ABD DIŞ İŞLERİ BAKANI JOHN KERRY’NİN DAĞLIK KARABAĞ İLE İLGİLİ VASİYETNAMESİ

upa-admin 09 Ekim 2016 608 Okunma 0
ABD DIŞ İŞLERİ BAKANI JOHN KERRY’NİN DAĞLIK KARABAĞ İLE İLGİLİ VASİYETNAMESİ

Birkaç gün önce dünyanın en güçlü devleti, dünyada yaşanan tüm konularda şu veya bu şekilde taraf olan ve yaşanan tüm gelişmelere karışan ABD’nin Dışişleri Bakanı John Kerry, Aspen Enstitüsü ve “Atlantic” dergisinin düzenlediği “2016 yılı Washington Düşünceler Forumu”nda bir konuşma yaparak uluslararası ilişkiler sisteminde yaşanan süreçler hakkında çeşitli fikirler seslendirdi. İran, Suriye, Afganistan, Ukrayna, Güney Çin Denizi ve diğer “sıcak noktalar”a dair ABD’nin tutumunu kitleye ulaştıran Kerry, “dondurulmuş çatışma”lara da değindi ve Ermenistan-Azerbaycan Dağlık Karabağ çatışmasının çözümünde perspektifleriyle ilgili görüşler bildirdi.

Uluslararası alandaki karşıdurmaların ve sorunlarınkonusunda kendisinin yaklaşımından ve görüş açısından bahseden John Kerry, Dağlık Karabağ çatışması hakkında şunları söyledi: “Modern dünyada Ermenistan-Azerbaycan Dağlık Karabağ çatışması gibi bazı dondurulmuş çatışmalar var ki, onların çözüm yolu görünmüyor, çünkü liderler buna hazır değiller”.

Kerry’nin meseleye bu tür yaklaşımı çok şaşırtıcıdır ve aynı zamanda bazı sorular doğurur. Dağlık Karabağ çatışması etrafındaki durum, aslında oldukça basittir. Azerbaycan toprakları artık 25 yıldır Ermenistan tarafından işgal edilmiştir. Azerbaycan’ın toprak bütünlüğü ihlal edilmiştir. Bir milyondan fazla Azerbaycanlı mülteci durumuna düşmüştür. Büyük devletler çatışmanın uluslararası hukuka uygun çözümünü desteklediklerini beyan ediyorlar. Uluslararası hukuk ise, kesin bir şekilde Azerbaycan’ın yanındadır. Azerbaycan topraklarının işgalden azad edilmesine dair BMGK’nin 4 kararı, AGİT, Avrupa Konseyi, Avrupa Parlamentosu, NATO, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve diğer uluslararası kuruluşların karar ve bildirileri vardır. O kararların çoğunluğuna, ABD, kendisi de oy kullandı. Fakat bu kararlar hala uygulanmamış kalmaktadır.

Çatışmanın çözümü için arabuluculuk sorumluluğunu üstlenmiş Minsk Grubu eşbaşkanları, hangi mantıklı teklif üretmişlerdir ki, Azerbaycan onunla razılaşmamıştır? Bakü, hatta en ağır anlarda bile kendi yapıcılığını göstermiştir ve barış adına görüşmeleri sürdürmeye hazır olduğunu beyan etmiştir.

Bir anlığına varsayalım ki, Dağlık Karabağ tartışmalı bir bölgedir (aslında tarihi Azerbaycan topraklarıdır). Peki işgal edilen 7 bölge? Bu topraklarda Ermenistan’ın hiçbir hak iddiası yok! 25 yıldır, Azerbaycan, Ermeni birliklerinin işgal edilmiş çevre ilçelerden çıkarılması ve zorunlu göçmenlerin kendi topraklarına geri dönmesi için çalışıyor. En azından bu bölgelerin boşaltılması için Azerbaycan 25 yılda neye hazır olmalıydı? Bu 7 bölgenin koşulsuz Azerbaycan’a geri iade edilmesi için aracılar ne ettiler? Bazen hatta Azerbaycan’ın toprak bütünlüğüne saygıyla bağlı basit bir beyanatı seslendirmeye bile zorlanıyorlar. Eşbaşkanların düşünüp bulduğu en kolay yol ise, “kendiniz anlaşın, biz sizi destekleyelim” oldu.

Burada bir husus da dikkat çekicidir. Kerry`nin “liderler hazır değil” ifadesi, Ermenistan’ın sıkça kullandığı “Azerbaycan tavize hazır değil, taviz vermek istemiyor” ifadesine çok benziyor. Ermenistan’ın bakış açısına göre, hazırlık derecesi Azerbaycan’ın Dağlık Karabağ’ı tamamen ona vermesi ile ölçülüyor. Belki Kerry de, işte bunu kastediyordur? Kerry`nin vurguladığı “sorunun çözüm yollarının görünmemesi” fikri ve Dağlık Karabağ çatışmasının “dondurulmuş çatışma” adlandırması da zaten Ermenilerin çıkarlarına uygundur. Aslında, bu tür yaklaşımlardan cesaretlenen Ermenistan çatışmanın çözümünü mümkün olduğu kadar uzatmaya çalışıyor.

İlginçtir, acaba Kerry`nin böyle bir görüş bildirmesindeki amaç nedir? Bu, önceden düşünülmüş bir mesaj mı, yoksa tesadüfen edilmiş bir “yanlış” mı? Kerry, böyle bir siyasi hata yapacak kadar tecrübesiz midir?

Bilindiği gibi, Obama yönetimi artık yavaş yavaş iktidarı devretmeye hazırlanıyor ve çeşitli etkinlikler, konuşmalar ve açıklamalar aracılığıyla bir tür faaliyetleri hakkında kamuoyuna rapor sunuyor ve çeşitli konularda görüş oluşturmaya çalışıyor. Acaba şimdi Dağlık Karabağ çatışması ile ilgili seslendirilen bu fikir ABD’nin çatışmayı çözememesi üzerine mi? Dışişleri Bakanı çatışmanın çözümüne ciddi girişimle çalıştıklarını, ancak herhangi bir sonuca varılmadığını mı demek istiyor? (Maalesef, 20 yıldan fazla bir süre mevcut uluslararası hukuka dayanan hiçbir somut öneri veya görüş sunulmamış) Bu, tüm sorumluluğu taraflardan birinin üzerine atmakla kendi işini bitmiş saymak değil midir?

Kendi konuşmasında, Sayın Kerry, dış politikadaki her meseleye ABD’nin çıkarları ve değerleri açısından yaklaşımın gerekliliğini öne sürmektedir. Soru şudur: tüm zorluklara rağmen, büyük bir mesafe kat etmiş, enerji, güvenlik, terörle mücadele, NATO ve diğer alanlarda Batı’nın güvenilir ortağına dönüşmüş, diğer ülkelere Papa tarafından hoşgörü örneği olarak gösterilen Azerbaycan’ın toprak bütünlüğünün korunması ABD’nin hangi çıkarlarına hizmet etmiyor? Kendi topraklarından kovulmuş milyondan fazla mülteci ve zorunlu göçmenin temel haklarının sağlanması kendisini “demokrasi ihracatçısı” ilan eden ABD’nin hangi değerlerine uymuyor?

Belki de, dış politikada çıkarlar ve değerler çerçevesini ileri süren Kerry, “kişisel çıkar”ların ABD dış politikasına etkisi faktöründen bilerek konuşmuyor. Oysa, ABD’de lobiciliğin rolü ve çapı herkese bellidir. Onu da unutmayalım ki, Kerry uzun süredir Ermeni lobisi ile yakın ilişkilere sahip olan bir siyasetçidir. Bu gerçek, onun tüm faaliyetleri boyu kendini açıkça göstermektedir. Sadece şunu hatırlamak yeterlidir ki; Kerry, henüz 1990 yılında Dağlık Karabağ’ın Ermenistan’a verilmesi talebiyle SSCB Başkanı Gorbaçov’a mektup yazmış Amerikalı Senatörlerden birisidir.

Görünür ki, Kerry’nin bu konumu değişmeden kalıyor. Şimdi böyle bir fikir seslendirerek Dışişleri Bakanı görevinde kendi “kişisel menfaatleri”ne ilişkin son görevini yerine getiriyor. Onun bu açıklaması, Dağlık Karabağ çatışmasının gerçekleri konusunda yanlış görüş oluşturma girişiminden başka bir şey değildir. Zaten Kerry’nin Dışişleri Bakanı olduğu yıllarda Dışişleri Bakanlığı, ondan talimat alan çeşitli STK’ların ve Bakanlığın çalışanlarının Azerbaycan hakkında dünyada yanlış görüş oluşturma çabaları hiçbir zaman ara vermemiştir. Bu kez ise, Azerbaycan’ın topraklarını taviz vermesini sorunun çözümü için zorunluluk gibi sunan Kerry bir sonraki adaletsizliğe yol açıyor.

Tüm bunlar ise, ABD’ye yönelik olarak sadece teessüf doğuruyor. Bu tür tutumlarla dünyada istikrara, gelişmeye ulaşmak mümkün değildir. İşte böyle önyargılı, haksız yaklaşımların sonucudur ki, hazırda dünyada sıcak noktaların sayısı durmadan artıyor, bazı bölgelerde asıl kaos hüküm sürüyor. Batı, kendi hataları sonucunda dağıtılmış Irak, Suriye, Afganistan gibi ülkelerden kaçanlara karşı insanlık dışı muamelesi ile seçildiği halde, Azerbaycan bir milyondan fazla mülteci ve zorunlu göçmenlerin sorunlarını tek başına çözmüştür.

Kendi dış politikasını barış, gelişme, işbirliği gibi ilkeler, çokkültürlü değerlere esaslandıran Azerbaycan, Eurovision şarkı yarışması, Birinci Avrupa Oyunları, Uluslararası İnsani Forum, BM Medeniyetler Alyansının 7. Küresel Forumu, İslam Dayanışma Oyunları gibi etkinliklere ev sahipliği yapıyor. Dünya Katoliklerinin lideri olan Papa, üstüste 2. kez Azerbaycan’ı ziyaret ediyor. Tüm bunlar, küçük bir Müslüman devletin yöneticilerinin düşünülmüş politikası sonucunda elde ettiği başarıların az bir kısmıdır. Böyle ülkeye karşı bu tutum ne kadar adildir?

Bir konuyu da özel belirtmenin önemli olduğunu düşünüyoruz. Maalesef, Azerbaycan Dışişleri Bakanlığı’nın Kerry’nin bu beyanatına cevabı hem mahiyet, hem de açısından yeterli olmadı. ABD’nin Dışişleri Bakanı’nın Azerbaycan için hayati önem taşıyan bir konudaki görüşüne Dışişleri Bakanlığı Basın Sekreteri’nin dili ile cevap vermek ne derece uygundur? Gerçeği söylemek bu kadar mı zor?

Newtimes.az

Leave A Response »

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.