DEĞİŞEN DÜNYA VE TÜRK DIŞ POLİTİKASI

upa-admin 19 Haziran 2018 367 Okunma 0
DEĞİŞEN DÜNYA VE TÜRK DIŞ POLİTİKASI

Giriş

Dünya üzerinde güç dengesindeki değişim, küresel düzendeki değişimleri de tetikledi. Bunun en somut örneklerinden biri olan Sovyet İmparatorluğu’nun ekonomisi ve ideolojisindeki çöküş, uluslararası ilişkilerin iki kutuplu sisteminin sonu anlamına gelmişti. Bugün ise, gerek Orta Doğu, gerek Asya ve Afrika coğrafyalarında düzen koyucu güçler, otoritelerini karşılıklı çıkarları doğrultusunda kullanmıyorken, hiçbir aktör tek başına karar alma ve sorumluluk üstlenme amacında değil. Türkiye’nin de, kritik coğrafyasında düzen belirleyici potansiyeli sayesinde, bölgesel entegrasyon projelerinde vazgeçilmez konumunu koruması gerekiyor. Türk dış politikasının çok yönlü aktif politika anlayışının yenilikçi strateji ve yöntemlerle ilerlemesi, Türkiye’nin sınır ve deniz aşırı sınırı olduğu coğrafyalar ile eklemlenmesiyle bölgesel barışın sağlanmasına zemin hazırlayacaktır.

Arap Baharı’nın birçok ülke için siyasi kayıpları oldu.

Arap Baharı sürecinin siyasi kayıpları kayda değerdi. Libya’da Kaddafi’nin devrilmesi ve Esad’ın da potansiyel olarak Suriye’nin genelinde hakimiyetini kaybetmesi, ABD’nin ve özellikle Rusya’nın Libya ve Suriye ile alakalı geleceğini sorgulamasına neden oldu. Moskova’nın Orta Doğu coğrafyasına yönelik stratejik düşüncesini etkileyen etmenlerden biri Arap Baharı’nın Rusya’nın ulusal çıkarlarına yönelik doğurduğu doğrudan etkiydi.

Artık ABD egemenliğinde bir küresel sistem yok.

Bir diğer önemli güç olan Çin’in ise, kendi konvansiyonel silahlarını üretme sürecinde olduğu görülüyor. Pekin, milli silahların üretilip modernleştirilmesi ile beraber, ABD’nin füze savunma sistemlerinin üstesinden gelen ve hassas güdümlü konvansiyonel sistemleriyle rekabet edebilen mühimmat geliştirmek üzere projeler geliştiriyor. ABD’nin egemenliğindeki tek kutuplu düzen, Washington’un Irak ve Afganistan savaşlarındaki kaybı ve 2008 yılındaki mali küresel kriz nedeniyle derinden zarar gördü. Ardından, ABD’nin Çin ile Asya-Pasifik bölgesinde yoğunlaştırdığı askeri-siyasi rekabetle ve Rusya ile Ukrayna meselesi üzerine çatışma bu düzeni sonlandırdı. Görülüyor ki, ABD ve Çin’in Asyalı müttefik rekabeti ülkeler arasında Asya-Pasifik bölgesinin batı kısmında askeri ve siyasi egemenlik arayışı içindeler.

Yeni İpek Yolu Projesi ve Orta Koridor Projelerinde Türkiye kritik role sahip.

Bu şekilde oluşacak çok merkezli dünya mantığı, Rusya ve Çin’i daha yakın ortaklığa teşvik ediyor. Bu ortaklığın en belirgin hale geldiği yer, tarihi İpek Yolu ulaşım ve ticaret yollarıyla Asya ve Avrupa’nın birbirine bağlanmasıdır. Türkiye, Yeni İpek Yolu projesinde tarihi bir role sahip olacak. Altyapı, ulaşım, enerji ve ticaret ile geniş kapsamlı bir ağ kurulmasıyla Asya ve Avrupa arasındaki ticaret hacminde hızla derinleşme sağlanacak. Türkiye’nin jeopolitik önemi ise, iki kıtanın finansal yakınlaşmasında önemli bir harç vazifesi görecektir. Bunun yanı sıra, Orta Koridor Projesi, Türkiye’den başlayarak Gürcistan ve Azerbaycan’a, Hazar Denizini aşarak Türkmenistan, Kazakistan, Afganistan ve Pakistan’a son olarak da Çin kadar uzanacak. Enerji nakil boru hatlarının tamamlanması ile de Türkiye hem coğrafyalar arası enerji köprüsü hem de kısa vade de enerji terminali olma potansiyeline erişecek.

Hülasa

Dünya hızla değişiyor ve dönüşüyor. Söylemler ile uygulamalar tam tersiyken, dengelerin ne yönde değişeceğini tahmin etmek oldukça zor. Dolayısıyla, Türk dış politikası inşasında öngörülerin makul ve olası hale getirebilmek için bölgesel gelişmelerin iyi analiz edilmesi ve söylenenden daha çok nelerin söylenmediğine dikkat edilmesi gerekiyor.

 

Furkan KAYA

Leave A Response »

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.