CHP TÜRKİYE’DE SOSYAL HAKLARI AB STANDARTLARINA ÇIKARMA MÜCADELESİNİ SÜRDÜRÜYOR – RAKAMLARLA TÜRKİYE’DE SOSYAL HAKLAR

upa-admin 14 Mayıs 2016 820 Okunma 0
CHP TÜRKİYE’DE SOSYAL HAKLARI AB STANDARTLARINA ÇIKARMA MÜCADELESİNİ SÜRDÜRÜYOR – RAKAMLARLA TÜRKİYE’DE SOSYAL HAKLAR

Hükümetin Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlarına layık görmediği AB standartlarında sosyal haklar için, CHP, sosyal paydaşlarla beraber mücadele etmeyi sürdürmektedir.

İş cinayetleri artıyor

Soma’da yaşanan felakette yüzlerce canımızı, ülkemizde iş sağlığı ve güvenliği şartları AB standartlarında olmadığı için yitirdik. Sadece geçtiğimiz yıl içinde resmi istatistiklere göre 191.389 iş kazası gerçekleşmiştir. Resmi olmayan rakamlara göre, kayıpların % 40 oranından daha fazla olduğu öngörülmektedir.

Hükümet AB Başlığını Kasten Açmıyor

AB ile müzakerelerde Türkiye’de sosyal hakların AB standartları seviyesine çıkartılmasını kapsayan bir müzakere başlığı bulunmaktadır. Avrupa Birliği tarafından herhangi bir siyasi engel bulunmayan bu başlığın müzakereye açılması için hükümet isteksizdir. Bu isteksizliğini, içi boş gerekçelerin ardına saklanarak ve konuyu gündemden uzak tutarak gizlemeye çalışmaktadır. Hükümet, bu alanda ilerlemeyi izleyecek Ekonomik ve Sosyal Konsey’in toplanmasını 2009’dan bu yana engellemektedir.

Genç İşsizliği Yükseliyor, Kadınlar İşgücünden Dışlanıyor

İstihdam alanında (20-64 yaş arası) erkeklerin oranı % 75 iken, kadınlar için bu oran % 31,6’dır. İşsizlik oranı % 9,9’a yükselmiştir. Kadın işsizliği ise oldukça yüksek seviyededir. Genç işsizliği % 17,8’e yükselmiştir ve genç nüfusun dörtte biri istihdam, eğitim veya öğrenim dışındadır.

Kayıtdışı İstihdam Ülkeyi Zayıflatıyor

Genel istihdam içinde kayıt dışı işçilerin oranı, bu yıl bir puan daha artarak % 34’e ulaşmıştır. Kayıt dışı işçinin sendikalara da erişimi yoktur. Sendikaların toplu sözleşme yapma yetkisini sınırlayan “çifte baraj” engeli ortadan kaldırılmalıdır.

Yoksulluk Kader Değil

Sosyal politika, yardım ve yoksulluğun azaltılmasına yönelik bütünleşik bir politika çerçevesi hala oluşturulmamıştır. Yoksulluk kader değildir, ilerici politikalarla aşılabilir. CHP asgari ücretin yükseltilmesi, Aile Sigortası gibi projelerle bu alanda güçlü bir sosyal politika vaad etmektedir.

Ayrımcılık Hükümet Elinde Bir Tehdide Dönüştü

Türkiye’de devletin en tepesinde her gün yeni bir nefret suçu işlenmektedir. Herkese eşit muamelenin sağlanması için sosyal koruma, sosyal içerme ve ayrımcılıkla mücadele politikaların güçlendirmesi gerekmektedir. Romanlar, engelliler, LGBT bireyler ve çeşitli etnik ve dini gruplar ayrımcılığa maruz kalmakta ve yasalar tarafından yeterince korunmamaktadırlar.

Türkiye Sağlık Giderlerine En Az Pay Ayıran Ülkeler Arasında

Dünya Sağlık Örgütü sıralamasına göre Türkiye sağlık giderlerine ayırdığı pay bakımından hala en sondaki 7. ülke konumundadır. Türkiye’de sağlık giderlerinin oranı son dört yıl içinde ilk defa 2013’te artarak ancak GSYH’nin % 5,4’üne ulaşmıştır. Gelişmiş ülkelerin gerisindedir. Kadınların iş gücüne katılımının düşük olması ve kayıtdışı istihdamın yüksek olması emeklilik sistemi açığını genişletiyor. Emeklilik sistemi sürdürülebilirlikten çıkıyor. Çözüm kayıtdışı istihdamın önlenmesi ve kadınların istihdama katılımının artırılmasıdır.

Çocukların, hasta ve yaşlılar için bakım kurumlarının yetersizliği, kadın istihdamı önünde engeldir. Hükümetin en az üç çocuk ve cinsiyet eşitliği karşıtı politikaları kadınları ile birleştiğinde kadınları “bakıcı” rolüne hapsetmektir.

Bu Tablo Türkiye’ye Yakışmıyor, Çözüm İlerici Bir İktidar

Türkiye’de sosyal haklar alanının gerçekçi bir resmini ortaya koyan AB İlerleme Raporu’nun ilgili bölümünü de sizlere sunuyoruz. Maalesef bu tablo Türkiye’nin hak ettiği aydınlık bir tablo değildir. Kötü siyaset ve devlet yönetiminin bedelini insanlarımız canlarıyla ödüyorlar. Cumhuriyet Halk Partisi sosyal demokrat, ilerici politikalarıyla yoksulluk ve işsizlik başta olmak üzere yurttaşlarımızı birinci sınıf bir sosyal devlette yaşatacak, AB standartlarında politikaları hayata geçirecektir.

______________________

AB Komisyonu Yıllık Türkiye İlerleme Raporu’ndaki Sosyal Politika ve İstihdam Değerlendirmeleri:

Fasıl 19: Sosyal Politika ve İstihdam

Sosyal politika alanındaki AB kuralları, iş hukuku, eşitlik, iş sağlığı ve güvenliği ve ayrımcılıkla mücadeleye ilişkin asgari standartları kapsamaktadır. Söz konusu kurallar aynı zamanda Avrupa düzeyinde sosyal diyaloğu da geliştirmektedir.

Türkiye, bu fasılda kısmen hazırlıklıdır. Geçtiğimiz yıl, ağırlıklı olarak iş sağlığı ve güvenliği mevzuatında olmak üzere, bazı ilerlemeler kaydedilmiştir. Gelecek yıl, Türkiye’nin özellikle:

– sendikaların toplu sözleşme yapmasına ilişkin çifte baraj yükümlülüğü gibi, etkin bir sosyal diyaloğun önündeki engelleri kaldırması;
– iş sağlığı ve güvenliği mevzuatının daha etkin biçimde uygulanmasını sağlaması;
– herkes için eşit muamelenin sağlanması amacıyla sosyal koruma, sosyal içerme ve ayrımcılıkla mücadele politikalarını güçlendirmesi gerekmektedir.

İş hukuku alanında, Eylül 2014’te kamu sektöründeki alt işverenlik istihdam türünün düzenlenmesi için yeni mevzuat kabul edilmiştir. İş kanununun kapsamına girmeyen alt işverene bağlı çalışanlar hâlâ özellikle kötü çalışma koşulları, haksız işten çıkarmalar ve sendikalara üye olmakta yaşanan zorluklar bakımından risk altındadır. Özellikle maden sektöründe çalışan işçiler alt işverenlik istihdam biçiminden etkilenmektedir. Türkiye, tüm istihdam biçimlerini geçici iş ilişkisinde de olduğu gibi, hâlâ AB müktesebatına uygun şekilde düzenlememiştir. Geçen yıl % 33,6 olan İş Kanunu’nun kapsamına girmeyen ve sendikalara erişimi olmayan kayıt dışı işçilerin oranı, bu yıl % 34’e yükselmiştir. Bu oran tarım dışı faaliyetlerde daha düşüktür (% 22,3), ancak 2018 yılına kadar ulusal hedef olan % 17’ye ulaşmak için daha fazla çaba sarf edilmesi gerekmektedir. En kötü biçimleri de dâhil olmak üzere, çocuk işçiliği devam etmekte ve hâlâ önemli bir husus olmayı sürdürmektedir. Mevsimlik fındık toplama işinde çocuk işçiliğinin önlenmesi için atılan adımlar sınırlıdır.

Türkiye, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili olarak, ILO’nun 167 Sayılı İnşaat İşlerinde Güvenlik ve Sağlık Sözleşmesi’ni ve 176 sayılı Maden İş yerlerinde Güvenlik ve Sağlık Sözleşmesi’ni onaylamıştır. Maden kazalarına yönelik daha katı tedbirler getiren, çok tehlikeli işyerlerinde işverenlerin iş sağlığı tedbirlerini güçlendirmelerini zorunlu kılan ve iş sağlığı ve güvenliği uzmanlarını koruyan mevzuat kabul edilmiştir. İş sağlığı ve güvenliği alanında AB müktesebatına uyum sağlamayı amaçlayan İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, AB Çerçeve Direktifi’ne uyum sağlanmasına ilişkin esas kanun maddelerinin, 2016’da uygulanacak olması nedeniyle, hâlâ tam olarak uygulanabilir değildir.

İş kazaları ciddi bir endişe kaynağıdır; zira resmi istatistiklere göre 2013’te, 1.360’ı ölümlü ve ağırlıklı olarak inşaat sektöründe olmak üzere, 191.389 iş kazası gerçekleşmiştir. Resmi olmayan rakamlara göre kayıpların % 40 oranında daha fazla olduğu göz önüne alındığında, iş kazalarının raporlanması konusunda daha fazla şeffaflığa ihtiyaç vardır. İş kazalarının ve meslek hastalıklarının olduğundan daha az raporlanması ve iş teftişindeki eksikliklerin ele alınması gerekmektedir.

Sosyal diyaloğa ilişkin olarak, Anayasa Mahkemesinin aldığı bir karar doğrultusunda küçük ölçekli şirketlerde çalışan işçiler artık sendikal faaliyetleri nedeniyle işten çıkarılmaya karşın yasal olarak korunmaktadırlar. Mahkemenin bir başka kararı ise bağımsız sendikaların toplu iş sözleşmesi yapabilmesine dair yetkilendirilmeleri için iş kolu barajını % 3’ten % 1’e düşürmüştür. Özel sektördeki sendika üyeliği oranı 2015’te % 9,5’den % 11,2’ye yükselmiştir ancak toplu iş sözleşmelerinin kapsamına giren işçilerin oranı hâlâ önemli ölçüde düşüktür. Bu durum, esas itibariyle, sendikaların toplu sözleşme yapma yetkisini sınırlayan “çifte baraj”ın mevcudiyetini sürdürmesinden kaynaklanmaktadır. Ayrıca, çok sayıda kayıt dışı işçinin sendikalara erişimi yoktur. Sendika üyelerinin kanuna aykırı biçimde işten çıkarılması ve uzun süren davalar, işçilerin sendikalara üye olma konusundaki cesaretini kırmaktadır. Anayasa Mahkemesi bankacılık ve şehir içi toplu taşıma hizmetlerinde grev yasağını kaldırmıştır, ancak Hükümet tarafından temel olmayan hizmetlerde grevlerin ertelenmesi ve zorunlu arabuluculuk, grev hakkını ciddi biçimde zedelemiştir. Mahkeme, Anayasa ve ILO sözleşmeleriyle güvence altına alındığı şekliyle kamu çalışanlarının grev hakkı olması gerektiğine de karar vermiştir, ancak devlet memurlarını kapsamayan bu kararın uygulaması hâlâ yerine getirilmemiştir.

Türkiye’nin, diğerlerinin yanı sıra, Anayasa’da değişiklik yapılmasını da göz önünde bulundurmak suretiyle, devlet memurlarının grev hakkına riayet etmesi ve toplu iş sözleşmesi yapılması önündeki engelleri kaldırması gerekmektedir. Ekonomik ve Sosyal Konsey, 2009’dan bu yana toplanmamıştır. Kamu sektöründe, özellikle eğitim kurumları ve silahlı kuvvetlerin sivil işlevlerinde, bazı sendikaların üyelerine yönelik ayrımcı uygulamalar rapor edilmektedir.

İstihdam politikası alanında, zayıflayan iş gücü piyasası performansına kıyasla ulusal istihdam stratejisinin hedefleri iddialı olmayı sürdürmektedir. 20-64 yaş arası erkekler için % 75 ve kadınlar için % 31,6 olan istihdam oranları özellikle kadınlar bakımından durağan seyretmiş ve düşük düzeyde kalmıştır. İşsizlik oranı % 9,9’a yükselmiştir ve bu oran kadınlarda oldukça yüksek seviyededir. Genç işsizliği %17,8’e yükselmiştir ve genç nüfusun dörtte biri istihdam, eğitim veya öğrenim dışındadır. Kamu istihdam hizmeti kapasitesini ve kapsamını artırmayı sürdürmüştür. İlk istihdam ve sosyal reform programına yönelik çalışmalar devam etmektedir.

Avrupa Sosyal Fonu’nun programlanması ve yönetilmesine ilişkin hazırlıklar devam etmiştir. 2014-2020 dönemi için eğitim, istihdam ve sosyal politikalar alanlarına yönelik IPA sektörel programı Aralık’ta kabul edilmiştir. İstihdam, eğitim ve sosyal içerme alanlarındaki yoğun ihale ve operasyonlar, 2007-2014 IPA insan kaynaklarının geliştirilmesi operasyonel programı kapsamında devam etmiştir.

Sosyal içerme ile ilgili olarak, sosyal politika, yardım ve yoksulluğun azaltılmasına yönelik bütünleşik bir politika çerçevesinin oluşturulması konusunda ilerleme kaydedilmemiştir. Ancak, bazı göstergelerde, AB ortalamasının altında kalmakla birlikte ilerleme kaydedilmiştir. Ulusal istihdam stratejisi, engelli kişileri istihdam etmeyen kurumlar için cezalar öngörmektedir; bununla birlikte, söz konusu grup hâlâ kamu çalışanlarının % 2’sinden daha azdır. Özel sektörde bu oran daha da düşüktür. Kanun, engelli kişilerin hâkim ve savcılık mesleğine girişleri konusunda cesaret kırıcı olmaktadır. Kapsamlı bir yaklaşımın mevcut olmaması nedeniyle, engelli kişilerin istihdamının teşvik edilmesine yönelik tedbirlerin sınırlı bir etkisi olmuştur. Roman vatandaşların entegrasyonuna yönelik ulusal bir strateji hâlâ kabul edilmemiştir.

Sosyal koruma alanında yapılan toplam harcama artmaya devam ederek 2013’teki GSYH’nin % 13,8’ine ulaşmıştır. Sağlık giderlerinin oranı son dört yıl içinde ilk defa 2013’te artarak GSYH’nin % 5,4’üne ulaşmıştır. Kadınların istihdam oranlarının düşük ve kayıt dışı çalışma oranlarının yüksek olması, 2014’te açığı daha fazla artan emeklilik sisteminin sürdürebilirliği için sorun olmaya devam etmektedir. Yaşlı nüfusun ve yaşlı bağımlılık oranlarının artmasıyla birlikte aktif yaşlanma politikalarına hız verilmesi gerekmektedir. Engelli kişiler için sosyal yardım sistemi, kapsanan yararlanıcıların sayısındaki ve kurumsal ve yarı kurumsal bakım merkezleri ve hizmetlerinin kapasitesindeki artış ile genişletilmiştir.

Ayrımcılıkla mücadele politikasında ilerleme kaydedilmemiştir. Toplumsal cinsiyet çeşitliliğini destekleyen gruplar ve etnik gruplar tarafından istihdam konusunda ayrımcılık vakaları rapor edilmeye devam etmiştir. Son dönemde yürütülen akademik bir çalışmada, LGBTI bireylerin üçte biri işe erişim, çalışma koşulları ve ücret konusunda ayrımcılıkla karşılaştıklarını ve hukuk sistemine duyulan güvensizlik ve mahremiyetin olası ihlaline ilişkin endişeler nedeniyle hukuki yollara başvurmadıklarını belirtmiştir.

Fırsat eşitliği ile ilgili olarak, kadınların iş gücündeki düşük katılım oranlarının artırılması konusunda ilerleme kaydedilmemiştir. Çocuk, yaşlı ve hastaların bakımına yönelik kurumların eksikliği, kadınların istihdamı önünde engel teşkil etmekte ve bakıcı olarak rollerini pekiştirmektedir. Kamu sektöründe daha esnek çalışma koşulları oluşturulması için kısmi tedbirler alınmıştır. Ev işlerinde çalışanların sosyal güvenlik kapsamında olmasına önem verilmesi gerekmektedir. İş ve özel hayatın dengelenmesine yönelik mevzuat ve politikalarda toplumsal cinsiyet eşitliği dikkate alınmalıdır. Kadın ile erkek arasındaki ücret farklılıkları sorun olmaya devam etmektedir. AB müktesebatında öngörülen eşitlikle ilgili birim henüz oluşturulmamıştır.

Kader SEVİNÇ
Avrupa Sosyalistler ve Demokratlar Partisi PES Yönetim Kurulu Üyesi
CHP Avrupa Birliği Temsilcisi

Leave A Response »

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.