AZERBAYCAN PETROL POLİTİKASI: ASRIN ANLAŞMASI – BAŞARILI YOLUN BAŞLANGICI

upa-admin 16 Ekim 2019 363 Okunma 0
AZERBAYCAN PETROL POLİTİKASI: ASRIN ANLAŞMASI – BAŞARILI YOLUN BAŞLANGICI

1994 yılında imzalanan ve dünyada büyük bir üne kavuşan Asrın Anlaşması’nın 25. yıl dönümünde, Azerbaycan halkının gururlanmasına neden olan çok sayıda hususlar bulunmaktadır. Anlaşmanın sağladığı katkılar saymakla bitirilemez. Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Asrın Anlaşması’nın 25. yıldönümü ve Petrol Çalışanları Günü dolayısıyla düzenlenen törende yaptığı konuşmada, bu hususa ayrıntılı şekilde yer verdi. Cumhurbaşkanı, projenin jeopolitik kazanımlarına vurgu yaparak anlaşmanın stratejik önemine değindi. Bu hususlar, ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo’nun, İngiltere Ticaret Bakanı Elizabeth Truss’ın ve Birleşik Krallık Avrupa Birliği işlerinden sorumlu Devlet Bakanı Christopher Pincher’in Azerbaycan Cumhurbaşkanı’na mektuplarında da yer aldı. Söz konusu ülkelerin Azerbaycan’la işbirliğine büyük önem verdiği ve ülke yönetiminin izlediği politikayı üstün değerlendirdiği açıkça görülüyor. Bu bağlamda, Asrın Anlaşması’nın Azerbaycan petrol politikasının jeopolitik önemi üzerine bir analiz yapmaya karar verdik.

25 yıl önce: Milli Lider Haydar Aliyev’in ileri görüşlülüğü ve siyasi kararlılığının sonucu

Uluslararası alanda Azerbaycan’ın saygınlığı her geçen gün artıyor. Dünyanın gelişmiş ülkeleri Azerbaycan’la işbirliğinin önemini sürekli ifade ediyorlar. Bu bağlamda, Azerbaycan’ın 1994 yılında imza attığı Asrın Anlaşması’yla da ilgili önemli tezlere ve dileklere de yer veriliyor. Anlaşmanın imzalanmasının 25. yıldönümü dolayısıyla ABD ve İngiltere’den gönderilen tebrik mektuplarında, bu açıdan ilginç bazı fikirler yer aldı.

ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo’nu  Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’e yolladığı mektupta şöyle deniyor, “…Son 25 senede Birleşik Devletler, enerji rezervlerinin işlenmesinde, Avrupa’nın ve dünyanın enerji güvenliğine katkıda bulunmasında ve bağımsız devlet gibi kendi politikasının oluşturulmasında Azerbaycan’ın kararlı bir ortağı olmuştur. 1994 yılında Batı şirketleriyle bu anlaşmanın imzalanmasıyla ve Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hattının yapımıyla Azerbaycan, dünya pazarında önemli petrol tedarikçisine dönüştü ve ilk kez Hazar Denizi’yle Akdeniz arasında doğrudan enerji bağlantısı oluşturdu.’

Bu noktada Azerbaycan’ın dış politikasıyla ilgili iki önemli husus ifade edilmiştir. Birinci husus, Washington’un, geride bıraktığımız 25 yılda Azerbaycan’ın dış politikasını bağımsız şekilde geliştirdiğinin itirafından oluşuyor. Pompeo, Azerbaycan’ın egemen devlet gibi bağımsız dış politika oluşturabildiğini, dünya politikasına ve uluslararası iş birliğine önemli katkılarda bulunduğunu ifade ediyor. Ayrıca bu politikanın net sonuçları bağlamında, Azerbaycan’ın dünyada önemli petrol tedarikçilerinden birisine dönüşmesi ve “Hazar Denizi ile Akdeniz arasında doğrudan enerji bağlantısı oluşturması” önemli bir yere sahip. Bunun son derece ilginç bir tez olduğunu belirtmek gerekir. Çünkü mektupta da kaydedildiği üzere, Amerika Birleşik Devletleri, Asrın Anlaşması’nın jeopolitik açıdan önemini üstün olarak değerlendiriyor. Bu husus, küresel enerji güvenliğini ve ulaştırma koridorlarının oluşturulmasını kapsıyor. Ayrıca Hazar Denizi’yle Akdemiz arasında ulaştırma bağlantısının oluşturulmasını da önemli bir faktör olarak kaydetmek gerekir.

Pompeo’nun, mektupta kaydedilen hususları son derece öneme sahip diğer iki hususla ilişkilendirmesi ilgi doğuruyor. ABD Dışişleri Bakanı, mektubunda şu hususları şöyle ifade ediyor, “Azerbaycan, girişimcilik misyonunu tekrar üstlenerek bu kez Güney Gaz Koridoru üzerinden doğal gaz ihraç etmesiyle Avrupa’nın enerji arz güvenliğine önemli katkı sağlıyor. Cumhurbaşkanı Trump’ın, Hazar Petrol ve Doğal Gaz Fuarı’nın 26. yıldönümü dolayısıyla mektubunda ifade edildiği üzere, girişimlerinize tamamen destek veriyor ve Azerbaycan’ın ekonomik başarısının bölgenin istikrarı ve kalkınması için önemli olduğunu düşünüyoruz.” Böylece, Washington, Azerbaycan’ın küresel enerji güvenliğine sağladığı stratejik katkıları açık şekilde itiraf etmiş oluyor. Yani Azerbaycan yönetiminin enerji politikası sadece ülkeyle sınırlı kalmıyor. Bu politikanın etkileri küresel çapta önemli sorunların çözümüne de gereken katkıyı sağlıyor. Bu, ayrıca Güney Kafkasya’nın da istikrarı ve refahı için önemlidir.

İşbirliği perspektifleri: Azerbaycan en güvenilir ortaktır

Pompeo, Ermenistan’ın Azerbaycan aleyhine yürüttüğü ön yargılı, asılsız ve anlamsız propagandayı kelimenin tam anlamıyla tek bir cümlesiyle havaya uçurdu. ABD Dışişleri Bakanı, Azerbaycan’ın bölgede istikrarın ve kalkınmanın sağlanmasında belirleyici ve stratejik bir rol oynadığını kaydediyor. Nitekim Ermenistan yönetimi asıl gerçeği saklamaya çalışsa da, dünya herşeyi iyi biliyor. İtiraf etmek gerekir ki, bu, Azerbaycan dış politikasının da üstün bir başarısıdır.

Mike Pompeo’nun ifade ettiği diğer önemli husus, Azerbaycan yönetiminin başarılı enerji politikasının iki ülke arasında diğer alanlarda da iş birliğinin derinleşmesine önemli katkı sağlamasıyla ilgilidir. ABD Dışişleri Bakanı’nın mektubunda bu konuda şöyle ifade ediliyor, ”…enerji alanında başarılı iş birliğimiz gerek ekonomik iş birliğimizi, gerekse de güvenlik alanında ortaklığımızı, ayrıca insan hakları, temel özgürlükler ve demokrasiye dayalı yönetim alanında devamlı faaliyetimizi kapsayan stratejik ilişkilerimize de olumlu katkı sağlamıştır.’‘ Washington’un, Azerbaycan’la stratejik işbirliğine tamamen güvendiği ve bu bağlamda ekonomik alanın yanı sıra güvenlik, insan hakları ve temel özgürlükler, demokratik yönetim alanlarında da işbirliğine can attığı bu noktada ilginç bir tez oluşturuyor. Bu husus, ABD’nin, Azerbaycan’da demokratik yönetim ve sivil toplumun oluşturulması yönünde hayata geçirilen programların verimli olduğuna güvenini ifade ediyor. Günümüzde bu faktörlerin ciddi rol oynadığını idrak etmek gerekir.

Tüm bu hususların mantıksal sonucuysa mektubun sonunda ifade edilmiştir. Pompeo, ”Birleşik Devletler, tüm alanlarda ortak faaliyetimizin devam etmesini ve derinleşmesini samimi şekilde dilemektedir” diye kaydediyor. Bu konuya Birleşik Krallık’tan Azerbaycan Cumhurbaşkanı’na gönderilen mektupta da açık şekilde yer verilmiştir. İngiltere Ticaret Bakanı Elizabeth Truss ve Birleşik Krallık Avrupa Birliği işlerinden sorumlu Devlet Bakanı Christopher Pincher, bu mektupta, ”Sürekli gelişen ilişkilerimizin kalıcı olmasını samimiyetle diler ve bu tür tarihi bir aşamayı mümkün ettiğiniz için Sizi, Azerbaycan Hükümetini, Azerbaycan halkını, SOCAR’ı, BP’yi ve Birleşik Krallık’ın iş dünyası temsilcilerini bir kez daha kutluyoruz.’‘ ifadelerine yer vermişlerdir.

Nitekim Amerika’nın yanı sıra Britanya da enerji alanında Azerbaycan’la işbirliğine jeopolitik açıdan büyük önem veriyor. Bu, Azerbaycan’ın, dünyanın gelişmiş ülkeleriyle stratejik işbirliği yürüttüğü anlamına geliyor. Kuşkusuz, bu ülke yönetiminin gerçekleştirdiği politikanın son derece verimli olmasından ve günümüz taleplerine ayak uydurmasından kaynaklanıyor. Bu açıdan, Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in, Asrın Anlaşması’nın 25. yıldönümü ve Petrol Çalışanları Günü dolayısıyla düzenlenen törende yaptığı anlamlı ve kapsamlı konuşması sırasında ifade ettiği tezler ilgiye neden oluyor.

Azerbaycan Cumhurbaşkanı, konuşmasında, “Asrın Anlaşması Büyük Önder Haydar Aliyev’in petrol stratejisinin bir kısmı, başlangıcıdır. Haydar Aliyev’in dirayeti, dehası sayesinde Azerbaycan, kendisini dünyaya sunmayı başardı. Tarihte ilk kez yabancı şirketler Hazar Denizi’nde petrol ve doğal gaz sahalarının işlenmesinde yer almaya başladı. Asrın Anlaşması’nın imzalanması tarihi bir olaydır. Bu anlaşmanın faydalarını şimdi Azerbaycan devleti ve milleti görüyor… Asrın Anlaşması’nın bağımsız tarihimizde özel bir yeri, özel bir rolü vardır.” ifadelerine yer verdi.

Bu hususlar, şimdi 25. yıldönümünün kutlandığı, dünyanın saygın devletleri için de önemli olan Asrın Anlaşması’nın ciddi düşünülmüş ve kararlılıkla yürütülen politikanın sonucu olduğunu onaylıyor. Tam da bu özelliği açısından şimdi çok sayıda ülke bu anlaşmanın faydalarından yararlanıyor. Ayrıca Asrın Anlaşması’nın imzalanması, Azerbaycan’ın egemen ve bağımsız bir devlet olduğunu ve ülkenin doğal kaynaklarının tamamen Azerbaycan halkına mahsus olduğunu açık şekilde gösteriyor. Tabii kaynakların nasıl ve ne biçimde kullanılması konusu Azerbaycan halkı ve ileri görüşlü yönetimi tarafından belirleniyor.

Diğer yönden, Asrın Anlaşması, Azerbaycan’ın, bağımsız ve demokrasiye dayalı devlet yapılanması sürecinde tamamen verimli bir şekilde kararlılıkla ilerlediğini dünyaya sergiledi. Bu sürecin devam edeceğine ve ülkenin daha yeni başarılar elde edeceğinden asla şüphe duyulmamaktadır.

Newtimes.az

English translation of this article can be read from here.

Leave A Response »

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.