YENİ SOĞUK SAVAŞ

upa-admin 08 Ağustos 2017 255 Okunma 0
YENİ SOĞUK SAVAŞ

Dünya, ABD Kongresi’nden geçen ve Başkan Donald Trump tarafından gönülsüz de olsa imzalanan Rusya, İran ve Kuzey Kore’ye yaptırım kararını tartışıyor. Bu önemli hadise, Soğuk Savaş’ın bitiminden itibaren ABD-Rusya arasında yaşanan en sert gelişme olarak tarihe geçmiş durumda.

Dünya dengeleri uzunca bir zamandır bir kırılmaya hazırlanıyor görüntüsü içindeydi. Bu kırılmanın nereye varacağını ve karşılıklı yaptırım, askeri yığınaklar ve vekalet savaşlarının ötesine geçip geçemeyeceğini zaman gösterecek. Vekalet savaşları, Soğuk Savaş’tan miras olarak halen devam ediyor. Suriye’de ve Ukrayna’da (ki aslında buralarda durum vekalet savaşını da geçip tarafların doğrudan cephede olmasına evrilmiştir) yaşanan iç savaşlarda, iki ülke de ayrı cephelerde yer alıyorlar.

Vladimir Putin’in 2000 yılında iktidara gelmesiyle, Rusya, yoğun bir değişim geçirdi. Mihail Gorbaçov ve Boris Yeltsin döneminde haraç mezat özelleştirilen devlet kurumları önemli ölçüde devletleştirildi. O zamana kadar istediği gibi at koşturan Amerikan yanlısı milyarder oligarklar kontrol altına alındı. Bu kontrole itiraz edenler ya yurtdışına kaçtı, ya da pasifize edildi. Örneğin, Yeltsin döneminde özelleştirilen devlet petrol şirketi Yukos’u satın alan ve hızlı bir şekilde Rusya’nın en zengin isimlerinden biri haline gelen Mihail Hodorkovski, bir yandan Başkan Putin’i tehdit ederken, diğer yanadan Yukos’un hisselerini el altından Rockefeller şirketleri olan Exxon ve Chevron’a satıyordu. Sonuç olarak, bir vergi cezası bahanesiyle hapse atıldı.

2000-2008 yılları arasında Rusya’da milli gelir 2,5 katına çıkarken, reel ücretler de 3 katına çıkmış ve işsizlik yarı yarıya azalmıştı. Ekonomik düzelme ile birlikte, dış politikada da hızlı bir atak dönemi başladı. Rusya, eski Sovyet ülkeleri ve Doğu Avrupa’daki eski ortakları ile yeniden ilişkiler tesis etmeye başladı. Moskova, ‘‘Arap Baharı’’ olarak adlandırılan Orta Doğu usulü Turuncu Devrimlerin ilk başında etkisiz ve tepkisiz kalsa da, iş Suriye’ye geldiği vakit hareket etme ihtiyacı duyuldu. Çünkü Hafız Esad döneminden beri Ruslar ve Suriyeliler yakın işbirliği içindeydi. Rusya’nın 1971’den beri  Akdeniz kıyısında bulunan Tartus’ta üssü bulunmaktaydı. Daha 1984’te, Suriye’deki Rus askeri ve danışman sayısı 13.000 civarında idi. İki ülke arasında kapsamlı silah ve ticaret anlaşmaları da bulunmaktaydı. Ayrıca bölgenin Amerikan menşeli projelerle dizayn edilmesine Moskova göz yumamazdı. Sonuç olarak, Rusya Suriye’deki savaşa bizzat müdahil oldu ve 3 ayda gidecek denilen Beşar Esad hala ayakta. Üstelik Suriye halkının desteğini de almış gözükmekte. Amerikan ana akım medyasının radikal vahşilere hizmet edeceğini bile bile sürdürdüğü propaganda haberleri devam etse de, rüzgar tersine dönmüş durumda.

Orta Doğu’da bunlar yaşanırken, Ukrayna’da da işler çığırından çıkmış durumda. Rusya Kırım’a müdahale etmiş ve Donetsk bölgesinde Rus kökenli ve Rusya yanlısı gruplar de-facto bir devletçik kurmuş durumda. En son geçtiğimiz Temmuz ayında saldırı kabiliyetine sahip 3 motorize bölük Ukrayna sınırına yığıldı. Daha öncesinde 60.000 asker sınır bölgesine sevk edilmişti. Buna karşılık, 2017 yılının başından itibaren Soğuk Savaş’ın bitiminden bu yana ilk kez bu kadar büyük çaplı Amerikan askeri birliklerinin Avrupa’ya sevk edildiğine şahit olmaktayız. İlkin Ocak ayında NATO bünyesinde 3.500 asker, 87 tank ve çeşitli amaçlarla kullanılmak üzere 144 askeri araç Almanya’nın Bramerhaven Limanı’na getirildi bu birlikler buradan Polonya’ya sevk edildi. Hemen ardından Şubat ayında ABD ve Bulgaristan arasında yapılan bir anlaşmayla Bulgaristan’daki ABD üslerinin kullanım süresinin 10 yıl daha uzatılmasına karar verildi. Bunun yanı sıra, Mart ayında NATO’nun Avrupa Müttefik Kuvvetler Yüksek Komutanı Philip Breedlove, Avrupa’daki NATO gücünün “bölge ülkelerini ‘Rus saldırganlığından’ korumak üzere” arttırılacağını açıkladı.

Bölgede şimdilik karşılıklı asker sevki ve tatbikat savaşları sürmekte. Askeri sevkiyatlar ve yaptırım kararları ışığında şunu net olarak söyleyebiliriz ki, dünya yeni bir kırılma noktasının eşiğinde. En son alınan yaptırım kararı ile bu durum artık güneşin balçıkla sıvanamayacağını açıkça ortaya koyuyor. Rusya’nın Amerikan seçimlerine müdahale ettiği iddiası gerekçesiyle Amerikan Kongresi’nden geçen ve Donald Trump tarafından imzalanan yaptırım kararlarına göre, Rusların Amerika’daki bazı mal varlıklarının dondurulması ve Rusya, İran ve Kuzey Kore’ye yapılacak ihracata sınırlama getirilmesi öngörülüyor. Bu hamleye karşılık Moskova’nın verdiği tepki ise, Rusya’daki Amerikan diplomatik misyon temsilcilerinin ülkeyi terk etmesini istemek oldu.

Karşılıklı rest ve hamlelerle süren Yeni Soğuk Savaş, ileride sıcak savaşa döner mi? Biz gayet iyi biliriz ki, emperyalist karakteri olan devletler hiçbir zaman kor ateşi kendi elleriyle tutmazlar ya da doğrudan karşı karşıya gelmekten olabildiğince kaçınırlar. Zaten eğer karşı karşıya çatışma durumuna gelinmişse, orada artık bir Dünya Savaşı’ndan söz edilir. Bütün bunların ışığında, yeni dönemde Türkiye Cumhuriyeti de dahil olmak üzere bölge ülkelerinin olaylara çok daha dikkatli, akılcı ve birkaç hamle sonrasını düşünerek oynanacak bir satranç oyunu gibi yaklaşması elzemdir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kurucu önderi ve değişmez başkomutan Mustafa Kemal Atatürk’ün çizdiği yolda akılcı bir dış politika izlemek ve Türkiye’nin çıkarlarını gözetmek gerekmektedir.

Mustafa Kemal Atatürk, ‘‘Yurtta Barış, Dünyada Barış’’ sözünü etmiştir; fakat bu sözü söylerken pasif politikayı kastetmemiştir. Mustafa Kemal Atatürk, bu sözü söylerken birçok bölgesel pakta imza atmış ve yoğun diplomatik çabalarla Hatay’ı anavatana kazandırmıştır. Dolayısıyla, hayalcilik ve mezhepçilikten uzak akılcı bir dış politika, böyle bir döneme girilirken hayati önem kazanmaktadır.

 

Onur BİGAÇ

Leave A Response »

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.