NEO-FONKSİYONALİST EKONOMİK BÖLGESEL BÜTÜNLEŞME PERSPEKTİFİNDEN AB-ASEAN KARŞILAŞTIRMASI

upa-admin 01 Ekim 2019 1.409 Okunma 0
NEO-FONKSİYONALİST EKONOMİK BÖLGESEL BÜTÜNLEŞME PERSPEKTİFİNDEN AB-ASEAN KARŞILAŞTIRMASI

Özet: Avrupa Birliği’ne benzer bir şekilde, günümüzde 10 Güneydoğu Asya ülkesi, ASEAN (Güneydoğu Asya Uluslar Birliği) adı altında bir ekonomik ve siyasal bir birlik oluşturma sürecindedir. Başlangıç noktası olarak daha yeni bir oluşum olan ASEAN, 1990’lı yıllardan bu yana hızlandırdığı bütünleşme süreciyle, türünün en başarılı örneği olarak kabul edilen Avrupa Birliği ile karşılaştırma yapılabilecek bir noktaya gelmiştir. Öte yandan, küresel ekonominin ağırlık merkezi, dünya deniz ticaret ticaretinin % 60’ının geçtiği, 6 ülkenin nükleer silaha sahip olduğu ve dünyanın en işlek 10 limanından 9’una sahip olan bir bölge halline gelen Asya Pasifik’e doğru kaymaktadır. Bu noktada, Stratfor tahminlerine göre, 2050 yılına kadar dünyanın en büyük 4. ekonomik aktör olması beklenen ASEAN’ın önemi artmaktadır. ABD, Çin, Avrupa Birliği, Hindistan ve Japonya gibi aktörlerin bölgedeki faaliyetleri, ASEAN’ın jeopolitik dengelerde de giderek artan önemine bir işaret olarak gösterilmektedir. Bu yazı, iki bölgesel aktörün ekonomik bütünleşme süreçlerini Ernest Haas tarafından geliştirilen Neo-Fonksiyonalizm çerçevesinden karşılaştırmalı bir biçimde tartışmakta; ASEAN’ın hangi noktada olduğunu ve bölgesel bir aktör olarak ne derece etkili bir rol oynayabileceğini irdelemektedir.

Giriş

David Mitrany’nin A Working Peace System adlı eserinde belirttiği üzere, devletler arasındaki bitmeyen rekabet ancak savaş doğurur. Ülkeler arası rekabeti azaltıp, siyasi işbirliğinin gelişmesini sağlama fikri, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra tüm dünyada yaygınlaşmaya başlamıştır. 1951’de Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu (AKÇT) ile temelleri atılan Avrupa Birliği ve 1967’de Bangkok Beyannames ile tarihte yerini alan ASEAN, bu sürecin ortaya çıkardığı en önemli aktörlerden ikisidir. Birliklerin detaylı incelemesine geçmeden önce, Neo-Fonksiyonalizmin (Yeni İşlevselcilik) genel bir çerçevesini çizmek yararlı olacaktır.

Bölgesel bütünleşmeyi irdeleyen çok sayıda teori bulunmaktadır. Bütünleşmeyi, daha geniş bir siyasal ünite oluşturma arzusu yolundaki eğilim olarak gören Neo-Fonksiyonalizm, siyasal ortaklıkta başarılı olan aktörlerin diğer alanlarda da bütünleşmesini makul gören Joseph Nye’ın oluşturduğu eklemlenme modelinin aksine; ekonomik alanda geliştirilen bütünleşme süreçlerinin, sonunda içinde ortak dış politikayı da barındıran siyasal bütünleşmeye yol açacağını ileri sürmektedir.[1] Neo-Fonksyionalist model, ortak dayanışmaya dayalı az sayıda ve sınırdaş ülkeler için öngörülen bir modeldir.[2] AB örneğinde olduğu gibi, bütünleşmeyi ilerleten bir ya da iki pilot devletin varlığını öngörmektedir. Modele göre; entegrasyon süreci boyunca, çıkar grupları ve çeşitli sosyal sınıflar aidiyet hissini ulusal kurumlardan ulusüstü kurumlara devredecektir.[3] Öte yandan, David Mitrany’nin fonksiyonel işbirliği kuramından esinlenen Neo-Fonksiyonalizme göre, Avrupa bütünleşmesi, yayılarak genişleyen ve üç kavramla anlatılan bir süreçtir. Bu kavramlar sırasıyla; fonksiyonel spill-over, siyasi spill-over ve ortak tercih/çıkarların oluşması süreçleridir.[4] Neo-Fonksiyonalizmin ekonomik ve siyasal entegrasyon amaçları dışında global bir amacı da mevcuttur: Ekonomik veya siyasal entegrasyon eksikliğinde bir aktörün izole olma veya zayıf kalma olasılığı vardır, ancak entegrasyon süreciyle birlikte aktif ve kaydadeğer bir role sahip olabilmektedir.[5]

ASEAN’ın temeli Endonezya, Filipinler, Malezya, Singapur ve Tayland Dışişleri Bakanlarının 8 Ağustos 1967’de Bangkok’ta imzaladıkları beş maddelik bildirgeyle atılmıştır. Söz konusu bildirgede, ASEAN’ın kuruluş amaçları; ekonomik, sosyal, kültürel, teknik, eğitim ve diğer alanlarda işbirliği gerçekleştirilmesi ile adalet kavramına, hukuka ve Birleşmiş Milletler ilkelerine saygı çerçevesinde bölgesel barış ve istikrarın sağlanması olarak belirlenmiştir.[6] ASEAN’ın kuruluşu esnasında bölgedeki dini çeşitlilik oldukça fazladır: «240 milyon Müslüman, 125 milyon Hristiyan, 150 milyon Budist, 7 milyon Hindu ve 50 milyon halk dini mensubu…» «Kendilerine yardımcı olma amacını taşıyan ülkeler topluluğu… ilk yerel Asya organizasyonu»[7] ifadesiyle kurulan ASEAN’ın kurucu ülkelerine 7 Ocak 1984’de Brunei, 28 Temmuz 1995’te Vietnam, 23 Temmuz 1997’de Laos ve Myanmar ve 30 Nisan 1999’da ise Kamboçya katılmıştır. Bu 10 ülke, günümüzdeki ASEAN’ı oluşturmaktadır.

1967 yılında Bangkok Beyannamesi’nin imzalanma sürecinde tüm dünya basınının ilgilendiği ve Soğuk Savaş’ın gidişatını önemli derecede etkileyen Vietnam Savaşı sürmekteydi. Güneydoğu Asya bölgesinin komünizm etkisi altında kalacağı korkusu da giderek artmaktaydı. Bu noktada, Güneydoğu Asya’daki 5 kurucu ülkenin amacı, anti-komünist bir dayanışma kurmak ve üye ülkeler arasındaki şiddeti sonlandırmak olduğu da bir görüş olarak ifade edilmektedir. Nitekim ASEAN’ın bölgesel bütünleşme gayretlerinin başlama sebeplerinden sıkça ifade edileni; yeni bağımsızlıklarına kavuşmuş devletlerin bunu sürdürme ve dış güçlerden koruma içgüdüsü olarak belirtilmektedir. Bu çerçevede, ASEAN’ın kuruluşunda, Soğuk Savaş’tan derin bir şekilde etkilenen bölgenin siyasal güvenliğinin sağlanması faktörünün önemli bir yer tuttuğunu söyleyebiliriz. 1959-1971 yılları arasında Tayland Dışişleri Bakanlığı görevini icra etmiş Thanat Khoman, ASEAN’ın kuruluşundaki motivasyonlarını şu şekilde açıklamaktadır: “Bölgedeki kolonileşmeden sonra dış güçlerin iktidar boşluğunu kullanmalarını engellemek, ASEAN’ın kurucularının aynı coğrafi bölgede bulunan ülkeler arasında bir işbirliği fırsatı görmeleri, kurucuların Güneydoğu Asya ülkelerinin eğer birlikte hareket ederlerse büyük küresel güçlere karşı daha güçlü bir ses çıkaracaklarına inanmaları ve son olarak, ASEAN kurucularının bireysel çabalar yerine işbirliği ve nihai birleşmenin herkesin çıkarlarına hizmet edeceğine inanmasıydı.”[8]

AB’nin kuruluşuna giden yolda ise önce Neo-Fonksiyonalizm teorisinin öngördüğü şekilde önce ekonomik entegrasyon hedeflenmiştir. İkinci Dünya savaşı sonrası büyük zarar gören Avrupa’nın bir bütün olarak coğrafi, ekonomik ve siyasi entegrasyonu hedefi doğrultusunda; ilk olarak ekonomik entegrasyondan başlanılarak 1951 Avrupa Kömür ve Çelik Toplulukları Antlaşması akdedilmiş ve bunu 1957 Roma Antlaşması izlemiştir.[9] ASEAN’ın 5 kurucu üyesi ise piyasa entegrasyonunu temel amaç olarak belirlemeyerek istikrarlı bir dış çevre arzusunda, komünizmi ve dış güçlerin etkisini sınırlamayı amaç edindiler. Ayrıca Avrupa’nın entegrasyon süreci erken dönemde ABD tarafından güçlü bir şekilde desteklenmiş; bu durum da Fransa’ya tüm çekincelerine rağmen Almanya ile iki yönlü bir ilişki kurması için yeterli özgüveni verdiği ifade edilmektedir. 1951 yılında Paris’te Fransa, Almanya, Hollanda, İtalya, Belçika ve Lüksemburg arasında imzalanan AKÇT, kömür ve çelik sektörünü esas alan sınırlı bir işbirliği öngörmüştür. Neo-Fonksiyonalizm teorisi gereğince[10], devletler arasında kurulmuş bu türden bir işbirliğinin kömür ve çelik alanı ile sınırlı kalması mümkün değildir. Bir sektörle sınırlı kalınması liberal ekonominin doğasına aykırı olduğu ifade edilmektedir.

AB’nin ortaya çıkışını simgeleyen 1992 Maastricht Antlaşması üç sütun üzerine inşa edilmiştir: Ekonomik ve Parasal Sütun, Adalet ve İçişleri Sütunu ve Ortak Dış ve Güvenlik Politikası Sütunu.[11] (Nitekim ekonomik ve parasal sütun zaten Avrupa bütünleşme süreci içerisinde AET ve AT aşamalarında büyük ölçüde gerçekleştirilmiş bulunmaktaydı.) Öte yandan, ulusal egemenliği belirli ölçülerde kısıtlayan AB’nin aksine Güneydoğu Asya’da ulusal egemenliği kısıtlama durumu bölgeselleşmeyi motive eden faktörler arasında yer almamaktadır. Kuruluş amaçlarında farklılıklar göze çarpsa da iki aktörün bölgedeki ülkeler arasındaki çatışma ve gerginlikten kaçınmak amacıyla kurulması ortak motivasyonlarını yanıstmaktadır. Örgüt üyelerinin ekonomilerinin bütünleştirilmesi ve ulusüstü bir kurum oluşturmak temel amaçtır. Tam bu noktada, AB ve ASEAN kuruluş amaçları bakımından benzerlik taşımaktadır. AB’nin temel taşını oluşturan, 1951’de Paris Anlaşması ile Fransa, Batı Almanya, İtalya, Belçika, Hollanda ve Lüksemburg tarafından kurulan AKÇT’nin amacı, kömür ve çelik için tek bir pazar oluşturmak, askeri silahların geliştirilmesine yapılan yatırımları engellenmek, bölgesel güvenliği sağlamak, Almanya’yı yeniden inşa etmek ve ekonomisini güçlendirerek savaş sonrası dönemde Avrupa’nın en büyük ekonomilerinden biri haline getirmek ve dolayısıyla da iki dünya savaşına da katılmış ülkeler arasındaki emniyeti ve güveni sağlamaktı. Benzer şekilde, Soğuk Savaş döneminde ASEAN’ın kurulmasına yol açan faktörlerden biri bölgedeki ülkeler arasındaki çatışmaların minimuma indirgenmesidir. Örneğin söz konusu dönemde kurucu iki ülke olan Endonezya ve Malezya arasındaki silahlı çatışma sırasında sürmekteydi. 1998-2002 yılları arasında ASEAN Genel Sekreterliği görevinde bulunmuş Filipinli diplomat Rodolfo Severino’nun ifadelerine göre ise, ASEAN, AB’nin izlediği yolu tamamıyla izleme eğiliminde değildir; ancak Avrupa deneyimi Güneydoğu Asya Uluslar Birliğine yardımcı olabilme potansiyelini taşımaktadır.[12] Şunu da ifade etmekte fayda vardır: ASEAN, her üyenin komşularından en az biriyle toprak anlaşmazlığı yaşandığı bir bölgede; sömürge devletlerinin bıraktığı olumsuz miraslar üzerinde kurulmuştur.

Ekonomik Bütünleşme

Ekonomik bütünleşme aşamaları sırasıyla serbest ticaret bölgesi, gümrük birliği, ortak pazar ve parasal birlik olarak ifade edilmektedir. İki aktörün günümüze kadar uzanan süreçte bu aşamalardaki gelişimi bu bölümün konusu olacaktır.

A-) Serbest Ticaret Bölgesi

Serbest ticaret bölgesi, üyeleri arasında mal mübadelesinde konan tarife ve kota gibi engelleri kaldırarak malların serbest dolaşımını sağlayan bir anlaşmaya dayanır. Bu türden bir bölge oluşturulmasındaki amaç, sanayileşmiş ülkelerin ürünleri için geniş pazar olanakları yaratılması ve rekabet ortamlarının geliştirilmesi olarak özetlenebilir.[13] AB özelinde Serbest Ticaret Bölgesi kavramı 1951’de AKÇT ile ortaya çıkmıştır. Sınırlı bir sektörü içeren bir serbest bölge oluşturulmuştur. Ekonomik işbirliğini derinleştirmek amacıyla imzalanan 1957 Roma Anlaşması ile birlikte, Avrupa Atom Enerjisi Topluluğu ile ortak ticaret ve gümrük politikası tesis etmeyi amaçlayan Avrupa Ekonomik Toplulukları Antlaşmaları gerçekleştirilmiştir. Böylece bir uluslararası örgüt olarak Belçika, Fransa, İtalya, Lüksemburg, Batı Almanya ve Hollanda’nın katılımıyla Avrupa Ekonomik Topluluğu (AET) ortaya çıkmış oldu.[14] Avrupa Kömür Çelik Topluluğu, Avrupa Atom Enerjisi Kurumu ve AET tek bir birlik altında toplanarak Avrupa Topluluğu’nu (AT) oluşturmuştur.[15] Öte yandan, Avusturya, Danimarka, Norveç, Portekiz, İsveç, İsviçre ve İngiltere 20 Kasım 1959’da Stokholm Konvasiyonu’nu imzalayarak Avrupa Serbest Ticaret Bölgesi’ni (EFTA) oluşturmuştur. EFTA, o dönemde Avrupa Ekonomi Topluluğu’na (AET) alternatif bir modeldir. AET’den farklı olarak EFTA’nın üçüncü ülkelere karşı ortak bir gümrük tarifesi ve ortak ticaret politikası hedefleri bulunmamaktadır. AET ile EFTA arasındaki en önemli farklardan bir diğeri de, EFTA’nın ilk kurulduğunda tarım ve balıkçılık sektörünü serbest ticaret alanı içine almamasıdır.[16] EFTA, 1994 yılında Avrupa Tek Pazarı’nın kurulmasıyla ortadan kalkmıştır.

ASEAN ilk serbest ticaret bölgesi girişimini Soğuk Savaş’ın bitişinin hemen ardından 1992 yılında ASEAN Serbest Ticaret Bölgesi (AFTA) için yapılan Ortak Gümrük Tarifesi projesi ile (CEPT) yürürlüğe girmiştir. AFTA Sözleşmesi 28 Ocak 1992’de imzalandığında, ASEAN’ın 6 üyesi vardı: Singapur, Filipinler, Malezya, Brunei, Endonezya ve Tayland. AFTA, AB’deki uygulamanın aksine, ithal mallar için ortak bir dış tarife uygulanmadığı gibi her ASEAN üyesi, ulusal programlarına dayanarak ASEAN dışından giren mallara tarifeler getirebilmektedir. AFTA’nın ASEAN’ın büyüyen rolüne katkı sağladığı belirtilmektedir. 2001’den 2013’e kadar ASEAN’ın GSYİH 2,4 trilyon ABD Dolarına ulaşarak üçe katlanmıştır ve günümüzde dünya ekonomisinin yaklaşık % 3,5’ini oluşturmaktadır. 2007-2013 yılları arasında ise Brunei dışında, ASEAN ekonomisi küresel ortalamadan daha hızlı büyümüş ve 2000’lerdeki ekonomik krizlere karşı dayanıklı olduğunu kanıtladığı ifade edilmektedir.[17] Öte yandan, CFR raporuna göre, AB’nin 1990-2010 yılları arasındaki süreçte 2004’teki doğu genişlemesine rağmen global GSYİH’deki payı % 24’ten % 22’ye düşmüştür.[18] Ancak AFTA’nın başarısında görüldüğü gibi, AET’in de kurulmasıyla Avrupa’nın toplam GSYİH’i 358 Milyar ABD Dolarından 1980 yılında yaklaşık 3 trilyon 400 milyar ABD Dolarına yükselmiştir.[19]

B-) Gümrük Birliği

Gümrük Birliği, ekonomik birliğe giden süreçte Serbest Ticaret Bölgesinden sonraki etabı ifade etmektedir. Prof. Dr. Beril Dedeoğlu’nun ifadeleriyle, Gümrük Birliği fikrinin temelleri Adam Smith’e kadar dayanmaktadır. Smith’e göre, bir ülke başka bir ülkeyle ticaretinde o ülkenin mallarını gümrük vergisinden muaf tutsa ve diğer ülkelere gümrük vergileri uygulamaya devam etse, ülke ve/veya en azından ülkenin tüccarı ve imalatçılar bu uygulamadan yarar elde eder.[20] Öte yandan, Gümrük Birliği, bütünleşme sürecinde büyük pazar yaratmanın ilk aşaması olarak ele alınmaktadır.[21] Buradaki amaç, birlik içerisine giren ülkelerin sanayileşmesini sağlamak olduğundan, benzer malların birlik dışı ülkelerden rahatlıkla bu piyasaya girmesinin önüne de engeller konmaktadır.[22] Devletlerin önemli gelir kaynaklarından birisi olan gümrük vergilerinin, Gümrük Birliği içinde ortadan kalkmış olmasının bütçe açıklarına yol açmaması için bulunan formül ise, birlik dışı ülkelerle yapılan ticaretin vergi gelirlerinin ortak bir havuzda toplanması ve bu havuzdan her üyenin ticarete katkısı oranında pay almasıdır.[23] AET’in hedefleri doğrultusunda Avrupa’daki ilk gelişme 1 Ocak 1968’de 6 kurucu ülke ortak gümrük vergisinin birliğin sınırlarında uygulanmasını tesis eden, gümrükte mal hareketlerinin kolaylaştırılmasını ve mamul gümrük vergilerini kaldıran yasal çerçeveyi oluşturdular. Sonraki süreçte 1992 Maastricht Anlaşması’nın ekonomik ve parasal ayağında Gümrük Birliği, ortak tarım politikası, ortak ticaret politikası, ortak sosyal politika, ortak sağlık politikası, ortak araştırma politikası, ortak çevre politikası, ortak tüketiciyi koruma politikası, ortak eğitim ve kültür politikası, ortak telekomünikasyon politikası ve ortak merkez bankası ve para birimi politikası gibi ekonomik bütünleşme alanlarından oluşturulmuştur. Günümüzde ikili anlaşmalarla Türkiye, San Marino, Andora gibi ülkelerinde de dahil edildiği, malların ihracat ve ithalatlarında tek bir yasal düzenlemeye bağlı olduğu AB Gümrük Birliği, dünya toplam ithalatının % 16’sını oluşturmaktadır.[24] AB entegrasyon sürecinin en başarılı sonuçlarından biri olarak kabul edilmektedir.

ASEAN, 2015 yılında AEC’i oluşturarak ekonomik entegrasyonu sağlama yolunda önemli bir adım atmıştır. Bu noktada ASEAN’ın tam randımanlı bir Gümrük Birliği yerine ilk etapta kısmi bir Gümrük Birliği projesini uygulamaya geçirmesi ASEAN yetkililerince dillendirilmektedir. AFTA’ya göre üye ülkelerin tarife oranları sıfır ya da ona yakın olmasına rağmen, her üye kendi dış ticaret ortakları ile ticaret politikasını sürdürmektedir. Öte yandan, AB’nin aksine ASEAN’ın dış ticaretinin önemli bir kısmının hala birlik dışı aktörlerle yapılıyor olması Gümrük Birliğine giden yolda bir engel olarak görülmektedir.  Singapur’un halihazırda mal ticaretinde sıfır tarife rejimi uyguladığı göz önüne alındığında, ASEAN için bir Gümrük Birliği’ne (ACU) doğru hareket etmede iki seçenek bulunmaktadır: ya üyelerin tamamı sıfır Ortak Gümrük Tarifesi’ne (CET) ihtiyaç duyacaktır ya da Singapur’un dışarıda bırakılacağı kısmi bir uygulamaya gidilebilme olasılığı mevcuttur. [25]

C-) Ortak ve Tek Pazar

Özü bakımından, ülkelerin kendilerine coğrafi bakımdan komşu olan ülkelerle ticaret ve pazar olanaklarını arttıracak biçimde bir araya gelmeleri ve bu yolla pazarlık güçlerini artırmaları anlamına gelir.[26] Ortak pazar kurulumu, ülke içi düzeyde düzenlemeleri de öngörmektedir. Ortak pazar, her bir üye ülkenin iç pazarından oluşmuş “ genişletilmiş bir iç pazar ” dır. İç pazarın temel prensipleri: Vergi harmonizasyonu, iktisat politikalarının göreli harmonizasyonu, üretim faktörleri hareketliliğini sağlayarak sınır engellerinin kalkmasıdır.[27] Ortak fonlar, bütçeler ya da yatırım bankaları oluşturulmaktadır. Örneğin, Avrupa Yatırım Bankası, Bölgesel Kalkınma Fonu gibi kuruluşlar AB’nin ortak pazar aşamasında oluşturulmuşlardır. [28] Ortak pazarın son aşaması, tüm piyasaların tekleşmesi yani Tek Pazar’ın kurulmasıdır. En önemli tek pazar örneği ise Schengen bölgesidir. Üye ülkelerin mallarında standardizasyonunda, mali, ekonomi, ulaşım, ietişim ve sosyal politikaların birbirleriyle uyumlu hale getirilmesi amacını taşımaktadır. Tek pazar, üye ülkelerin siyaseten topluluk oluşturdukları bir durum yaratmaktadır.[29] 1986’da Avrupa Tek Senet Antlaşması’nı (ATSA) imzalamıştır. İki kutuplu düzenin sona erecğine dair sinyallerin alınmaya başlamasıyla birlikte hedef ekonomik boyutta Avrupa iç pazarını kurmak, tek pazar yaratmak olarak belirlenmiştir. Bu iç pazar her türlü mal, emek, sermaye ve hizmetlerin hiçbir engelle karşılaşmaksızın, bütün üye ülke pazarlarında serbestçe hareket edebildiği bütünleşmiş bir tek pazarı oluşturmayı ana amaç edinmişti.[30] ATSA’da öngörülen ekonomik hedefler gerçekleştirilerek, Avrupa İç Pazarı büyük ölçüde kurulabilmiştir.  ASEAN, malların, yatırımların, iş gücünün ve sermayenin serbest dolaşımının bölge ekonomisini canlandırması ve daha da önemlisi yabancı yatırımcıyı bölgeye çekmeyi amaçlanmaktadır. 2003’te imzalanan Bali Antlaşmasıyla 2020 vizyonuna dahil edilen ASEAN Ekonomik Topluluğunun 2015 yılındaki (AEC) kuruluşuyla ASEAN Ortak Pazar Hedefi somutlaşmıştır. CEPT, ATIGA’nın oluşturulmasıyla daha geniş kapsamlı bir noktaya ulaşmıştır. AEC, ürünlerdeki teknik standartların ve sermaye piyasalarının harmonize edilmesi ve ticaret kolaylığı sağlama, « ASEAN+1» (ASEAN dışı ülkelerle serbest ticaret anlaşmaları imzalama) hedeflerini başarıyla gerçekleştirdiği belirtilmektedir. [31] AEC’nin kuruluşuyla birlikte, mal ve hizmetlerin serbest dolaşımı sayesinde, üretim maliyetlerinin ve hammadde fiyatlarının önemli ölçüde azalması ve ASEAN bölgesinde üretilen ürünlerin % 70’inden fazlasında gümrük vergisinin kaldırılması beklenmektedir.[32]

D-) Ekonomik ve Parasal Birlik

Parasal birlik, ekonomik işbirliği ilişkileri ortak pazar aşamasına ulaşmış üye ülke paralarının önce sabit kurlarla birbirlerine bağlandıkları, ardından ortak ve tek para ile tek merkez bankası sistemine geçmeleri olarak özetlenebilir.[33] Ekonomik entegrasyonun en son aşamasını oluşturan bu kurumun tesis edilmesi çeşitli sonuçlar verebilmektedir. Birlik üyelerinin göz önünde bulundurması gereken iki temel faktör karşımıza çıkmaktadır. Birincisi, birlik tek parası, ABD Doları gibi uluslararası güçlü paralarla rekabet oluşturacaktır. Öte yandan oluşturulan güçlü bir tek para, birliğin ihraç ettiği malların fiyatını yükseltirken, ithal ettiklerinin ucuzlamasına yol açmaktadır.[34] Özellikle bu maddeyi ASEAN özelinde ele almakta yarar vardır. Avrupa Birliği entegrasyon süreci açısından bakıldığında, 1992’de imzalanan Maastricht Anlaşması’nın öngördüğü çerçevede tüm topluluk düzeyinde tek para politikasını yürütecek bir Avrupa Merkez bankaları sistemini kurulmuş ve 1 Ocak 1999 tarihinden itibaren “Euro” adı verilen tek parayı, kaydi para ve hesap birimi olarak yürürlüğe koymuştur. 2007 Lizbon Anlaşmasıyla da Avrupa Merkez Bankası, AB’nin bir organı haline getirilerek AB’ye bağlanmıştır.

ASEAN henüz “Euro” benzeri bir parasal birlik sağlamamıştır. 2050 yılına kadar dünyanın en büyük 4.ekonomik aktörü olması beklenen ASEAN’ın, üye ülkeler arasında başta kişi başına düşen milli gelir, büyüme oranları ve ihracat rakamlar düşünüldüğünde oluşan ekonomik farklılar, birliğin ortak para birimine geçmesindeki en büyük engel olarak gösterilmektedir. Bazı üye ülkeler, kendi ihracat sektörlerinin rekabet gücünü korumak adına ortak para birimini doğu bulmamaktadır. Öte yandan 2009 yılından bu yana yaşanan Euro krizi ortak para birimine geçen AB içindeki ekonomik farklılıkların bile nasıl sonuçlar doğurabildiğini göstermektedir. Ayrıca AB’ye göre ASEAN içinde ülkelerin siyasi sistemleri de birbirinden farklılaşma, karar alıcı otoritelerin birbirleriyle olan uyumsuzluğu göze alındığında orta vadede ASEAN için ortak para birimine geçmek yerinde bir hedef gibi gözükmemektedir. Ortak para birimine geçen ülkelerin ekonomiye bir müdahale olarak faiz oranlarını düzenleme yetisini de kaybedildiği düşünüldüğünde ASEAN için gerçekleşmesi çok güç bir hedeftir. Hızlı ekonomik gelişme göz önüne alındığında Endonezya ve Singapur dışında istikrarlı bir enflasyon oranına sahip olan ülke olmaması birliğin bu hedefini minimuma indirgenmesine sebep olmaktadır. Son olarak oluşturulacak güçlü bir para biriminin ihraç edilen malların fiyatını yükselteceği belirtilirken, ASEAN üyesi ülkelerin ihracata ve doğrudan yabancı yatırıma bağımlılıkları göz önüne alındığında kısa vadede bu projenin hayat geçmesi mümkün gözükmemektedir.

Kurumsallaşma: ASEAN için AB Modeli Örneği mi?

2005 yılında AB anayasasının reddi ve 2008’de Avrupa bankalarında yaşanan kriz ASEAN’ın bölgesel bütünleşmenin derinleştirilmesine yönelik kurumsallaşma girişimlerine bir ders niteliği taşımaktadır. ASEAN kurucu anlaşması olarak ifade edilen «ASEAN Charter» (ASEAN Sözleşmesi), Kasım 2007’de 13. ASEAN Zirvesi esnasında ilan edilmiştir. Söz konusu sözleşmede ASEAN birimlerinin görevlerini ve vekâletnamelerini düzenlenmiştir ve böylece ASEAN yasal bir kişiliğe kavuşmuştur. Üye ülkelere hukuki bağlayıcılık taşıyan «ASEAN Charter» kurumsallaşma, top-down (yukarıdan aşağıya) bütünleşme ve hukuki çerçeve bakımından AB benzeri bir entegrasyon süreci çabasını yansıtmaktadır. Sözleşmede demokratikleşme ve insan haklarına çokça vurgu yapılması ASEAN’ın yalnızca ekonomik bir örgüt olarak kalmak istemediğinin bir göstergesi olarak belirtilmektedir.[35] Sözleşmede ayrıca ASEAN günü ve ASEAN milli marşının yer alması sembolik olarak «ASEAN Kimliği» oluşumunda  önem taşımaktadır. Bununla birlikte bayrak, slogan, marş, resmi gün gibi kavramların sözleşmeye dahil edilmesi ASEAN’ın AB terminolojisini benimsemeye çalıştığının bir göstergesi olarak kabul edilebilir. Öte yandan, birliğin kuruluşundan 4 yıl sonra ortaya koyulan 1971 ZOPFAN Beyannamesi’nde de yer almış; 2. Maddenin E bendindeki «iç işlere karışmama ilkesi» birliğin AB’de olduğu gibi egemenlik paylaşımı esasından ziyade henüz hükümetler arası bir bütünleşme olduğunu göstermektedir.  Bununla birlikte, kurallara ve normlara dayalı bölgesel bürokratik yapı henüz ASEAN’da tamamlanmamıştır, bu da Neo-Fonksiyonalizm perspektifinden bakıldığında bölgesel entegrasyon için bir engel teşkil etmektedir.[36] Nitekim ASEAN bünyesinde AFTA’nın gerektirdiği şartları  (örneğin ithalat tarifelerinde belirli bir tarihe kadar gerçekleştirilmesi gereken indirimler) yerine getirilmemesi durumunda yaptırım uygulayacak bir devletler üstü kurum dahi bulunmamaktadır.[37] Bununla birlikte, ASEAN yapısı içerisinde AB’nin yürütme organı konumunda olan Avrupa Komisyonu, üyeleri birlik ülkeleri içerisinde yapılan seçimlerle belirlenen ve yasama organı görevinde olan Avrupa Parlamentosu veya yargı organı görevini icra eden AB Adalet Divanı işlevlerini yerine getirecek kurumlar bulunmamaktadır.

Sonuç

İkinci Dünya Savaşı’nın bitiminden bu yana içerik ve ana fikir bakımından bölgeselcilik dünya çapında yerinde sonuçlar verememiş olsa da, bir bölgede bulunan yakın ülkeler arasında bağlılık ve etkileşim yaratması açısından oldukça popüler hale gelmektedir.[38] Bütünleşmeyi bu noktada bir barış projesi olarak değerlendirmek yerinde olacaktır. P.C. Schmitter’e göre, bütünleşme, küresel düzeydeki etkiler bakımından da açıklama olanağı bulunan bir süreçtir. Buna göre, bütünleşmeye yönelen bir oyuncu, uluslararası sistemde tek başına davrandığında edilgen pozisyonda kalacakken, bütünleşme yolunu seçerek aktif duruma geçebilmektedir.[39] Öte yandan, Lindberg’e göre bölgesel bütünleşmenin gerçekleşmesi için gerekli koşullar; merkezi kurumlar ve bu kurumların üretecekleri politikalar, merkezi kurumların yetkilendirilmesi, bütünleşmeye taraf olan oyuncuların beklentilerini yeniden yapılandırmaları ve bu oyuncuların bütünleşmeyi istemeleri olarak sıralanmıştır.[40] Ticaret savaşları, global ekonomi ekseninin giderek Asya-Pasifik bölgesine yönelmesi ve dünya genelinde artan siyasi ve ekonomik belirsizlikler, ASEAN üyesi hükümetlerin hangi ölçüde ortak faydada buluşabileceğini test etmektedir. ASEAN’ın en büyük ticari partnerinin Çin olması ASEAN’ı ikilemde bırakmakla birlikte, ASEAN birlik içi ticaret hacminin NAFTA örneğinde olduğu gibi artması büyük önem taşımaktadır. Günümüzde Laos hariç tüm ASEAN ülkeleri ticaretinin büyük bir bölümünü ASEAN dışı ülkelerle gerçekleştirmektedir.[41] Bahse konu durumun en önemli sebeplerinden biri ASEAN ülkelerinin benzer ürünler ihraç etmeleridir. (Şekil 2) Bununla birlikte, ASEAN üyesi ülkeleri arasındaki asimetrik ekonomik güç ilişkileri bütünleşmenin önünde duran en önemli sorunlardan biridir. Nitekim Prof. Dr. Beril Dedeoğlu’na göre, asimetrik ilişkilerin ekonomik bütünleştirmeleri kolaylaştırıcı olduğunu savunan ekonomistler de bulunmakla birlikte, gözlemlenen hiçbir bütünleşme hareketinde bu türden bir ilişki esas alınmamıştır.[42]

 

Temmuz Yiğit BEZMEZ

 

Tablolar ve Resimler:

Şekil 1

 

http://www.asiaeducation.edu.au/programmes/go-global-programs/australia-asean-youth-forum

 

Şekil 2

https://worldview.stratfor.com/article/asean-limits-consensus

 

KAYNAKÇA

Kitaplar:

AKKEMİK, Ali (2009), Industrial Development in East Asia: A Comparative Look at Japan, Korea, Taiwan, and Singapore, Hackensack, NJ: World Scientific Publishing Co.

CAŞIN, Mesut Hakkı & ÖZGÖKER, Uğur & ÇOLAK, Halil (2007), Küreselleşmenin Avrupa Birliği Ortak Güvenlik ve Savunma Politikasına Etkisi, İstanbul.

DEDEOĞLU, Beril (2003), “Avrupa Birliği’nin Bütünleşme Süreci II: Avrupa Birliği’nin Yakın Geçmişi”, Beril Dedeoğlu (der.), Dünden Bugüne Avrupa Birliği, İstanbul.

DEDEOĞLU, Beril (2015), Uluslararası İlişkilerde Özel Bir Alan: Bölgesel Bütünleşme, İstanbul, Yeni Yüzyıl Yayınları.

GASTEYGER, Curt (1994), Europa zwischen Spaltung und Einigung 1945 bis 1993, Bonn.

HAAS, Ernest (1975), “The Obsolescence of Regional Integration Theory”, Berkeley, Vol. 25, University of California, Berkeley.

HARBRECHT, Wolfgang (1984), Die Europäische Gemeinschaft, Stuttgart.

JACKSON, D. Karl (1989), ASEAN in Regional and Global Context, Berkeley.

SEYİDOĞLU, Halil (2007), Uluslararası İktisat, Güzem Yayıncılık.

SCHMITTER, P.C., “A Revised Theory of Regional Integration”, Leon N. Lindberg & S. Scheingold (eds.), Regional Integration: Theory and Research.

SMITH, Adam (1776), The Wealth of Nations, Book IV, Ch.6, 1776 Aktaran: Emin Ertürk, Ekonomik Entegrasyon Teorisi, Ezgi Kitapevi, Bursa, 1993.

SRIDHARAN, Kripa (2007), Regional Cooperation in South Asia and Southeast Asia, Institute of Southeast Asian Studies, Singapore.

TEZCAN, Ercüment (2005), Avrupa Birliği Kurumlar Hukuku, Ankara.

TÜRKMEN, Füsun (2003), Avrupa Birliği ve İnsan Hakları , Beril Dedeoğlu (der.), Dünden Bugüne Avrupa Birliği, İstanbul.

 

Makaleler:

DEDEOĞLU, Beril & BİLENER, Tolga (2017), «Neo-Functionalist Regional Integration Theory Put to Test in Asia: New Regionalism around India and ASEAN», Insight Turkey, Cilt 19, no: 4, 2017, ss. 155-173.

KHOMAN, Thanat (1992), “ASEAN Conception and Evolution”, The ASEAN Reader, ss. 13-18.

MOR, Hasan (2010), “Avrupa Birliği Bütünleşme Süreci ve Sorunları”, Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt 14, ss. 499-541.

TEH, Cheng Guan Benny (2004), “ASEAN’s Regional Integration Challenge: The ASEAN Process”, The Copenhagen Journal of Asian Studies, Cilt 20, ss. 70-94.

TOPRAK, Elif (2007), «Neo-Fonksiyonalizmden Yapısalcılığa, Entegrasyon Kuramları Işığında Türkiye –Avrupa Birliği Uyumu», Ankara Avrupa Çalışmaları Dergisi, Cilt 7,  no: 1, ss. 69-89.

YAPICI, Merve İrem (2007), “Uluslararası İlişkiler Disiplininde Entegrasyon Teorilerinin Yeri ve Etkinliği”, Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, Cilt 9, no: 3,  ss. 130-157.

 

Tezler:

Thi Bich Phuong Duong (2015), ASEAN: Bölgesel bir aktör olarak ekonomik ve politik etkinliğinin incelenmesi, Yüksek Lisans Tezi, Ege Üniversitesi, Stratejik Araştırmalar Merkezi, İzmir.

 

İnternet Siteleri:

AB Tarihçesi, http://www.ikv.org.tr/sozluk2.php?ID=1097.

Al MAKHZOOMI, Khairuldeen, «Terrorism in Southeast Asia and the Role of Ideology», https://www.huffingtonpost.com/khairuldeen-al-makhzoomi/terrorism-in-southeast-as_b_9396942.html.

AEC Blueprint 2025, https://astnet.asean.org/docs/AEC-Blueprint-2025-FINAL.pdf.

ASEAN Charter, http://asean.org/wp-content/uploads/images/archive/publications/ASEAN-Charter.pdf.

ASEAN Regional Forum, http://www.nti.org/media/pdfs/arf_aC0AJwK.pdf?_=1485892287.

CABALZA, Chester, «Can ASEAN Work Together to Fight Regional Terrorism?», https://thediplomat.com/2017/08/can-asean-work-together-to-fight-regional-terrorism/.

CAMERON, Fraser, «The European Union as a Model for Regional Integration», https://www.cfr.org/report/european-union-model-regional-integration.

DAS, Basu Sanchita, “AEC Vision Post-2015: Is an ASEAN Customs Union Feasible?”, https://www.iseas.edu.sg/images/centres/asc/pdf/EWP20151.pdf.

DELıOS, Andrew, «Commentary: Is ASEAN’s economic integration still a work in progress?», https://www.channelnewsasia.com/news/business/commentary-is-asean-s-economic-integration-still-a-work-in-8814696.

EU Customs Union, https://europa.eu/european-union/topics/customs_en.

Institute of South East Asian Studies, «The Feasibility of an ASEAN Customs Union Post 2015», http://www.e-ir.info/2012/10/07/asean-and-the-european-union-lessons-in-integration/.

STRATFOR, «ASEAN: The Limits of Consensus», https://worldview.stratfor.com/article/asean-limits-consensus.

T.C. Dışişleri Bakanlığı, ASEAN, http://www.mfa.gov.tr/guneydogu-asya-ulkeleri-birligi.tr.mfa.

TAY, Simon & TAN, Cheryl & KıRUPPALINI, Shangari, «Global Megatrends and the ASEAN Economic Community: Regional Integration in Context», http://asean.org/storage/2017/09/Ch.1_Global-Megatrends-and-the-AEC-Regional-Integration-in-Context.pdf

TEPAV, “Türkiye’nin Tam Üyelik Perspektifinin İncelenmesi”, http://www.tepav.org.tr/upload/files/1271245634r4380.Turkiye__nin_Tam_Uyelik_Perspektifinin_Incelenmesi.pdf

THUZAR, Moe, «ASEAN and the European Union: Lessons in Integration», http://www.eu-asiacentre.eu/pub_details.php?pub_id=165.

World Bank EU Statistics, https://data.worldbank.org/region/european-union.

 

[1] Spill-Over etkisi.

[2] Beril Dedeoğlu (2015), Uluslararası İlişkilerde Özel Bir Alan: Bölgesel Bütünleşme, İstanbul, Yeni Yüzyıl Yayınları, s. 223.

[3] Beril Dedeoğlu & Tolga Bilener (2017), «Neo-Functionalist Regional Integration Theory Put to Test in Asia: New Regionalism around India and ASEAN», Insight Turkey, Cilt 19, no: 4, s. 164.

[4] Elif Toprak (2007), «Neo-Fonksiyonalizmden Yapısalcılığa, Entegrasyon Kuramları Işığında Türkiye –Avrupa Birliği Uyumu», Ankara Avrupa Çalışmaları Dergisi Cilt 7,  no: 1, s. 71.

[5] Beril Dedeoğlu & Tolga Bilener (2017), «Neo-Functionalist Regional Integration Theory Put to Test in Asia: New Regionalism around India and ASEAN», Insight Turkey, Cilt 19, no: 4, s. 172.

[6] T.C. Dışişleri Bakanlığı, http://www.mfa.gov.tr/guneydogu-asya-ulkeleri-birligi.tr.mfa.

[7] Karl D. Jackson (1989), ASEAN in Regional and Global Context, Berkeley, s. 10.

[8] Thanat Khoman, ASEAN Conception and Evolution, The ASEAN Reader, 1992, pp.13-18

[9] Hasan Mor (2010), “Avrupa Birliği Bütünleşme Süreci ve Sorunları”, Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt 14, s. 499.

[10] Beril Dedeoğlu & Tolga Bilener (2017), «Neo-Functionalist Regional Integration Theory Put to Test in Asia: New Regionalism around India and ASEAN», Insight Turkey, Cilt 19, no: 4, s. 162.

[11] İktisadi Kalkınma Vakfı, “Avrupa Birliği’nin Tarihçesi”, http://www.ikv.org.tr/sozluk2.php?ID=1097.

[12] http://www.e-ir.info/2012/10/07/asean-and-the-european-union-lessons-in-integration/.

[13] Beril Dedeoğlu (2015), Uluslararası İlişkilerde Özel Bir Alan: Bölgesel Bütünleşme, İstanbul, Yeni Yüzyıl Yayınları, s. 207.

[14] Wolfgang Harbrecht (1984), Die Europäische Gemeinschaft, Stuttgart, s. 34.

[15] Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV), http://www.tepav.org.tr/upload/files/1271245634r4380.Turkiye__nin_Tam_Uyelik_Perspektifinin_Incelenmesi.pdf.

[16] İktisadi Kalkınma Vakfı, “Avrupa Birliği’nin Tarihçesi”, http://www.ikv.org.tr/sozluk2.php?ID=1097.

[17] Asian Development Bank, Asian Economic Integration Monitor, Manila, 2013.

[18] https://www.cfr.org/report/european-union-model-regional-integration.

[19] Dünya Bankası İstatistikleri: https://data.worldbank.org/region/european-union.

[20] Adam Smith (1776), The Wealth of Nations, Book IV, Ch.6, 1776. Aktaran: Emin Ertürk (1993), Ekonomik Entegrasyon Teorisi, Ezgi Kitapevi, Bursa, s. 15.

[21] Beril Dedeoğlu (2015), Uluslararası İlişkilerde Özel Bir Alan: Bölgesel Bütünleşme, İstanbul, Yeni Yüzyıl Yayınları, s. 219.

[22] a.g.e., s. 210.

[23] a.g.e., s. 211.

[24] https://europa.eu/european-union/topics/customs_en.

[25] http://www.eu-asiacentre.eu/pub_details.php?pub_id=165.

[26] Beril Dedeoğlu (2015), Uluslararası İlişkilerde Özel Bir Alan: Bölgesel Bütünleşme, İstanbul: Yeni Yüzyıl Yayınları, s. 212.

[27] Halil Seyidoğlu (2007), Uluslararası İktisat, Güzem Yayıncılık, ss. 20-52.

[28] Beril Dedeoğlu (2015), Uluslararası İlişkilerde Özel Bir Alan: Bölgesel Bütünleşme, İstanbul: Yeni Yüzyıl Yayınları, s. 213.

[29] Beril Dedeoğlu (2015), Uluslararası İlişkilerde Özel Bir Alan: Bölgesel Bütünleşme, İstanbul: Yeni Yüzyıl Yayınları, s. 215.

[30] Beril Dedeoğlu (2003), “Avrupa Birliği’nin Bütünleşme Süreci II: Avrupa Birliği’nin Yakın Geçmişi”, Beril Dedeoğlu (der.), Dünden Bugüne Avrupa Birliği, İstanbul, 2003, s. 56.

[31] https://build.export.gov/build/groups/public/@eg_asean/documents/webcontent/eg_asean_084987.pdf.

[32] http://www.mfa.gov.tr/guneydogu-asya-ulkeleri-birligi.tr.mfa

[33] Beril Dedeoğlu, Uluslararası İlişkilerde Özel Bir Alan: Bölgesel Bütünleşme, İstanbul, Yeni Yüzyıl Yayınları, 2015, s. 216.

[34] a.g.e., s. 221.

[35] ASEAN Charter, giriş kısmı, s. 2: http://asean.org/wp-content/uploads/images/archive/publications/ASEAN-Charter.pdf.

[36] Beril Dedeoğlu & Tolga Bilener (2017), «Neo-Functionalist Regional Integration Theory Put to Test in Asia: New Regionalism around India and ASEAN», Insight Turkey, Cilt 19, no: 4, s. 164.

[37] Ali Akkemik (2009), Industrial Development in East Asia: A Comparative Look at Japan, Korea, Taiwan, and Singapore, Hackensack, NJ: World Scientific Publishing Co.

[38] Kripa Sridharan (2007), Regional Cooperation in South Asia and Southeast Asia, Institute of Southeast Asian Studies, Singapore, s. 1.

[39] P.C. Schmitter, «A Revised Theory of Regional Integration», Leon N.Lindberg & S.Scheingold (eds.), Regional Integration : Theory and Research, ss. 68-72.

[40] Beril Dedeoğlu (2015), Uluslararası İlişkilerde Özel Bir Alan: Bölgesel Bütünleşme, İstanbul, Yeni Yüzyıl Yayınları, s. 148.

[41] http://www.channelnewsasia.com/news/business/commentary-is-asean-s-economic-integration-still-a-work-in-8814696.

[42] Beril Dedeoğlu (2015), Uluslararası İlişkilerde Özel Bir Alan: Bölgesel Bütünleşme, İstanbul: Yeni Yüzyıl Yayınları, s. 205.

Leave A Response »

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.