NE ABD, NE DE RUSYA TÜRKİYE’SİZ ORTADOĞU COĞRAFYASINI DİZAYN EDEMEZ

upa-admin 15 Ocak 2019 473 Okunma 0
NE ABD, NE DE RUSYA TÜRKİYE’SİZ ORTADOĞU COĞRAFYASINI DİZAYN EDEMEZ

Bir ülkenin gücü, tarihi birikimi, coğrafi konumu ve nüfus yoğunluğu gibi sabit unsurların yanı sıra ekonomisinin büyüklüğü ve askeri kapasitesi gibi unsurların toplamından oluşur. Türkiye, uzun zamandır Mezopotamya’nın topraklarını paylaştığı öteki iki ülke olan Suriye ve Irak’a bu eşsiz coğrafyanın bir barış ve refah havzasına dönüştürülebileceğini anlatmaya çalışıyor.

Verimlilik bakımından Orta Doğu’nun üç bölümü öne çıkıyor. Bunlar; Mezopotamya’ya hâkim olması ve Doğu Akdeniz’e çıkış sağlaması bakımından Suriye, Mezopotamya’nın devamını teşkil etmesi ve petrol kaynaklarına sahip olması bakımından Musul-Basra Havzası ve Orta Doğu su kaynakları, Süveyş ve Nil Deltası gibi stratejik bölgeleri içinde barındırması bakımından Lübnan-Nil Deltası bölgeleridir. Bu bölgeler, aynı zamanda “Bereketli Hilal” olarak değerlendirilmektedir.

ABD’nin Suriye’de resmi olarak 503 adet birliği yer alıyor. Fakat gerçek rakam, çoğu ülkenin kuzey doğusunda olmak üzere, 2.000 dolaylarındadır. Başkan Trump, Pentagon’a askerlerini en kısa sürede Suriye’den çekme emrini verdi. Fakat 2014 yılından bu yana bölgede konuşlanan ABD’nin bölgede halen 15 üssü bulunurken, 3 tanesinin de inşaatları devam etmekte. Bu üsler, Türkiye sınırına yakın PYD/PKK’nın işgal ettiği topraklarda yer alıyor. Ayrıca ABD, coğrafyadaki en büyük silah mühimmat depolarını Rakka’nın kuzeyinde kurdu ve buraya yıl boyu büyük miktarda sevkiyat yaptı. Washington, PYD/PKK’nın işgal ettiği topraklarda yeni üs inşa çalışmalarını sürdürürken, aynı zamanda Fırat’ın doğusuna radar sistemi ve gözlem noktaları kurdu. Bu da yetmiyormuş gibi, Amerikan Ordusu kontrolündeki üslerden hava operasyonları düzenledi. Aynı zamanda Türkiye’nin terör örgütü PKK’nın organik devamı olan PYD/SDG’ye askeri eğitim ve malzeme yapmaya devam etti.

ABD, Türkiye’ye söz verdiği şekilde PYD’ye dağıttığı silahları geri alabilecek mi?

Bilindiği üzere, ABD’li yetkililer Türkiye’ye sürekli DEAŞ (IŞİD) tehlikesi tamamen ortadan kalktığı an PYD’ye verdikleri silahların hepsini geri alacağını ifade etmişti. Şimdi ise, Başkan Trump’ın DEAŞ’ın neredeyse tamamen yok olduğunu açıklaması ve Suriye’den çekilme kararı sonrasında Washington’un sözünü tutup tutamayacağı merak ediliyor. Fakat şu gerçek görülmelidir ki, ABD’nin örgütle ilişkisi taktiksel ve geçici değil. ABD, tüm askeri unsurlarını bölgeden çekmeyecek. Zaten bir kısım askeri kuvvetini Irak’ta tutarak, gerekli gördüğü zaman yeniden Suriye’ye müdahale hakkını saklı tutuyor. Asıl önemli nokta, “yerel ortaklarla çalışmaya devam edeceğiz” derken burada PYD’den söz etmesidir. Son olarak, Trump’ın Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton, Türkiye’den Suriye’de Kürt güçlere karşı askeri harekatın düzenlenmemesi hususunda garanti almaya çalışmıştı.

Bazı üst düzey Kürt yetkililer, ABD’nin Suriye’den çekilmesi durumunda Rusya’nın arabulucuğunda siyasi bir uzlaşmaya varmayı hedeflediğini ifade etmişti. ABD’nin bu süreci karşıdan seyretmesini beklemek son derece zor. Çünkü Rusya’nın önderliğinde Esad yönetimi ile yeni bir yol çizilmesi ABD’nin Orta Doğu’daki planlarını alt üst edecektir. PYD’nin amacı ise, “ABD’ye benden vazgeçersen hiç tereddüt etmeden Rusya’nın masasına otururum” mesajını verebilmek. Öyleyse ABD’nin çekilmesi sonrası, Esad hakimiyetini kaybettiği bölgeleri yeniden kontrol atlına alabilir mi? Esad, kendi rejiminin garanti altına alınması ile beraber ülkenin kuzeyinde anlaşabileceği bir Kürt yönetimine tepki vermeyebilir. Çünkü Rusya’nın da Suriye’nin kuzeyinde meydana gelecek Kürt yönetiminden çok da rahatsız olmayacağını söyleyebiliriz. ABD’nin esas amaçlarından biri, Türkiye ile Rusya’nın bir şekilde arasını açarak, bölgede Türkiye’yi yalnızlaştırmak ve kendi bölge politikalarını takip etmeye zorlamaktır.

Türkiye’nin ABD’den istediği en önemli şey ise, 1952 yılından bu yana NATO müttefiki olarak gördüğümüz ABD ile gerçek anlamda müttefiklik ilişkileri yürütmek. Fakat geçmişte olan birçok konu gibi, bugün de, ABD, Türkiye ile olaylara aynı pencereden bakamıyor ya da bakmak istemiyor. Ancak şu husus unutulmamalıdır ki, ne Rusya, ne de ABD, Türkiye’nin masada olmadığı bir düzlemde bu coğrafyada yeni bir düzen tesis edemezler. İki büyük gücün vekaleten birbirlerine karşı kullandıkları terör gruplarının Türkiye’nin yanı başında meşrulaştırılmasına ise Ankara tarafından asla izin verilmeyecektir.

 

Furkan KAYA

Leave A Response »

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.