ULUSLARARASI EKONOMİK ENTEGRASYONLARIN AVRUPA’YA YANSIMALARI

upa-admin 03 Kasım 2019 654 Okunma 0
ULUSLARARASI EKONOMİK ENTEGRASYONLARIN AVRUPA’YA YANSIMALARI

Küreselleşme olgusunun dünyamıza getirdiği değişim ve devinim, hem uluslararası ekonomik bütünleşmelere (entegrasyon), hem de bölgesel ekonomik bütünleşmelere tezahür etmiştir. Soğuk Savaş sonrasında küresel siyasette uluslararası örgütlenmelerde ekonomik bütünleşme çabalarının artış gösterdiği bir realitedir. Ve bu realite ekonomik bütünleşme içerisinde yer alan her ülkeye farklı yansımaktadır.  Ekonomik bütünleşme faaliyetlerinin arkasında birçok neden yatmakla beraber, ülkeler tarafından resmi olarak kabul edilen hedefler vardır; bunlar yerli ve yabancı sermaye çekimini teşvik etmek, daha geniş piyasalara erişim yoluyla rekabet güçlerini arttırmak ve yabancı teknoloji ve yatırımlara istikrarlı erişim sağlamaktır. Bu anlamda, ekonomik bütünleşmeler uluslararası örgütler bağlamında da küresel siyasettin itici konumdadır.

Dünyada ve Kıta Avrupa’sında ekonomik anlamdaki ilk entegrasyon hareketleri 1834 yılında Alman devletleri arasında düzenlenen “Zollverein Gümrük Birliği” ile başlamış, takip eden dönemde ABD (Amerika Birleşik Devletleri) ve Avrupa’da küçük çaplı benzer oluşumlar görülmüştür. Avrupa kıtasının düzgün anlamda ilk planlı ekonomik entegrasyonu aslında Benelükstür; Hollanda, Belçika ve Lüksemburg ülkeleri arasında 1932 yılında Ouchy (Uşi) Sözleşmesi ile kuruluşunu gerçekleştirmiştir. Kıta Avrupa’sının tarihine bakıldığında, dünyada ekonomik entegrasyonların ana merkezini oluşturan bir konumda olduğudur. Zira Avrupa kıtasında kurulan entegrasyonlar dünya’nın ekonomisine ve ticaretine yön vermekle kalmayıp, aynı zamanda dünya ticaret tarihi açısından da başarılı görülmektedir. 20. yüzyılda Avrupa kıtasında kurulan ilk ekonomik entegrasyon olma özelliğinden dolayı Benelüks önem arz etmektedir. Benelüks, ismini üç ülkenin (Hollanda, Belçika, Lüksemburg) baş harflerinin birleşmesinden almıştır. Benelüks, ekonomik entegrasyon içerisinde yaptıkları işbirliğini Avrupa Ekonomik Topluluğu’nun (AET) kurulmasıyla birlikte bu çatı altında devam ettirmişlerdir.

Avrupa’daki ekonomik entegrasyon sürecine ivme kazandıran, biri federasyon yanlısı diğeri işlevselci iki akımın başlıca savunucuları olan İtalyan federalist Altiero Spinelli ile 1951’de Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu’nun (AKÇT) kurulmasına yol açan Schuman Planı’nın ilham kaynağı Jean Monnet’dir. AKÇT’nin kuruluş temelleri irdelendiğinde; amacın, kıta içinde daha güçlü ekonomik entegrasyonun kurulmasıyla birlikte, uluslararası alanda bulunan ticaret hacminin arttırılması ve ekonomik entegrasyonların uluslararası ticarette cazibesini sağlayabilmektir. AKÇT ile birlikte Avrupa’da yaşayan farklı dinlerin, farklı ırkların bulunduğu kozmopolit bir yapının ortak ekonomik entegrasyon etrafında birleşmeye doğru daha sağlam adımlar attıkları vurgulanabilir. Avrupa ülkelerinin içinde bulunduğu bir uluslararası ekonomik entegrasyonun kurulabilmesine yönelik fikir üretenler içinde Avrupa Birliği’nin (AB) babaları olarak bilinen önemli şahsiyetlerdir; Konrad Adenauer-Batı Almanya Başbakanı, Jean Monnet-Fransa Planlama Başkanı, Walter Hallstein-Avrupa Birliği Komisyonu İlk Başkanı, Alcide de Gasperi-İtalya’nın İlk Başbakanı, Paul H. Spaak-Avrupa Parlamentosu İlk Başkanı, Altiero Spinelli-İtalyan Siyaset Bilimcidir. Avrupa’nın önde gelen bu devlet ve siyaset şahsiyetleri, örnek olabilecek bir uluslararası ekonomik entegrasyon kurmak ve bu ekonomik birlikteliği büyütmek adına kararlılıklarıyla süreci hızlandırdılar.

AKÇT’yi kuran antlaşma 1951’de Paris’te kurucu altı (Fransa, Almanya, İtalya, Hollanda, Belçika ve Lüksemburg) üye tarafından imzalandı. AKÇT ile birlikte Avrupa’nın güç dengesinde yan yana birçok farklı nedenlerle gelemeyecek düşünülen güçlü devletler, hem kendi ülkelerindeki yurttaşlarının, hem de Avrupa toplumunun bütününe yönelik cazibe olabilecek bir uluslararası ekonomik entegrasyon düşüncesinin temellerini kurarak, ilerleyen zamanlarda dünyada uluslararası ekonomik entegrasyon hacminin arttırmasını sağlayacaktır. Sanayi Devrimi’nin dünyada başlamasından bu yana şu ana kadar kurulan en önemli uluslararası ekonomik entegrasyonlardan birinin de AKÇT olduğunu söyleyebiliriz. Ekonomik birleşme ile düşünülen AKÇT’nin işlevi dünya ticaretinde daha fazla söz sahibi konumunda bulunup ön planda görülebilmektir. Onun için AKÇT bir ekonomik entegrasyon olarak uluslararası ticarete ve işletmeciliğe pozitif anlamda olumlu katkı sunduğu belirtilebilir.

AKÇT’nin zamanla işlevselliğine bakıldığında; kuruluşunda da yer alan iki dinamik güç olan Fransa ve Almanya’nın bu organizasyon içerisinde hem ekonomik, hem de siyasi bütünleşme yolunda ilerleyen yıllarda yükü taşıyan ülkeler olacağıdır. AKÇT’nin bir ekonomik bütünleşme perspektifi ile kurulacak olması ve bu ekonomik düşünce ile organizasyon içerisinde bulunan ülkelere olumlu yansıması olmuştur. İşte bu olumlu ekonomik tablo AKÇT dışında bulunan üye olmayan ülkelere bir ekonomik hacim olarak albeni yaratmıştır. AKÇT içerisinde bulunan bu ülkelerin olumlu ekonomik boyutu ilerleyen zamanlarda topluluğa katılacak ülkelerle uluslararası ekonomik bütünleşmeye doğru yol alarak genişleyip büyüyecektir.

AKÇT’nin kuruluş amaçlarına bakıldığında; topluluğa üye olacak ekonomilerin gelişimine katkıda bulunabilmek, istihdam olanakları sağlayarak işsizliği azaltıp, aynı zamanda önleyebilmek ve üye ülke halklarını yaşanılabilir hayat seviyesine getirmek olarak sıralanabilir. Keza bu amaçların yanında sektörel tekelleşmeyi önlemek, yatırımlar için kalkınma ve işçi statüsündekilerin konut sahibi olmalarını sağlayabilmek olduğunu söyleyebiliriz. AB’nin başlangıç noktası sayılan AKÇT antlaşması, yürürlüğe girdiği tarihin 50. yılı olan 23 Temmuz 2002’de son bulmuştur. Böylelikle AB Konseyi’nin 19 Temmuz 2002 tarihinde aldığı kararla AKÇT’nin üçüncü ülkeler ile yaptığı antlaşmalarından doğan hak ve yükümlülükleri, 23 Temmuz 2002 tarihinden itibaren AB’ye geçmiştir. AB’nin Avrupa Konvansiyonu Platformu’nda geleceğini şekillendirdiği ortamda AKÇT antlaşmasının sunduğu ve elli yıldır sürmüş bulunan deneyimin değerli olduğu aşikârdır.

Avrupa’da Fransa, Almanya, İtalya, Belçika, Hollanda ve Lüksemburg’un AKÇT’yi kısa sürede kurarak elde ettikleri uluslararası ekonomik entegrasyon birliktelerinin güveniyle çıtayı yükseltiler ve geliştirmeye karar verdiler. AKÇT Dışişleri Bakanları öncülüğünde 1955 yılında yapılan toplantıyla başkanlığına Belçika Dışişleri Bakanı Paul Henri Spaak getirilerek bir komite kurma kararı alındı. Komite, uluslararası ekonomik entegrasyonu gerçekleştirecek yeni bir topluluk kurmayı öngördü. Bu raporun ismi “Spaak Raporu” olarak adlandırılmış ve bu rapora göre AKÇT’nin oluşumunun yanında Avrupa Ekonomik Topluluğu (AET) ve Avrupa Atom Enerjisi Topluluğu (AAET) adında bir oluşumun kurulması gerektiği vurgulanmıştır. AET’ye her ülkenin girebileceği vurgusu, uluslararası alanda oluşturulan bu ekonomik entegrasyonun daha da büyüyerek genişleyeceğini göstermektedir. AET, 1957 yılında kuruldu ve Roma Antlaşması çerçevesinde Kıta Avrupa’sında demokrasi ile yönetilen her ülke AET’ye girebilecekti.

Spaak Raporu’nun kabul edilmesiyle birlikte, İkinci Dünya Savaşı’nda yaşanan atom gerçeğini öngörerek öncelikli olarak nükleer enerjinin üzerinde durulması gerektiği düşüncesiyle AAET ilk Roma Anlaşması ile 1957’de kuruldu. AAET’nin maksadı bu işleyişte insanlık için tehlike arz edilebilecek şekilde kullanılabilen nükleer enerjinin insanlık için endüstride yararlanabilir ve güvenilebilir şekilde kullanılmasının yanında barışçıl yollardan elde edilmesidir. Hedeflenen ise, aslında AKÇT ile gelinen süreçte altı yıl gibi sürede oluşan ekonomik dinamiklerin daha da artırılmasıydı. Böylelikle 1951’de altı ülke arasında başlayan ekonomik entegrasyon birlikteliği 1957 yılına gelindiğinde farklı perspektiflere sahip üç topluluğu güçlü bir işbirliği için daha da cesaretli kılıyor ve attıkları adımların kararlıklarının getirdiği sonuçlar olarak görülebilmekteydi. AB’nin geleceğinde mihenk taşları olarak yer alacak olan AKÇT, AET ve AAET kendi bünyelerinde barındırdıkları has özelliklerini kaybetmeyecek şekilde ve daha güçlü bir organizasyon içerisinde tek çatı altında oluşturulup ilerlemesini sürdürecektir.

AB, kuruluşuyla birlikte küresel siyasetin en güçlü uluslararası ekonomik entegrasyonu konumuna gelmiştir. Ekonomik entegrasyonu oluşturan kurucularının 1957 tarihinde imzaladıkları Roma Antlaşması ile öncelikli hedef olarak ortak bir pazar olan AET’yi kurmak olmuştur. Bu ekonomik entegrasyonun ortak pazar hedefinden sonra ki süreçler, 1987 yılında iç pazar olabilmek yolunda kavramlar geliştirmiş ve nihayetinde 1992 yılında ekonomik entegrasyon olan topluluk tek pazar adıyla birlik olabilmek için Maastricht Antlaşması yapılarak günümüzde ki AB (Avrupa Birliği) adını taşımıştır. Gümrük Birliği’ni kısaca tanımlayacak olursak; AB’nin mihenk taşlarından biri olmakla birlikte aynı zamanda temelini oluşturan çekirdektir. Gümrük Birliğini kavramsal çerçevede iç ve dış boyut olarak ele alabiliriz. İç boyut kavramında ihracat ve ithalat yapıldığında hem gümrük vergisinin hem de tüm vergilerin kaldırılması mümkün olabilmektedir. Keza dış boyut kavramında üçüncü ülkelerle yapılan ticarette ortak olan gümrük vergisi olarak uygulanmaktadır. AB’de ortak gümrük alanı uygulaması birliğe üye 27 ülke topraklarının aynı gümrük kurallarına tabii tutulduğu alandır.

Almanya’nın Stuttgart kentinde 1983 yılında yapılan toplantının sonuç kısmında Tek Pazar’ın olmasının gerekliliği vurgulanmış ve yapılan toplantının doğrultusu sonucunda 1985 yılında “Beyaz Kitap” oluşturuldu. Beyaz Kitap içeriğindeki hedefler, Tek Avrupa Senedi ile AT (Avrupa Topluluğu) Antlaşması’na yansıtıldığı görülür. Tek Avrupa Senedi’yle de iç pazarın tanımlanması ve 1992 yılının sonuna kadar iç pazarın kurulabilmesi için aşama kaydedilmesine yer verilmiştir Aslında ortak bir “pazar”ın kurulmasını isteyen dönemin mevcut üyeleri Tek Pazar sayesinde ekonomik entegrasyonu’nun temellerini daha fazla geliştirilmesine katkıda bulunmuşlardır. Ekonomik entegrasyon’nun bir bütünlük içerisinde devam edebilmesi için Roma Antlaşması’ndan bu yana hedef olarak belirlediği “Tek Pazar” kavramının oluşmasıyla mümkün olabilecektir. Lüksemburg’da 1986 yılında ekonomik ve siyasi düzenlemeler ve birtakım işlevlerin görüşülmesiyle birlikte “Avrupa Tek Senedi” imzalandı. Böylelikle ekonomik entegrasyon içerisinde bulunan ülkelerin mal, hizmet ve kişilerin serbest dolaşımı konularında engellemelerin kaldırılabilmesi için gerekli hukuki temellerin oluşturulabilmesi amaçlandı. Ve bu doğrultuda ve bu amaçla yapılan düzenlemeler 1 Ocak 1993 tarihinde tamamlandı.

Sonuç olarak, günümüz yüzyılında ki ülkeler, bugün kendilerinden geri olan ülkelere karşı küreselleşme olgusunu kullanırken, kendilerine ekonomik, teknolojik bakımdan rakip olan kutuplara karşı birleşerek entegrasyonlar oluşturmaktadır. Dünyanın süper gücü olan ABD ve yükselen gücü olan Çin yakın çevre coğrafyalarındaki ülkelerle kültürel, ticari, ekonomik ve politik işbirliklerine gitme yoluyla yalnız kalmaktan kaçınmaktadır. Aslında bu yalnızlıktan kaçınma hali, Adam Smith’in ticaretin serbestleştirilmesi savından kaynaklanmakta ve serbest ticaretle ülkelerin refahının artacağı ileri sürmesindendir. Her ne kadar serbest ticaretin refahı artıracağı aşikâr olsa bile 21. yüzyılda uluslararası ekonomik entegrasyonların faaliyetleri daha fazla ön plana çıkmaktadır.

Kıta Avrupa’sında başlayan ekonomik entegrasyon süreci dünyamızda hızlanmaktadır. Ve sadece ekonomik olarak değil siyasi, hukuki ve kültürel vb. birçok alana sirayet etmektedir. AB’nin içerisinde birçok farklı iç dinamikler bulunmakta, küresel siyasetin getirdiği dış dinamikleri de hesaba katarsak, uluslararası ekonomik entegrasyon perspektifinde AB başarılı bir gelişme göstererek büyümektedir. Ezcümle; AB’nin bundan sonra ki süreçleri göz önüne alındığı takdirde birçok farklı kozmopolit kültürel yapıları AB çerçevesinde güçlendirerek işlevsel ve gerçekçi ekonomik politikalar üretecek olmasıdır. Küresel siyasette AB gerçekçi politikalar üretmesinin yanında uluslararası ekonomik bir güç entegrasyonu olarak büyümeye devam edecektir.

 

Güney Ferhat BATI

Leave A Response »

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.