FRANSA’NIN AFRİKA POLİTİKASI

upa-admin 08 Ağustos 2018 347 Okunma 0
FRANSA’NIN AFRİKA POLİTİKASI

Giriş

1789 Fransız Devrimi ile dünyaya “eşitlik, özgürlük ve kardeşlik” gibi Fransız bayrağına 3 rengini veren ilerici değerleri kazandıran Fransa, paradoksal bir şekilde asırlar boyunca dünyanın en önemli sömürgeci devletlerinden birisi ve Britanya İmparatorluğu’nun ardından 19. yüzyılda dünyanın en büyük ikinci imparatorluğunun sahibi olmuştur. Afrika ve özellikle Kuzey Afrika da, bu süreçte Fransız koloniciliğinin en önemli merkezi haline gelmiştir. Kolonyalizmin ilginç bir sonucu ise, günümüzde Fransa’da milyonlarca Afrikalı ya da Magrep kökenli Fransız vatandaşının veya göçmen işçinin bulunmasıdır. Bu yazıda, Fransa’nın Beşinci Cumhuriyet döneminde -dekolonizasyon sonrasında- geliştirdiği Afrika politikası (Françafrique-France Afrique) değerlendirilecektir. Araştırmada, tarihsel miras ve tarihi gelişmeler kısaca özetlendikten sonra, daha çok yakın tarihli gelişmeler üzerinde durulacak ve Emmanuel Macron döneminde yaşanabilecek gelişmelere ışık tutulmaya çalışılacaktır.

Tarihsel Miras

Fransız koloniciliği, genelde iki farklı dönemde değerlendirilmektedir. Birinci Fransız Kolonyal İmparatorluğu, 1500’lü yıllardan 1814’e kadar devam etmiş ve bu dönemde Kanada, günümüz ABD’sinin bazı bölgeleri, Senegal, Fransız Guyanası, Saint Kitts, Guadalup Adası ve Martinik’le birlikte Saint Lucia ve Haiti Fransız kolonisi haline getirilmiştir. 1830 yılında Cezayir’in fethiyle birlikte ise çok daha kapsamlı olan İkinci Fransız Kolonyal İmparatorluğu dönemi başlamıştır. Bu dönemde, İngiliz yazar Rudyard Kipling’in “white man’s burden” (beyaz adamın yükü) şiiriyle kristalize olan ırkçı düşüncelerle yoğrulan Fransız emperyalizmi, Üçüncü Cumhuriyet döneminde Jules Ferry gibi siyasetçilerin kullandıkları “mission civilisatrice” (medenileştirme misyonu) anlayışı doğrultusunda[1] Hıristiyanlaştırma (Katolikleştirme), Fransızca dilini öğretme ve bölge ülkelerinin kaynaklarını ve işgücünü sömürme gibi günümüzde makbul kabul edilmeyen bazı unsurlar da içermiştir. Ancak yine bu sayede, sömürge ülkelerde devletleşme olgusu (özellikle Hindistan için bu durum tarihçi ve siyaset bilimcilerce sıklıkla vurgulanır) ve sağlık hizmetleri de gözle görülür şekilde ilerlemiştir. Ayrıca Fransız koloniciliğinin diğer sömürgeciliklerden önemli bir farkı, “pied-noir” (kara ayak)[2] adı verilen Fransız yerleşimcilerinin Kuzey Afrika’daki koloni bölgelerine yerleşmesi ve buraları bizzat kendi yurtları olarak benimsemeleridir. Fransız koloniciliğinin ikinci döneminde, özellikle Afrika’daki kolonilerin sayısı fazlasıyla artmış ve ayrıca Madagaskar, Vietnam, Çin’in bazı bölgeleri, Laos, Yeni Kaledonya, Fransız Polinezyası ve ilerleyen süreçte Suriye ve Lübnan da Fransız kolonisi olmuştur. Daha bilinçli ve organize bir şekilde kolonicilik yapılan 20. yüzyılın başında, Fransa, Afrika’daki kolonilerini Fransız Batı Afrikası (Afrique Occidentale Française/AOF) ve Fransız Ekvator Afrikası (Afrique Equatoriale Française/AEF) olmak üzere iki büyük federasyona ayırmıştır. Bu dönemde ayrıca antisemitizm ve beyaz ırkının üstünlüğü düşüncesi de Ernest Renan gibi birçok Fransız düşünürce savunulmuş ve kolonyalizm ve emperyalizme kalkan yapılmıştır.

Fransız Kolonyal İmparatorluğu

Fransa’nın Afrika’daki koloniciliği, 17. yüzyıla kadar götürülebilir. Bu dönemde, Fransa, Batı Afrika kıyılarında ve Hint Okyanusu’nda ticaret karakolları kurmaya başlamıştır.[3] 18. yüzyıl sonunda Napolyon Bonapart’ın İngiltere-Hindistan arasındaki ticareti engellemek için Mısır’ı fethetmesiyle, Fransız kolonyalizminde yeni bir sayfa açılmış; ancak İngilizlerin yerel güçleri kışkırtmalarının da etkisiyle Napolyon’un yenilmesi sonrasında ilerleme kaydedilememiştir. Daha çok “Comte d’Artois” olarak bilinen Fransa Kralı Charles X (X. Charles) döneminde (1824-1830) 1830 yılında Cezayir’in işgal edilmesiyle ise, Fransa’nın Afrika’daki kolonyalizm faaliyetleri hızla yükselişe geçmiştir.[4] 1848’de Cezayir’in ilhakı gerçekleştirilmiş, 1880 ve 1890’lı yıllarda da Batı Afrika ve Ekvator Afrikası olarak adlandırılan bölgelerin çoğu ele geçirilmiştir. Birinci Dünya Savaşı ardından Almanya’nın sömürgelerinin de ele geçirilmesiyle birlikte, 1921 yılında Fransız Kolonyal İmparatorluğu gücünün zirvesine ulaşmıştır. Koloniciliğin Fransa’ya İkinci Dünya Savaşı’nda da büyük faydası olmuştur; nitekim Vichy hükümeti döneminde Fransa Nazi işgali altındayken, Fransız Ordusu ve işgal karşıtı France Libre (Özgür Fransa) hareketi, 1940-1943 döneminde Afrika’da (Gabon, Çad ve Cezayir’de) yeniden teşkilatlanmıştır.

X. Charles

İkinci Fransız Kolonyal İmparatorluğu da İkinci Dünya Savaşı sonrasında Fransa’nın Vietnam ve Cezayir’den çekilmesiyle göreceli olarak sona ermiştir. Zira savaşın ardından, tüm dünyada olduğu gibi, Fransa’da da dekolonizasyon dönemi başlamıştır. Emperyalizm ve ırkçı düşüncelere büyük tepkinin de etkisiyle, bu dönemde bağımsızlık hareketleri tüm dünyada güç kazanmış ve Fransız entelektüellerden de destek görmüştür. Ancak Fransa’nın en önemli iki kolonisi olan Vietnam ve Cezayir’den ayrılması o kadar kolay ve barışçıl olmamıştır. Vietnam (Hindiçin) ile 1946-1954 döneminde savaşan Fransa, nihayetinde 1954’te Dien Bien Phu Savaşı’nın ardından bu ülkeden ayrılmak zorunda kalmıştır. Cezayir’le savaş ve bu ülkenin bağımsızlığını kazanmasının etkileri ise daha büyük olmuştur. 1954’te başlayan savaş, 1958 yılında Dördüncü Cumhuriyet’in çökmesine neden olmuş ve 1962’de Cezayir’in bağımsızlığını kazanması ile neticelenmiştir. 1956’da bağımsızlığını kazanan Fas ve Tunus haricindeki Afrika’daki çoğu Fransız sömürgesi, 1960 yılında bağımsız olmuşlardır.[5] Fransa, dekolonizasyon döneminde Afrikalı devletlerin bağımsızlıklarını tanırken, onları kendi nüfuz alanında bırakmak için çeşitli siyasi, askeri ve ekonomik anlaşmaları bu ülkelere imzalatmış ve bu sayede bölgedeki etkisini korumaya çalışmıştır.

De Gaulle Cezayir’de (1958)

Yakın Geçmiş

Günümüzde hala Fransa’nın denizaşırı bazı toprakları olsa da, geçmişte olduğu gibi bir sömürgeci imparatorluktan söz edilemez. Buna karşın, “Françafrique” adı verilen Fransa’nın Afrika’daki ülkeler ve bilhassa da eski kolonileriyle bir tür özel ilişki biçimi kurduğu da bilinen bir gerçektir. Bu terimi ilk kullanan kişi ise 1955 yılında Fildişi Sahili’nin ilk Devlet Başkanı olan Félix Houphouët-Boigny olmuştur.[6] Afrika uzmanı Antoine Glaser’e göre, Françafrique, Fransız siyasal eliti ve devletinin Afrikalı eski kolonilerindeki devlet adamlarıyla kurduğu özel (ensest) ilişkileri anlatan ve olumsuz (pejoratif) anlamlar içeren bir terimdir ve 1990’lardan itibaren de yavaş yavaş sona ermiştir.[7] Bu bağlamda, Françafrique konusunda Charles de Gaulle ve Georges Pompidou dönemlerinde (1960-1974) Elize Sarayı’nda Afrika ve Madagaskar’dan Sorumlu Cumhurbaşkanı Danışmanı olarak görev yapan Jacques Foccart ismi üzerinde durmak gerekir. Birçoklarına göre, Makyavelist ve gizemli bir kişi olan Foccart, uzun yıllar boyunca Afrika siyasetine yön veren ve bu kıtada eski Fransız kolonilerinde gerçekleşen isyan ve darbelerde başrolü oynayan kişi olmuştur.[8] Jacques Foccart, Afrika kıtasında istihbarata dayalı bir sistem oluşturmuş[9] ve bu sayede Kara Kıta’daki Fransız hâkimiyetini uzun yıllar korumayı başarmıştır.[10] Foccart’ın en ilginç ve cüretkâr hamleleri; Fransızlara karşı çıkan Kamerun Halk Birliği (Union of the Peoples of Cameroon-UPC) partisinin liderleri olan Ruben Um Nyobé’nin 1958’de, Felix Moumié’nin 1960’da ve Ernest Ouandié’nin 1970’te teker teker öldürülmeleri olarak sıralanabilir.[11] Ayrıca Togo’da yaşanan benzer bir olayda, 1963’te Togolu milliyetçi Sylvanus Olympio öldürtülmüş ve yerine Fransız yanlısı Etienne Eyadéma iktidara getirtilmiştir. Bunların yanı sıra, Paris, Foccart’ın etkili olduğu yıllarda, Fransa’ya rağmen 1958’de Gine’nin bağımsızlığını ilan eden Sekou Touré’nin hükümetini zayıflatıp çökertmek isteyen için bu ülkede sahte para basıp ülkeye yaymak gibi çok ilginç istihbarat operasyonları da düzenlemiştir.[12] Foccart, ilerleyen yaşına rağmen Jacques Chirac döneminde bir kez daha Elize’ye Afrika politikaları konusunda danışman olarak girmiş ve uzun yıllar boyunca Fransa’nın Afrika siyasetine yön veren en etkili kişi olmuştur. Bu siyasetin ana unsuru ise, Fransa’nın siyasi, askeri ve ticari çıkarlarının korunması ve Fransa’ya yakın liderler ve kişiler siyaseten ve ekonomik olarak ödüllendirilirken, Fransa’ya karşıt politikalar izleyen liderler ve kişilerin de cezalandırılması olmuştur. Bu doğrultuda kullanılan yöntemler ise; askeri darbeler, iç provokasyonlar, muhaliflere ya da diktatörlere verilen stratejik destekler şeklinde özetlenebilir. Fransa Afrika’dan çekilmiş olmasına karşın, bu kıta üzerinde hala çeşitli şekillerde hâkimiyet kurduğu düşüncesi, milliyetçi ve sağ eğilimli Fransızlar için bugün bile hoş olarak algılanan bir durumdur. Ayrıca Afrika ülkeleriyle yakın siyasi ve ticari ilişkilerin olması, Paris’e realpolitik anlamında özellikle uluslararası platformlarda destek sağlamış ve Birleşmiş Milletler Genel Kurulu oylamalarında da bir avantaj haline gelmiştir. Dolayısıyla, dekolonizasyona rağmen, Beşinci Cumhuriyet döneminde de, Afrika kıtası, Paris için Sovyetler ve Anglo-Sakson etkisinden korunması gereken bir tür “pré carré” (etki alanı) olarak görülmeye devam etmiş ve bu durum günümüze kadar süregelmiştir.[13] Ancak küreselleşme ile birlikte kuşkusuz Fransa’nın Afrika’daki rakipleri artmış ve etki alanı giderek azalmıştır.

Jacques Foccart

Beşinci Cumhuriyet döneminde Fransa’nın Afrika’ya olan askeri müdahaleleri de hiçbir dönem sona ermemiştir. Nitekim Charles de Gaulle döneminde ilk olarak 1964 yılında Gabon Devlet Başkanı Leon M’Ba’nın askeri bir darbe ile devrilmesi sonrasında bu ülkeye müdahale eden Fransa, M’Ba’yı yeniden görevinin başına getirmiştir. 1968-1969 döneminde ise, Çad’daki iç karışıklıklar nedeniyle bu ülkeye askeri müdahalede bulunulmuştur. Sosyalist François Mitterrand döneminde bile bu tarz askeri müdahaleler devam etmiştir. Nitekim bu dönemde Burkina Faso Devlet Başkanı olan Thomas Sankara bir darbeyle devrilmiş ve öldürülmüştür.[14] Bu müdahalelerden günümüze kadar Fransa’nın Afrika’daki askeri müdahale sayısı 40’ın üzerinde olmuştur. Yücel Özel’e göre, bu yönüyle, Fransa, -Birleşik Krallık, Belçika, İspanya ve Portekiz gibi- Afrika’daki diğer sömürgeci ülkelerden daha farklı bir politika çizgisi takip etmiştir.[15] Bunda en büyük etken ise, bölge halkları nezdinde Fransa’nın yüksek prestijinin olması ve en son Mali ve Orta Afrika Cumhuriyeti müdahalelerinde olduğu gibi, bizzat bölge halkının Fransa’yı askeri müdahaleye davet etmesidir. Şu da bir gerçektir ki, Fransa’nın askeri müdahalede bulunmadığı Afrika’daki etnik çatışma vakaları (örneğin Ruanda soykırımı) çok daha trajik sonuçlar yaratmış ve Paris, müdahaleciliğiyle değil, müdahale konusundaki isteksizliği nedeniyle uluslararası kamuoyunda çok sert eleştirilere maruz kalmıştır.[16] Dolayısıyla, Fransa’nın askeri müdahalelerini eleştirirken bunu da göz önünde bulundurmak gerekir.

Fransa’nın yakın geçmişte Afrika’da gerçekleştirdiği operasyonlar arasında en kapsamlı olanı, 2002-2014 döneminde Fildişi Sahili’ndeki iç savaşı bitirmek için gerçekleşen Licorne Operasyonu olmuştur. Eylül 2002’de başlayıp yaklaşık 15 yıl süren bu operasyonun ardından da, Paris, Fildişi Sahili Fransız Gücü (FFCI) vasıtasıyla bu ülkedeki askeri varlığını sürdürmektedir. Buna karşın, Fransa’nın askeri mevcudiyetini ihtiyaçlar belirlemektedir ve zaman zaman asker azaltma veya üs kapatma gibi gelişmeler de yaşanmaktadır. Örneğin, 2010 yılında Nicolas Sarkozy’nin Cumhurbaşkanlığı döneminde, Fransa, Afrika’daki 3 daimi askeri üssünden birini Senegal otoritelerine teslim etmiştir.[17] Neticede, 1990 yılında 22 farklı ülkede askeri varlığı bulunan Fransa, şimdilerde sadece Cibuti, Orta Afrika Cumhuriyeti,  Kamerun, Gabon ve Fildişi Sahili gibi ülkelerde asker bulundurmaktadır.[18] Son yıllarda, Fransa’nın Afrika politikası konusunda Mali (Serval Operasyonu, 2013-2014) ve Orta Afrika Cumhuriyeti’ne (Sangaris Operasyonu, 2013-2016) yapılan askeri müdahaleler ilk akla gelenlerdir. François Hollande döneminde yapılan bu kısıtlı askeri müdahaleler başarıyla sonuçlanmış, ancak uluslararası kamuoyunda neokolonyalizm bağlamında bazı eleştirileri de beraberinde getirmiştir. Fransa’nın Afrika kıtasındaki eski kolonilerine yönelik askeri müdahalelerinde etkili olan faktörler ise şöyle özetlenebilir:[19]

  • Ekonomik menfaatlerini korumak.
  • Vatandaşlarını korumak.
  • Paris ile stratejik bağları bulunan rejimleri ve hükümetleri korumak.
  • Frankofon bölgesinde etki alanını genişletmek.
  • Asileri bastırmak.
  • Dünya siyasetinde etkisini arttırmak.

Fransa’nın Afrika ülkeleriyle imzaladığı askeri-savunma işbirliği anlaşmaları[20]

Ayrıca, yukarıdaki Tablo’da görüldüğü üzere, 1960-1994 döneminde, Fransa, Afrika ülkeleriyle tam 27 askeri-savunma işbirliği anlaşması imzalamıştır. Bu anlaşmalarla Afrika’daki Fransız askeri varlığı garanti altına alındığı gibi, Fransa’nın prestiji de artmaktadır. Ek olarak, Fransız savunma sanayii bu bağlar sayesinde yeni satışlar gerçekleştirmekte ve Fransız Ordusu da bu ülkelerin ordularını kendisi eğitmektedir.

2002-2015 yılları arasında Fransa’nın Afrika’daki Operasyonları[21]

Beşinci Cumhuriyet döneminde Françafrique politikasının ana hedefinde olan ülkeler ise; Batı Afrika’da Senegal, Fildişi Sahili, Burkina Faso, Togo, Benin, Nijer ve Mali, Orta Afrika’da Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Gabon, Çad, Orta Afrika Cumhuriyeti ve Kamerun, Hint Okyanusu kıyısında ise Komorlar, Madagaskar ve Cibuti olmuştur.[22] Ayrıca birçok büyük Fransız firması da Afrika ülkelerinde faaliyet göstermektedir. Afrika’da en etkili ülkeler sıralamasında Fransa en önde yer alan ülkelerden birisidir ve Çin Halk Cumhuriyeti, Türkiye, ABD, Portekiz, Brezilya ve Birleşik Krallık gibi ülkelerle rekabet halindedir.[23] Fransa’nın Afrika politikasında kuşkusuz ekonomik çıkarlar da büyük rol oynamaktadır. Her ne kadar Afrika kıtasının Fransa’nın toplam ihracatındaki payı yüzde 3 civarında olsa da[24], Afrika ülkelerinde bulunan uranyum ve petrol kaynakları, Fransa ve diğer ülkeler açısından hayli stratejik metalardır. Fransa’nın dış politikasında ekonomik menfaatlerin oynadığı büyük önem, Paris’in Gabon’daki tartışmalı Omar Bongo hükümetine uzun süre verdiği büyük destekten de kolaylıkla anlaşılabilir. Fransa’ya önemli miktarda petrol sağlayan Gabon’daki Bongo hükümeti, bu sayede 41 sene iktidarda kalabilmiştir. Bu bağlar, özellikle sağ siyasetçiler tarafından Fransa’da ustalıkla kullanılmakta, ama zaman zaman skandallara da neden olabilmektedir. Nitekim 2007-2012 döneminde Cumhurbaşkanlığı yapan Nicolas Sarkozy’nin seçim kampanyasının Gabon lideri Omar Bongo[25] ve Libya lideri Muammer Kaddafi tarafından finanse edildiği iddia edilmiş, hatta bu doğrultuda aleyhinde bir soruşturma bile başlatılmıştır.[26] Keza Fransa’nın Nijer’e olan yakın ilgisinde de bu ülkenin zengin uranyum kaynakları (Fransız Areva şirketi tarafından işletilen) önemli rol oynamaktadır. Jacques Chirac ve Nicolas Sarkozy gibi pragmatik sağ liderler, Fransa’nın Afrika’daki nüfuzunu ekonomik güç olarak kullanma yönünde hareket etmiş, ayrıca bir bunu iç kamuoyunda büyük bir devletin eylemleri olarak sunarak kamuoyu desteğini de arttırmaya çalışmışlardır.

Sarkozy ve Omar Bongo

Fransa, askeri ve ekonomik gücünün yanında Fransızca dili ve Fransız kültürü sayesinde de Afrika’da varlığı ve gücünü korumaktadır. Nitekim OIF (Organisation Internationale de la Francophonie) – Uluslararası Frankofon Örgütü’ne[27] üye olan devletlerden birçoğu Afrika’dadır. Ancak Hakala’ya göre, son yıllarda Fransa’nın Afrika politikasında 2 önemli sorun ortaya çıkmıştır. Bunlar; (1) Fransa’nın Afrika kıtasındaki ekonomik gücünün göreceli olarak azalması ve askeri harcamaların da bütçeyi zorlaması ve (2) Avrupa Birliği’nin Ortak Dış ve Güvenlik Politikası’nın (CFSP) gelişimi nedeniyle, Paris’in ulusal çıkarlarının -AB çıkarları karşısında- zaman zaman gölgelenebilmesidir.[28]

Fransa ve Fransızca’nın Afrika’daki etkisi[29]

François Hollande döneminde Afrika’da 2 önemli askeri operasyon başlatan ve bunları başarıyla tamamlayan Fransa, ayrıca Hollande’ın Afrika Birliği’nin 2013 yılında düzenlenen 50. yıl kutlamalarına katılan tek Batılı lider olmasıyla da bu kıtadaki gücünü ve Afrika’ya verdiği önemi tüm dünyaya göstermiştir.[30]

Hollande, 2012 yılında Dakar’da Françafrique politikasının sona erdiğini açıklamıştı

Macron Dönemi

2017 yılında Cumhurbaşkanı seçilen Emmanuel Macron, önceki liderlerden farklı olarak, -Kuzey Afrika ülkeleri dışında- Afrika’da ilk ziyaret ettiği ülkeyi Senegal olarak seçmemiş ve bunun yerine 2017 Kasım’ında önce Mali (burada bulunan Fransız askerlerini onurlandırmak için), daha sonra da Burkina Faso ve Gana’yı ziyaret etmiştir.[31] Macron, 2017 Kasım’ında gerçekleşen ve ilk Afrika turu olan bu ziyaret öncesi ve sırasında kısıtlayıcı göç politikası nedeniyle Afrika ülkelerinden ve sol çevrelerden çeşitli eleştiriler almasına karşın[32], Burkina Faso’da öğrencilere yaptığı konuşmada, “Ben Afrikalılara ne yapılması gerektiğini söyleyen bir nesilden değilim” diyerek mütevazı bir yaklaşım sergilemiş ve Afrika kamuoyundan destek aramıştır.[33] Zaten Macron, henüz kendisine o kadar da çok şans verilmeyen bir Cumhurbaşkanı adayı olarak 2017 Şubat’ında Cezayir’e yaptığı ziyarette de, bu ülkedeki Fransız koloni dönemini “insanlığa karşı suç” olarak değerlendirmiş ve bunun için “ülkesinin Cezayirlilere özür borçlu olduğu”nu söyleyerek Cezayir halkı ve tüm Afrika’da olumlu puan toplamıştır.[34] Ayrıca Macron’un seçimi ırkçı fikirleri ve açıklamalarıyla Afrikalılarda büyük tepki yaratan Marine Le Pen’in karşısında kazandığını da unutmamak gerekir. Dolayısıyla, Macron’un zaten daha en baştan Afrika ülkeleri ve halkları nezdindeki kredisi hayli yüksek olmuştur.[35] Ayrıca genç Cumhurbaşkanı’nın ilk Afrika turunda sürekli gençlere yönelik mesajlar vermesi de dikkat çekmiş ve -Sorbonne’da ders veren Kongolu siyaset bilimci Tumba Shango Lokoho’ya göre- Fransız Cumhurbaşkanı’nın geleceğe yatırım yaptığı algısını pekiştirmiştir.[36] BBC’den Alex Duval Smith’e göre de bu doğru bir girişimdir; zira Fransa, yıllardır Afrika’daki yolsuz rejimlere destek veren bir güç olarak algılanmakta ve zaman zaman bölge halklarından tepki görebilmektedir.[37] Nitekim eski Fransız kolonileri olan Mali ve Orta Afrika Cumhuriyeti, Afrika’nın en az gelişmiş ülkelerindendir. Dolayısıyla, Macron’un gençliği ve sempatikliğiyle, Fransa, Afrika’daki yumuşak güç unsurlarını daha da aktif hale getirebilir. Macron, bunun yakın tarihli bir örneğini ise Nijerya’da sergilemiş ve bu ülkeyi ziyareti sırasında Afrika müziği, kültürü ve muhalifliğinin efsane isimlerinden olan ünlü müzisyen ve insan hakları savunucusu Fela Kuti’nin tapınağına giderek Afrobeat şarkılar eşliğinde kendinden geçmiş ve başarılı bir halkla ilişkiler çalışması sergilemiştir.[38] Bunlara ek olarak, Macron, Jacques Foccart dönemindeki karanlık ilişkileri ve Afrika’da Fransız hâkimiyetini çağrıştıran “Françafrique” terimini bile kullanmamaya özen göstermektedir.[39]

Emmanuel Macron’un Afrika politikası nasıl olacak?

Macron’un François Hollande’dan devraldığı Afrika politikası, ekonomik boyutunun yanı sıra, siyasal olarak daha çok siyasal İslam ve terör hareketleriyle mücadeleye dayalı güvenlikçi bir politikadır. Hollande döneminde Afrika’da Serval Operasyonu ve Sangaris Operasyonu gibi önemli askeri müdahaleler gerçekleştiren Fransa, terör hareketleriyle mücadelede -ihtiyaç duyulursa- askeri yöntemleri tercih etmeye devam edecek gibi gözükmektedir. Bunun nedeni ise, Afrika ülkelerindeki sefalet, yolsuzluk, gelir adaletsizliği, demokrasi ve özgürlük eksikliği gibi nedenlerle şiddet içeren hareketlerin çok kısa sürede kitleselleşebilmesi ve bunların askeri yöntemler olmadan çözümünün çok uzun bir süreçte mümkün olmasıdır. Eğitim kalitesinin arttırılması, altyapı hizmetlerinin geliştirilmesi, yolsuzlukla mücadele, ekonominin geliştirilmesi ve gelir adaletinin sağlanması gibi konular ancak 10-20 yıllık uzun sürelerde gerçekleştirilebileceği için, Fransa’nın bölge halklarının ve Fransız yatırımlarının güvenliği açısından terör örgütlerine karşı -halkın desteklediği koşullarda- harekete geçmesi makul ve dahası bölge açısından da faydalıdır. Ancak sosyal demokrat hareketten gelip liberal bir çizgide siyaset yaparak Cumhurbaşkanı seçilen Emmanuel Macron’un güvenlikçi politikalarla özdeşleşmesi, kuşkusuz kendisi açısından tutarlı bir duruş olarak algılanmayabilir. Bu nedenle, Macron’un Fransa ile Afrika ülkeleri arasındaki ticareti geliştirmeye çalışması en az güvenlikçi politikalar kadar ihtiyaç duyacağı bir diğer enstrüman olacaktır. Ekonomizme önem veren Macron, bu nedenle ihtiyaç fazlası askerleri de Afrika ülkelerinden çekmek isteyebilir. Hatta Macron, bunu Cumhurbaşkanlığı seçim kampanyası döneminde Le Monde gazetesine verdiği bir mülakatta da açıkça belirtmiş ve Fransa’nın Afrika’da varlığının kendi başına bir amaç olmaması gerektiğini söylemiştir.[40] Macron’un siyaseten en büyük şansı ise, yeni ve temiz bir siyasetçi olarak, neokolonyalizm eleştirilerine karşı daha rahat cevap verebilecek durumda olmasıdır.

Macron Afrika’da yeni bir Napolyon olmaya çalışmayacaktır…

Christophe Boisbouvier’ye göre, Macron döneminde Fransa’nın Afrika politikasında dikkat edeceği hususların başında, son yıllarda iyice yoğunlaşan kayıtdışı göç dalgalarının önüne geçmek gelecektir.[41] Bu durum, hem Fransa’nın ve genel olarak Batı ülkelerinin dış politikasında Akdeniz başta olmak üzere birçok coğrafyada yaşanan insani trajedileri önlemek için konulmuş insani bir hedef, hem de Macron’un temsil ettiği liberal ve sosyal demokrat çevrelerin iç siyasette ırkçı sağ akımların yükselişlerine karşı geliştirdikleri bir önlem mekanizmasıdır. Zira son yıllarda Fransız ulusal siyasetinde oy oranını istikrarlı bir şekilde arttıran Marine Le Pen, popülaritesini büyük ölçüde ani demografik değişimlerin yol açtığı sosyoekonomik sorunlara ve etnik gerginliklere borçludur. Rina Bassist’e göre, Macron’un Françafrique politikasının 2 önemli ilkesi bulunmaktadır: (1) Fransa’nın Afrika’daki güvenlik çabalarının devamlılığını sağlamak ve (2) göç, eğitim ve ekonomik gelişim konusunda uzun vadeli başarılar elde etmek.[42]

Bu doğrultuda Macron’un ilk önemli icraatı ise, 2017 Ağustos ayında Afrika Başkanlık Konseyi’ni (Conseil présidentiel pour l’Afrique-CPA) kurması olmuştur. Fransa’nın Afrika politikasına yön vermesi için 10 kadar girişimci ve sivil toplumcu ile kurulan CPA[43], her 3 ayda bir toplanacaktır. CPA, Macron döneminden başlayarak önemli bir danışma kurulu haline gelebilir ve Fransa’nın Afrika politikasına daha kurumsal bir hüviyet kazandırabilir. Macron’un ikinci önemli icraatı ise, yasadışı göçü önlemek için Kuzey Afrika’da göçmen kayıt merkezleri kurmaya başlamasıdır.[44] Macron, bu şekilde kayıtdışı göçü önlemek ve Afrika ülkelerinin beyin göçü sorunuyla birlikte Avrupa ülkelerinin ırkçılık ve ekonomik zorluklar gibi problemlerine de çözüm getirmeyi planlamaktadır. Macron’un Afrika politikasının başarısını belirleyecek üçüncü unsur ise ekonomik yatırımlar olacaktır. Son yıllarda Çin Halk Cumhuriyeti’nin yatırımlarıyla ön plana çıktığı Afrika coğrafyasında, Paris, François Hollande döneminde de önemli bazı girişimlerde bulunmuştur. Nitekim önceki Cumhurbaşkanı döneminde Kenya’nın Ruiru 2 barajının ihalesi alınmış ve bu ülkede yeni bir Peugeot (PSA Peugeot Citroën) fabrikasının açılması kararlaştırılmış, Senegal’de bir demiryolunun yapımına başlanmış ve Fildişi Sahili’nde Abidjan metrosunun ihalesi kazanılmıştır.[45] Ekonomik gelişim odaklı olan Macron döneminde bu gibi girişimlerin ve ortaklıkların sayısının artması beklenmektedir. Bunlar, genç Cumhurbaşkanı’nın ve dolayısıyla Fransa’nın başarısını belirleyecek 3 önemli konu olacaktır. Ancak Macron’un bu mütevazı ve Afrika konusundaki ılımlı tavrına aldanmamak gerekir; zira önceki iki Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy ve François Hollande da Afrika konusunda başta çok ılımlı mesajlar vermişler[46] (hatta Hollande 2012 yılındaki Senegal ziyaretinde Françafrique politikasının resmen sona erdiğini açıklamış[47] ve Sarkozy de Fransa’nın Afrika politikasında bir kopuştan –rupture– söz etmiştir[48]) ama Fransa’nın Afrika’daki askeri müdahaleleri ve ekonomik varlığı daima devam etmiştir. Bu durum, Paris’te emperyalizm güdülerinin hortlamasından ziyade, Afrika’daki yapısal sorunlar nedeniyle, bölge devletlerinin ve halklarının Fransa gibi bölge-dışı aktörlerin istikrar sağlayıcı katkılarına ihtiyaç duymalarından kaynaklanmaktadır.

Sonuç

Sonuç olarak, Fransa için Afrika her zaman çok önemli bir kıta olmuştur. Son birkaç on yılda Paris’in de önceliği birçok Batılı devlet gibi Orta Doğu’ya kaymış olsa da, Afrika, birçok Avrupa ülkesine kıyasla Fransa için daha bilindik ve önemli bir coğrafyadır. Bunun sebepleri ise; kolonyal dönemden kalma güçlü bağlar ve Fransa’nın etkisine bölgede duyulan ihtiyaçtır. Fransa ve Çin Halk Cumhuriyeti gibi devletlerin Afrika’daki altyapı yatırımları ve güvenlik mekanizmaları kanımca tüm uluslararası kamuoyu tarafından desteklenmelidir. Zira emperyalizm eleştirilerini haliyle akılda tutmak gerekirken, bölgedeki insanların soykırım, katliamlar, terörizm, açlık, susuzluk, kuraklık, fakirlik, sefalet, eğitimsizlik ve otoriter yönetimler gibi sorunlar karşısında çaresiz bırakılmalarına izin vermek de son derece insanlık dışı bir tutumdur. Bu noktada şunu da belirtmek gerekir ki, demokrasi, birçok Afrika ülkesinde henüz bir öncelik seviyesine gelememiştir. Modern bir devlet aygıtı oluşturulmadan, ulusal aidiyetin pekişeceği bir siyasal düzen kurulmadan ve işleyen bir ekonomik düzen inşa edilmeden önce demokrasiye geçiş denemeleri, Afrika ve Orta Doğu gibi birçok coğrafyada felaketle sonuçlanabilir. Bu nedenle, Fransa’nın diktatoryal yönetimlerine yönelik desteklerini eleştirirken bunları da hesaba katmak gerekir.

 

Doç. Dr. Ozan ÖRMECİ

 

 

KAYNAKÇA

 

[1] Gökçe Hubar (2015), “Afrika’da Fransız Sömürgeciliğinin İzleri”, Akademik Perspektif, Erişim Tarihi: 06.08.2018, Erişim Adresi: http://akademikperspektif.com/2015/04/23/afrikada-fransiz-somurgeciliginin-izleri/.

[2] Günümüzdeki üç Kuzey Afrika ülkesinin (Tunus, Cezayir ve Fas) Fransız sömürgesi oldukları (veya Fransız yönetimi altında bulundukları) dönemde özellikle sahil şeridinde yerleşmiş bulunan Avrupa kökenli nüfusa ve bu nüfusun günümüzdeki uzantılarına verilen isimdir. Bakınız; “Pied-noir”, Vikipedi, Erişim Tarihi: 08.08.2018, Erişim Adresi: https://tr.wikipedia.org/wiki/Pied-noir.

[3] Yücel Özel (2018), “Fransa ve Amerika Birleşik Devletleri’nin 2005-2015 Yılları Arasında Karşılaştırmalı Afrika Politikaları”, Doktora Tezi, T.C. İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, s. 207.

[4] Yücel Özel (2018), “Fransa ve Amerika Birleşik Devletleri’nin 2005-2015 Yılları Arasında Karşılaştırmalı Afrika Politikaları”, s. 207.

[5] Yücel Özel (2018), “Fransa ve Amerika Birleşik Devletleri’nin 2005-2015 Yılları Arasında Karşılaştırmalı Afrika Politikaları”, s. 208.

[6] Valérie Nivelon (2010), “Une histoire de la Françafrique”, RFI, Erişim Tarihi: 07.08.2018, Erişim Adresi: http://www.rfi.fr/emission/20101127-2-une-histoire-francafrique.

[7] “La “Françafrique”, des liens sulfureux entre Paris et l’Afrique de l’Ouest” (2018), Le Point, Erişim Tarihi: 06.08.2018, Erişim Adresi: http://www.lepoint.fr/politique/la-francafrique-des-liens-sulfureux-entre-paris-et-l-afrique-de-l-ouest-29-11-2017-2176095_20.php.

[8] Craig R. Whitney (1997), “Jacques Foccart Dies at 83; Secret Mastermind in Africa”, The New York Times, Erişim Tarihi: 07.08.2018, Erişim Adresi: https://www.nytimes.com/1997/03/20/world/jacques-foccart-dies-at-83-secret-mastermind-in-africa.html.

[9] Janna Hakala (2016), “French Africa Strategy in the European Union”, Bachelor’s Thesis, Tallinn University of Technology School of Economics and Business Administration Department of International Relations Chair of European Studies, s. 16.

[10] Fransız zihninde ve hayalgücünde devletlerinin Afrika’daki güçleri önemli bir böbürlenme kaynağıdır. Öyle ki, İngiliz yazar Patrick Alexander’ın Death of a Thin-Skinned Animal romanından uyarlanan ve Georges Lautner’in yönettiği Fransa’da zamanında çok sevilen “Le Professionel” (Profesyonel) filminde, ünlü aktör Jean-Paul Belmondo’nun canlandırdığı Fransız istihbaratçı Josselin Beaumont (kısaca Joss) karakteri, Malagawi adlı hayali bir Afrika ülkesindeki bir diktatörü ülkesi adına öldürmek için görevlendirilir; ancak daha sonra teşkilatın kendisine destek vermemesi nedeniyle kendi devletinden intikam almaya başlar.

[11] Gassim Ibrahim (2017), “Geleneksel Fransız Siyaseti Macron’un Afrika Politikalarını Ne Kadar Etkileyecek?”, ORDAF, Erişim Tarihi: 06.08.2018, Erişim Adresi: http://ordaf.org/geleneksel-fransiz-siyaseti-macronun-afrika-politikalarini-ne-kadar-etkileyecek/.

[12] Gassim Ibrahim (2017), “Geleneksel Fransız Siyaseti Macron’un Afrika Politikalarını Ne Kadar Etkileyecek?”, ORDAF, Erişim Tarihi: 06.08.2018, Erişim Adresi: http://ordaf.org/geleneksel-fransiz-siyaseti-macronun-afrika-politikalarini-ne-kadar-etkileyecek/.

[13] Janna Hakala (2016), “French Africa Strategy in the European Union”, Bachelor’s Thesis, Tallinn University of Technology School of Economics and Business Administration Department of International Relations Chair of European Studies, s. 17.

[14] Geneviève Sagno (2017), “Françafrique : la politique africaine de la France de Mitterrand à Macron”, BBC, Erişim Tarihi: 06.08.2018, Erişim Adresi: https://www.bbc.com/afrique/region-42144947.

[15] Yücel Özel (2018), “Fransa ve Amerika Birleşik Devletleri’nin 2005-2015 Yılları Arasında Karşılaştırmalı Afrika Politikaları”, s. 209.

[16] Örneğin, İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW), Ruanda soykırımına ilişkin yayınladığı bir raporunda, soykırımdan hemen önce bölgede bulunan Fransız askerlerinin aldıkları istihbaratları değerlendirmeyerek bölgeden ayrıldığını ve bazı Fransız askerlerinin bizzat katliamlara destek verdiğini kaydetmiştir. Ruanda Araştırma Komisyonu da 2008’de yayınladığı bir başka raporda, Fransa’nın katliam hazırlıklarını bildiğini ve soykırımcılara silah ve bilgi sağladığının tespit edildiğini açıklamıştır. Son olarak, Ruanda Devlet Başkanı Paul Kagame’nin 2014’te”Ruanda soykırımında Fransa’nın rolünü kesin olarak tespit ettiklerini” söylemesi, iki ülke arasında ciddi bir siyasi krize neden olmuştur. Bakınız; Mehmet Kara (2018), “Fransa’nın Afrika’daki insan hakları sicili kabarık”, Anadolu Ajansı, Erişim Tarihi: 06.08.2018, Erişim Adresi: https://www.aa.com.tr/tr/dunya/fransa-nin-afrikadaki-insan-haklari-sicili-kabarik/1053787. Ayrıca bakınız; Sylvain Touati (2007), “French Foreign Policy in Africa: Between Pré Carré and Multilateralism”, An Africa Programme Briefing Note February 2007, Chatham House, Erişim Tarihi: 06.08.2018, Erişim Adresi: https://www.chathamhouse.org/sites/default/files/public/Research/Africa/bnafrica0207.pdf, s. 10.

[17] Paul Belkin (2011), “France: Factors Shaping Foreign Policy, and Issues in U.S.-French Relations”, CRS Report for Congress, April 14, 2001, Erişim Tarihi: 06.08.2018, Erişim Adresi: https://fas.org/sgp/crs/row/RL32464.pdf, s. 11.

[18] Abdurrahim Sıradağ (2014), “Understanding French Foreign and Security Policy towards Africa: Pragmatism or Altruism”, Afro Eurasian Studies, Vol. 3, Issue: 1, Spring 2014, s. 107.

[19] Abdurrahim Sıradağ (2014), “Understanding French Foreign and Security Policy towards Africa: Pragmatism or Altruism”, Afro Eurasian Studies, Vol. 3, Issue: 1, Spring 2014, s. 107.

[20] Abdurrahim Sıradağ (2014), “Understanding French Foreign and Security Policy towards Africa: Pragmatism or Altruism”, Afro Eurasian Studies, Vol. 3, Issue: 1, Spring 2014, s. 108.

[21] Yücel Özel (2018), “Fransa ve Amerika Birleşik Devletleri’nin 2005-2015 Yılları Arasında Karşılaştırmalı Afrika Politikaları”, s. 210.

[22] “Françafrique”, Wikipédia, Erişim Tarihi: 07.08.2018, Erişim Adresi: https://fr.wikipedia.org/wiki/Fran%C3%A7afrique.

[23] Bakınız; Bahar Dilşa Kavala (2015), “Küresel Rekabetin Merkezindeki Afrika’da Kalkınma Dinamikleri”, İAÜ Afrika Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından 6 Mayıs 2015 tarihinde düzenlenen Uluslararası Afrika Konferansı Sonuç Raporu, İstanbul Aydın Üniversitesi, Erişim Tarihi: 06.08.2018, Erişim Adresi: https://www.aydin.edu.tr/tr-tr/arastirma/arastirmamerkezleri/afrikam/Documents/Uluslararas%C4%B1%20Afrika%20Konferans%C4%B1%20Sonu%C3%A7%20Raporu.pdf.

[24] “Fransa’nın Afrika ilgisi yeniden artıyor” (2013), Haber7.com, Erişim Tarihi: 06.08.2018, Erişim Adresi: http://www.haber7.com/afrika/haber/1100518-fransanin-afrika-ilgisi-yeniden-artiyor.

[25] “’Bongo funded Sarkozy campaign’: aide” (2011), Modern Ghana, Erişim Tarihi: 08.08.2018, Erişim Adresi: https://www.modernghana.com/news/362332/bongo-funded-sarkozy-campaign-aide.html.

[26] “Gözaltının Nedeni Belli Oldu! Kaddafi’nin Gönderdiği Paralar, Sarkozy’yi Yaktı” (2018), Haberler.com, Erişim Tarihi: 08.08.2018, Erişim Adresi: https://www.haberler.com/eski-fransa-cumhurbaskani-sarkozy-gozaltina-alindi-10674127-haberi/.

[27] Web sitesi için; https://www.francophonie.org/.

[28] Janna Hakala (2016), “French Africa Strategy in the European Union”, Bachelor’s Thesis, Tallinn University of Technology School of Economics and Business Administration Department of International Relations Chair of European Studies, s. 19.

[29] Koyu Mavi: Frankofon devletler, Açık Mavi: Yarı Frankofon devletler, Yeşil: Frankofon olmamasına rağmen OIF – Uluslararası Frankofon Örgütü’ne üye olan devletler.

[30] “Fransa’nın Afrika ilgisi yeniden artıyor” (2013), Haber7.com, Erişim Tarihi: 06.08.2018, Erişim Adresi: http://www.haber7.com/afrika/haber/1100518-fransanin-afrika-ilgisi-yeniden-artiyor.

[31] Rina Bassist (2017), “Macron ruptures with Hollande’s Africa policy; focuses on collective Diplomacy”, Ifriqiya, Volume 3, No: 6, 22 November 2017, Erişim Tarihi: 08.08.2018, Erişim Adresi: https://www.aftau.org/document.doc?id=616.

[32] Anna Sylvestre-Treiner (2018), “Macron et l’Afrique : le discours de Ouaga au banc d’essai”, JeuneAfrique, Erişim Tarihi: 06.08.2018, Erişim Adresi: http://www.jeuneafrique.com/mag/562593/politique/macron-et-lafrique-le-discours-de-ouaga-au-banc-dessai/.

[33] “Macron: ‘I am of a generation that doesn’t tell Africans what to do” (2017), France24, Erişim Tarihi: 08.08.2018, Erişim Adresi: http://www.france24.com/en/20171128-france-macron-burkina-faso-tour-africa.

[34] Philipp Sandner (2017), “Emmanuel Macron’s mission in Africa: A new approach?”, DW, Erişim Tarihi: 08.08.2018, Erişim Adresi: https://www.dw.com/en/emmanuel-macrons-mission-in-africa-a-new-approach/a-41531559.

[35] Gassim Ibrahim (2017), “Geleneksel Fransız Siyaseti Macron’un Afrika Politikalarını Ne Kadar Etkileyecek?”, ORDAF, Erişim Tarihi: 06.08.2018, Erişim Adresi: http://ordaf.org/geleneksel-fransiz-siyaseti-macronun-afrika-politikalarini-ne-kadar-etkileyecek/.

[36] Philipp Sandner (2017), “Emmanuel Macron’s mission in Africa: A new approach?”, DW, Erişim Tarihi: 08.08.2018, Erişim Adresi: https://www.dw.com/en/emmanuel-macrons-mission-in-africa-a-new-approach/a-41531559.

[37] “France’s Macron outlines new approach to African policy” (2017), BBC, Erişim Tarihi: 08.08.2018, Erişim Adresi: https://www.bbc.co.uk/news/world-africa-42151353.

[38] “Macron’dan Fela Kuti’ye selam: Tapınakta olan tapınakta kalır” (2018), Sputnik Türkiye, Erişim Tarihi: 08.08.2018, Erişim Adresi: https://tr.sputniknews.com/afrika/201807041034147067-macron-fela-kuti-tapinakta-olan-tapinakta-kalir/.

[39] “La “Françafrique”, des liens sulfureux entre Paris et l’Afrique de l’Ouest” (2018), Le Point, Erişim Tarihi: 06.08.2018, Erişim Adresi: http://www.lepoint.fr/politique/la-francafrique-des-liens-sulfureux-entre-paris-et-l-afrique-de-l-ouest-29-11-2017-2176095_20.php.

[40] Tam ifadesi şu şekildedir: “L’opération Serval a été un succès ; elle a fait honneur à la France. Mais notre présence militaire ne doit pas, sur le long terme, se substituer aux Etats africains, et elle n’est pas un but en soi.” (Serval Operasyonu başarılı oldu ve Fransa’ya onur verdi. Ancak Afrika’daki askeri varlığımız uzun vadede kendi başına bir amaç haline gelmemeli ve Afrika devletlerinin varlığının yerine geçmemelidir.) Bakınız; Laurence Caramel (2017), “Emmanuel Macron, son programme Afrique : « Je veux mobiliser plus de financements pour les PME locales »”, Le Monde, Erişim Tarihi: 08.08.2018, Erişim Adresi: https://www.lemonde.fr/afrique/article/2017/04/12/emmanuel-macron-son-programme-afrique-je-veux-mobiliser-plus-de-financements-pour-les-pme-locales_5110340_3212.html.

[41] Christophe Boisbouvier (2018), “Emmanuel Macron va-t-il achever la Françafrique ?”, Jeune Afrique, Erişim Tarihi: 06.08.2018, Erişim Adresi: http://www.jeuneafrique.com/mag/562588/politique/emmanuel-macron-va-t-il-achever-la-francafrique%e2%80%89/.

[42] Rina Bassist (2017), “Macron ruptures with Hollande’s Africa policy; focuses on collective Diplomacy”, Ifriqiya, Volume 3, No: 6, 22 November 2017, Erişim Tarihi: 08.08.2018, Erişim Adresi: https://www.aftau.org/document.doc?id=616.

[43] Bu 10 kişi şunlardır: Karim Sy, Jeremy Hajdenber, Jean-Marc Adjovi-Boco¸ Diane Binder, Sarah Toumi, Liz Gomis, Yvonne Mburu, Nomaza Nongqunga Coupez, Jules-Armand Aniambossou ve Yves-Justice Djimi. Bakınız; Sebastian Compagnon (2017), “Qui siège au Conseil présidentiel pour l’Afrique mis en place par Macron ?”, Le Parisien, Erişim Tarihi: 08.08.2018, Erişim Adresi: http://www.leparisien.fr/politique/qui-siege-au-conseil-presidentiel-pour-l-afrique-mis-en-place-par-macron-28-11-2017-7420734.php.

[44] “Fransa Cumhurbaşkanı Macron, ‘göçmen kayıt merkezleri’ için Afrika’da” (2018), BBC Türkçe, Erişim Tarihi: 08.08.2018, Erişim Adresi: https://www.bbc.com/turkce/44716510.

[45] Rina Bassist (2017), “Macron ruptures with Hollande’s Africa policy; focuses on collective Diplomacy”, Ifriqiya, Volume 3, No: 6, 22 November 2017, Erişim Tarihi: 08.08.2018, Erişim Adresi: https://www.aftau.org/document.doc?id=616.

[46] Faten Aggad-Clerx (2013), “Fransa’nın Afrika’ya geri dönüşü”, Al Jazeera Türk, Erişim Tarihi: 06.08.2018, Erişim Adresi: http://www.aljazeera.com.tr/gorus/fransanin-afrikaya-geri-donusu.

[47] Geneviève Sagno (2017), “Françafrique : la politique africaine de la France de Mitterrand à Macron”, BBC, Erişim Tarihi: 06.08.2018, Erişim Adresi: https://www.bbc.com/afrique/region-42144947.

[48] Karl Sörenson (2008), Beyond Françafrique: The foundation, reorientation and reorganisation of France’s Afrika politics, FOI, Swedish Defence Research Agency, s. 10.

Leave A Response »

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.