CERABLUS HAREKATI İLE TÜRKİYE’NİN YENİ ORTA DOĞU POLİTİKASI

upa-admin 25 Ağustos 2016 1.575 Okunma 0
CERABLUS HAREKATI İLE TÜRKİYE’NİN YENİ ORTA DOĞU POLİTİKASI

15 Temmuz darbe girişiminin Türkiye Cumhuriyeti devleti için belki de en olumlu tarafı, devlet bünyesinde yuvalanmış cuntacıların temizlenmesi ve devlet bürokrasisinin yeniden tanzimine başlanması olmuştur. Paralel devlet yapılanmasının Türkiye’nin iç ve dış siyasetine olan ağır zararlarının bedelini, Türkiye zaten 30 yılı aşkın süredir ödüyordu. Fakat yeni Türkiye, artık hiçbir gayri resmi yapılanmaların veya lobilerin himayesinde olmadan, devlet, ordu ve millet birlikteliği ile yoluna devam edecektir.

Rusya, Türkiye olmadan Suriye’de netice alamayacağının farkında.

Türkiye’nin dış politika anlayışında en somut değişikliğin işareti, Kasım 2015’te Türk hava sahasını ihlal eden Rus uçağının düşürülmesinin ardından, Moskova’da Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Rusya Devlet Başkanı Putin’in bir araya gelerek Türkiye-Rusya ilişkilerinin eskisinden daha sıkı işbirliği içerisinde olması yönünde mutabakata varmaları olmuştur. Suriye meselesi bağlamında ortak paydada buluşamayan iki ülke, mümkün olduğunca Suriye’nin siyasi geleceği hususunda birlikte hareket etmeye gayret gösterecek. Çünkü Rusya, Türkiye olmadan Suriye’de istediği şekilde çözümün olmayacağının bilincinde iken, Türkiye’de enerji ve ticari anlaşmalar vasıtası ile Rusya ile çok yönlü ilişkilerin Türkiye’nin ulusal menfaatleri çerçevesinde olacağının farkında.

“Fırat Kalkanı” operasyonu

Türk Silahlı Kuvvetleri’nin 24 Ağustos tarihinde sabaha karşı “Fırat Kalkanı” ismiyle hava ve tank birlikleri ile başlatmış oldukları Cerablus Harekatı, zamanlama itibariyle Rus uçağının düşürülmesinden bu yana Türkiye’nin Suriye’ye düzenlediği ilk hava operasyonu. Bu bakımdan, Türkiye ve Rusya bütünüyle olmasa da Suriye üzerinde kısmen ortak görüş paylaşmaya başladıklarını ifade etmek yanlış olmayacak.

Türkiye, bloklar arası siyasetini kurumsallaştırmalı.

Cerablus’a başlatılan operasyon, Türkiye’nin yeni Suriye politikasının vücut bulmuş hali. 15 Temmuz darbe kalkışması sonrası daha da artan terör eylemlerinin zemini olan dış odaklara karşı, Türkiye, daha somut, güçlü ve yapıcı adımlar atmaya başladı. DAEŞ’in (IŞİD) PKK, YPG ve FETÖ’nün ortak paydada buluştuğu, Türkiye’nin de içinde bulunduğu coğrafyada, bu örgütlerin sağladığı finansal desteğin kimlerden geldiği yıllardan beri aşikar. ABD Başkan Yardımcısı Biden’ın Türkiye’ye gelmesi ve Gülen’in iadesi hususunda samimiyet arayışlarının sonuçlarını kısa vadede görmek mümkün değil. Fakat Kasım ayından sonra Başkanlık koltuğuna oturacak olan yeni ABD Başkanı’nın dış politika anlayışının daha sert ve George W. Bush dönemini hatırlatacağı düşünülürse, Türkiye’nin bloklar arası siyasetini kurumsallaştırması gerekecek.

Türk Silahlı Kuvvetleri’ni itibarsızlaştırma boşa çıkmıştır.

Türkiye’nin Fırat Kalkanı operasyonun dünyaya verdiği belki de en önemli mesajlardan biri, Türk ordusu üzerinde itibarsızlaştırma çabalarının boşa çıkarılması olmuştur. Türk ordusu, birlik ve beraberliği darbe girişiminden çok kısa süre sonra sınır ötesi operasyon ile her kesime göstermiş oldu.

ABD, IŞİD’e karşı PYD’yi kullanarak örgütü bölgede meşrulaştırıyor.

Türkiye-Rusya-ABD tarafından ortak düşman olan IŞİD’e karşı, ABD, PYD güçlerini kullanarak örgütü yok etmeye çalışırken, aslında PYD örgütünü de bölgede meşrulaştırıyor. Böylelikle, Suriye’nin kuzeyinde, Kuzey Irak’la birleşen bir Kürt koridorunun açılması ve bağımsız Kürt devletinin Türkiye’nin güney doğusunu da içine alınmasıyla alt yapısı hazırlanıyor. Türkiye’nin değişmez kırmızı çizgisi olan Suriye ve Kuzey Irak’ı içeren 1100 km lik sınırında otonom veya bağımsız Kürt oluşumunu engellemek için çaba sarf edecektir.

Suriye’nin geleceğinin Türkiye-Rusya-İran üçgeninde şekillenmesini engellemek için, ABD, atomize edilmiş, mezhepsel ve etnik temelli ayrılıkların pekiştiği, daha kontrol edilebilir bir Orta Doğu coğrafyasını tasarlıyor. ABD’nin “büyük resimdeki” amacı; Orta Doğu’ya genişleterek Güney Asya ve Kuzey Afrika’yı içine alacak şekilde coğrafyayı dizayn etmektir. Bu Batı’nın yeni emperyalist anlayışının boyutlarını yansıtıyor.

Türkiye ise, bloklar arası siyasetini güçlendirerek “güç dengesi” anlayışını pekiştirmelidir. Rusya ile yakınlaşma, Türkiye için NATO’ya alternatif olmaktan ziyade, Türk dış politikasının tamamlayıcı etkenlerinden biridir.

Bu konuda katıldığım bir tv programı için;

Furkan KAYA

Leave A Response »

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.