ABD-AZERBAYCAN-TÜRKİYE İLİŞKİLERİ: YAPICI İŞBİRLİĞİNİN GELİŞTİRİLMESİ

upa-admin 03 Aralık 2016 1.678 Okunma 0
ABD-AZERBAYCAN-TÜRKİYE İLİŞKİLERİ: YAPICI İŞBİRLİĞİNİN GELİŞTİRİLMESİ

Başkanlık seçimlerinden sonra, Amerika’nın dış politikasındaki olası değişiklikler hakkında uzmanlar görüş bildiriyorlar. Bu sırada, Washington’un Azerbaycan ve Türkiye yönünde atabileceği adımlar üzerinde duruyorlar. Şöyle bir hususa dikkat çekiyorlar ki, ABD’nin yeni Başkanı Donald Trump, bazı Avrupa devletleri Başkanlarından bile daha önce Azerbaycan ve Türkiye yönetimi ile telefon konuşması yapmıştır. Üstelik ABD’nin yeni Başkanı, her iki ülke ile işbirliğini daha da geliştirmek niyetinde olduğunu açıkça söylemiştir. Bu konuda uzmanlar çeşitli yorumlar vermişlerdir. Ermeni uzmanların kıskançlığı ve taraflılığı ise net olarak hissediliyor. Onlar, dünyanın en önemli ülkelerinden olan Amerika’nın bu bölgede iki Müslüman nüfus yoğunluğu olan ülkeye değer vermesini sindiremiyorlar. Ama gerçek olan budur ve dahası, Azerbaycan’la Türkiye bağımsız siyaset yürütüyorlar ve tüm devletlerle eşit yapıcı işbirliğini tercih ediyorlar.

Azerbaycan’ın Bağımsız Politikası: Trump Beğenisini Belirtti

Dünya siyasetinde gözlemlenen ciddi değişiklikler fonunda, Güney Kafkasya’nın jeopolitik öneminin giderek daha da arttığını görüyoruz. Uzmanlar, ABD’deki Başkanlık seçiminden sonra bu eğilimin daha da güçleneceği kanaatindedirler. Bunun birkaç jeopolitik nedeni vardır. Öncelikle, Batı’nın enerji güvenliğinin sağlanmasında bu bölgenin giderek daha fazla hissedilecek rol oynadığına dikkat çekiyorlar. Diğer konu ise, terörle mücadele ile ilgilidir. Amerika, bu yönde çabalarını artırmayı planlıyor. Nihayetinde, Beyaz Saray için teröre karşı güvenilir ortaklarının olması çok önemli bir gerekliliktir.

Şüphesiz, Amerika’nın dış politikasının tüm inceliklerini bir yazıda analiz etmek mümkün değil. Ancak yukarıda vurgulanan hususlar temelinde, Washington’un atabileceği adımlar üzerinde durmak mümkündür. Her şeyden önce, analistler küresel politikadaki risklerden ABD’nin nasıl sigortalanmak istediğini anlamaya çalışıyorlar. “Realpolitik” taraftarları, daha sert bir dış politika yürüterek, her yerde Amerika’nın çıkarlarını savunmayı öneriyorlar. İdealistler ise, Amerikan değerlerini yaymayı tercih ediyor, ancak bu zaman engel çıkması durumunda, askeri güç uygulamayı istisna etmiyorlar. Henry Kissinger, bu iki yaklaşımın sentezini bulmak fikrini ileri sürdü. Somut olarak, Washington, kendi jeopolitik çıkarları ile değerlerini birbirine uyarlayarak dünyaya kabul ettirmelidir. Joseph Nye ise, bu amaca ulaşmak için “yumuşak güç”le “sert güç”ün sentezi olan “akıllı güç”ü uygulamak fikrini ileri sürdü.

Şimdi analistler, D. Trump’ın bu yaklaşımlardan hangisine öncelik vereceği ile ilgili tahliller yapıyorlar. Bekleniyor ki, Amerika’nın yeni yönetimi “realpolitik”le idealizmin sentezini tercih edecektir. Bu ise, demektir ki, önceki dönemlerden farklı olarak, her bir bölgede gerçek güce sahip güvenilir devletlerle işbirliğine daha fazla yer verilebilir. Burada, önceki aşamalarda olduğu gibi, dini bağnazlığa yer olmamalıdır. Böyle olursa, Washington’un politikaları tüm dünyada fiyaskoya uğrayacaktır. Onun gerçeği dikkate alarak dış politika yürütmek planı boşa çıkacaktır. Artık Washington’un daha gerçekçi davranma hattına eğildiğini gösteren belirtiler kendini gösteriyor.

Bu bağlamda, bazı uzmanları ABD’nin Türkiye ve Azerbaycan siyaseti daha çok ilgilendiriyor. Onlar, Amerika’nın yeni Başkanının bu ülkelerin yöneticileri ile iletişimini değerlendirmeye çalışıyorlar. İlginçtir ki, D. Trump hem İlham Aliyev, hem de Recep Tayyip Erdoğan’la telefonda konuştu. Üstelik, bunu bazı Avrupa devletlerinin Başkanları ile bağlantı kurmadan önce yaptı. Azerbaycan Cumhurbaşkanı ile görüşmesinde, Amerika’nın Devlet Başkanı, ikili işbirliğinin geliştirilmesine sıcak baktıklarını özel olarak vurguladı. D. Trump, ayrıca Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev hakkında çok hoş sözler duyduğunu dile getirdi (bkz.: Переговоры Ильхама Алиева и Дональда Трампа: значимость Азербайджана для США растет / “Day.az”, 21 Kasım 2016).

Tabii ki, bu ilişki Washington’un Azerbaycan’la yapıcı işbirliği düzleminde ilişkileri geliştirmek isteğini ifade ediyor. Bazı çevrelerin, özellikle Ermenilerin beklediğinin aksine, Amerika’nın yeni Başkanı da, Azerbaycan Devlet Başkanı’na bir siyasetçi ve devlet yöneticisi olarak büyük saygısını ifade etti. Üstelik bunu Ermenistan yönetimi ile iletişim kurmadan önce etti.

Ankara ve Bakü: Amerika’nın Daha Çok İlgi Gösterdiği Adresler

Öyle anlaşılıyor ki, ABD, Azerbaycan yönetimi ile işbirliğini yeni bir seviyeye yükseltmekte kararlıdır. Bu tutumu, Cumhurbaşkanı İlham Aliyev Bakü’de görüşürken, ABD Dışişleri Bakan yardımcısının Avrupa ve Avrasya konularında Yardımcısı Bridget Brinki de göstermiştir. Amerikan yetkilisi, “ülkelerimiz arasında başarılı işbirliğinin ABD’nin yeni yönetimiyle de devam etdirileceğine umutlu olduğunu” belirtmiştir (bkz.: Prezident İlham Əliyev ABŞ dövlət katibinin köməkçisinin müavinini qəbul edib / AZƏRTAC, 22 Kasım 2016).

Uzmanlar, Washington’un Azerbaycan’la enerji, terörle mücadele, güvenlik, ekonomi, ulaşım, savunma ve başka alanlarda işbirliğini yeni bir seviyeye yükseltmek niyetinde olduğunu vurguluyorlar. Bunun için geniş imkanlar olduğunu ayrıca belirtiliyor. Yani uzmanlar, ABD’nin önceki yöneticilerinin bazı durumlarda yol verdikleri peşin hükümler ve asılsız ithamlardan D. Trump’ın vazgeçmek istediğini öne sürüyor; bu bağlamda Ermenistan’ın Azerbaycan’a saldırısı sonucunda oluşmuş tehlikeli durumdan Bakü ile Washington’un kurtuluş yolu araması ihtimalini yüksek olasılıklı olarak değerlendiriyorlar.

Meselenin diğer yönü, ABD-Türkiye ilişkilerinin geliştirilmesi imkanları ile bağlıdır. D. Trump, R. T. Erdoğan’la da telefon görüşmesi yaptı. Her iki lider, ülkeleri arasındaki ilişkilerin daha da geliştirilmesi konusunda görüşlerini ifade ettiler. D. Trump, Türkiye Cumhurbaşkanı’nın kişiliğine saygı duyduğunu ayrıca vurguladı. Trump, kendi ailesi içerisinde Türkiye yönetimine rağbetin olduğunu açıkça söyledi. Böylece, Amerika’nın yeni Devlet Başkanı Azerbaycan Cumhurbaşkanı ile birlikte, Türkiye liderine de sempatisinin olduğunu belirtti.

Bütün bunlar, artık uzmanların dikkatinden kaçmıyor. Onlar, ABD-Türkiye ve ABD-Azerbaycan ilişkilerinin geleceğine dair iyimser bakıyorlar. Fakat bir takım çevrelerin de artık iftira ve karalama kampanyasına başladığını söylemek gerekir. Özellikle Ermeni medyası, Amerika’nın iki Müslüman ülkesine yönelik büyük dikkat geliştirmesini hazmedemiyor. Ermenistan basınında, Donald Trump`ın daha önce Serj Sarkisyan’la değil, İlham Aliyev ile telefon görüşmesi yapmasını izah edemiyorlar. Onlar, çeşitli bahaneler uydurarak, olayın önemini azaltmaya çalışıyorlar. Ama gerçek değişmiyor.

Ermenistan uzmanları, yaptıkları analizlerde, Türkiye ve Azerbaycan’ın Amerika ile ilişkilerini büyük ölçüde küçümseyen bir tonda sunmaya gayret ederler (bkz.: örn., Игорь Мурадян. Американо-турецкие отношения: влияние на Ближний Восток и Южный Кавказ / “Lragir.am”, 22 Kasım 2016). Güya ABD, Türkiye ve Azerbaycan’a bağımsız siyaset yürütmeye imkan vermeyecek ve onların faaliyetlerine ciddi denetim gerçekleştirecektir.

Görünür ki, Ermenistan’da Azerbaycan’ın bağımsız dış politika yürütmesini bir türlü sindiremiyorlar. Kendileri bunu Rusya nedeniyle yapamıyor, bu yüzden başkalarının bunu yapmasını da kabul edemiyorlar. Çünkü Azerbaycan, kendi sözünü söyledi; ulusal tutumunu her defasında ortaya koydukça, hem dünya üzerindeki etkileri daha da artıyor, hem de Ermenistan’ın konumu zayıflıyor. Dolayısıyla, Ermeni siyasi yönetimi ile birlikte, uzman çevreleri de basit iddialarıyla gerçek durumu tahrif etmeye çalışıyorlar.

Ancak tüm bu girişimlerin başarısız olacağına hiç şüphe yoktur. Yıllardır, Azerbaycan, kendi bağımsız dış politikası ile ona engel olmak isteyenlerin hepsine iyi cevap verdi. Bakü ile Ankara’nın bir yerde daha bağımsız siyaset yürüteceklerine kimse şüphe etmemelidir. Bu anlamda, Amerika’nın yeni yönetimi de ilk olarak işte bu devletlerle işbirliği yapmalıdır. Uygulamada defalarca saptanmıştır ki, Azerbaycan ve Türkiye, adaletin, hakkın ve eşit işbirliğinin taraftarlarıdır. Bunu idrak etmeyenler, hep sonradan yanlış yaptıklarını farkına varmışlardır. Muhtemelen ABD’nin yeni yönetimi bu hatayı tekrarlamak istemeyecektir.

Bunu bölgedeki ve dünyadaki gerçeklik de gerektirir. Karşılıklı faydaya dayalı işbirliği olmazsa, Ortadoğu’da ve sonra da Güney Kafkasya’da mevcut durum daha da ağırlaşabilir. Aynı şekilde, Ermeni işgalciliğinin önü alınmazsa, dünyada istikrarı sağlamak mümkün olmayacaktır. Yeni Amerikan yönetimi, bunları idrak edebilecek derecede bilgedir.

Newtimes.az

Leave A Response »

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.