ARAKAN’DA KATLİAM VAR!

upa-admin 09 Eylül 2017 1.801 Okunma 0
ARAKAN’DA KATLİAM VAR!

Uzun yıllardır devam etmekte olan Arakan’daki Müslüman katliamı ile ilgili bilinmeyen birçok yönü aydınlatacak olan bir analizi siz değerli okuyucularımızla paylaşıyoruz.

Burma (yeni adıyla Myanmar) ve batıdaki eyaleti Arakan’da yaşayan Müslüman halk, her dönem çeşitli gruplar tarafından işkencelere, katliamlara, soykırım çabalarına maruz kalmış bir halktır. Yedi eyaletten oluşan ve zümrüt, yakut, petrol, pirinç ve kereste zengini bir ülke olan Myanmar’ın 58 milyon nüfusunun yaklaşık % 4’ü Müslüman’dır. Geri kalan nüfusun büyük çoğunluğu Budist’tir. Müslümanların büyük çoğunluğu, ülkenin Arakan adlı bölgesinde yaşamaktadır. Yüzölçümü 605.277 kilometrekaredir. Ülkenin başkenti 2005 yılından beri Naypyidaw şehridir. Myanmar’ın resmi dili Burmaca’dır. Myanmar 4 Ocak 1948 tarihinde kurulmuştur ve ülkenin yönetim şekli Başkanlık sistemidir.[1]

Kaynak:  “Arakan Sorunu”, http://www.uiportal.net/arakan-sorunu.html, (Erişim Tarihi: 08.09.2017).

Bu eyalette Rohingya Müslümanları ve Budist Rakhineler yaşıyor. Hicri ikinci asırda Müslüman tacirlere ait bir gemi Arakan’a yakın Bengal Körfezi’nde batmış ve gemideki onlarca Müslüman karaya çıktıktan sonra bir daha ülkelerine dönmemişlerdir. Arakan’a yerleşen bu Müslümanlar, İslam’ın bu bölgede yayılmasında büyük emek gösterdi.[2]

Burma, 1948 yılında İngiliz yönetiminin sona ermesiyle bağımsızlığını kazandı. 1962 yılında askeri darbeyle iktidara gelen komünist General Ne Win, devletin tüm imkânlarını Müslümanları yok etmek için seferber etti.[3]

Kaynak: “Ne Win”, http://scalar.usc.edu/works/current-issues-in-refugee-education/xinwei-ne-win, (Erişim Tarihi: 08.09.2017).

Hazırlanan “Burma Sosyalist Parti Programı”nda, her türlü yol kullanılarak Müslümanların dinlerinden uzaklaştırılması hedefleniyordu.  İnsan hakları kuruluşlarının vermiş oldukları raporlara göre, 1962-1984 yılları arasında 20.000 Arakan Müslümanı öldürüldü. Yüzlerce kadına tecavüz edildi ve Müslümanların tüm mal varlıklarına el konuldu. Devletin iletişim araçları, İslam dini hakkında yalan ve iftiralar yaymak için kullanıldı. 1978 yılının baharında, 200.000 Müslüman daha Bangladeş’e göçmek zorunda kaldı. 1990’lardan sonra Müslümanlar tekrar büyük bir kıyıma uğramış ve yine 200.000 kişi 1992 yılında Bangladeş’e sığınmak zorunda kalmıştır. Çok fakir bir İslam ülkesi olan Bangladeş, Burmalı mültecileri topraklarında ağırlamakta, ancak yiyecek ve barınma konusunda yardım etmekte çok zorlanmaktadır.[4]

Aktör Analizi

Myanmar’ın Arakan bölgesi için aktör analizi yaptığımızda birincil aktörler Müslüman Arakanlılar/Rohingyalılar ve Budist Arakanlılar Rakhineler olarak sınıflandırabiliriz. Myanmar devlet yönetimini, Bangladeş‘i birincil aktörlerin ikinci kısmına girer. İkincil aktörler olarak kabul ederken bölgede etkili uluslararası örgütleri ASEAN, BM, Uluslararası Af Örgütü, Uluslararası, İnsan Hakları İzleme Örgütü ve Sivil Toplum Kuruluşlarını dâhil edebiliriz ve bölgede etkili olan ikincil aktörlere ikincil kısım olarak da baktığımızda diğer komşu ülkeleri -Tayland, Endonezya ve Malezya- alabiliriz. Çin, ABD gibi büyük güçleri ise üçüncül aktörler olarak tanımlayalım. Uluslararası örgütleri ASEAN, BM, Uluslararası Af Örgütü, Uluslararası, İnsan Hakları İzleme Örgütü ve Sivil Toplum Kuruluşlarını dâhil edebiliriz.[5]

Günümüzdeki Budist İşkencesi

Myanmar haber ajanslarının vermiş olduğu bilgilere göre; Budist çetelerin zulmü, cinayet, toplu tutuklamalar, tecavüz vakaları ve işkence suretinde kendini gösteriyor. Ayrıca, ekonomi olarak birçok boykotu yaşayan Myanmar Müslümanlarının, evleri ve işyerleri ateşe veriliyor. Gençler keyfi tutuklamalar yüzünden yaşadıkları yerlerden kaçıyorlar. Budist çeteler, Müslümanlara ait olan ev, cami, işyerleri ve araçlarını kundaklamaya devam ediyor. 2012 – 2013 yılları arasında Myanmar’da, çoğu Müslüman 250 kişinin ölümüne neden olan şiddet olayları yüzünden, yaklaşık 140 bin kişi yer değiştirmek durumunda kaldı. Budist çetelerin kontrolünde yaşanan bu olaylara Türkiye dışındaki ülkelerin büyük kısmı sessiz kaldı. Tarihi zulüm ve işkencelerle dolu Burma Müslümanları, Müslümanlardan gelecek yardıma muhtaç, çaresiz bir şekilde işkence görmeye devam etmektedir. Müslümanların yeniden refaha ve huzura kavuşması için bir an önce, Arakan’da akan kanı durduracak somut adımlar atılmalıdır.

Kaynak: http://www.yeniasir.com.tr/surmanset/2017/09/03/arakanli-muslumanlar-yuzyillardir-eziliyor, (Erişim Tarihi: 08.09.2017).

Arakan sorunu, uzun yıllardır Myanmar hükümetinin Müslüman Rohingyalılar üzerinde baskı kurması ve Budist Rakhine toplumunu paramiliter güç olarak kullanmasıyla gündeme gelmektedir. Myanmar’ın Arakan eyaletinin yüzyıllardır kadim etnik topluluğu olan Rohingya Müslümanları, Asya siyasetine kurban edilmiş ve sonucunda kendilerine yönelik büyük bir soykırım harekâtı başlamıştır. Bununla birlikte ülkede baskı altında bulunan tek topluluk Rohingyalılar değildir. Myanmar’ın Çin ve diğer eyaletlerinde yaşayan Müslümanlar da zorluklar yaşamakta, şiddet olaylarıyla karşı karşıya gelmektedir. “Budist 969 Hareketi”, başta Rohingyalılar olmak üzere tüm Müslümanları hedef almaktadır. Myanmar’ın İngilizlerden bağımsızlığını kazanan kurucu lideri Aung San döneminde, bugüne nispeten daha iyi bir ortamda bulunan Arakan Müslümanları; bugün Aung San’in kızı Ang San Su Çi’nin ilgisizliğinin kurbanıdır. Nobel ödüllü ve diktatoryaya karşı verdiği mücadele ile bilinen kadın siyasetçi, ülkesindeki Müslüman soykırımına sessiz kalmaktadır.  Uluslararası toplum ise hiçbir şekilde Arakan sorununa müdahil olmamış, BM’nin yardım ve önerileri hep formalitede kalmıştır.[6]

Binlerce Rohingya’nın Myanmar’dan kaçmasına neden olan şiddet olaylarına ilişkin olarak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Maalesef dünya Myanmar’a, diyebilirim ki kör ve sağır. Duymuyor ve görmüyor. Biz bunu ağır, şiddetli bir şekilde kınıyoruz. Yine onun takibini de ilgili uluslararası kurumlar vasıtasıyla başta BM olmak üzere dile getireceğiz” dedi. Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, “Arakan’daki sivil katliamından endişeliyiz” açıklamasında bulundu. İngiltere’nin BM Daimi Temsilcisi Matthew Rycroft da BM Güvenlik Konseyi’nden Myanmar’daki durumu görüşmek üzere toplantı talep ettiklerini duyurdu. Myanmar’da yıllardır yaşanan “şiddet” ve “katliam” olaylarıyla ilgili olarak uluslararası kamuoyunda bir tepki oluştuysa da, Arakan’ın tarihi, etnik ve dini kıyımın geçmişi hakkında dile getirilenlerin çoğu “kulaktan dolma bilgiler”e dayanıyor. Oluşan bilgi kirliliği nedeniyle çok sayıda “fotoğraf” ve “haber”, “Arakan’dan…” denerek servis ediliyor.

Arakan’ın ismini dünya, 29 Mayıs 2012’de duydu. O dönem binlerce Rohingya botlarla Naf Nehri’ni geçerek Bangladeş’e ulaşmaya çalıştı. Arakanlı Müslümanların kaçış fitilini ateşleyen olay ise; üç Müslüman’ın, bir Budist kadına tecavüz ettiği iddiasıydı. Bu iddia üzerine çıkan olaylarda yüzlerce Rohingya öldü, binlercesi ülkeden kaçtı.[7]

Bölge Ülkeleri Umut Vermiyor

Kaynak: https://www.ozgidais.org.tr/makale/328/arakanli-muslumanlar-a-yonelik-saldirilar-80-yil-once-basladi, (Erişim Tarihi: 08.09.2017).

Bangladeş hükümetinin resmi olarak Arakanlıları zaten desteklemediği ortada. Bugüne kadar sınırı geçip yerleşenlere yönelik olarak ise pek de sağlıklı bir politika izlediğini söylemek mümkün değil. Sınırı geçenler, ancak zor şartlarda, kabulü mümkün olanaklarla ayakta kalabilmeyi sürdürüyorlar. Sorunun Bangladeş tarafında olan biten de bundan başka bir şey değil.

İki ülke arasında Naf nehrinin belirlediği sınırı geçmeye çalışanlara Myanmar ordusunca ateş açılması, Arakanlıların hem fiziki hem metafizik bir Araf’ta kalmalarının nihai noktasını oluşturuyor. Bu durumda, sayısı yüz bini bulduğu belirtilen önemli bir kitlenin, Bangladeş sınırına akarken, geri dönüp dönmeyecekleri, döndüklerinde ise neyle karşılaşacakları bilinmiyor. Ancak bilinen bir şey varsa, o da bu gibi fırsatları kendileri için imkâna dönüştürme becerisine sahip insan kaçakçılarının yine bir teşebbüsün arifesinde olduklarıdır.

Geçen Aralık ayında Kuala Lumpur’da tanık olunan ve resmi erkanın Myanmar’a ağır bir şekilde yüklendiği mitinge katılan Arakanlı Müslümanlar, yapılan konuşmalar ve atılan sloganlardan memnun olurken, bunun yeni bir umut olabileceğini düşünmek istiyorlardı. Bir umudun yeşermekte olduğu intibaını veren bu topraklar, her nasılsa, insan kaçakçılarının Arakanlılara yönelik insanlık dışı muamelelerine sahne oluyordu.

Kaynak: http://www.takvim.com.tr/dunya/2017/08/30/arakandaki-saldiri-ve-katliamin-zamanlamasi-manidar, (Erişim Tarihi: 08.09.2017).

Erdoğan Devrede

Myanmar’daki insani krizin çözümü için Kurban Bayramı’nda yoğun bir diplomasi trafiği yürüten Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, konuyu uluslararası platforma taşıyacak. Erdoğan ilk olarak 9-10 Eylül 2017 tarihlerinde Kazakistan’ın başkenti Astana’da düzenlenen 1. İslam İşbirliği Teşkilatı Bilim ve Teknoloji Zirvesi’nde İslam ülkelerinin liderleriyle krizin çözümü konusunda görüş alışverişinde bulunacak. 19-25 Eylül tarihleri arasında ABD’nin New York kentinde düzenlenecek Birleşmiş Milletler 72. Genel Kurulu’na katılacak olan Erdoğan, genel kurulda yapacağı konuşmanın önemli bir bölümünü Arakan krizine ayıracak. Erdoğan, her iki zirvede de uluslar arası topluma Arakan’daki krizi sona erdirecek adımların atılması çağrısı yapacak. Cumhurbaşkanı Erdoğan arife gününde ise Moritanya Devlet Başkanı Muhammed Veled Abdülaziz, Pakistan Cumhurbaşkanı Memnun Hüseyin, İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamed Al Sani, Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdülaziz Al Suud başta olmak üzere aralarında Türki Cumhuriyetlerin de olduğu 13 İslam ülkesi lideriyle telefonla görüşme gerçekleştirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Myanmar’daki insani krizin çözümüyle ilgili telefon diplomasisini önümüzdeki günlerde de sürdüreceği öğrenildi. Erdoğan, sorunu uluslararası toplumun gündemine taşımak için de harekete geçti.[8]

ASEAN’da Arakan Vizyonsuzluğu

Bu gelişmenin ardından Su Çi’nin ASEAN Dış İşleri Bakanlarını gayri resmi toplantıya çağırması, görüş alışverişinden öte, Myanmar hükümetinin Arakan eyaletinde olan biteni kendi veçhesinden sunması ve bunu da ASEAN sözleşmesinde ‘iç işlere karışmama’ maddesi arkasına sığınarak yapmasıydı. Bu sürecin de ortaya koyduğu üzere, bu tür çıkışlar anlık olarak ve gündemi belirleyen başka unsurlarla birlikte ele alındığında sürdürülebilir bir politikaya dönüşemiyor. Daha bu ayın başında Manila’daki toplantılar çerçevesinde ellinci yılını kutlayan ASEAN’dan yine etkin ve sonuç getirici bir teşebbüse tanık olunabilmiş değil.

Son dönemde kendine ‘tek vizyon, tek kimlik, tek toplum’ sloganını uygun gören ASEAN, Arakan’ın da içinde bulunduğu çatışma bölgelerine yönelik tek vizyonla hareket etmeyi beceremiyor. Altı yüz milyonluk ASEAN bir yana, elli beş milyonluk Myanmar içerisinde bölünmüş kimlikler, parçalanmış vizyonlar içindeki derin kamplara ayrışmış topluluklar yaşam mücadelesi veriyor. Bu anlamda, ASEAN’a umut bağlayanların hedefi, ortak bir kültür ve yaşam inşası yerine, küresel kapitalizmin bölgedeki palazlandırıcı çarkından istifade etmekle sınırlı kalıyor.

Sebebi ne olursa olsun, Arakanlılar her gelişmede adına soykırım denilen insanlık dışı uygulamanın kurbanı oluyor. Bu döngü Arakan diasporasında kızgınlığı ve öfkeyi artırırken, bizatihi Arakan’da yaşam mücadelesi verenleri ise umutsuzluğa sürüklüyor. Bu umutsuzluk Myanmar hükumetinin onlara ‘bahşedeceği’ müreffeh bir gelecek beklentisinin sona ermesinden değil, aksine insanlığın onları ‘kaderleriyle’ baş başa bırakmasından kaynaklanıyor. Arakanlılar en azından yaşadıkları bölgede Birleşmiş Milletler’e bağlı barış gücü gözetiminde hayata tutunmayı arzu ediyor.

Myanmar’ın yeraltı ve yerüstü kaynakları, başta ABD, Avupa, Rusya, Hindistan, Çin ve Japonya olmak üzere tüm küresel güçlerin iştahını kabartan bir konu olduğundan, ülke ve kıyıları oldukça stratejik bir noktada bulunduğundan, ABD, Rusya, Çin, Hindistan, Japonya gibi “dış güçler”in hemen hepsi bölgeye yerleşme ve Myanmar limanlarına demir atma ideası taşıdıklarından, İslam ülkeleri atacakları tüm adımlarda dikkatli ve hesaplı davranmalı, attıkları adımların emperyalist güçlerin çıkarlarıyla örtüşmemesi ve hatta bu çıkarlara hizmet etmemesi için azamî dikkat göstermelidir. Çünkü insanî ve haklı kaygılarla bile olsa hesaplanmadan veya yanlış hesaplanarak atılan adımlar, kısa vadede somut rahatlamalar sağlayabilir ancak uzun vadede yüzyıllarca tamir edilemeyecek büyük hasar ve yıkımlara sebebiyet verebilir. Tarih, bu tür öykülerle doludur.

Asya’daki diğer Budist devletlerle ve Budist liderlerle ilişkiye geçilerek güç birliği yapmanın yolları bulunmalı, onların da Arakan’daki Budist vahşetine tepki göstermeleri sağlanmalıdır.[9]

Siyasi mekanizma boyutuna değinirsek üç farklı periyot ve siyasi sistem ve siyasi uygulamaya başvurulduğu dikkat çeker:[10]

  1. 1948-1962 yılları arasında uygulanan parlamenter demokrasi;
  2. 1962-1988 yılları arasında siyasi yaşama damgasını vuran ve General Ne Win ile özdeşleşen ‘Burma Türü Sosyalizm’(BSPP);
  3. 1988 ve 1997 yılları arasında hayata geçirilen Yasa ve Düzeni Koruma Konseyi(SLORC).

Bu konsey adını 1997 yılında yeniden yapılandırılarak Barış ve Kalkınma Konseyi (SPDC) adıyla devamı sağlanmıştır. Bu üçleme içinde parlamenter demokrasi yıllarına 1958 ve 1960 yıllarını dâhil edemeyiz. Arakan adına bu gözüken periyod içinde özellikle 1960’lı yıllarda ‘Burmalaştırma’ ile birlikte zor zamanlar yaşanmaktadır. Bu üçlemeye ek olarak, 2010 yılında yapılan seçimle birlikte bir yönetimde az da olsa bir yumuşama olduğunu söyleyebiliriz. 2015 yılı ülke içinde özgürlükçü seçimler olarak nitelendirilse bile, Rohingyalılara seçim hakkı verilmemesi dolayısıyla aslında ne denli özgürlükçü yapının olduğunu bize aksettirilmektedir.

Arakan Sorunu,  ‘ötekileştirmenin’ var olduğu din ve milliyetçilik çatışmasıdır. Bilindiği üzere, öldürmenin yasak olduğu Budizm inancında böylesine ‘etnik temizlik’ çağrıların yapılması kendi inanç çerçevelerine uymamaktadır. Dini inançlar milliyetçilikle birleştiğinde, inançları da millileştirmektedir. Arakan, Rohinyalıların zulme uğradığı, zulmün devam ettiği ve insan haklarının hiçe sayıldığı topraklardır. Artık uluslararası arenada bu duruma göz yumulmaması gerekmektedir; yani bu kanayan yaraya artık dur dememiz gerekir.

Myanmar, hem Türkiye’ye coğrafi olarak uzak olması, hem de maalesef bulunduğumuz coğrafyadaki bitmeyen savaş ve krizler sebebiyle hakkında çok fazla bilgi sahibi olamadığımız bir ülkedir. Bununla birlikte, Türkiye hiçbir zaman bu bölgedeki Müslümanların sorunlarına kayıtsız kalmamıştır. Bundan sonra da, hem Myanmar’ın bütünlüğüne, hem de burada yaşayan Müslümanların geleceğine dair yapıcı yaklaşımların sergilendiği bir ilişki geliştirilmesi önem arz etmektedir. Önümüzdeki süreçte, ülke yönetimini muhatap alan ziyaretler ve bütüncüllüğü dikkate alan yaklaşımlarıyla, Türkiye’nin Myanmar ile olan ilişkilerini devam ettirmesi ve Rohingyalara yönelik yardımları Myanmar yönetimiyle koordineli şekilde ihtiyaç sahiplerine iletmesi, bölgedeki insani sorunun çözümüne büyük katkı sağlayacaktır. Bu konuyu bir iç siyaset ve propaganda malzemesi haline getirmemek de yönetimin üzerine düşen bir sorumluluktur…

 

   Şeniz DENİZELLİ

 

[1] Tansu Edip Gökbudak, “Arakanlı Müslümanlar Yüzyıllardır Eziliyor”, Yeni Asır, http://www.yeniasir.com.tr/surmanset/2017/09/03/arakanli-muslumanlar-yuzyillardir-eziliyor, 02.09.2017, (Erişim Tarihi: 08.09.2017).

[2] “Rohingya Müslümanları’nın dramı”, İHA, http://www.iha.com.tr/haber-rohingya-muslumanlarinin-drami 670617/, (Erişim: Tarihi: 08.09.2017).

[3] “Ne Win”, http://scalar.usc.edu/works/current-issues-in-refugee-education/xinwei-ne-win, (Erişim: Tarihi: 08.09.2017).

[4] Furkan Hasdemir, “Arakan Tarihi”, http://www.islamveihsan.com/arakan-tarihi.html, (Erişim Tarihi: 08.09.2017).

[5] http://www.uiportal.net/arakan-sorunu.html, (Erişim Tarihi: 08.09.2017).

[6] http://www.stratejidusunce.org/Detay/Haber/1011/arakan-muslumanlarinin-bitmeyen-drami.aspx, (Erişim: Tarihi: 08.09.2017).

[7] http://t24.com.tr/haber/6-soruda-arakan-tarihi-etnik-ve-dini-kiyimin-dunu-bugunu,429735, (Erişim Tarihi: 08.09.2017).

[8] http://www.yeniasir.com.tr/surmanset/2017/09/03/arakanli-muslumanlar-yuzyillardir-eziliyor, (Erişim Tarihi: 08.09.2017).

[9] http://t24.com.tr/haber/6-soruda-arakan-tarihi-etnik-ve-dini-kiyimin-dunu-bugunu,429735, (Erişim Tarihi: 08.09.2017).

[10] Özay, Mehmet (2013), Arakan Müslümanları: Kaybolmaya Yüz Tutmuş Bir Halkın Hikâyesi, İstanbul: Metamorfoz Yayıncılık.

 

Leave A Response »

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.