KİTAP DEĞERLENDİRMESİ: BERNARD LEWİS’DEN ‘SEMİTİZM VE ANTİ-SEMİTİZM: ÇATIŞMA VE ÖNYARGIYA DAİR’

upa-admin 22 Şubat 2018 486 Okunma 0
KİTAP DEĞERLENDİRMESİ: BERNARD LEWİS’DEN ‘SEMİTİZM VE ANTİ-SEMİTİZM: ÇATIŞMA VE ÖNYARGIYA DAİR’

Bernard Lewis’in 9 bölümden oluşan bu kitabında (orijinal ismi Semites and Anti-Semites: An Inquiry into Conflict and Prejudicedir), Yahudiliğin en önemli ve en çok tartışılan konusu olan ve zamanında pek çok kıyımların dahi oluşmasına sebep olmuş semitizm ve anti-semitizm’den bahsetmiştir. Elbette ki, odak ülke İsrail olmakla beraber, pek çok ülkeyle ilişkilerinden, gelişim ve kuruluş sürecinden ve bu kelimelerin anlamlarının nasıl oluşup değiştiğinden bahsetmiştir.

Bernard Lewis, Semitizm ve Anti-Semitizm: Çatışma ve Önyargıya Dair, İstanbul: Everest Yayınları, Mayıs 2004

İlk bölümde, yazar, öncelikle 1930’lu dönemlerden başlayıp, 1960’lara kadar başta Almanların yaptığı anti-semitizmden bahsetmiştir. Yahudilerin öldürülme sebeplerinin sadece Yahudi olmaları ve en büyük anti-semitizmi Almanların Hitler döneminde yaptığından bahsetmiştir. Ancak Lewis, bunu tek yapanın sadece Almanlar olmadığını ve diğer ülkelerde de farklı ölçülerde anti-semitizm yapıldığından bahsetmiştir. Mesela, Sovyetler’de olanlar, özellikle de Polonya’nın parçalanışı, işleri daha kötü hale getiren durumlardan biri olmuştur. İngiltere’nin ise, kendi çıkarları doğrultusunda, Filistin Mandası döneminde burada bir İsrail Devleti’nin kurulmasında yardımcı olduğundan bahsetmiştir.

İkinci bölümde, yazar, daha çok dil ailelerinden söz etmiştir. Bu dillerinin aynı ırktan geldiği iddiası ise, bir ayrım yapılmasına yardımcı olmuştur. Bu ayrım, ırk ve dilsel bir ayrım olan Ari, Sami dil ailesi şeklinde bahsetmiştir. Ari olanların Almanların da içinde bulundukları, Sami ise Yahudilerin ve hatta Arapların da içinde bulunduğu bir dil ailesi olduğunu söylemiştir. Ancak bu dillerin esas geçmişini tam bilemediğimizden dolayı, bu kapsayıcı tanımlamanın kesin bir doğruluğu olmadığından bahsetmiştir.

Üçüncü bölümde ise, Lewis, Yahudilerin daha çok geçmişinden 20. yüzyıla kadar olan durumlarından bahsetmiştir. Söze, Rusya’da yaşananlar ve özellikle de Polonya’nın işgaliyle olanlardan başlamıştır. Aynı zamanda İslam topraklarındaki Yahudilerden de bahsetmiştir; ancak onlar burada Avrupa’dakilerin yaşadıkları korkunç durumları yaşamamışlardır. En kötü yaşadıkları şey, aşağılanma ve küçümsenme olmuştur. Pek çok yerde yaşayan Yahudi vardır. Bunların bir kısmı asimile olmuş, bir kısmı ise özünü kaybetmemiştir. 19. yüzyılda milliyetçiliğin yükselişi Yahudileri de etkilemiştir. Yeni milliyetçilikle, hem ayrı bir millet oldukları için sorunlar yaşamış, hem de bir ulus olma fikriyle kendilerine ait bir ülkeleri olması düşüncesi oluşmuştur. Bernard Lewis, Rusların anti-semitist hareketleri ve nefretlerinin temelde dinsel olduğundan söz etmiştir. O dönemde Theodor Herzl’le beraber bir Yahudi devleti fikri oluşmuştur. İngilizler de, kendi mandaları olan Filistin’de Yahudi devleti kurulması fikrine destek vermiştir. Ayrıca iki Dünya Savaşı arasında, Yahudiler, hem Almanlar, hem de Ruslar tarafından katledilmişlerdir. Savaş sonrasında ise durumları iyileşmeye başlamıştır.

Bernard Lewis

Dördüncü bölümde, Lewis, anti-semitizm kelimesinin tarihi olarak nasıl kullanıldığından bahsetmiştir. Kelimenin zamanla evriminden, hatta ilk dönemlerinde dinsel, ikinci döneminde yani 15. yüzyıl ve esas sonrasında ırksal şekilde kullanıldığından bahsetmiştir. Dinsel oluşu tamamen din değiştirmelerinden kaynaklı olmuş, ancak Yahudiler Hıristiyanlığa tekrar geçince de ırksal şekle dönüşmüştür. 19. yüzyılda ırk algılaması da yeni bir evreye girmiş ve ırksal olarak aşağı olma düşüncesi çıkmıştır. Çünkü din değişir, ırk değişmez düşüncesi oluşmuştur. Ayrıca anti-semitik bakış açısı ne kadar nefret doluysa, Yahudilere o kadar olumsuz davranışlar yapılmıştır. Zamanla belirli işlerde çalışmasına izin verilmeyen Yahudiler, başka alanlarda kendilerini geliştirmiş ve zenginleşmişlerdir. Ayrıca var olan halk içinde yükselmeleri de onlara ayrı bir nefret duyulmasına sebep olmuştur. Yahudilere yönelik pek çok suçlama ortaya atılmış, bu iddialar zamanla yetersiz kaldıkça, üstüne bir de sahte kanıt üretilmiştir.

Beşinci bölümde, yazar, Araplar ve Yahudiler arasındaki ilişkilerin gelişim ve dönüşümünden bahsetmiştir. Araplar, herşeyden önce Batılı anlamda anti-semitist olmamıştır. Ayrıca Müslümanların, bazı Hıristiyanların Yahudilere besledikleri şekilde bir nefretleri de yoktur. Çatışmalar olsa da, bunlar, hemen çözüme kavuşabilmiştir. İslam döneminin ilk yıllarında, Yahudilere yönelik en fazla ayrı tutulma ve aşağılanma vakaları olmuştur. Osmanlı döneminde ise, Yahudiler, belirli haklara sahip müstesna bir millet olmuşlardır. İslam dünyasında kayıplar ve yenilgiler oldukça, gerginleşen bir ortam oluşmuş, ama o dönemde bile sadece baskı uygulanmıştır. Ancak bu da, Yahudilere değil, bütün azınlıklara karşı olmuştur. Ayrıca Yahudilerin silah ve at gibi şeyleri kullanmaları yasaktır. Ancak İslam dünyasını şok eden en büyük olay, güçsüz ve korkak gördükleri Yahudilerin çarpıcı bir biçimde askeri güçle zafer kazanmalarıdır. İslam, Hıristiyanlığa kıyasla, Yahudilere karşı, hatta tüm gayrimüslimlere karşı daha hoşgörülü davranmıştır. 19. yüzyıl sonrasında ise durum biraz değişmiş, modern anti-semitizm İslam dünyasına da gelmiştir. Tabii ki bu durum, Hıristiyan Araplar aracılığıyla olmuştur. Ayrıca artık aşağı gördükleri kişilerin kendilerinden güçlü hale gelmeye başlamaları, Arapları da rahatsız etmeye başlamıştır. İsrail devletinin kuruluşu, Hitler’in gelişi ve sonrasında gelen Arap-İsrail Savaşı, Yahudiler açısından büyük gelişmeler olmuştur.

Altıncı bölümde, Lewis, 1933-45 yıllarında Nazi Almanya’sının ortaya çıkışı ve Arapların onlara yakınlaşma çabasından bahsetmiştir. Ancak Almanlar, hem ideolojik, hem de Orta Doğu’yu görece önemsiz gördükleri için Araplara yanaşmamışlardır. Zamanla İngiltere ile karşı karşıya geleceklerini anlayınca, İngiltere’nin planlarının zıttı olarak Orta Doğu’da bir Alman propagandasına başlanmıştır. İngiltere de, burada bir İsrail Devleti kurulmasının altyapısında yardımcı olacak önerilerle gelmiştir. Bu bölgede Alman etkileri ve özellikle de Hitler’in propagandalarının o gittikten sonra bile izleri kalmış, ancak Arapları, hiçbir zaman Naziler gibi Yahudileri kökten yok etme görüşüne yanaşmamışlardır.

Yedinci bölümünde ise, yazar, Avrupa anti-semitizminin yeni bir tür anti-semitizm olan Arap anti-semitizmini oluşturduğundan bahsetmiştir. Ancak Yahudileri Araplar karşısında en olumsuz etkileyen durum, Filistin Sorunu olmuştur. Arapların Yahudilere karşı tutumları bu sorun nedeniyle değişmiş, bu da çatışmalara yol açmıştır. Yazar, bunun da dört önemli olay ve dönemde olduğundan bahsetmiştir. Filistin’de Siyonist yerleşimin başlaması, bölgenin yönetiminin el değiştirip burayı İngilizlerin alması, İsrail’in ortaya çıkışı ve İsrail’in askeri zaferleri… Ayrıca burada, yazar, İsrail Devleti’nin kuruluş aşamasından başlamış, aynı zamanda Araplarla olan ilişkilerinin değişiminden de bahsetmiştir. İlişkilerin zamanla nasıl gerildiği ve bu dönemlerin nasıl geliştiğinden de ayrıca bahsetmiştir.

Sekizinci bölümde, B. Lewis, Yahudilere karşı edebiyat ve medya üzerinden, hatta müzik ve diğer kültür-sanat gibi dalları da kullanılarak, anti-semitizmin nasıl geliştiği ve bunu dengeleyen başka düşüncelerden bahsetmiştir.

Dokuzuncu ve son bölümde ise, yazar, daha çok baştan sona bir değerlendirme yaparak, kitabın başından beri ortaya attığı ve cevaplanması gereken bazı soruların cevaplarını vererek bir değerlendirme ve özet niteliğinde ilerlemiştir. Ayrıca kısa bir biçim, son sözünde, 1990’laraki tutumlardan bahsederek, bir değerlendirme yazmıştır.

Genel olarak baktığımız zaman, kitapta, bana göre, anlatılanlar pek çok açıdan verilmiştir. Sürekli aynı durumları yineler bir biçimde baştan anlatış şekli akılda kalıcılık açısından güzel olsa da, sürekli tekrarlama durumu kitabı bir süre sonra karmaşık ve sıkıcı bir hale getirmiştir. Ancak içinde çok fazla ve detaylı bilgi olmasından dolayı, yazarın bu şeklide ilerlemiş olması da bir bakıma doğal karşılanabilmektedir. Dili akıcı ve okunur bir kitap olmasına karşın, tekrar tekrar aynı konulara dönüp durması da bu akıcılıkta ufak bir sorun olabilmektedir.

 

Yasemin GÜRYUVA

Leave A Response »

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.