ALEVLER İÇERİSİNDEN YÜKSELEN ÇIĞLIK: AVUSTRALYA

upa-admin 08 Ocak 2020 239 Okunma 0
ALEVLER İÇERİSİNDEN YÜKSELEN ÇIĞLIK: AVUSTRALYA

Doğa ile savaş halindeyiz. Eğer kazanırsak, kaybedeceğiz.” – Hubert Reeves

Yaşamakta olduğumuz dünya üzerindeki sıcaklık değerleri gün geçtikçe artış göstermektedir. Bu artışa sebep olan faktörlerden bazıları; hızlı nüfus artışı, kentleşme ve sanayileşme faaliyetleri neticesinde atmosfere salınmakta olan kirletici gazların yarattığı sera etkisidir. Dünyanın ciğerleri olan yeşil alanların yok olması sebebiyle, ayrıca, karbondioksit salınımının dengelenmesini sağlayan mekanizmalar da saf dışı kalmaktadır. Tüm bu olumsuz olaylar, küresel boyutlarda dünyanın en acil sorunu olan iklim değişikliği olarak karşımıza çıkmaktadır.

İklim değişikliği sürecine girilip girilmediği ve etkilerinin ne denli şiddetli olacağı konusunda halihazırda tartışmalar sürerken, yaşanan bu değişimlerin insan kaynaklı etkilere bağlı olarak gerçekleştiği düşüncesi genel olarak kabul görmüştür. Özelden genele doğru sıraladığımızda, bireyleri, halkları, devletleri ve genel olarak dünya üzerindeki tüm ekosistemi tehdit eden iklim üzerindeki bu değişiklikler, aynı zamanda bir güvenlik meselesi olarak da kabul edilmektedir. Bu süreç içerisinde bireylerin, hükümetlerin ve devletlerin sera gazı salınım oranlarını nasıl değiştireceği hususu merak konusu olsa da, kesin olan şeyin atmosferde yaşanan deformasyon süreciyle beraber yeryüzünde tatlı su kaynakları, karasal ve tatlı su ekosistemleri, deniz sistemleri, gıda üretim sistemleri, kentsel ve kırsal alanlar üzerindeki etkisi, ekonomik sektör ve insan sağlığı gibi alanlarda ciddi boyutta olumsuz etkilere sahip olduğu ve bu durumun da ulusların ve uluslararası ilişkilerin siyasi, ekonomik, sosyal ve toplumsal alanda tüm birimleri etkileyecek olduğudur.

İşte bu noktada, değişikliklerin doğa üzerindeki etkilerine baktığımızda, son yıllarda artan orman yangınlarının bitki örtüsüne vermiş olduğu zararların ciddi boyutlara ulaştığı gözlemlenmekte olup, bu yangınlara sebep olan faktörler arasında iklim değişikliği ve artan sıcaklıkların etkisi dikkat çekmektedir. İklim değişikliği sürecinin beraberinde getirdiği atmosferik kararsızlık, sıcaklığın yükselmesi, kuraklığın artması ve sürekli olan sıcaklık dalgaları orman yangınlarının sayısında kritik bir artışa sebep olmaktadır. Havadaki oksijenin, sıcaklığın ve yakıt olarak görebileceğimiz orman tabanındaki otlar ve diğer yanıcı materyallerin bir araya gelmesi sonucunda, yangınlar baş göstermekte ve şiddetli rüzgarlar ile kısa süreli şiddetli yağışlar sebebiyle oluşan ani fırtınalar da yangınların geniş alanlara yayılmasına sebebiyet vermekte olup, bazen de yangınların çıkış sebebi olmaktadır. Bu durumun oluşturduğu en acı tabloyu ise, yakın süreçte Avustralya’da birçok canlı türünün yok olmasına sebebiyet veren, bazı türleri de tükenme tehlikesiyle karşı karşıya bırakan ve yerleşim bölgelerinden bazılarını yaşanmaz hale getiren -aylardır süren ve kontrol altına alınamayan- orman yangınları gözler önüne sermiştir.

Avustralya’da başlayan orman yangınları

Dünyanın yüzölçümü bakımından 7.692.000 km² alan ile en büyük altıncı ülkesi olan Avustralya, kıtanın keşfinden sonra dünyanın çeşitli bölgelerinden almış olduğu göçler sonucunda etnik çeşitliliğe sahip sayılı ülkeler arasında yer almaktadır. Yeni Zelanda, Papua Yeni Gine, Doğu Timor, Nauru, Solomon Adaları, Fiji, Vanuatu, Kiribati, Tuvalu, Samoa ile Okyanusya’nın bulunduğu bölgede yer alan Avustralya’nın başkenti Canberra, en büyük kenti ise Sidney’dir. Orta kesimi çöllerden oluşan Avustralya’nın kuzeyinde tropik iklim kendisini gösterirken, kıyı kesimlerinde okyanustan ve Güney Kutbu’ndan gelen akımlar sebebiyle ani hava değişiklikleri görülebilmektedir. Aynı zamanda bu kıtada birçoğunun yalnızca Avustralya’da yaşamını sürdürdüğü zengin bir ekosistem var olmakla beraber, koalalar ve kangurular adeta bu kıtanın sembolü haline gelmiştir.

Avustralya yanıyor

Ancak bu kıtanın sahip olduğu özelliklerin yarattığı dezavantajlı durumlar, ne yazık ki kendisini yakın tarihte bir felaket ile göstermiştir. Avustralya’da Eylül ayında başlayan yangınlar, yaklaşık dört aydır kıtadaki canlı hayatını derinden etkilemekle beraber yerleşim yerlerini de vurmuştur. Avustralya, yaz aylarında yaşanan yangınlara alışık bir kıta olsa dahi, son dönemlerde normalin üzerinde rekor seviyede seyreden sıcaklıklar ve kuraklık, bölgede yaşanan yangınların şiddetinin artmasına sebep olmuştur. Yaşanan bu iklim temelli durumlara ek olarak, kimi zamanlarda yangınların çıkış sebebinin insan faktörü olduğu söylense de, bölgede var olan kuru tarım alanlarının üzerindeki yağmur yüklü kara bulutlardan yeryüzüne ulaşan şimşekler de yangınları tetiklemektedir. Yangınların başlamasıyla beraber, yanan otların rüzgarlar vasıtasıyla taşınarak başka bölgeleri de tehlike altına soktuğu gözlemlenmektedir. Bölgede Eylül ayından beri şiddetini arttırarak devam eden yangınların bilançosu, Reuters haber ajansının yapmış olduğu açıklamalarla gözler önüne serilmiştir. Reuters’e göre, 8 milyon hektar alan yangınlarda yok olurken, 25 insan hayatını kaybetmiş, yaklaşık 2.o00 ev kullanılamaz hale gelmiş ve çok sayıda kasabada elektrik ve internet altyapısı sorunları yaşanmış ve toplam 500 milyon canlı da hayatını kaybetmiştir. Bunun yanı sıra, Victoria eyaletinde yaklaşık 67.000 kişinin bölgeden tahliye edildiği ve kıtadaki zararın 485 milyon Amerikan doları aştığı söylenmektedir.

İtfaiye ekiplerince yangından kurtarılmış bir koala

“Peki ya bu yangınlar neden kontrol altına alınamıyor?” sözü, kuşkusuz cevaplanmayı bekleyen en önemli soruların başında gelmektedir. Avustralya kıtasında meydana gelen bu felaketin hızla yayılması ve kontrol altına alınamamasında yaz aylarının daha sıcak ve kuru geçmesinin etkisi büyüktür. İklim üzerinde meydana gelen tahribatın yeryüzüne olan olumsuz etkileriyle beraber, bölgedeki tarımsal alanlarının daha kuru bir yapıya bürünmesi ve bu durumun da tarım alanlarının daha kolay tutuşmasına yol açması şüphesiz iklim değişikliğinin en acı tablosunun oluşmasına sebep olmuştur. Aynı zamanda son yıllardaki en büyük kuraklığı yaşayan kıtada Aralık ayında sıcaklık rekoru kırılmıştır.

Ortalama en yüksek sıcaklık, 29 Aralık 2019 (Kaynak: Avustralya Hükümeti Meteoroloji Bürosu)

Meydana gelen bu felaketle mücadelede sayısı yüz binlere ulaşan itfaiyecinin gönüllü ve görevli olarak uzun saatler çalışmasının yanında, bu alanda gönüllülere de ihtiyaç duyulmaktadır. Avustralya federal hükümeti, New South Wales eyaleti, gönüllülerin talepler halinde belli bir miktarda tazminat alabileceklerini dile getirmiş; ancak bu politikaya Avustralya Başbakanı Scott Morrison başta olmak üzere genelde karşı çıkılmıştır. Yangınların şiddetli rüzgarlar ile yayılmasıyla kontrol altına alınmaması üzerine, ayrıca, Savunma Bakanı Linda Reynolds ülke tarihinde ilk kez askerin ülke içi bir mesele için göreve çağrıldığını açıklamıştır. Ordu, askerlerini, gemilerini ve hava araçlarını bölgeye göndererek, yangının kontrol altına alınması hususunda destek vermekle görevlendirilmiştir. Başbakan Scott Morrison ise, ülkenin yakın tarihinin en büyük askeri seferberliğini ilan ederek ve 3.000 askerin gönüllü itfaiyecilere yardım etmesi için alana gönderildiğini açıklayarak, ABD ve Kanada’dan su tankerlerini barındıran hava araçları hususunda takviye yardım talep etmiştir. Bu süreç içerisinde Avustralya’ya en hızlı yardımı sağlayan ülke ise bölgeye göndermiş olduğu 157 itfaiye görevlisi ile komşu Yeni Zelanda olmuştur. Bu yardım süreci içerisinde yer alan diğer devletler ise Avustralya’nın kuzeyinde yer alan bir ada ülkesi olan Papua Yeni Gine, Amerika Birleşik Devletleri, İngiltere, Fransa, Belçika ve Singapur şeklindedir.

Scott Morrison

Sonuç olarak, Avustralya’da günlerdir süren orman yangınları, dünyamızın dengesinin ne kadar bozulduğunu göstermesi açısından çok önemli olaylardır. Ayrıca güvenlik birimlerinin diğer devletler ve halklarıyla uğraşmak kadar, yeni dönemde artık doğal felaketlerle de uğraşmak zorunda kalmaya başlamaları, gelecek adına önemli bir sinyaldir. Umarım tüm devlet adamları ve yöneticiler bu gibi gelişmelerden ders çıkarır ve iklim değişikliği konusunu ciddiye almaya başlarlar.

           Oğuzhan MANİOĞLU

Leave A Response »

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.