BREZİLYA YENİ DEVLET BAŞKANINI SEÇTİ: JAİR BOLSONARO VE BREZİLYA’DA YENİ DÖNEM

upa-admin 30 Ekim 2018 405 Okunma 0
BREZİLYA YENİ DEVLET BAŞKANINI SEÇTİ: JAİR BOLSONARO VE BREZİLYA’DA YENİ DÖNEM

Brezilya Devlet Başkanlığı seçimlerinin 28 Ekim’de düzenlenen ikinci turu sonucunda, oyların % 55’ini alan emekli asker ve aşırı sağcı siyasetçi Jair Bolsonaro Brezilya’nın 38. Başkanı oldu. Sosyal Liberal Parti’nin (PSL) adayı olan Bolsonaro, seçimlerin ilk turunu da % 46’lık oy oranı ile önde tamamlamış, fakat kazanmasına yetecek oyu (% 50+1) alamamıştı. Bolsonaro’nun ikinci turdaki rakibi İşçi Partili (PT) Fernando Haddad ise, ilk turda % 29,2 olan oy oranını ciddi anlamda arttırmayı başardı; fakat elde ettiği % 44’lük oy oranı ile Bolsonaro karşısında yenilmekten kurtulamadı. Her iki turda da seçime katılım % 80 civarında gerçekleşirken, Bolsonaro, ikinci turda kullanılan 115 milyonu aşkın oydan 57,7 milyonunu aldı. Haddad’ın oyları ise, kendisini destekleyen Bolsonaro karşıtı yaygın gruplara rağmen yalnızca 47 milyonda kaldı.[i] Bolsonaro, Brezilya yasalarına uygun olarak 1 Ocak 2019 günü düzenlenecek törenle Başkanlık görevini Michel Temer’den devralacak.

2018 Başkanlık seçimleri, Brezilya açısından derin toplumsal ayrılıkların su yüzüne çıktığı gerilimli bir sürece sahne oldu. Arkasındaki geniş kamuoyu desteğine rağmen Lula’nın adaylığına izin verilmemesi, Bolsonaro’nun kampanya çalışmaları sırasında bıçaklanarak ağır yaralanması, Brezilya yasalarındaki boşluklardan yararlanan siyasetçilerin ve destekçilerinin Whatsapp grupları kurarak izinsiz ele geçirdikleri cep telefonu numaralarından insanlara taciz boyutuna varan yoğunlukta toplu mesajlar göndermeleri ve bazı Bolsonaro taraftarlarının saldırgan davranışları, seçim sürecinin iz bırakan olayları arasında yer aldı. Bu seçimdeki bir diğer farklılık ise, yerel siyasetteki kariyerine rağmen ulusal düzeyde ilk kez mücadeleye girişen Bolsonaro’nun  hızla büyük bir taraftar kitlesi toplayabilmesi oldu. Seçim kampanyası döneminde kamuoyu önünde rakipleri ile tartışmaktan ve genel akım medyadaki programlara katılmaktan özenle kaçınan Bolsonaro, çalışmalarını kendisine yakın görüşlü kanallarda yayınlanan programlarda tek konuk olarak görüşlerini açıklayarak ve büyük ölçüde sosyal medya üzerinden yürüttü.

Seçimlerin en dikkat çekici yönü, hiç şüphesiz ki Bolsonaro’nun toplumu kutuplaştırıcı söylemleri ve ülkenin 1985’te demokrasiye geçişinden bu yana ilk kez aşırı sağcı ve militarist görüşlerin seçim sürecinde bu denli ön plana çıkması oldu. Ancak kadınlar, farklı ten renginde olanlar ve eşcinseller gibi çeşitli toplumsal gruplar hakkındaki rencide edici söylemleri, Bolsonaro’nun karşıtlarının da uluslararası boyutta destek toplamalarına yol açtı. Bolsonaro’nun kampanya süreci devam ederken yenilgiyi kabul etmeyeceğini açıklaması ise, bağlılığını sıklıkla dile getirdiği ordunun Bolsonaro’ya desteğini hangi boyutlara taşıyabileceğinin ülke kamuoyunda tartışılmasına neden oldu. Bolsonaro yönetiminin Brezilya’yı nereye taşıyabileceği henüz belirsiz olsa da, rejimin “ordu destekli bir sivil otoriter yönetim”e dönüşmesi ve Bolsonaro’nun sıkça eleştirdiği Venezuela’dakine benzer bir yapının ortaya çıkması ihtimaller arasında görülüyor. Brezilya’da gelişmelerin bu yönde seyretmesi ve kutuplaştırıcı ve dışlayıcı söylemlere sahip bir adayın bu denli sivrilebilmesi ise, kuşkusuz merkez sol ve merkez sağ siyaset arasında yıllardır süregelen kavganın toplumu artık bıktırmasına bağlanıyor. Zira 2013’te o dönemde iktidardaki PT’nin karşıtı olarak başlayan gösteriler ve ardından gelen yolsuzluk soruşturmaları ile Dilma Rousseff’in görevden alınması süreçlerinde Brezilya’da merkez solu etrafında toplayan PT ve merkez sağı temsil eden Brezilya Sosyal Demokrat Partisi (PSDB) birbirlerini yıpratırken, yolsuzluk başta olmak üzere ülkenin temel sorunlarının çözümü için yeterlilikleri konusunda kamuoyunu ikna güçleri zayıfladı.[ii] Bu durum ise, sosyo-ekonomik sorunlar, çekişmeler ve yolsuzluklar karşısında “düzen” vadeden ve ekonomide liberalleşme planları ile PT karşıtlarının yakınlığını kazanan Bolsonaro’nun halkı ikna edebilmesini kolaylaştırdı.

2002 yılından bu yana Brezilya’da Devlet Başkanlığı seçimlerini ardarda dört defa kazanan PT’nin seçimi neden kaybettiği sorusunun en önemli cevabının Lula’nın yokluğu olduğunu söylemek ise yanlış olmayacaktır. Hakkındaki yolsuzluk iddiaları nedeniyle ceza alan ve halen hapishanede bulunan eski Devlet Başkanı Lula, uzun süre seçimlerde aday olmasına izin verilmesi için yaptığı başvuruya olumlu yanıt gelmesini bekledi. Bu sürede, Lula ve partisi PT, son dakikaya kadar Lula seçime giremezse kimin aday olabileceğini açıklamaktan kaçındılar. Bir hükümlü olan Lula’nın seçimlere girmesine izin verilmediğinde ise, ancak seçime sayılı günler kala, PT, Sao Paulo Belediye Başkanı Fernando Haddad’ı Başkan adayı olarak ilan etti. Fakat bu gelişme, bağlılığı parti veya ideolojiden çok Lula’ya olan geniş bir kesimin desteğinin kaybedilmesine neden oldu. Seçimlere kadar kalan kısa zaman ise, bir yandan Haddad’ın kendini tanıtması için yetersiz kalırken, diğer yandan da seçilmesi halinde Lula’nın serbest kalması için af çıkarıp çıkarmayacağı spekülasyonları ile geçti. Haddad’ın düzenli olarak hapisteki Lula ile görüşmeye gitmesi ve Lula’nın yayın organlarına gönderdiği kamuoyuna yönelik mektuplar da Haddad’ın bağımsız hareket edebilen bir lider adayı portresi çizmesini engelledi. İkinci turda ise, PT, kampanyasını aşırı sağcı eğilimleri nedeniyle eleştirilen Bolsonaro’nun karşıtlarını birleştirerek onlardan destek almak üzere kurguladı, fakat başarılı olamadı.

Bolsonaro ailesi

Rakipleri tarafından seçilmesi “demokrasi için bir risk”[iii]olarak görülen Bolsonaro’nun iç politikada nasıl adımlar atacağı henüz çok net görülmüyor. Çünkü yolsuzluk karşıtı veya PT karşıtı olmanın uygulamadaki karşılıkları konusunda Bolsonaro ve ekibi net bir eylem planı sunuş değiller. Dış politika açısından ise, Bolsonaro’nun hedeflerinin PT döneminden farklılık ve ülkeyi ABD müttefiki geleneksel dış politika çizgisine geri çekmek olarak özetlenmesi mümkün. Yeni dönemde dış politikanın nasıl yürütüleceğinin ipuçlarını ise Bolsonaro’nun ABD Başkanı Donald Trump ile benzerliği veriyor. Trump hayranı olduğunu gizlemeyen Bolsonaro’nun ailesi de tıpkı Trump’ın çocukları ve damadı gibi siyasetle iç içeler. Bolsonaro’nun ilk evliliğinden olan üç oğlundan Carlos, aktif biçimde babasının seçim kampanyasında görev aldı. Diğer iki oğlundan Flávio bir Senatör, Eduardo ise Temsilciler Meclisi üyesi.[iv] Nitekim henüz kampanya sürecinde oğlu Eduardo, babası Başkan seçildiğinde izleyeceği dış politika hakkında basına demeçler vermeye başladı. Oğul Bolsonaro’nun sözleri, babası Başkan seçildiği takdirde ilk yurtdışı ziyaretini İsrail’e yapması gerektiği ve Brezilya’nın Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıyabileceği gibi görüşler içeriyordu.[v] Brezilya Devlet Başkanlarının ilk resmi gezilerini Arjantin’e yapmaları artık neredeyse bir teamül haline geldiğinden, Bolsonaro’nun göreve başlar başlamaz okyanusun ötesindeki İsrail’e gitmesi pek olası görünmese de, Filistin’i bağımsız bir devlet olarak tanımış olan Brezilya’nın yıllardır takip ettiği iki devletli çözüme destek politikasının bundan sonra aynı kalmayacağı anlaşılıyor.

Brezilya ve Venezuela arasındaki sorunların iki ülke arasında büyük bir anlaşmazlığa dönüşmesi de yine ihtimaller dahilinde görülebilir. Brezilya’nın komşusu Venezuela’da yaşanan siyasal ve ekonomik sorunlar büyük bir istikrarsızlığa ve Brezilya ile Kolombiya başta olmak üzere Venezuelalıların çeşitli Latin Amerika ülkelerinde göç etmelerine yol açtı. Venezuelalı göçmenler ile sınır bölgesinde yaşayan Brezilyalılar arasındaki gerilim ise geçtiğimiz hafta şiddet olaylarına yol açtı. Göçmenler meselesi, halihazırda Venezuela’nın hem Brezilya, hem de çoğu bölge ülkesi ile ilişkilerini germiş durumdayken, Bolsonaro’nun Başkanlığı, Brezilya’nın Venezuela’ya karşı sert tedbirler almasına ve iki ülke arasındaki ilişkilerin daha da bozulmasına neden olabilir.

Görünen o ki, konu ister Filistin, ister Venezuela olsun, Bolsonaro dönemi, Brezilya dış politikasında PT’li Başkanların ve onların çizgisinden büyük bir farklılaşma göstermeyen halihazırdaki Başkan Michel Temer’in yönetimlerinden çok farklı olacak. Bu nedenle, Bolsonaro döneminde dış politikanın Brezilya’nın Güney Amerika’daki bölgesel güç konumunun ve güney ülkeleri arasındaki öneminin arka planda kaldığı ve ülkenin ABD ile yakınlaştığı daha muhafazakâr bir çizgiye geri çekileceği öngörülebilir. Bu durumun ekonomide liberalleşme vadeden Bolsonaro’nun politikalarına yansıması ise, ülkenin bölgeselcilik eğiliminden güney ülkelerine sağladığı kalkınma desteklerine ve BRICS içindeki konumuna dek Brezilya dış politikasının 1990’lardan itibaren attığı pek çok adımın yön değiştirmesi olabilir.

 

Segâh TEKİN

 

[i] Erişim Adresi: https://g1.globo.com/politica/eleicoes/2018/apuracao/presidente.ghtml, Erişim Tarihi: 09.10.2018.

[ii] Felipe Betim, “Entrevista com Maria Hermínia Tavares de Almeida – Acusaram o PT de imitar a Venezuela, mas é Bolsonaro quem se espelha no processo de lá”, El País, Erişim Tarihi: 09.10.2018, Erişim Adresi: https://brasil.elpais.com/brasil/2018/10/08/politica/1539001055_896195.html.

[iii] “Marina Silva vota no Acre no segundo turno e diz que Bolsonaro é ‘risco à democracia'”, Erişim Tarihi: 09.10.2018, Erişim Adresi: https://g1.globo.com/ac/acre/eleicoes/2018/noticia/2018/10/28/marina-silva-vota-no-acre-no-segundo-turno-e-diz-que-bolsonaro-e-risco-a-democracia.ghtml.

[iv] Guilherme Mazui & Fernanda Calgaro, “Saiba quem é quem no núcleo político de Jair Bolsonaro”, Erişim Tarihi: 29.10.2018, Erişim Adresi: https://g1.globo.com/politica/eleicoes/2018/noticia/2018/10/29/saiba-quem-e-quem-no-nucleo-politico-de-jair-bolsonaro.ghtml.

[v] “Brazil Should Shun Venezuela and Embrace Israel, Bolsonaro’s Son Says”, Bloomberg, Erişim Tarihi: 10.10.2018, Erişim Adresi: https://www.bloomberg.com/news/articles/2018-10-10/brazil-to-shun-venezuela-and-embrace-israel-bolsonaro-son-says.

Leave A Response »

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.