ALMANYA’NIN 2017 FEDERAL SEÇİMLERİ

upa-admin 27 Eylül 2017 413 Okunma 0
ALMANYA’NIN 2017 FEDERAL SEÇİMLERİ

24 Eylül Pazar günü Almanya’da federal seçimler yapıldı. Son zamanların en merakla beklenen ve üstünde çok fazla anlam barındıran seçimlerin tek galibi var; o da AfD.

Alternative für Deutschland (Almanya İçin Alternatif) Partisi, aşırı sağcı, AB karşıtı, göçmen karşıtı, ırkçı bir parti. 2013 yılında kurulan AfD, 2015 yılı genel seçimlerinde yüzde 5’lik baraja takılarak Federal Meclis’e girememişti. Pazar günü yapılan seçimlerde ise yaklaşık yüzde 13 oy alan bu parti, şimdi Almanya’nın en büyük üçüncü partisi durumunda. İkinci Dünya Savaşı sonrası Alman demokrasisine damga vuran ve ülkenin iki partili sisteme oturmasını sağlayan Muhafazakârlar (CDU) ve Sosyal Demokratlar (SPD), seçimler sonucunda hem oylarının önemli bir kısmını AfD’ye (SPD için Sol Parti-Die Linke‘yi de saymak lazım) kaptırdılar, hem de Alman demokrasisini yaklaşık yarım asırlık zamanda hiç yaşamadığı bir varoluş endişesine sokmayı başardılar.

Merkel’in partisi Hristiyan Demokratlar (CDU/CSU), sandıktan büyük farkla ilk parti çıkmasına rağmen, geçen seçimlere nazaran yaklaşık 9 puan gerileyerek yüzde 32,7 oy almış durumda. Başbakan’ın dördüncü kez üst üste Merkel olacağı aşikâr; ancak Merkel’in kiminle hükümeti kuracağı tartışma konusu. Zira partisi, bu seçimde tek başına hükümeti kuracak oy çoğunluğunu kazanamadı.

Merkel’in koalisyon ortaklarından olması ihtimali en yüksek iki parti; FDP (Hür Demokratlar) ve Yeşiller. Hür Demokrat Parti (FDP) ve Yeşiller de oylarını yükselttiler ve sırasıyla, 10,5 ve 9,4 puan aldılar. Ancak bahse konu olan üç partinin sağlıklı bir koalisyon kurması pek de kolay gözükmüyor. Koalisyon büyük ihtimalle kurulacak; ancak, bu süreçte çok çetin müzakerelere sahne olunacağı kesin. Hıristiyan Demokratlar, Almanya’nın ve Avrupa’nın siyasetine damga vurmuş bir parti, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron başta olmak üzere AB’deki entegrasyonun daha derinleşmesi taraftarı kesimler için de önemli bir dayanak. Ancak Hür Demokratlar, daha sıkı göçmen politikaları ve AB entegrasyonunun tekrar gözden geçirilmesi konusunda görüş bildirdiler. Bir diğer olası koalisyon ortağı Yeşiller ise, hedefini AB’ye yöneltmiş ve göçmen konusunda açık kapı politikasını destekliyor, ki bu politika Merkel’in partisinin oy kaybına sebep vermiş olduğu konusunda spekülasyonlar var ve popülizm konusunda çok duyarlı.

AfD ve SPD ise şimdilik koalisyon hesaplarının dışındalar. AfD, Hollanda’daki Özgürlük Partisi, Fransa’daki FN gibi partilerin yaşadığı dışlanma hesabıyla karşı karşıya. Ancak, oylarının meclise yansıması sonucu yaklaşık 94 milletvekili ile temsil edilecek aşırı sağcılar, hem Merkel’e, hem de yarın öbür gün kurulacak bir koalisyon hükümetine karşı çok ciddi bir baskı unsuru oluşturacaklar. AfD’ye kayan yaklaşık bir milyon oyu geri almaya kalkarken popülist ve ırkçı politika ve söylemlere kapılma tuzağına düşecek olası bir Alman hükümeti ise, hem Almanya, hem Avrupa, hem de dünya siyaseti açısından çok talihsiz olacaktır.

SPD ise mağlubiyeti çok kesin bir mertebede kabul etmiş durumda. Partinin yenilenmeye gitmesi konusunda fikirler var ve son 4 yılda koalisyonun küçük ortağı olmak onları yıpratmış gözüküyor. Almanya’nın bu süreçte ihtiyacı yeni bir Büyük Koalisyon olsa da, SPD, bu ortamda koalisyon ortağı olmayıp muhalefette puan toplamaya çalışacak gibi duruyor. Ayrıca, bu süre zarfında yaklaşık yarım milyon oyun nasıl AfD’ye kaydığının hesabını yapması gerekmekte. Malum, ivmesini düşüren Sosyal Demokratlar yalnız birkaç ülke için değil tüm dünya siyasası için çok önemli ipuçları barındırıyor.  Yükselen aşırı sağ ve popülizm de cabası. SPD’nin ana muhalefet rolünü AfD’ye kaptırmak istememesi de bu noktada önemli bir dayanak noktası.

Sonuçta Almanya ve Avrupa’da bizi hareketli günler bekliyor…

 

Basri Alp AKINCI

 

KAYNAKLAR

 

 

Leave A Response »

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.