TÜRKİYE’DEKİ SOSYAL BELEDİYECİLİK UYGULAMALARI VE ÖRNEKLERİ

upa-admin 17 Eylül 2019 306 Okunma 0
TÜRKİYE’DEKİ SOSYAL BELEDİYECİLİK UYGULAMALARI VE ÖRNEKLERİ

Giriş

Sosyal devlet kavramının zayıflamasıyla beraber, belediyeler, ülkemizde ve dünyada yol, su, çevre temizliği gibi faaliyetlerine ek olarak, sosyal yardım ve sosyal hizmet faaliyetleri de yaparak alanda oluşan boşluğu doldurmaya çalışmaktadır. Küreselleşme her ne kadar ulaşılan mal ve hizmetleri arttırsa da, aynı oranda yoksulluğu ve ihtiyaçları da arttırmıştır. Kişiler, insani ve temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanmakta ve sosyal-kültürel etkinliklere katılmakta maddi olanaksızlıklardan ötürü zorluk yaşamaktadırlar. Sosyal Belediyecilik ise, yerelde bu sorunlara çözüm sunmaya çalışmaktadır.

Sosyal Belediyecilik

Belediyeler vatandaşlarının temel de üç sorununa çözüm bulmak durumundadır. Birincisi; toplumun işleyiş ve yapıdan kaynaklı, ciddi boyutlarda olan işsizlik, yoksulluk ve dilencilik gibi sorunlar, ikincisi; belediyenin sınırları çerçevesinde oluşan afetlerden mağdur olan kişilerin ihtiyaçlarını karşılamak, üçüncüsü ise; çevresel şartlardan temelde kötü etkilenen yaşlılar, engelliler ve çocukların ihtiyaçlarını karşılamaktır. Belediyelerin bugün yaptığı sosyal belediyecilik faaliyetleri bu üç kaynaktan gelmektedir (Dündar, 2011: 122). Tabii ki bu ihtiyaçların giderilmesinin yanında eğitim faaliyetleri ve sosyal kültürel etkinlikler de sosyal belediyecilik çatısı altında değerlendirilmektedir.

Sosyal Belediyecilik başlığının altında sayılabilecek faaliyetleri şöyle özetleyebiliriz: (Akdoğan, 2006’dan akt. Sönmez, 2010: 67)

  • Kimsesizlerin, evsizlerin, sokak çocuklarının ve muhtaç kadınların barınma ihtiyaçlarını karşılamak,
  • Öksüzlere çocuk yuvaları ve kreşler yapmak,
  • Yaşlılara huzurevi sağlamak,
  • Sağlık merkezleri, sağlık ocakları, gezici sağlık otobüsleri, ön tanı merkezlerini hizmete sunmak,
  • Hasta yakınları için hastane yakınlarına misafirhane sağlamak,
  • Kültür, sanat ve spor tesisleri açmak,
  • Tiyatro, sinema ve kütüphane gibi kültür merkezleri oluşturmak,
  • Fakir, muhtaç ve yaşam mücadelesi veren kesimlere aşevleri ve imarethaneler açmak,
  • Özürlüler için ulaşım, eğitim ve sosyo-kültürel ortamlarda kolaylık sağlayıcı tedbirler almak,
  • Beceri ve meslek edindirme kursları açmak,
  • Park, bahçe ve piknik alanlarını arttırmak,
  • Doğal dengeyi koruyan ve çevresel şartları düzenlenmiş, ucuz konut alanları sağlamak,
  • İş kuracak kadın ve gençler için rehberlik yapmak, makine ve ekipman sağlamak,
  • Tanzim satış mağazaları ve ekmek fabrikaları kurmak,
  • Gıda, kömür, kırtasiye, ilaç yardımı yapmak,
  • Toplumsal gruplar, sivil toplum kuruluşları ve kitle örgütlerine rehberlik etmek, onlarla yardımlaşma ve dayanışmayı geliştirmek,
  • Gençlerin engellilerin ve kadınların sosyalleşmesini sağlayacak merkezler açmak.

Batı ülkelerinde sosyal belediyecilik kavramının “social municipality”(sosyal belediyecilik), “social municipality services” (sosyal belediyecilik hizmetleri) ve “social based municipality”(sosyal temelli belediyecilik) gibi benzer şekillerde kullanıldığı görülmektedir.      Dünyada sosyal belediyecilik anlayışını anlayabilmek için göz önünde bulundurulması gereken önemli noktalardan biri; yerel yönetimlerin aynı zamanda merkezi idarenin bir alt birimi olarak faaliyet göstermeleridir. Dolayısıyla, bu kurumun yapıları, fonksiyonları, yönetim biçimleri, büyüklükleri ve merkezi idare ile ilişkileri ülkeden ülkeye değişiklik göstermektedir. (Beki, 2009: 65)

Avrupa ülkelerinde bizimle karşılaştırıldığında; sosyal belediyecilik uygulamaları ağırlıklı olarak tavsiye, bilgi ve danışmanlık, sosyal bakım ve sosyal koruma, sağlık ve güvenlik, alan geliştirme, konut, eğitim hizmetleri, eğlence-dinlenme-kültür, piyasa düzenlemeleri ve işletmelere ilişkin hizmetler, çevre düzenlemesi ve çevre planlaması, caddeler ve ulaşım ile gıda hizmetleri üzerinde yoğunlaşmaktadır (Ünal ve Caner, 2014: 39). Türkiye’de belediyeler Avrupa ülkelerinin aksine uzun bir süre yasalar ile meydana getirilmiş ve merkezi yönetimden tamamen bağımsız olarak düşünülmemiştir. Belediye kelimesi, kavram olarak belirli bir bölgede yaşayan halka sağlanan hizmetler ve bölgenin temel ihtiyaçlarının giderilmesine ilişkin işlerin idaresini ifade etmektedir (Göymen, 1997 den akt. Başçı ve Kaya, 2018: 45). Ülkemizde sosyal belediyecilik olarak isimlendirilen faaliyetler 1970’li yıllarda başlamış ve 1990 yıllarda belediyelerin sosyal görevleri daha önemli hale gelmiştir. 2000’li yıllarda ise, bu idari ve toplumsal dönüşüm yasal düzenlemelere yansımıştır. Son dönemde yapılan yasal düzenlemeyle birlikte; 5393 sayılı Belediye Kanunu ve 5216 sayılı Büyükşehir Belediye Kanunu belediyelerin yaptığı bu faaliyetlere yasal bir dayanak olmuştur.

Türkiye’den Başarılı Sosyal Belediyecilik Örnekleri

Türkiye’de yapılan sosyal belediyecilik faaliyetlerinde ulaştığı kitleyle, doğru bütçe kullanımıyla, bir projeyle birçok ihtiyaca cevap vermesiyle, etkinliğiyle kanımızca fark yaratan örnekler:

Karşıyaka’nın Filizleri

1. Karşıyaka’nın Filizleri Projesi

Proje, Anayasa Mahkemesi’nin 2008 yılında belediyelerin doğrudan üniversite öğrencilerine burs vermesini engelleyen yasayı yürürlüğe koymasından sonra üniversite de öğrenim hayatlarını zor şartlarda devam ettiren öğrencilere destek olmak amacıyla doğmuştur. Projenin amacı; yerel yönetim sürecine vatandaşları dahil ederek ilçeyi birlikte yönetmeyi kolaylaştırmaktır. Oluşturulan koordinasyon ile her kesimden Karşıyakalının birbirleriyle yardımlaşması sağlanmaktadır. Eğitimde fırsat eşitliği sağlamak ve dar gelirli üniversite öğrencilerine destek olmak amacıyla, Karşıyaka Belediyesi “Karşıyaka’nın Filizleri’ni Geleceğe Hazırlıyoruz – Her Apartman ile Bir Öğrenci Okutuyoruz” projesini hayata başlattı. Apartman sakinlerinden büyük destek gören proje; taksi duraklarından meslek odalarına, belediye çalışanlarından muhtarlara kadar farklı kesimlerin de katkılarıyla hızla büyümüştür. Proje çerçevesinde, son rakamlara göre 700 öğrenciye aylık 300’er lira burs desteği sağlanmaktadır. Her kesimden gönüllülerin katkılarıyla üniversite öğrencilerine burs desteği sağlayan Karşıyaka’nın Filizleri Projesi, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı ve Küresel Dernekler Forumu (ORUFOGAR) tarafından 5 kıta, 30 ülke ve 150 şehre ‘Uygulanabilir Örnek Proje’ olarak gösterilmiştir. İspanya’nın Vitoria kentinde yapılan sertifika töreninde belediye adına orada bulunan ekip, sertifikayı ORUFOGAR Başkanı Abdessamad Sekkal’den almıştır. Sekkal, projenin halkı örgütlemek ve yönetim sürecine katmak adına önemli bir hizmet çalışması olduğunu söylemiştir.

Türkiye’nin en önemli sosyal sorumluluk projeleri arasında gösterilen “Karşıyaka’nın Filizlerini Geleceğe Hazırlıyoruz – Her Apartman ile Bir Öğrenci Okutuyoruz” projesi, Avrupa’dan da bir ödül almıştır. Belediye’nin üniversite öğrencilerine karşılıksız burs imkanı sağladığı proje; Avrupa Kamu Yönetimi Enstitüsü tarafından, 2 yılda bir düzenlenen Avrupa Kamu Sektörü Ödülleri’nde (EPSA) ‘Avrupa’nın En İyi Uygulanan Sosyal Sorumluluk Projesi’ seçilmiştir. 36 ülkeden 266 projenin yarıştığı organizasyonun ödül töreni, Hollanda’nın Maastricht kentinde yapıldı ve Belediye adına törene katılan ekip, büyük ödülü EIPA Genel Direktör Prof. Dr. Marga Pröhl’den almıştır. Pröhl, projenin halkı örgütlemek ve yönetim sürecine katmak adına önemli bir hizmet çalışması olduğunu belirtti. Sosyal belediyecilik faaliyetlerin gerçekleştirilmesi için belediyelerin çeşitli imkanlara sahip olması gerekmektedir. Ülkemizin içinde bulunduğu koşullardan ötürü bu şartların karşılanması pek mümkün görünmemektedir. Bu nedenle kendi ihtiyacını kendi içinde çözen projeler büyük önem taşımaktadır. Karşıyaka’nın Filizleri Projesi bu anlamda yerel halkın desteğiyle yürütüldüğü için hem birlik, yardımlaşma ve güven duygularını tetiklemekte hem de maddi anlamda belediyeye yük yaratmamaktadır.

Sultangazi Belediyesi ‘Canım Ailem’ Projesi

2. Sultangazi Belediyesi “Canım Ailem” Projesi

Sultangazi Belediyesi’nin sosyal belediyecilik kapsamında yaptığı projelerden birisi de “Canım Ailem” projesidir. Proje ile birlikte eşler arasında iletişimin güçlendirilmesi ve ebeveyn-çocuk ilişkileri hedef alınmakta ve ‘aile’ değerlerinin önemini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Proje kapsamında çalışılan ailelerde eşler arası ilişkilerde sağlıklı bir süreci oluşturmak ve devamlılığını sağlamak amaçlı danışmanlık hizmeti verilmektedir. Ayrıca proje kapsamında hedef alınan ebeveyn ve çocuklar arasında sağlıklı bir iletişim oluşturulması için çalışmalar yapılmaktadır. “Canım Ailem” ile belirlenen ailelerle önce sosyal hizmet uzmanlarıyla ön görüşme yapılmaktadır. Her akşam psikolog, sosyal hizmet uzmanı ve belediyeden bir yetkili ile ziyaretler gerçekleştirilmektedir. Bu ziyaretlerde ailelere yönelik terapi programları uygulanırken, çeşitli kitaplar ve aile fertlerinin birlikte zaman geçirebileceği oyun gurupları oluşturulmaktadır. Turistik ve kültürel yerlere geziler düzenlenerek, aile içi dinamiklerin güçlendirilmesinin yanında farklı ailelerin bir arada aynı ortamda bulunması sağlanmaktadır.

Küreselleşmenin ailelerimize getirdiği en kötü hediyelerden biri iletişim kopukluğudur. Televizyon, telefon, sosyal medya gibi etkenlerden ötürü aile iletişimi azaltmış; ne yazık ki kopma noktasına gelmiştir. Bu doğrultuda “Canım Ailem” projesi yaptığı etkinliklerle bu zayıflayan iletişimi yeniden düzeltmeye çalışmaktadır. Sadece talep edenlere değil herkese ziyaret gerçekleştirmesi de kanımızca önemlidir. Çünkü başvuru yapan insanlar zaten bir parça bilinçlidir. Özellikle dezavantajlı kesimlerde böyle projeler yapılmasını önemli görüyoruz. İhtiyacı olan sadece talep eden değildir. Belediyeler yerel halkını tanıyıp hangi kesimin ne ölçüde neye ihtiyacı olduğunu ölçebilmeli ve bu anlamda proje yapmalıdır.

Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi Komşuluk Hakkı Projesi

3. Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi Komşuluk Hakkı Projesi

Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Dairesine Bağlı Sosyal Yardım Şube Müdürlüğü tarafından hazırlanan “Malzemesi Bizden Pişirmesi Sizden” sloganıyla başlattığı “Komşu Hakkı” projesiyle evinde yemek pişiremeyen, yalnız yaşayan, kimsesiz ve yardıma muhtaçları komşusuyla buluşturuyor. “Komşu Hakkı” projesi çerçevesinde sosyal inceleme ekipleri tarafından tespit etmiş olduğu ailelerin komşuları ile görüşülerek yapılan gıda yardımıyla komşuları yemekleri yapılmaktadır. Bu projeyle, hem kimsesiz vatandaşların evinde yemek pişmiş olacak, hem de komşuluk ilişkilerinin arttırılması hedefleniyor. İlk etapta 50 aile ile başlayan projede hedef 2500 aileye ulaşmaktır. Proje kapsamında tespit edilen ihtiyaç sahibi kişilerin evlerinde ihtiyacı olan tamirat, tadilat gibi işler için de destek verilmiş, boya ihtiyacı varsa boyanmış, yaşlı olduğundan alaturka tuvalette ihtiyacını gideremediği için ona alafranga tuvalet yapılmış, engelli durumda olup evinden çıkamayanlar için evinin önüne rampa yapılmıştır. Mutfak, mutfak dolabı, banyo gibi ihtiyaçları da yine proje kapsamında giderilmeye çalışılmıştır.

Daha önce belirttiğimiz gibi belediyelerin yaptığı tüm sosyal belediyecilik projelerinde gönüllülük önemli bir kavramdır. Bu proje de Şanlıurfa Belediyesi toplumumuz da var olan sessiz gönüllüleri bulup onları destekleyen bir proje yapmıştır. Kişi mevcutta zaten komşusuna yemek yapmakta ve destek vermekteyken onlara bir mutfak paketi vererek hem yaptıkları işin doğru bir iş olduğu fikrini paylaştıklarını hem de arkalarında oldukları mesajını vermektedir. Belki gönüllü olmayı isteyen ama maddi yetersizlik nedeniyle yapamayan kişilere için de teşvik edici olmaktadır. Bu şekilde toplumda ki yardımseverler suistimale kapalı bir şekilde desteklenmeli ve cesaretlendirilmelidir. Proje bu bakımdan önemli gördüğümüz bir projedir. Ayrıca bu yalnız yaşayan kişilerin ihtiyaçlarının giderilmesi, karınlarının doyurulması, ev tadilatının yapılması da örnek bir sosyal belediyecilik çalışmasıdır.

Çankaya Belediyesi Engelsiz Dershane Projesi

4. Çankaya Belediyesi Engelsiz Dershane Projesi

Görme engelli öğrencilerin mevcut dershanelerden yararlanamamaları nedeniyle lise destek ve üniversite sınavlarına hazırlık amacıyla yürütülen ücretsiz engelsiz dershane projesi kapsamında Ankara’da bulunan ODTÜ, Bilkent, Hacettepe, Gazi, Ankara ve Yıldırım Beyazıt Üniversitelerden katılan 150 gönüllü öğretmen kadrosuyla haftanın her günü kurslar vermektedir. Kurulduğu günden bugüne faydalanan 250 öğrenciden 120 öğrenci üniversiteyi kazanmış ve mezun olmuştur. Kurslara katılan öğrencilerden 80 öğrenci kamu personeli olarak göreve başlamış ve halen çalışmaktadır. Cumartesi ve Pazar günleri ortaöğretime geçiş sınavlarına hazırlanan 14 öğrenciye gönüllü eğitimciler tarafından kurs verilmektedir. Türkiye İş Kurumu Birliği (İş-Kur) ile yürüttüğü Bilgisayar İşletmenliği ve Web Tasarımı kursları 4 aylık periyotlar halinde hafta içi her gün sabah ve akşam grubu olmak üzere 7’şer gruplardan oluşan 14 öğrenciye hizmet vermektedir. Bu kurslar sonucunda aldıkları Milli Eğitim Bakanlığı, İŞ-KUR ve Çankaya Belediyesi Görme Engelliler Spor Kulübü onaylı sertifikaları ile 8 öğrenci resmi ve özel kurumlarda istihdam edilmiştir.

Engelli vatandaşlara eğitim verme, onların hem sosyal, hem de ekonomik hayata katılımını sağlama ve eğitimci gönüllülerin desteğiyle birlikte yaparak toplumsal dayanışmayı arttırma gibi birden fazla başarı getiren bir projedir. Gönüllülerle ihtiyaç sahiplerini bir araya getirmek maliyeti düşürerek, daha çok kitleye ulaşabilme fırsatı sunmaktadır. Temelinde sosyal sorumluluk olan bütün projelerde gönüllülük esaslı bir çalışma stili olmalıdır. Belediye personeli de tabi ki yetkin, deneyimli, eğitimli olmalıdır fakat aynı zaman da bütün bu işler için gönüllü olmalıdır. Personel seçimlerinde de bu önemli bir ölçüt olmalıdır.

Güngören Belediyesi Kan Kardeşliği Kulübü (KANKA)

5. Güngören Belediyesi Kan Kardeşliği Kulübü (KANKA)

Dünya Sağlık Örgütü’nün raporuna göre, gelişmekte olan ülkelerde, güvenli kanın temininde ciddi sorunlar bulunmaktadır. Bu problemlerin arasından en önemli olanları, gönüllü kan bağışının az olması nedeniyle güvenli olmayan ve en ucuz yöntemlerin kullanılmasıdır. Kan bağışı konusunda ülkemiz gelişmiş ülkeler ile karşılaştırıldığında ne yazık ki geri sıralarda yer almaktadır. Gelişmiş ülkelerde gönüllü kan bağışlarının nüfusa oranı % 5 iken, Türkiye’de bu oran halen yaklaşık % 1,5-2’dir. Acil kan ihtiyacını karşılamak için çalışan Güngören Belediyesi Kan Kardeşliği Kulübü (KANKA), kana ihtiyacı olanlarla kan vermek isteyenleri buluşturan bir organizasyondur. Güngören Belediyesi Kan Kardeşliği Kulübü (KANKA); ülkemizdeki acil kan ihtiyacının karşılanmasını sağlamak ve kan verme bilincinin yaygınlaşması için çalışmaktadır.(Zengin, 2018: 84)

Proje kapsamında İskender Pala, Dücane Cündioğlu, Yaşar Alptekin, Ömer Lütfü Mete, Nezih Hazar, Şafak Sezer ve İkbal Gürpınar gibi ünlü isimler de kan vermiş, projenin ifade ettiği biçimde “KANKA” olmuş ve projeye destek vermiştir. Her zaman bilinen bir ihtiyacı gündeme getirip, yeniden hatırlatması ve sosyal sorumluluk bilinci yüklemesi, toplumsal dayanışmayı sağlaması amacıyla “kan kardeşliği” gibi bir isim vermesi projeyi, teşvik edici bir çalışma yapmıştır.

Sonuç

Küreselleşme ve küreselleşmenin beraberinde getirdiği sosyo-ekonomik durumlar, değişen ihtiyaçlar, göç, nüfus artışı gibi birçok sebepten ötürü merkezi yönetim sosyal destek uygulamaları için yeterli olamamaktadır. Bu yüzden bu konuda yerel yönetimlerden destek almaya başlamıştır. Yerel yönetimler durumları yerinden teşhis etme, daha hızlı ve kolay hizmet sunma, ihtiyaçları doğru tespit etme gibi durumlardan ötürü ülkemizde de sosyal destek sağlayan birimler olarak hem merkezi yönetimin hem de halkın yararına çalışmaktadır. 5393 sayılı Belediye Kanunu ve 5216 sayılı Büyükşehir Belediye Kanunu ile yerel yönetimlere eskiye oranla sosyal destek konusunda daha çok yetki vermiş olsa da ne yazık ki mevcut durum istenilen düzeyde değildir.

Kaynaklar, ülkemizdeki yoksul kesim düşünüldüğünde büyük ölçüde yetersiz kalmaktadır. Son zamanlarda belediyeler bu alana ayırdığı bütçeyi arttırmış olsa da yeterli gelmemektedir. Sürekli artan göç eden büyük bir yardıma muhtaç kitle bulunmaktadır. Kaynaklar yetersizdir fakat ne yazık ki ülkemizde yapılan sosyal belediyecilik faaliyetlerinde gördüğümüz gelir getirici, kendi kaynağını yaratan projelerin yetersizliğidir. Hem belediyenin kaynak açığını kapatacak hem de yoksul kesimin ihtiyaçlarını karşılayacak projeler planlanmalıdır. Örneğin “Karşıyaka’nın Filizleri” örneğinde olduğu gibi toplumsal dayanışmayı tetikleyen, sosyal sorumluluk bilinci aşılayan hem de belediyenin ek bir bütçe kullanmasına gerek kalmadan maddi koşulları yetersiz öğrencilerin ihtiyacını karşılayan bir projedir.

Yoksulsuz kentler hepimizin idealidir. Fakat bunu başarabilmenin tek yolu ayni ve nakdi yardımlar değildir. Kişilerin mesleki eğitim alıp iş sahibi olmaları, yardımlaşmanın desteklenmesi, dezavantajlı kesimlere yardım edilmesi, kişilerin sosyal, kültürel, psikolojik gelişimlerinin desteklenmesi, en başta tabi ki insana ama aynı zamanda çevreye, hayvanlara duyarlı kişilerin yetişmesi için çaba gösterilmelidir. Yoksulsuz bir kent istiyorsak eğer belediye olarak bizim için hepsi ayrı ayrı kaçınılmaz olmalıdır.

 

Ayşe Nur BALCILAR

İstanbul Gedik Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Araştırma Görevlisi

 

KAYNAKÇA

Leave A Response »

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.