NICCOLO MACHIAVELLI VE İNSAN DOĞASI ÜZERİNE

upa-admin 14 Ağustos 2017 6.312 Okunma 4
NICCOLO MACHIAVELLI VE İNSAN DOĞASI ÜZERİNE

“Bilinmeyen suları ve toprakları araştırmak bir denizci için ne kadar tehlikeli ise, her keşif sahibi için de bu yol bir o kadar tehlikelidir: yine de ben yeni bir yol açmaya karar verdim, ilerlemekte epey zorlanacak olsam da…” – N. Machiavelli

“İktidar tehlikelidir.” – H. Bahadır Türk

Niccolò Machiavelli, 3 Mayıs 1469’da İtalya’nın Floransa şehrinde doğmuştur. Floransalı olması, Machiavelli’nin politik düşüncelerinin şekillenmesinde oldukça etkili olacaktır. Babasının oğlu Machiavelli’ye ölmeden önceki vasiyeti, onun politik söylemlerinin eyleme dönüşebilmesi noktasında dikkat çekmektedir. Bu vasiyet, “Mutlu yaşayın ve az harcayın” olmuştur. Bu evrede, Machiavelli, mutlu yaşamak ya da mutlu yaşama fikrini tüm İtalya’nın ulusal kaderine entegre ederek bir fikir ideoloğu haline gelecektir. Onun yaşamındaki dönüm noktalarından birisi, babasının da vesayetindeki sözü siyasi bir hedef haline getirmesiyle birlikte, 1498’de Floransa Cumhuriyeti’nin ikinci yazmanı olarak sarayda göreve başlamasıyla olmuştur. Fakat Soderni ailesi ile kurduğu yakın ilişkiden dolayı monarşi yanlısı olan Medici ailesi kentte yönetimi ele geçirince, Machiavelli’yi sürgüne yollamışlardır. Yine de Machiavelli, ülkesinin siyasal yaşamında etkin roller üstlenerek İtalya’nın parçalanmışlığını kurtarmaya çalışmaktadır.

1469-1527 yılları arasında İtalya’nın Floransa kentinde yaşayan Machiavelli, döneminin politik kopukluklarını dile getirmiştir. Kendine has bir söylem ile ünlü Prens (bir diğer adıyla Hükümdar) kitabını yazan düşünürün nihai amacı; tarih bilimin temellerinden yararlanarak İtalya’nın ulusal birliğini sağlamaktır. Bu nokta, Prens kitabını önemli hale getirmektedir. Nihayetinde Prens kitabını incelediğimizde, Machiavelli ulusal birliğin sağlanması yolunda birçok tavsiye vermekte ve bir nokta da insan doğasına dikkat çekmektedir. İyi bir yöneticinin nasıl olması gerektiğini belirtirken, sıklıkla “erdem” ve “şans” yani “Virtù” ve “Fortuna” kavramlarını kullanmaktadır. Bu kavramlar da insan doğasının belli parametrelerini oluşturan nitelik ve nicelik bakımından insan doğasına yön veren ana argümanlardır.

Rastlantı, talih ya da Machiavelli’nin deyimi ile fortuna kavramını insan doğasıyla ilişkilendirmemiz mümkündür. Adını Roma mitolojisindeki talih tanrıçası Fortuna’dan alan bu kavram, insani olmayan ama insanın işlerine iyi veya kötü şans olarak müdahale eden bir güce işaret eder. Talih Tanrıçası Fortuna, Yunan mitolojisinde genellikle kör olarak temsil edilir. Böylece rastlantının mutlak olduğuna dikkat çeken Tike’ye karşılık gelir. Machiavelli’nin kitabında Prens’in başlıca niteliği olan Virtù, Machiavelli’ye göre fortunanın içinde ve onun vesilesi ile uygulanabilir. Fortuna, acilen cevap verilmesi gereken bir dış zorunluluktur. Böylece, politika sahnesinde yer alan bireylerin öngörülemez durumlarla karşı karşıya olduğunu anlatmaktadır. Dayatılan bir irade, politik eylemin başarısı için tek başına yeterli değildir. Fortunaya gerektiğinde karşı gelmek ve onun önünde diz çökmemek gerekir. Aksi takdirde fortuna kendi yasasını dayatır. Bu anlamda Machiavelli düşüncesindeki virtu, insanın fortunaya kendi iradesini dayatma yetisi olarak da anlaşılabilir. Ama bu, dayatma bir zorlama olarak adlandırılmamalıdır. Machiavelli, burada zorlamadan ziyade esnekliği öne çıkarır. Ve politikacıların koşullara uyum sağlama becerisi, yani kendi yasasını fortunaya dayatma yetisi olarak tanımlar . Fortuna, tüm yönetimlerin kökeninde yer alan, hiç önemli değilmiş gibi gözükse de aslında yönetimlerin sıçrama ya da düşüş noktası olan temel figürlerden biridir.

Virtù sözcüğü Latince virtus’tan türetilmiştir. Virtus ise ‘’erkeklik’’, ’’erkeksilik’’ anlamına gelen “viril”, “virilite” gibi sözcükleri ortaya çıkaran Latince “vir” kökünden gelmektedir. Virtus, erkeksi bir güçtür. Fakat bu güç barbarlık belirtisi sayılan cesaretin tam zıttıdır. Virtù, bir disiplindir. Virtus sözcüğü, sadece başıboş bir erkeksi güce işaret etmez. Felsefede kullanılan anlamıyla erdeme karşılık gelir. Virtù, insanların kendi iradeleri dâhilinde harekete geçirebilecekleri güç, kabiliyet, cesaret gibi kişisel yeteneklerin tümünü içeren bir kavramdır. Machiavelli’de Virtù, uzun süreli bir devletin oluşmasını sağlayan, öznel koşullarda ki özgüllüğün ta kendisidir. Machiavelli, İtalya’nın birliğinin sağlanması için aradığı yazgıyı batıda dolaşıp duran Virtù’da aramaktadır. Ona göre Virtù, tarih boyunca değişmeden kalır. Bu haliyle, Machiavelli, erdemli olmak ile erdemli davranmanın sonuçları arasında bir dizi zorunluluğu siyasal olan ile düşünmektedir. İnsanların nasıl mutlu olacağına dair siyasal kararların alınması, iktidarın ya da egemenin bu noktada siyasete dair nasıl ilişkiler geliştirdiği insan doğası perspektifinden geçmektedir. Örneğin, Machiavelli, insan doğasını bizlere virtu ve fortuna üzerinden anlatırken, kitleler ve yönetici, yönetici ile yöneticinin yardımcıları ya da ülke içerisinde yönetim biçimi ile ortaya çıkan döngü arasında bir dizi siyasal parametreler ortaya koymaktadır. “Kitleler en tutarsız ve en güvenilmez olan şeylerdir. Bir kişiyi ölüm cezasına mahkûm edip arkasından ağladıklarını ve hasret çektiklerini belirtir.” şeklinde yazan Machiavelli, kitlelerdeki kötülüğün ya da iyiliğin insan doğası üzerindeki bozucu etkisinden bahsetmektedir.

Machiavelli, bu düzlemde prens için de bizlere sabit değişmez bir insan doğası perspektifi sunmaktadır. Yönetilen ile yönetici arasında kitle-egemen ilişkisini anlatırken; hükümdara hem sevilen, hem de korkulan biri olunması zor olduğundan, korkulan biri olmayı tercih etmesi gerektiğini önerdiğini görürüz. Fakat bu korku nefrete yol açmayacak bir korku olmalıdır. Çünkü genel olarak insanlarla ilgili şu söylenebilir: “İnsanlar nankör, değişken, içten pazarlıklı, riyakar, korkak ve çıkarcıdırlar; iyilik yaptığın sürece yanından ayrılmazlar; gerekmediğinde sana kanlarını, canlarını, mallarını, mülklerini, dahası evlatlarını bağışlarlar. Oysa gerektiğinde hepsi arkasını döner.” Machiavelli’ye göre, insanlar iyilik ve kötülüğü ayırt edemeyen sağduyudan yoksun yaratıklardır. Bunun için de yönetilmeye muhtaçtırlar. Bu yönetici, olağanüstü hatalar yapmaz ve halkın nefretini kazanmazsa sevilen biri olabilir. Hükümdarın yurttaşlar nezdinde nefret ve kin duygusu kazanmaması için, onların kamusal ve özel alanlarına müdahale etmemesi yeterlidir.

Machiavelli’nin Söylevler kitabında belirttiği gibi, yönetimde iken, daha önce zarar verilmiş bir insana sonradan önemli bir görev verilmemesi gerektiği çünkü görevi intikamı için kullanabileceği, bir generalin en takdire şayan yönünün düşmanın planlarını öngörmek olduğunu aktarmaktadır. Bu örneklerde görüldüğü gibi, “yönetme sanatı” Machiavelli’ye göre tarihteki insanı ve onun doğasını bilmekten geçmektedir. Dünya değişmemektedir ve hep aynıdır. Bu konuda, Machiavelli, Söylevler’in 2. kitabının önsözünde “Bu şeylerin nasıl işledikleri konusunda düşünceye daldığım zaman dünyanın her zaman aynı yönde gittiği ve kötü kadar çok iyinin var olduğu…” yazarak, insanlar ve dünya sabit olmasaydı tarihin öneminin pek de olmayacağını belirtmektedir.

Tüm bunları değerlendirdiğimizde, Florasanlı keskin zekânın iktidar dinamikleri ile insan doğası arasında siyasal bir tahayyül ortaya çıkardığını görmekteyiz. Machiavelli’nin siyasal doktrinin temellerini muhtemel bir insan doğası fikri üzerine inşa ettiğini; yöneten-yönetilen ilişkisi üzerinden ideal bir devlet düzeni fikri oluşturmaya çalıştığını söyleyebiliriz.

 

Gülçin SAĞIR

 

KAYNAKÇA

  • H. Bahadır Türk, Çoban Ve Kral (İstanbul: İletişim Yayınları, 1.Baskı 2012).
  • L. Althusser, İki Filozof Machiavelli- Feuerbach, Çev. Alp Tümertekin (İstanbul: İthaki Yayınları, 1.Baskı Aralık 2010).
  • Macit Gökberk, “Hegel’in Devlet Felsefesi”, İstanbul Üniversitesi Felsefe Arkivi Dergisi, Cilt 1, Sayı: 2-3, 1946.
  • N. Machiavelli, Hükümdar, Çev. Necdet Adabağ (İstanbul: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, IX. Basım 2014).
  • N. Machiavelli, Prens, Çev. Alev Tolga (İstanbul: Say Yayınları, 2009).
  • N. Machiavelli, Prens, Çev. R. Teksoy (İstanbul: Oğlak Yayınları, 2010).
  • N. Machiavelli, Titus Livius’un İlk On Kitabı Üzerine Söylevler, Çev. Alev Tolga (İstanbul: Say Yayınları, 2009).
  • Norman Geras, Marx ve İnsan Doğası, Çev. İsmet Akça- Görkem Doğan (Birikim Yayınları, İstanbul, 2.Baskı 2011)
  • Gülçin Sağır, “Liderlik Kültürü Ve İnsan Doğası Üzerine: Yusuf Has Hacib Ve Niccolò Machiavelli Üzerinden Adnan Menderesi Okumak”, Sosyal Bilimler Araştırmalar Konferansı, Adana Çukurova Üniversitesi, Davetli Konuşmacı, Konuşma Metni.

4 Comments »

  1. Okan 14 Ağustos 2017 at 19:06 - Reply

    İktidar dinamiklerini çok net anlaşılır bir şekilde olarak açıklamışsınız.

    Çok teşekkürler…

  2. okan 14 Ağustos 2017 at 20:26 - Reply

    İktidar dinamiklerini çok yerinde, oldukça net, anlaşılır biçimde aktaran Gülçin Hocama çok teşekkürler…

  3. Ayşe Özmen 15 Ağustos 2017 at 22:04 - Reply

    Nesin Matematik Köyünde kendisinden Gilles Deleuze üzerine çok fazla şey öğrendim. Bunun üzerine daha önce bahsetmiş olduğu erdem kavramı da bunu bende pekiştirdi. Çok teşekkür ederim Gülçin Hocam. Ayşe 😊

  4. Ali Kaya 17 Ağustos 2017 at 07:35 - Reply

    Bu yazıyı okuduktan sonra Ümit Özdağ’ın Makyavel diye çıkartmış olduğu kitabı bir kaç kere daha sorgulaması gerektiğini düşündum. Zannımca Gülçin hanımın cv sini incelediğim de Ümit Özdağ’dan Gazi Üniversitesi’nde ders aldığını tahmin ettim. Ama kesinlikle Ümit Özdağ ile farklı birer Machiavelli okumaları var. Bu genç hanımefendiden bence Ümit Özdağ bir Machiavelli dersi okuması falan almalı.

Leave A Response »

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.