SİVİL TOPLUMCU ÇİĞDEM DENİZ’LE MÜLAKAT

upa-admin 28 Ocak 2019 478 Okunma 0
SİVİL TOPLUMCU ÇİĞDEM DENİZ’LE MÜLAKAT

Murat Topçu: Sizi tanıyabilir miyiz, kendinizden bahseder misiniz?

Çiğdem Deniz: 1972 Ağrı doğumluyum. İlkokula İstanbul’da başladım. Daha sonra eğitimime memleketim olan Ağrı’da devam ettim. Kalabalık bir ailenin en küçük çocuğuyum.  Ailenin en küçüğü olmam, beraberinde devlet memuru olan ağabeylerim ve ablalarımla tayinleri nedeniyle Türkiye’nin özellikle de Doğu Anadolu’nun birçok ilinde bulunmama vesile oldu. Liseyi bitirdikten sonra geleneksel törelere göre evlendirildim.

Eylül 1991’de Berlin’nin eski Doğu Almanya bölgesine aile birleşimi yoluyla bir çocuk annesi olarak geldim. Almanya’ya geldiğim ilk yıllarda şartlar gereği ilk yaptığım meslek eğitimi kuaförlük üzerineydi. Daha sonraki yıllarda muhasebe ve işletme üzerine bir meslek eğitimi alıp, kendi işyerlerimi kurdum. Restaurant ve kafe işletmeciliği yaptım. Berlin’de ilk bayanlar kahvesini açtım. 1990’lı yılların sonlarına doğru Psikolojik Danışmanlık üzerine bir meslek eğitimi daha aldım ve Natüropat olarak görev yaptım. Bunun yanı sıra, gönüllü olarak birçok kurum ve kuruluşta görev alarak, Berlin’de yaşayan vatandaşlarımıza yardımcı olmaya çalıştım.

22 yıl Berlin’de yaşadıktan sonra, 2013 yılında özellikle çocuklarımın eğitimi için Bavyera eyaletine bağlı olan Aschaffenburg’a taşındım. Bir yandan Aschaffenburg Belediyesi’nde tercüman olarak çalışmaya başladım, bir yandan da Münih Üniversitesi’nin sunduğu imkânlarla Kültürlerarası İletişim uzmanlığımı yaptım. Şu anda Bavyera eyaleti Aileden Sorumlu Bakanlığı’nın finansmanını üstlendiği uyuma yönelik projelerde Proje Yöneticiliği yapıyorum. Son 5 yıldır Aschaffenburg Belediyesi’nin buradaki kurum ve kuruluşlara sunduğu Kültürlerarası İletişim Seminerleri’ni yürütüyorum.

Ocak 2018’de, benimle aynı hedefi olan bir grup arkadaşımla burada bir Sosyal Dayanışma Derneği kurdum. Burada yürüttüğümüz entegrasyon ve uyuma yönelik bir çok uyum projemiz var. Bunların yanı sıra, yaşadığım bölgedeki VHS’lerde (Halk Eğitim Merkezleri) yetişkin Almanlara yönelik Türkçe dil kursları sunuyorum. Kültürümüzü tanıtmanın en zevkli olan bölümü mutfak. Bu yüzden de ayrıca ayda bir Anadolu mutfağını tanıtan yemek akşamları yapıyorum.

Aslında çok uzun konuştuğumun farkındayım, fakat bir konuya daha değinmeden geçemeyeceğim. Yaptığım bu sosyal projeler ve danışmanlıklar sırasında farkına vardığım başka bir açık da, yaşadığımız bölgedeki Müslüman hastalara olan manevi desteğin eksikliğiydi. Bu yüzden 2017 yılında bu konuda Augsburg’da meslek eğitimi aldım ve öbür işlerimin yanı sıra Aschaffenburg Şehir Kliniği’nde haftada 2 gün olmak üzere gönüllü olarak çalışıyorum ve orada ihtiyacı olan hastalara ve ailelerine manevi destek vermeye çalışıyorum.

Murat Topçu: Derneğiniz hangi tarihte kuruldu? Derneğinizin geçmişten bugüne ne gibi faaliyetleri oldu? Derneğinizin misyonu ve de vizyonu hakkında bilgi verir misiniz?

Çiğdem Deniz: Az önce de kısaca değindiğim gibi, biz bir grup gönüllü olarak Ocak 2018 tarihinde Aschaffenburg’da bir Sosyal Dayanışma Derneği kurduk. Derneğimizin ana ilkesini “İnsanoğlu göçebe bir halktır” ibaresi oluşturmaktadır. Bizim için yaptığımız tüm işlerin merkezinde, kökeni, ideolojik düşüncesi, dini, dili ve ırkı ne olursa olsun hiçbir ayırım gözetmeksizin insanın kendisi bulunmaktadır. Uzun bir tasarı ve hazırlık süresi ve Ocak 2018’de yaptığımız kuruluş toplantımız sonrasında 19 Nisan 2018 tarihi itibariyle yasal bir dernek statüsünü almış bulunmaktayız. Ana ilkemiz ve sloganımızdan yola çıkarak, Aschaffenburg’daki derneğimize “Migranten für Migranten e.V.” yani “Göçmenler için Göçmenler” adını verdik.

Bizlerin, çoğunluğu özel ve kamu kurum ve kuruluşlarda göçmenlerin eğitim ve entegrasyonu alanlarında çalışan arkadaş ve meslektaşlarız. Yıllardır sağlam ve oturmuş iş ve özel bağlantılarımız sayesinde kısa bir sürede Aschaffenburg ve çevresinde çok iyi işlere imza atmayı başardık ve kabul gördük. Derneğimiz şu anda bölgede uzun vadeli yerleşmiş iki önemli projeyi başarı ile yürütmektedir. “MotherSchools” (Anne Okulu) Aschaffenburg projesi Bavyera Aile, İş ve Sosyal Devlet Bakanlığı’ndan ve “Women Without Borders” (merkezi Viyana’da olan uluslararası bir kadın örgütü) tarafından, diğer projemiz olan “Elterntalk” (Aileler Sohbet Ediyor) ise Bavyera eyaleti tarafından finanse edilmektedir. En yeni projelerimizden biri olan “Dialog mit Geschmack” yani “Lezzetli Sohbetler” de oldukça kabul gördü. Aylık kahvaltılar halinde sunduğumuz bu kahvaltılarımız bayanlara yönelik. Her kahvaltıdan önce bayanlarımızı ilgilendiren, bayanlarımızın bize taşıdığı sorunları, soruları ve bilgilenmek istedikleri konularda uzman misafirler davet edip, kısa, öz ve sade bir dille seminerler sunuyoruz. Bu seminerlerden sonra, uzmanlarımız kahvaltıya katılıp, sohbete birebir yada küçük gruplar halinde sohbete devam ediyorlar. “Anne Okulu” projesinde gösterdiğimiz başarıdan ve tabii ki ihtiyaç olmasından ötürü, bu yılın Ocak ayından itibaren Baba Okulları’nın kurulması için de çalışmalara başladık.

Murat Topçu: Sizce özellikle de Almanya’da gurbetçi gençlerimiz politikayla ilgili mi? Bu konudaki düşünceleriniz nelerdir?

Çiğdem Deniz: Uzun değil, çok kısa bir süre öncesine kadar çocuklarımız burada en fazla Lise’ye kadar okuyordu, çoğu liseyi bile bitiremiyordu. Genel eğitim oranı bu kadar düşükken, bırakın politikada etkili olmayı, ilgili olmaktan bahsetmek bile zor. Gençlerimizin ilgisinin az olmasının sebeplerinden biri de bence buradaki yetişkinlerimizin Türkiye’deki siyasetle ilgilendiği kadar buradaki siyasetle ilgilenmiyor olmaları. Bu da elbette yetişmekte olan gençlerimize bir model teşkil ediyor. Onun için de, bizim yaşantımızı doğrudan etkileyen politik kararlarda fazla etkili olamıyoruz.

Murat Topçu: Almanya’da yaşayan gurbetçi vatandaşlarımız sizce Almanya siyasetinde etkili ve önemli bir aktör olabildiler mi? Bu konudaki düşünceleriniz nelerdir?

Çiğdem Deniz: Biz Almanya’da azımsanmayacak bir sayıya ve küçümsenmeyecek bir geçmişe sahibiz. Artık şu anda burada dördüncü nesil yaşamakta; fakat maalesef halen göçmen statüsündeyiz ve entegrasyon ve uyumdan bahsediyoruz. Elbette çok başarılı akademisyenlerimiz ve işadamlarımız da var. Ama her alanda daha çok çalışmalıyız. Eğer ekonomik, sosyal ve de eğitim konularında ortalamada Almanları yakalayabilirsek, bu sorunların birçoğu ortadan kalkar.

Murat Topçu: Politika hayatın tam kendisidir” diye ünlü bir söz var. Siz bu düşünceye katılıyor musunuz ?

Çiğdem Deniz: Kesinlikle bu söze katılıyorum. Politika tarihin her zaman diliminde en önemli konulardan birisi olmuştur. Politikada etkili olmak için yaşadığınız toplumun bir parçası haline gelmiş olmamızın yanı sıra, eğitim ve sosyoekonomik statümüzle de etkili olabilecek kapasitede olmamız gerekir.

Murat Topçu: Avrupa genelinde tüm ülkelerde ortak sorunlar ırkçılık, entegrasyon ve işsizlik. Sizce bu sorunlar nasıl çözülebilir?

Çiğdem Deniz: Az önce dernek çalışmalarımızdan bahsettim. Doğru bir uyum ve entegrasyon politikası ile sorunların hepsi olmasa bile birçoğu kendiliğinden çözüme ulaşabilir. Almanya Devleti artık yıllardır uyguladığı yanlış politikaların farkına varmaya başladı. Ama entegrasyon uzun bir süreçtir. Çeyrek asırdır burada yaşamasına rağmen hâlâ yaşadığı ülkenin dilini bile öğrenmeyen insanların başarılı olmaları ve Alman toplumuna entegre olmaları beklenemez. Onun için de, bu konuda her bir bireye görev düşmektedir.

Murat Topçu: Sizi tanımlayacak hobilerinizi bilmek isteriz?

Çiğdem Deniz: Ben yıllardır çok severek yazıyorum. Şiir yazmayı çok seviyorum. Türkiye’de 2010 yılında Suskun Hüzün ve 2012 yılında Söyleyemediklerim  isimli çıkardığım iki tane şiir kitabım var. Mümkün olduğu kadar yaşadığım bölgelerde edebiyat ve şiir alanlarındaki derneklerde faaliyetler gösterip, buradaki gençlerimize Türk dilini tanıtmaya ve sevdirmeye çalışıyorum. Ayrıca araba kullanmayı çok seviyorum. Seminerlerim nedeniyle sık olarak yolculuk yapıyorum ve mesafe ne kadar uzak olursa olsun arabamla seyahat ediyorum.

Murat Topçu: Girişimcilik sihirli bir kelime. Peki sizce ne anlam ifade ediyor?

Çiğdem Deniz: Girişimci olabilmek için cesaret, özgüven ve kararlılık gerekir. Ama bence altyapı da çok önemli olmalıdır. Yapacağınız işe bilgi ve donanım olarak hakim olmalısınız. Ancak tüm özellikler bir araya geldiğinde başarılı olmak mümkün.

Murat Topçu: Sizce önümüzdeki dönemde gurbetçilerimizin Almanya’daki sosyal, siyasi ve kültürel statüleri nasıl gelişecek? Önümüzdeki 10 yıl için neler bekliyorsunuz?

Çiğdem Deniz: Yeni nesil gençlerimiz daha eğitimli ve daha bilinçli. Bu da beraberinde sosyal, politik ve kültürel anlamda daha etkin olmamızı sağlayacaktır. Bu konuda birey olarak kendi payıma düşeni layıkıyla yapabilmek için buradaki tüm kurum ve kuruluşlara, okullara ve özel sektöre Kültürlerarası Danışmanlık yapıyorum.

Murat Topçu: En son okuduğunuz kitap ve en son izlediğiniz film?

Çiğdem Deniz: Şu anda Şinasi Dikmen’in “Integriere dich doch Opa” isimli kitabını okuyorum. Uzun zamandır film izlemiyorum.

Murat Topçu: Hayatta keşke dediğiniz bir pişmanlığınız var mı? Varsa nedir?

Çiğdem Deniz: Hayat felsefemde pişmanlık duymak yoktur. Yaşadığımız herşeyin bir amacı ve bize bir katkısı olduğuna inanıyorum. Bu yüzden de keşke dediğim bir pişmanlığım yoktur.

Murat Topçu: Buradan son olarak okurlarımıza vermek istediğiniz mesaj nedir?

Çiğdem Deniz: Dünyanın ve insanların sevgi ile yaratıldığına inanıyorum. 2019 yılının tüm insanlığa sevgi, sağlık ve barış getirmesini, tüm dünyada savaşların bitmesini, insanlığı karanlıktan aydınlığa çıkarmasını ve her bir bireyin bu konuda üstüne düşen görevi yerine getirmesini diliyorum. Sevgilerimle…

 

Röportaj: Murat TOPÇU

Tarih: 28.01.2019

Leave A Response »

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.