GÜNEYDOĞU ASYA’NIN PARLAYAN YILDIZI: ASEAN

upa-admin 22 Ağustos 2017 795 Okunma 0
GÜNEYDOĞU ASYA’NIN PARLAYAN YILDIZI: ASEAN

Güneydoğu Asya Uluslar Birliği, (Association of Southeast Asian Nations/ASEAN), 8 Ağustos 1967’de Bangkok, Tayland’da ASEAN anlaşmasının (Bangkok Beyannamesi) imzalanmasıyla Endonezya, Malezya, Filipinler, Singapur ve Tayland tarafından kurulmuştur. Günümüzde ise toplam nüfusu 622 milyonluk bir nüfusu kapsayan ASEAN örgütü, Avrupa ve Kuzey Amerika dışında türünün tek bölgesel ekonomik topluluğudur. Bölge ülkeleri arasında ticari işbirliğini teşvik etmenin yanında, bölgenin çıkarlarını ortak paydada buluşturmayı amaçlamaktadır. Gelecekte adını daha da sık duyacağımız ASEAN’ın, 2050 yılına kadar dünyanın en büyük 4. ticaret pazarı olması beklenmektedir. ASEAN üye ülkeleri arasında serbest ticaret anlaşmaları bulunmaktadır ve aralarında vergiler sıfıra indirilmiştir. Bölge içi entegrasyon açısından atılan bu adım, bölge dışı ülkelerden gelecek yatırımcılar için de cazip bir ortam sunmaktadır. Bununla birlikte, Asya genelinde ekonomik büyüme oranlarının 2011 yılından bu yana % 6 civarında istikrarlı bir düzeyde seyretmesi, bölgedeki olumlu gelişmelerden bir tanesi göze çarpmaktadır.

ASEAN Üyeleri: Endonezya, Malezya, Tayland, Filipinler ve Singapur (kurucu üyeler), Brunei (1984), Vietnam (1995), Laos (1997), Myanmar (1997) ve Kamboçya (1999)

ASEAN üyesi ülkeler, Çin’in Uzak Asya bölgesinden başlayarak küresel bir aktör haline gelişi ve bu sürecin kısa ve orta vadede giderek güçleneceği düşüncesiyle, bu ülkeye karşı bir tür savunma refleksi geliştirme gayretindedir. Ayrıca bölgede ABD’nin “Asia Pivot” stratejisi ekseninde etkisi ve gücü de günden güne artmaktadır. Keza ABD’nin Jakarta’ya ilk misyonu ABD eski Başkanı Barack Obama tarafından 2010 yılında açılmıştır.

Öte yandan, ABD-Çin hattındaki gerginliğin artmasının bir sonucu olarak, geçtiğimiz aylarda görülen ve Stratfor ASEAN raporunda “sınırlı détente” olarak adlandırılan dönemin sona ermesiyle birlikte bölgedeki rekabetin artması beklenmektedir. Bu açıdan, ASEAN üyesi ülkelerin politikaları değişkenlik gösterebilir ve bölge içindeki entegrasyon zarar görebilir. Ancak ASEAN ülkeleri, söz konusu olabilecek anlaşmazlıklarda kesin bir taraf olmayı istememektedirler. Bununla birlikte, ASEAN birliğinin asla Çin ve Hindistan gibi bir küresel bir güç olamayacağı bazı akademik çevrelerce dile getirilmektedir. Aksine,  bu durum bölgedeki dengelerin korunması bağlamında ABD’nin ASEAN’la ekonomik işbirliğini arttıran bir unsur olarak görülmektedir.

ASEAN Ekonomik Verilerine Bir Bakış

2007 ve 2014 yılları arasında ASEAN’ın toplam GSYİH’i iki katına çıkmış durumdadır. Kişi başına düşen milli gelir de söz konusu yıllar arasında % 76 oranında artış göstermiştir. 2014 yılının ekonomik verilerine göre, ASEAN bölgesi dünyanın en büyük 7., Asya’nın da en büyük 3. ekonomisi konumundadır. Demografik değerlere baktığımız zaman, ASEAN bölgesinin toplam nüfusu Çin ve Hindistan’ın ardından dünyada 3.sıradadır ve nüfusun yarısından fazlası 30 yaşın altındadır. Bölgede kişi başına düşen ortalama GSYİH 4.135 $ civarındadır. Toplam GSYİH ise 2.6 trilyon $ seviyesini bulmuştur ve bu değerlerin günden güne artması beklenmektedir. Bununla birlikte, Dünya Bankası Güney Asya raporunda, bölgedeki ekonomik büyümenin yıl sonuna kadar güçlü bir şekilde seyredeceği ifade edilmektedir. Dünya Bankası’nın tahmini, bölgenin 2017 yılında % 6,8 oranında büyüyeceği yönündedir. 2018-19 beklentisinde de söz konusu oranın ortalama % 7,2’ye yükseleceği öngörülmektedir.

Trans Pasifik Anlaşması (TPP) ve ASEAN

Donald Trump hükümetinin 23 Ocak 2017’de Trans Pasifik Ortaklığı Anlaşması’ndan (TPP) çekildiğini açıklamasıyla birlikte, ekonomik işbirliği anlamında ASEAN’ın önemi daha da artmıştır. Ayrıca söz konusu anlaşmanın işlevsizleşmesi, ASEAN’da bir bütün olarak aynı etkiyi yaratmamaktadır. Bu durum, topluluğa üye her ülke için farklı anlamlar ifade edebilmektedir. Örneğin, Malezya ve Vietnam için TPP anlaşması ABD pazarına kolaylıkla girişi ifade etmektedir; böylelikle iki ülke gelişmiş diğer ülkelerle ABD ile dış ticaret hacmini geliştirme bağlamında rekabet gücü artacaktı.

Öte yandan, bir bütün olarak ASEAN’a baktığımızda, TPP’nin artık söz konusu olmaması kısmen aynı ihracat yapılarına sahip bölge ülkeleri için ve ASEAN iç ticareti adına olumsuz bir etki oluşturacağı beklenmektedir. TPP üyesi olması beklenen 4 ASEAN üyesi Singapur, Vietnam, Malezya ve Brunei, haliyle en çok etkilenen ülkelerin başında gelmektedir. Nitekim ekonomik işbirliğinin mümkün olan en yüksek düzeyde arttırılması hedefinde olan ASEAN, ticari profilini yenileme imkanını TPP’nin ortadan kalkmasıyla yitirmiştir; ancak bölge için ve kuracağı diyalog ortaklıklarının önemi artmıştır. Keza halihazırda ASEAN ülkeleri arasında açık olan ekonomik denge, TPP yürürlüğe girseydi bahse konu olan 4 ülke lehine daha da artacaktı ve örgüt içi denge sarsılacak, amaçlanan harmoniyi ve ortak çıkar paydasını olumsuz anlamda etkileyebilecekti.

Kuzey Kore Sorunu

ASEAN ülkelerinin Trump hükümetinin Kuzey Kore’ye yönelik stratejisine tamamen uyup uymayacağı konusu ise hala belirsizliğini korumaktadır. Nitekim bazı ASEAN ülkeleri, Kuzey Kore’yle güçlü ekonomik ilişkilerini sürdürmektedir. Bu bağlamda ASEAN ülkelerinin Kuzey Kore sorunu bölgedeki diğer güçler olan Güney Kore ve Japonya’ya göre ikincil planda yer almaktadır. Ancak söz konusu anlaşmazlığın global bir risk olarak önümüzdeki yıllarda daha çok kendisini göstermesi beklenmektedir. Kuzey Kore sorununun ASEAN’ın bir bütün olarak hareket etmesi ve örgütün Kuzey Kore’yle diplomatik ve ticari ilişkileri sıfıra yakın ülkelerle olan etkileşimi bakımından önümüzdeki yıllarda ASEAN içinde soru işaretleri yaratabilir konuma gelmesi olasılık dahilindedir. Bununla birlikte, Güney Kore’de Cumhurbaşkanlığına seçilen Moon Jae-In’in Kuzey Kore’ye karşı Kuzey ve Güney Kore arasındaki olası barış olasılıklarında diplomatik seçeneklere ağırlık vereceğini belirtmesi, bölgedeki tansiyonu düşürebilecek bir gelişmedir.

Bölge ülkelerinin Kuzey Kore’yle olan bağlantıları Mart 2017’de South China Morning Post adlı haber sitesinde şu şekilde özetlenmiştir:

  • Myanmar: ABD kaynakları, Myanmar’ı önceden yöneten askeri cuntanın hala Kuzey Kore’yle bağlantıları olduğunu ifade etmektedir. Keza cunta, Kuzey Kore silahlarının kritik bir alıcı konumundaydı.
  • Kamboçya: Kuzey Kore kurucu lideri Kim II Sung ve eski Kamboçya monarkı Norodom Sihanouk’un iyi dostlar olduğu belirtilmektedir. Kamboçya’daki turistik destinasyonlar olan Angkor Panorama Müzesi ve Angkor Wat Tapınaklarının inşaasına  Kuzey Kore tarafından 24 milyar ABD doları verildiği ifade edilmektedir.
  • Malezya: Kısa bir süre öncesine kadar Kuzey Kore’yle arasında vizesiz geçiş bulunmaktaydı. Yaklaşık 1000 kadar Kuzey Korelinin doğuda bir eyalet olan Sarawak’ta çalıştığı söylenmektedir.
  • Tayland: Kuzey Koreli sığınmacı Hyeon-Seo’nun ifadesine göre, Kuzey Kore’den kaçanların % 90’ı Bangkok’taki Güney Kore Büyükelçiliğine sığınma talebinde bulunmadan önce Laos’tan geçerek Tayland’a varmaktadır.
  • Singapur: Kuzey Kore’nin ithalat hacminde ilk 10 sırada yer almaktadır.

ASEAN’ın en önemli sorunu: Güney Çin Denizi Paylaşımı

Taraflarca 2010’da kurulan Çin-ASEAN Serbest Ticaret Bölgesi’nin etkisiyle, 2016 itibarıyla Çin, ASEAN’ın en büyük ticaret ortağı, ASEAN da Çin’in en büyük 3. ticaret ortağı konumuna gelmiş durumundadır (Çin ve ASEAN arasında STA 2010 yılında imzalanmıştır). ASEAN ve Çin’in karşılıklı ticaretinde ulaşılan 452,2 milyar dolarlık hacimle, ASEAN, Çin ile özellikle ekonomik işbirliği teşvikinde Çin fırsatları çerçevesinde kayda değer ilerleme göstermesine karşın, Çin’in egemenlik tehdidi bölge için önemli bir sorun teşkil etmektedir. Keza Pekin yönetiminin Çin Denizi’ndeki girişimleri haritada da görüldüğü üzere, aynı bölgelerde  hak iddia eden Güney Kore, Japonya, Tayvan, Vietnam, Filipinler gibi ülkelerin tepkisini çekmektedir.

Türkiye-ASEAN Sektörel Diyalog Ortaklığı

Türkiye ile Güneydoğu Asya Uluslar Birliği (ASEAN) arasında Diyalog Ortaklığı  ilişkisi kurulması kararı, ASEAN’ın 50. yıldönümünün kutlandığı 5 Ağustos 2017 tarihinde kabul edilmiştir. Böylece Türkiye, iki yıl süren görüşmelerin ardından Güney Doğu Asya Ülkeleri Birliği’nin Diyalog Ortağı olmuştur. Bölge dışı ülkelerin, tıpkı Avrupa Birliği’nde olduğu gibi ASEAN’a tam üye olmaları mümkün değildir.  Kuruluşun  bölge dışı ülkelerle yürüttüğü kurumsal ilişkilerde en ileri statü Diyalog Ortaklığı’dır. Türkiye’nin de dış ticaretinde Avrupa’ya olan bağımlılığını azaltması ve yeni pazarlarda daha fazla söz sahibi olması adına söz konusu ortaklığın önemi büyüktür. Aynı şekilde Singapur’la imzalanan serbest ticaret anlaşmasının iç onay sürecinin bitmesinin de Singapur Ticaret ve Sanayi Bakanı Lim Hng Kiang’ın da ifade ettiği gibi Singapur’un Türk şirketleri için bir liman haline gelmesini sağlayacağı belirtilmektedir. Nitekim ekonomik göstergeler de bölgenin artan önemini ortaya koymaktadır. ASEAN ülkeleriyle 2002 yılında 1,3 milyar dolar seviyesinde olan toplam ticaret hacmimiz, 2016 yılında 8,7 milyar dolara yükselmiştir. 2005-2015 yılları arasında ASEAN ülkelerine yönelik TİKA’nın yardımlarının toplamı 147,8 milyon dolardır. Türkiye’nin bölgede etkili ve aktif bir biçimde yer alması ve Singapur ve Malezya örneklerinde olduğu gibi diğer bölge ülkeleriyle de serbest ticaret anlaşmalarının imzalanmasının yeni iş ve yatırım fırsatları doğurarak Türkiye’nin ve Türk özel sektörünün faydasına olacağı belirtilmektedir.  Öte yandan, söz konusu örgütle geliştirilen ilişkilerin ve aynı eksende Şanghay İşbirliği Örgütü ile artan siyasi ve ekonomik işbirliğinin AB’ye bir alternatif olarak algılanmaması gerektiği çeşitli akademik yazılarda sıkça vurgulanan bir diğer husus olarak karşımıza çıkmaktadır.

 

Temmuz Yiğit BEZMEZ

 

Kaynaklar

  • ASEAN Secretariat
  • Stratfor
  • World Economic Forum
  • BMI
  • South China Morning Post
  • The Diplomat
  • Brink Asia

Leave A Response »

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.