ÜÇÜNCÜ DÜNYA SAVAŞI’NI ÖNLEMEK

upa-admin 01 Mart 2017 333 Okunma 0
ÜÇÜNCÜ DÜNYA SAVAŞI’NI ÖNLEMEK

Uluslararası ilişkilerde askeri gücün rolü ve öneminin giderek arttığı görülüyor. Dünya genelinde ve bilhassa Orta Doğu, Afrika, Yakın ve Uzak Doğu olarak tabir edilebilecek coğrafyalarda, uzun zamandan beri istikrarsızlık hakim. Elbette bu hususta küresel nizamın değişken olması ve devletler ile bölgeler arası güç dengesinin dinamik yapısı, daimi barış ortamının oluşturulmasında en büyük engellerden biri.

Rusya ve ABD mücadelesi Avrasya üzerinde olacak

Avrasya ve Orta Asya olarak tabir edilen coğrafya üzerindeki mücadele, Rusya ve ABD başta olmak üzere tüm güçlü devletlerin rekabet alanı olarak kendini gösteriyor. Bu rekabetten hangi gücün üstün geleceğine dair oluşan pozitif eğilimler ise, ister istemez aktörleri birbirleri ile yakınlaşmaya ve işbirliğine yöneltiyor. Örneğin, Orta Asya bölgesinin sahip olduğu zengin enerji kaynakları, ABD ile Rusya’yı bölgeyi kimin kontrol edeceği hususunda karşı karşıya getirmeye devam edecek. Rusya, Sovyetler Birliği’nden kalan bu toprakları kendi “arka bahçe”si ve Batı’nın Rusya’yı çevreleme politikasında anahtar konum olarak değerlendirdiğinden, Orta Asya bölgesinde yer alan devletleri kendine yakın tutmaya gayret ediyor. ABD için de bölgenin önemi George W. Bush’un yardımcısı Dick Cheney’in 1998 yılında Kazakistan’da katılmış olduğu konferansta söylemiş olduğu şu sözlerle çok net ifade edilebilir: “Tarihin hiçbir döneminde Hazar bölgesi kadar bir anda böylesi bir stratejik öneme sahip bir toprak parçası hatırlamıyorum.”

Güvenlik meselesi ekonomik büyüme politikalarından daha önemli.

Dünyanın geri kalanına bakıldığında, örneğin istikrarsızlığın kronik hale geldiği Orta Doğu coğrafyasına yönelik tehditler daha büyük tehditler üzerine kuluçkalamaya devam ediyor. Artık sürekli olarak terörizm, etnik ve mehzepsel bölünmeler ihraç edilirken, bu durum büyük aktörlerinde vekalet savaşı yürüttükleri, bir nevi “3. Dünya Savaşı”nın notaları belirliyor. Çünkü küçük veya büyük ölçekli neredeyse tüm devletler, ekonomik büyüme hedefinden ziyade güvenlik meselesini öncelikli ulusal çıkarları haline getiriyor.

Trump’ın ABD-Rusya ittifakı ihtimali

ABD’nin Asya-Pasifik politikasına karşı ünlü Rus düşünür Aleksandr Dugin tarafından geliştirilen “Yeni-Avrasyacılık” anlayışı, bilhassa ABD’nin bölgesel planlarından biri olan Hazar’ı Karadeniz’in Türkiye sahilleri ile birleştiren bir jeopolitik kuşak haline getirme amacına karşı geliştirilmiştir. Bu sayede, ABD, Hazar-Karadeniz kuşağını Rus kontrolünden çıkarmak ve bu yolla da enerji nakil hatlarını Rusya ve İran etki alanından uzaklaştırmak isteyecektir. Şu anda her ne kadar Suriye meselesinde Rusya ve ABD karşı karşıya olsalar da, bilhassa Başkan Trump’ın yeni dış politika anlayışıyla  beraber bir ABD-Rus yakınlaşması beklenmektedir. Buna karşın, uluslararası ilişkilerinin doğası gereği bunun mutlak bir ittifak olması imkansızdır. Ukrayna krizi ve Kırım’ın ilhakı, bunun en somut örneklerinden biri olarak gösterilebilir.

Askeri harcama ve silahlanma yeni bölünmelere zemin hazırlar

ABD’de Trump dönemi ile birlikte Amerikan dış politikası ve askeri stratejilerinde daha sert ve proaktif politika izlenmesi beklenebilir. ABD Başkanı Trump’ın 2018 mali yılına dönük federal bütçede savunma harcamalarını 54 milyar dolar daha arttıracağını planlaması bunun kanıtıdır. Fakat ABD’nin içe dönme politikasının buna ne kadar izin vereceği belirsiz. Diğer taraftan, Çin de diplomatik ve askeri kapasitesini arttırıyor. Güçlü komşusu Rusya’nın da buna mukabil güçlenmeye gitmesi istikrarlı bir dengenin tesis edilememesi durumunda, Avrasya coğrafyasında yeni ayrışmalara yöneltebilir. Bunun için yeni bölgesel kurumlar inşa edilebilir.

Sonuç olarak

“Yeni Büyük Oyun” hem eski Sovyet coğrafyasında, hem de Orta Doğu’da sahnelenmeye devam ediyor. Bölgesel ve büyük devletler bu oyun içerisinde kendilerine en az zarar, en yüksek fayda sağlayacak hesabın içindeler. Fakat küreselleşmenin çok daha zayıfladığı ve korumacı milli politikaların benimsediği bu süreçte küresel ticarette ilerleme beklenmemeli. Avrupa Birliği topraklarında “yeni Trump”ların çıkma olasılığı ve sosyal refahın giderek kötüleşmesi, barış ve istikrar ihtimali yerini çatışma ve kaoslara bırakabilir. Dünyayı 1914-1945 arası yaşanılan iki büyük dünya savaşının bir yenisinden koruyacak bir uluslararası güvenlik sistemi halen yok. 3. Dünya Savaşı’nın yıkımı ise toplumsal, ekonomik ve demografik olarak çok daha ağır neticeler doğuracaktır.

Furkan KAYA

Leave A Response »