayırmacılık gibi sonuçlara yol açıyor. Kamu alımları başlığının açılması lazım. Önünde hiçbir engel yok. Üçüncü başlık, rekabet politikası başlığıdır. Bu başlık da diğer ikisi gibi doğrudan demokrasinin kalitesiyle bağlantılı. Devlet Yardımları Yasası’nda AB standardı gerekiyor. Devletin tüm yurttaşlarına eşit muamele etmesi, şirketlerine adil rekabet ortamını sunması AB standartlarıyla mümkün. Bunun olmaması, demokrasinin zemin kaybetmesi anlamına geliyor. AB ülkelerinde olduğu gibi kamu kaynakları siyasetin finansmanına alet edilmemeli. Adil siyasi rekabet ortamı yaratılmalı” dedi.

13090375_10153658662302843_719101877_n

‘GÜMRÜK BİRLİĞİ GÜNCELLENMELİ; TTİP’DE OLMALIYIZ

Türkiye’nin AB üyesi olmasıyla Avrupa’nın parlayan yıldızı olabileceğini belirten Sevinç, “Mutlaka Gümrük Birliği anlaşması güncellenmeli. Ayrıca ABD ve AB arasındaki Transatlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı’na Türkiye’nin dahil olması gerekiyor. Ulusal çıkarlarımız bunu gerektiriyor.” dedi.

“TÜRKİYE AVRUPA’YI KRİZDEN ÇIKARACAK AKTÖR OLURDU”

Türkiye’deki iş dünyasının, yurttaşların, sendikaların ve sivil toplum kuruluşlarının AB standartlarını fazlasıyla hak ettiğini söyleyen Sevinç, “O yüzden AB standartları bizim için minimum standart olmalı. Onların ötesine geçmemiz gerekiyor. Türkiye Cumhuriyeti, Avrupa’nın parlayan yıldızı olmalı. Bu mümkün. Türkiye Cumhuriyeti bugün içine düştüğü demokratik zorluklara düşmüş olmasa Avrupa’nın yaşadığı krizlerde onu krizden çıkaracak bir güç, oyunu değiştirecek bir aktör olurdu” diye konuştu.

“YENİ BİR AVRUPA’DAN BAHSEDİYORUZ”

AB sürecinde fırsatlar ve risklerin bulunduğunu, eğer süreç iyi yönetilirse her alanda Türkiye’nin kazanacağını kaydeden Sevinç, şöyle devam etti: “Türkiye henüz AB kriterlerini yerine getirmiş değil, hazır değil. Belki önümüzde başka bir Avrupa’ya entegrasyonla karşı karşıyayız. Merkezinde federal bir Euro bölgesinin olacağı, AB tam üyesi fakat Euro bölgesinde olmayan ülkelerin ikinci bir çemberin olacağı yeni bir Avrupa’dan bahsediyoruz. Türkiye ilk aşamada bu ikinci çemberde Euro para birimini kullanmayan AB üyesi ülkelerle beraber yer almalı. Hazır olduğunda ve çıkarlarımız bunu gerektirdiğinde Euro bölgesine dahil olmayı sonraki aşamada değerlendiririz. Bu gelişmeler, değişken bir geometrinin etkin yapısını iyi anlamamızı gerektiriyor. Önümüzde hiç bir soru işareti barındırmayan bir gerçek var. Dünyadaki dengeler daha güçlü bir AB’yi gerekli kılıyor. AB güçlü olabilmek için daha geniş olabilmeli. Daha geniş bir AB; küresel rekabet ortamında geniş bir demokrasi, hukuk, pazar, sosyal standart, enerji ve güvenlikli bir alana sahip olmak anlamına geliyor.”

“TÜRKİYE ARKASINDAN İTİLECEK BİR ÜLKE DEĞİL”

Kıbrıs konusunda barışçıl bir çözüm olursa Türkiye’nin AB sürecinde önemli bir yol katedeceğini de sözlerine ekleyen Sevinç, AB için Türkiye’nin önemiyle ilgili şöyle konuştu: “AB tarafı son zamanlarda Türkiye’nin dışarıda kalmasının bedelini çeşitli şekillerde ödüyor. Türkiye arkasından itilecek bir ülke değil. Kapıyı çalmaktan vazgeçip kapıyı açıp içeri girmek, anahtarları saklayıp içeri giremiyoruz diye şikayet etmemek lazım. Türkiye kendi potansiyelinin farkında olarak bunun sorumluluğunu taşıyarak hareket etmelidir.”

AB MÜZAKERE YÖNETİM MODELİMİZİ DEĞİŞTİRMELİYİZ

Türkiye’nin mevcut müzakere yönetim modeli ile bir yere gelemeyeceğini savunan Sevinç, bu modelin fazlasıyla merkezi, tek taraflı, partizan ve katılımcılığa açık olamayan bir yönetim modeli olduğunu ifade etti.

HIRVATİSTAN MODELİNİ ÖNERDİK

Sevinç “Geçtiğimiz meclis döneminde bu modelin değişmesi için öneri sunduk ve reddedildi. Bizimle beraber 3 Ekim 2005’te AB müzakerelerine başlayan ve bugün AB üyesi olan Hırvatistan’ın başarısının sırrının AB müzakere modelinde olduğu görülüyor. Kurdukları Ulusal Komite sadece siyasetçileri değil, sivil toplumu, akademiyi, tüm önde gelen paydaşları kapsıyor. Uzlaşmayı güçlendirmek için bir kural da koyuyorlar. İktidar hangi partide olursa olsun bu komitenin başkanı muhalefetten oluyor. Türkiye’de de AB sürecini ancak geniş tabanlı, uzlaşıya dayalı, partizanlıktan arınmış bir biçimde yöneterek başarılı olabiliriz” dedi.

Meclis üyelerinin “AB olmazsa olmaz mı?” sorusuna Sevinç, “AB kendi iç sıkıntılarını aşamaz, daha iyi bir Avrupa olmaz, çıkış yolu bulamazsa öyle bir Avrupa’da işimiz yok. Biz güçlü Avrupa’nın üyesi olmak istiyoruz” cevabını verirken, “AB Hristiyan kulübü mü?” sorusuna karşılık da, hiçbir AB belgesinde bununla ilgili bir referans olmadığını, bunun Türkiye karşıtı lobilerin yaptığı propagandalar olduğunu söyledi.

“AB’NİN ÇÖKMESİ BEKLENTİSİ YOK”

Soruları yanıtlamaya devam eden Sevinç, “AB’nin çökeceği filan yok. Önemli krizlerden güçlenerek çıkmayı başardı. Kedini de sorgulayıp dönüştürüyor” derken, “Türkiye’yi İzmirlileştirdikçe Türkiye AB sürecinde bir adım daha, hatta çok adım daha ilerlemiş olacak” ifadelerini kullandı.

İTO üyelerinin CHP’nin iktidar olamama nedenlerini sorması üzerine Kader Sevinç’ten çarpıcı yanıtlar geldi. Siyasetin koşullarının kolay olmadığını dile getiren Sevinç, “Partiler serbestçe propaganda yapabilmek ister, toplumla serbestçe buluşmak, mesajları serbestçe iletmek ister. Toplumun sesini net, billur şekilde duymak ister. Temel hak ve özgürlüklerde kısıtlama varsa, yargıya güven kalmadıysa, yolsuzluklar alıp başına gittiyse, basın özgürlüğü yoksa o zaman siyasi partiler de aksar. Son seçimlerde siyasi partilere seçim desteği kesildi. Muhalefet partileri kaynaksız bırakıldı. Bunun kime yaradığı çok açıktır. Bu şartlarda CHP yüzde 25 ile ana muhalefet olmayı başardı. Türkiye’de bu demokratik şartları alın, Avrupa’da bir ülkeye koyun. Sosyal Demokrat partiler yüzde kaç oy alabiliyor görün” dedi. Sevinç, iktidar partisi ile muhalefet partisi arasında 11 katlık kaynak farkı varsa dünyanın neresine gidilirse gedilsin adil bir seçim olamayacağını söyledi.

Milliyet Gazetesi: http://www.milliyet.com.tr/chp-ab-temsilcisi-sevinc-ten-ab-ye-uyelik-izmir-yerelhaber-1341570/

Sözcü Gazetesi: http://www.sozcu.com.tr/2016/gundem/chp-ab-temsilcisi-sevinc-yeterki-turkiye-kendi-icinde-kavgali-olmasin-1205309/

Gerçek Gündem: http://www.gercekgundem.com/siyaset/204876/chp-ab-temsilcisi-iceri-girmek-lazim

Leave A Response »

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.