ABD BAŞKANI DONALD TRUMP’IN MEKTUBUNDA AZERBAYCAN’LA İŞBİRLİĞİNİN ÜÇ PRENSİBİ

upa-admin 13 Haziran 2019 322 Okunma 0
ABD BAŞKANI DONALD TRUMP’IN MEKTUBUNDA AZERBAYCAN’LA İŞBİRLİĞİNİN ÜÇ PRENSİBİ

Günümüz küresel jeopolitik manzarasında karışıklıklar ve belirsizlikler artıyor. Devletler arasında ilişkilerde gerilim tırmanıyor, yeni risk ve zıtlıklar meydana geliyor. Böyle bir durumda, büyük devletlerin bağımsızlığını yeni kazanan ülkelerle ilişkilerini hangi prensipler doğrultusunda inşa etmek istediklerinin netlik kazanması büyük önem arz ediyor. ABD Başkanı Donald Trump’ın Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’e göndermiş olduğu mektup, işte tam da bu açıdan ilgi doğurmaktadır. Doğal olarak, genellikle bir tebrik mektubunda politikanın detaylarına yer verilmez. Fakat her tebrik mektubunda da somut işbirliği teklifleri yer almaz. Oysa ABD Başkanı, bu kısa mektubunda Azerbaycan’la ilişkilerin çok önemli taraflarına yer vermiştir. Bu hususların küresel ve bölgesel jeopolitik hareketlilik bazında analizine gerek duyulmaktadır.

Tarihi başarının itirafı: Devlet geleneği ve entellektüel potansiyele sahip millet

Dünya, jeopolitik açıdan küresel çapta çok karışık durumda. Her an her ülke için riskli gelişmeler meydana gelebilir. Özellikle büyük güçler beklenmedik adımlar atabilirler. Böyle bir ortamda, bulanık suda balık avlamak isteyen güçler diğerlerinin iç meselelerine karışma ve ya iftira atma girişiminde bulunabilirler. Azerbaycan aleyhine kendisine dostça tavır sergilemeyen güçlerin belirli aralıklarla çirkin kampanyalar yürütmeleri buna örnek teşkil edebilir. Bazı durumlarda ise, Azerbaycan’ı tahrif edilmiş bir görünümde sunmaya çalışmakla ülkenin dış politikasına gölge düşürmeye, başarılarını gizli tutmaya ve uluslararası işbirliği kanallarına zarar vermeye çalışıyorlar. Son dönemlerde de böyle bir girişime şahitlik ettik.

Fakat yaşananlar asıl gerçekleri açık şekilde göstermektedir. Tüm yalan ve iftiralara rağmen, dünyanın en kudretli devletleri Azerbaycan’la yakın işbirliği yapmaya hazır bulunduklarını daima beyan ediyorlar. Amerikan Başkanı Donald Trump’ın geçtiğimiz günlerde Azerbaycan Cumhurbaşkanı’na göndermiş olduğu kutlama mektubu da, bu tezi bir kez daha onaylıyor.

Söz konusu mektup, Azerbaycan’ın ulusal bayramı olan Cumhuriyet Günü dolayısıyla yazılmıştır. Adeta genel ifadelerden oluşan bu tür mektuplarda somut teklif veya tezlere ender rastlanıyor. Oysa Trump’ın mektubu, somut bazı işbirliği tezlerinden oluşuyor. Dünyanın en güçlü devletinin Başkanı, Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile ilişkilerin yönlerini kısa, fakat kapsamlı şekilde ifade etmiştir. Doğal olarak, önce Cumhuriyet Günü dolayısıyla Azerbaycan Cumhurbaşkanı’nı ve Azerbaycan halkını kutlayan Donald Trump, 1918 yılında Azerbaycan Halk Cumhuriyeti’nin kurulmasını tarihi bir başarı olarak nitelemiştir. Trump, düşüncelerini sürdürerek, mektupta, ”Yüzyılı aşkın bir sürenin ardından, Amerika Birleşik Devletleri, tüm Azerbaycanlılar’la beraber bu başarıları kutlamaktan memnun” sözlerine de yer vermiştir.

Bu noktada devletçi yaklaşım açısından önemli bir tez ifade edilmiştir. ABD, geçtiğimiz yüzyılın başlarında kurulan demokratik Azerbaycan devletini halkın iradesinin, devletçi geleneğin ve entellektüel potansiyelin doğrudan sonucu olarak görüyor. Yani Birleşik Devletler, bağımsız Azerbaycan Halk Cumhuriyeti’ni birtakım güçlerin sunmaya çalıştığı gibi birilerinin merhameti veya hediyesi değil de, halkın mücadelesinin ve yüksek iradesinin tarihi başarısının sonucu olduğunu ifade ediyor.

Bu açıdan sahte tarihçilerin gerek Ermenileri, gerekse de Gürcüleri örnek almaya çalışmaları gerçekleri yansıtmaktan uzak bir çaba olarak görülmektedir. Azerbaycan demokrasisinin, bağımsız devlet oluşumunun temeli ülkenin tarihine, milletin kimliğine, kendi potansiyeli doğrultusunda tarihin farklı dönemlerinde yeni başarılar elde etmesine dayanmaktadır. Donald Trump, bu özellikleri tek bir cümlede ifade etmeye çalışmıştır. Aynı zamanda, bu olayı başarı gibi kabul ederek, Amerika’nın, bu başarının sürdürülmesinden yana olduğunu ifade etmiştir. Bu husus, Azerbaycan’ın devlet oluşumu sürecine doğrudan saygının göstergesi olmanın yanı sıra, şimdiki aşamada ülkede gerçekleştirilen politikanın tamamen bağımsız olmasına duyulan sonsuz inamı ifade ediyor.

Bu düşünce ışığında, mektupta, gerek Azerbaycan’ın bölgede jeopolitik rolüne biçilen değer, gerekse de Bakü-Washington hattında işbirliğinin perspektifleri konusunda net istikametlerin ifadesi son derece büyük ilgiye neden olmaktadır. ABD’nin, Azerbaycan’ı Güney Kafkasya’nın lideri olarak değerlendirdiği de açık şekilde görülüyor. Amerika, bunun için haklı gerekçelerinin olduğunu düşünüyor. Söz konusu gerekçeler üç prensipte ifade edilmektedir.

Üç prensibin ışığında: Amerika, ilişkilerin derinleşeceğini umuyor

Öncelikle, Azerbaycan, bölgede jeopolitik dengeyi sağlayan güç olarak uluslararası güvenliğe, özellikle Avrupa’nın enerji arz güvenliğine katkı sağlıyor. İkincisi, Azerbaycan, işbirliği formatlarına somut projelerle anlam kazandırıyor ve söz konusu formatları değerini arttırıyor. Üçüncüsü, Azerbaycan, demokrasiye dayalı devlet oluşturulması yönünde sürekli reformlar gerçekleştiriyor. Yapılan reformlarda hukukun üstünlüğünün sağlanması başlıca hedef olarak büyük önem arz ediyor. Bu hususları detaylı şekilde ele almamız gerekmektedir.

Kaydettiğimiz birinci prensip mektupta şöyle ifade edilmiştir: ”Ülkelerimiz arasında müşterek çıkarlar üzerinde inşa edilen güçlü ortaklık mevcuttur. Azerbaycan’ın uluslararası güvenliğe sağladığı katkıları… değerlendiriyorum… Ayrıca Yukarı Karabağ sorununun barışçıl yolla kalıcı çözümüne ilişkin AGİT Minsk Grubu sürecinde Sizin kişisel iştirakinizi takdir ediyoruz.’

Washington’un, Azerbaycan’ın diğer büyük devletlerle dengeli işbirliği kurmasına güveninin tam olduğu görülüyor. Bu nedenle de, Amerika ile güçlü ortaklığın varoluşu doğal ve öngörülen faktör olarak kabul edilmektedir. Bu ortaklığın ”müşterek çıkarlar üzerinde kurulması” sürecin devamlı, sistemsel ve somut kriterler doğrultusunda yürütüldüğüne işaret ediyor. Trump’ın, bu işbirliğinin perspektifine güveninin tam olmasını en başlıca husus olarak kaydetmek gerekir.

ABD Başkanı, düşüncelerini somut örnekler doğrultusunda netleştiriyor. Azerbaycan, uluslararası güvenliğe katkı sağlayan projeler gerçekleştiriyor ve işbirliği formatları sunuyor. Güney Kafkasya’da Azerbaycan dışında bu tür girişimlerde bulunan başka bir devlete rastlanamıyor. Bu yüzden, Trump, kıyaslama yapmaya bile gerek görmüyor. Bunun yerine, Azerbaycan Cumhurbaşkanı’nın Ermenistan-Azerbaycan Yukarı Karabağ sorununun çözümüne ilişkin adil, akıllı ve uluslararası hukuk normlarına tam uygun gelen tutumundan dolayı duyduğu memnuniyeti ifade ediyor.

Böylece, Donald Trump, Azerbaycan dış politikasının çok önemli bir özelliğine işaret ediyor. Konunun ilginç yanı, Azerbaycan yönetimi, dengeleme politikasını sadece ulusal çıkarlar üzerinde oluşturuyor. Bu açıdan baktığımızda, ülkenin yabancı devletlerle işbirliği ve Yukarı Karabağ sorununun çözümünde adaletli tutum sergilemesi arasında yakın bağlılığı görebiliriz. Dış politikanın söz konusu iki özelliği birbirini tamamlamaktadır. Amerikan yönetiminin, İlham Aliyev’in izlediği politikanın bu yönüne özellikle ilgi duymasının memnuniyet verici bir husus olarak görülmesi gerekiyor. Dolayısıyla, Ermenistan yönetiminde bulunanların kışkırtıcı faaliyetlerinin sonuca ulaşmadığı açıkça görülüyor.

İkinci husus, mektupta, ”…Güney Gaz Koridoru girişimini ileri sürerek Avrupa’nın enerji arz güvenliğinin sağlanması konusunda kişisel liderliğinizi değerlendiriyorum” şeklinde ifade edilmiştir. ABD Başkanı, Azerbaycan Cumhurbaşkanı’nın enerji alanında işbirliği sürecine liderlik yaptığını ve yön verici rol oynadığını itiraf ediyor. Güney Gaz Koridoru projesi, uluslararası işbirliği formatı olarak bu bağlamda büyük önem taşımaktadır.

Bunun yanı sıra, Azerbaycan Cumhurbaşkanı, diğer projelerin de girişimcisi olarak Batı’nın enerji güvenliğinin sağlanması açısından ciddi bir rol oynamaktadır. Böylece, Washington, Azerbaycan’ı bölgesel işbirliğinin mimarı olarak kabul ettiğini belirtiyor. Azerbaycan’ın, küresel enerji güvenliğine önemli katkılar sağladığına vurgu yapılıyor.

Nihayet, üçüncü husus şu şekilde ifade edilmiştir: ”Azerbaycan’da reformlarla ilgili, özellikle hukukun üstünlüğü konusunda Azerbaycan halkının çıkarlarına hizmet edecek ve işbirliğinin derinleşmesi için olanak sağlayacak tüm adımları alkışlıyoruz’‘. Amerikan yönetimi, Azerbaycan’da reformların derinleştiğini ve devamlı olduğunu belirtmenin yanı sıra, hukukun üstünlüğünün sağlanmasına özellikle önem verdiğine vurgu yapıyor. Genel anlamda ise, ülke yönetiminin kararlı bir şekilde gerçekleştirdiği reformların doğru biçimde yapıldığına emin olduğunu ifade ediyor. Çünkü reformlar Azerbaycan halkının çıkarlarına hizmet etmenin yanı sıra, uluslararası işbirliği için de kapsamlı perspektifler sunuyor. Bu husus, iki ülke arasında ilişkilerin derinleşmesinin etken faktörü olarak kabul ediliyor.

Tüm bu hususlar doğrultusunda, Donald Trump, diğer bir isteğini de şöyle ifade ediyor: ”Ortaklığımızın önümüzdeki yıllarda da gelişmesini samimiyetimle temenni ediyorum.” Nitekim Washington, net bilgilere dayanarak, analiz ve öngörüler doğrultusunda Azerbaycan’la işbirliğinin mutlak şekilde derinleştirilmesi gerektiği kanaatindedir. Kuşkusuz, bu, Azerbaycan yönetiminin büyük politik başarısıdır. Bu yönde daha yeni başarıların elde edileceğine sarsılmaz bir güven duyulmaktadır. Çünkü ülke, emin ellere emanet edilmiştir.

Newtimes.az

Leave A Response »

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.