SİYASET VE MEDYA İLİŞKİ BAĞLAMINDA EĞLENCELİK SİYASETİN (POLITAINMENT) TÜRKİYE SİYASAL HAYATINA YANSIMALARI

upa-admin 13 Ocak 2020 3.306 Okunma 0
SİYASET VE MEDYA İLİŞKİ BAĞLAMINDA EĞLENCELİK SİYASETİN (POLITAINMENT) TÜRKİYE SİYASAL HAYATINA YANSIMALARI

Demokratik yönetim sistemlerinde, medya ve siyaset kurumları, toplumu temsilen faaliyet içerisinde olan ve doğası itibariyle aralarında diyalektik ilişki bulunan birbirleriyle etkileşim halindeki alternatifsiz iki olgudur (Damlapınar, 2008: 187). Bu duruma binaen, kitle iletişim araçlarının yaygınlaşması, dijitalleşmesi ve bilhassa kamusal meseleler söz konusu olduğunda seçmenlerin bilgi gereksinimini karşılaması, medyanın, politik zaviyede, her geçen gün etkisini artırmaktadır. Bu bakımdan, siyaset ve medya kurumlarını birbirinden bağımsız bir şekilde ele almak güçleşmektedir. Öyle ki, profesyonel bir anlayışın egemen olduğu siyasal arenada, yönetme erkine talip olan grupların seçmenlere aktaracağı iletilerden götürecekleri hizmete kadar geniş bir yelpazede medyaya gereksinim duydukları görülmektedir. (Balcı, 2008: 210). Zira demokratik yönetim şekilleri dikkate alındığında, yasama, yürütme ve yargı erklerinden sonra kendisini dördüncü güç olarak adlandıran medya, politik konulara dair seçmeni bilgilendirme ve gündem belirleme gücüyle adından söz ettirmeyi başarmaktadır (Şimşek, 2009: 125).

Liberal düşünce bağlamında medyanın asli demokratik rolü, kamusal bekçi köpeğidir (Tokgöz, 2008: 273). Diğer bir deyişle liberal temsili demokrasilerde medya, siyaseti kamu adına denetlemekte ve takip etmektedir. Medyanın politik zaviyede artmakta olan bu öneminin yanı sıra aynı zamanda politika, içinde bulunduğumuz çağda, medya üzerinden tedavüle girmektedir. Günümüzde politikanın rasyonelleştiği göz önüne alındığında, politika ve politik aktörlerin medya üzerinden dolaşıma girdiği ve kamusal sorunlarla politik konulara dair seçmenin gereksinim duyduğu bilginin de medyanın onlara aktardığı içerik ve imaj örüntüleriyle bağlantılı olduğu görülmektedir. Nitekim yirmi birinci yüzyıla bakıldığında, medya ve siyaset ilişkileri; medya demokrasisi, medya toplumu veya medyakrasi olarak yeni görünümler kazanmaktadır (Tokgöz, 2008: 297). Böylelikle politikanın ideolojik eksenden uzaklaştığı,  medya üzerinden yeniden üretildiği, politik konuların medya aracılığıyla kurgulanarak sembolik bir muhteva kazandığı bir gösteri toplumu karşımıza çıkmaktadır (Aksoy, 2019: 25).

Medyayı liberal yaklaşımın iddia ettiği gibi salt halkın bilgi gereksinimi karşılayan ve politik kurumları kamu adına denetleyen bir dördüncü güç olarak görmekten ziyade, ona eleştirel bir perspektifle bakıldığında, medyanın, haberleri olduğu gibi aktarmadığı görülmektedir. Öyle ki, Meyer’e (2014: 76) göre, medya, politik gerçekliği tam ve eksiksiz aktarmaktan ziyade iki farklı süzgeç kullanarak, gerçek olayları medya ürünlerine dönüştürmektedir. Nitekim bu süzgeçlere bakıldığında, medyanın olayların seçimi için kullandığı haber değer ölçütleriyle sunum kuralları, öykü anlatma, kişiselleştirme ve eğlence sanatkârlığı ön plana çıkmaktadır (Tokgöz, 2008: 302). Böylelikle, medya üzerinden politik arenada bir eğlence unsuru yaygınlaşmaktadır. Nitekim medyada eğlence ve politik bilgi birlikte kullanılmaya başlanmış ve “medyatik siyaset”, “sembolik siyaset” ya da “eğlencelik siyaset” gibi mefhumlar yaygınlaşmıştır (Göktaş, 2016: 1863).

Andreas Dörner ve Politainment eseri

Öyle ki, içtimai yaşamda önemli bir yer tutan eğlence anlayışı, aynı zamanda günümüz koşulları dikkate alındığında politik arenada da kendine yer bulabilmektedir. Medyanın yanı sıra, politikanın da eğlence ve dramatik unsurları kullanmaktan imtina etmediği göz önüne alındığında, Andreas Dörner, eğlencelik siyaset (politainment) mefhumunu ortaya çıkarmıştır (Tokgöz, 2008: 307). Alman bilimadamı Dörner’in aktarımıyla, İngilizce “politicspolicyentertainment” (siyaset ve eğlence) kelimelerinin birleşimiyle meydana gelen “Politainment” yani “eğlenceli(k) siyaset” ya da “siyasi eğlence” mefhumları yeni bir politik anlayış olarak günümüzde medya-siyaset ilişkisine yansımıştır (Acarlı, 2014: 151-152). Böylelikle, politika gitgide parti programlarından ve toplumsal meselelerden uzaklaşmakta ve daha çok bağlamından koparılmış bir biçimde eğlencelik siyaset haline getirilmektedir.

Bu duruma koşut olarak, Meyer, (2014: 93), politikanın en başından beri medyaya ayarlı olduğunu ifade ederek, süzgeçten geçmemiş bir politik gerçeklik kavrayışının olanaksızlığına dikkat çekmektedir. Öyle ki, medya üzerinden dolaşıma giren eğlencelik siyaset, tüm politik aktörleri içine alan kapsayıcı bir süreci işaret etmektedir. 21. yüzyılda politik kültürün ve politikanın vazgeçilmez bir öğesi haline gelen eğlencelik siyaset; politik aktörlerin, eğlence araç ve argümanlarının birtakım gayeleri gerçekleştirmek adına devreye sokulduğu süreci tanımlamaktadır (Acarlı, 2014: 153). Nitekim siyaset ve eğlence unsurlarının iç içe geçtiği eğlencelik siyaset kavramı, ilk olarak ABD’de bilahare 1990’lı yıllarda Avrupa’da yoğun ve güçlü bir şekilde görülmüştür (Tokgöz, 2008: 307).

Şüphesiz ki, Batı’yı etkileyen eğlencelik siyaset anlayışının Türkiye’yi etkilemediğini düşünmek gerçekçi bir bakış açısı sunmaz. Tüm bu gelişmelerin ışığında, Türkiye’deki seçimlerde eğlencelik siyasetin nasıl ortaya çıktığına ve hangi aşamalardan geçtiğine değinme ihtiyacı belirmektedir. Türkiye’de tek parti dönemi hariç tutulduğunda, ülke çapında seçim kampanyalarının başlangıç noktası olarak çok partili hayata geçiş süreci olan 1945 yılı ön plana çıkmaktadır. Zira Demokrat Parti’nin kurulmasıyla beraber, radyo üzerinden seçmeni ikna etmek adına bir dizi siyasal iletişim faaliyetlerinde bulunulmuştur.

Bilahare, 1973’lü yıllarda televizyonun Türk toplumunun hayatına girmesine koşut olarak seçim kampanyaları biraz daha renklenmiş, akabinde 1980’li yıllardan itibaren seçim kampanyaları reklam ajansları başta olmak üzere profesyonellerce icra edilmiş ve iletişim teknolojilerindeki değişime paralel olarak partiler, ideolojik iletilerden ziyade teknik söylemlere yönelmiştir (Kalender, 2005: 84). Bilhassa eğlencelik siyaset bağlamında düşünüldüğünde, politik liderlerin ön plana çıkarıldığı, onlar üzerinden fiziksel ve söylem düzeyinde bir şöhret kültürü inşa edildiği görülmektedir. Bu bakımdan Türkiye’deki politik seçim kampanyalarının dönüşümünde önemli bir eşik olan 1983 yılında, Anavatan Partisi (ANAP) adına Man Ajans tarafından hazırlanan kampanyaya bakıldığında, profesyonel bir uğraşla politik bir aktöre imaj kazandırılmaya çalışılmıştır (Acarlı, 2014: 404).

Fransız reklamcı Jacques Séguéla imzalı Mesut Yılmaz kampanyası çok konuşulmuştu

1991 genel seçimlerinde ise, Anavatan Partisi’nin lideri olan Mesut Yılmaz, Fransız reklam gurusu Jacques Séguéla ile anlaşmıştır. Görsel ve işitsel bir çağda olduğumuza göndermede bulunan Séguéla, seçimlerin ideolojiyle değil, lider imajı üzerinden kazanıldığını ifade ederek, Mesut Yılmaz’a “genç, dinamik, çağdaş lider” imajı inşa etmeye çabalamıştır (Çankaya, 2015: 206). Diğer bir deyişle, eğlencelik siyaset bağlamında, Séguéla, yıldız bir politikacı inşa etmeye çalışmıştır. Eğlencelik siyaset üzerinden düşünüldüğünde, lider imajlarının yanı sıra, politik zaviyedeki söylem de yurttaşlara magazinsel bir içerik üzerinden aktarılmaktadır.

SHP’nin ‘Limon gibi sıkılmayın’ kampanyası da akıllarda yer etmişti

Bu bakımdan, 1987 genel seçimlerinde SHP’nin ANAP’a yönelik “limon gibi sıkılmaya hayır!” sloganı dikkate alındığında, halkın gündelik hayatta yaşadığı sıkıntılar magazinsel bir muhteva üzerinden işlenmiştir. Filhakika, Erdal İnönü’nün liderliğindeki SHP’nin, Yorum Ajans tarafından ortaya konulan politik reklam filminde, “limon gibi sıkma” sloganıyla birlikte sıkılmış limon görüntüsü hafızalarda önemli bir yer teşkil etmiştir (Aziz, 2017: 190). 2000’li yıllara gelindiğinde ise, siyasetin medyatikleşmesi ve eğlencelik siyasetin yaygınlaşması bağlamında, 2002 genel seçimleri öncesi Cem Uzan liderliğindeki Genç Parti örneği önem teşkil etmektedir.

Cem Uzan’ın Genç Partisi bir reklam ve pr (halkla ilişkiler) mucizesiydi ve demokratik bir ülkede uzun yıllar merkez siyasete damga vurabilirdi. Ancak Türkiye’deki anti-demokratik yüzde 10 seçim barajı, GP’nin büyük bir başarı kazanmasına engel oldu. 

Zira Genç Parti’nin seçim kampanyalarına bakıldığında, miting alanlarında toplanan halka yiyecek-içecek dağıtımından eşantiyon ürünlerin aktarılmasına kadar bir dizi faaliyet yer almaktadır. Aynı zamanda, Genç Parti, seçim kampanyasında şöhret dünyasının ünlü isimlerini ya aday olarak göstermekte, ya da onların miting meydanlarında konser vermesini sağlamaktadır. Nitekim durağan Anadolu şehirlerine bir hareketlilik ve şenlik havası kazandıran Genç Parti, mitinglerden önce cep telefonlarına ileti göndermek suretiyle halkı hem ücretsiz yemek yemeye, hem de ünlü sanatçıların konserini dinlemeye davet etmektedir (Çankaya, 2015: 288-289). Politik altyapı eksikliğine rağmen muazzam bir maddi olanağa sahip olan Cem Uzan önderliğindeki Genç Parti’nin, kuruluşundan çok kısa bir süre sonra girdiği ilk seçim olan 3 Kasım 2002 Genel Seçimlerinde almış olduğu % 7,25’lik oy yüzdesi dikkate alındığında, Türkiye’de, eğlencelik siyaset anlayışının seçmen nezdinde bir karşılık bulduğu ortaya çıkmaktadır. Unutulmamalıdır ki, bu oy oranıyla, GP, bir Avrupa ülkesinde olsa merkez siyasette önemli bir aktör haline gelebilir ve uzun yıllar siyasete damga vurabilirdi. Ancak Türkiye’deki yüzde 10 seçim barajı, buna engel oldu.

Aynı şekilde, popüler olan müziklerin politik aktörler veya partiler tarafından sıklıkla kullanılması da eğlencelik siyasetin Türkiye’deki yansımalarına örnek teşkil etmektedir. Bu kapsamda Adalet Partisi’nin 1977 genel seçimlerinde kullanmış olduğu Anadolu’da yaygın olarak bilinen “Zühtü Türküsü”, Öztürk Serengil tarafından, ‘’Milliyetçi Zühtü’’ olarak uyarlanmış ve Adalet Partisi tarafından seçim şarkısı olarak kullanılmıştır. Bir başka örnekte ise 1973 seçimlerinde, Bülent Ecevit’in mitinglerinde şarkıcı Şenay Yüzbaşıoğlu, o günlerin popüler şarkısı olan “Sev Kardeşim” ve “Hayat Bayram Olsa’’yı seslendirmiştir. Günümüzdeki örneklerine bakıldığında ise, 2014 yerel seçimlerinde dönemin Başbakanı sıfatını taşıyan Recep Tayyip Erdoğan için “Dombıra” şarkısı uyarlanarak Uğur Işılak tarafından seslendirilmiştir. Diğer bir örnek ise, dönemin Başbakanı olan Ahmet Davutoğlu için 2015 genel seçimleri kapsamında, “Kiziroğlu Mustafa Bey” şarkısı uyarlanmış ve AYNA adlı müzik grubu tarafından okunmuştur.

Kuşkusuz ki, Türkiye siyasal hayatının tarihsel seyrüseferine bakıldığında, eğlencelik siyasete örnek teşkil edecek şekilde popüler müzik türlerinin kullanımına dair daha fazla bulguya erişilmesi mümkündür. Son derece dinamik bir siyasi yapısı olan Türkiye’de, eğlencelik siyaset, günümüzde de parti liderlerinin şöhreti ve politik içeriğin magazinleşmesi bağlamında yürütülmektedir. Bu minvalde partilerin, seçim kampanyalarını profesyonel bir şekilde yürütmek adına reklam ajanslarını ekseriyetle kullandığı gözlerden kaçmamalıdır.

Bu bakımdan, partilerin gerek seçim mitinglerini, gerekse de olağan veya olağanüstü kongrelerini futbol statları veya basketbol salonları gibi büyük alanlarda gerçekleştirdiği, bu toplantılara şöhret dünyasında sivrilen isimlerin davet edildiği, müzik ve popüler kültür ürünlerinin yaygın bir şekilde kullanıldığı görülmektedir.

2019 mahalli idareler seçimi öncesi, İstanbul’da, Adalet ve Kalkınma Partisi’yle Milliyetçi Hareket Partisi’nin Cumhur İttifakı çatısı altında düzenlediği Yenikapı’daki “Büyük İstanbul Mitingi” için vatandaşların tarihi ve yöresel kıyafetler giydiği görülmektedir (Milliyet, 24.03.2019). Alanı dolduran vatandaşların renkli görüntüler oluşturması, eğlencelik siyasetin salt politikacılar ve medya üzerinden yürümediği vatandaş nezdinde de karşılık bulduğunu göstermesi bakımından önem taşımaktadır. Hülasa, ABD’de ortaya çıkan ve hızla dünyada yaygınlaşan eğlencelik siyaset anlayışı Türkiye’de de karşılık bulmuştur.

Politik yelpazenin farklı yerlerinde konumlanan partiler tarafından, kampanyaların gerek profesyonelce icra edilmesi noktasında liderin bir yıldız gibi ön plana çıkarılması gerekse de popüler müzik türlerinin siyasete uyarlanması bakımından sıklıkla kullanıldığı görülmektedir. Bunun yanı sıra politikanın magazinsel bir içeriğe bürünmesi seçim kampanyalarının bir festival havasında yürütülmesi, ünlü isimlerin politik sahnede yer alması veya politik aktörlerin yakınında konumlanması eğlencelik siyaset kavrayışının Türkiye’de; politika, medya ve vatandaş ekseninde karşılık bulduğu çıkarımını temellendirmektedir.

İsmail Uğur AKSOY

 

KAYNAKÇA

Akademik Kaynaklar

  • Acarlı, M. D. (2014). “Politainment (Eğlencelik Siyaset) Kavramı Bağlamında Türkiye’de Siyasal Seçim Kampanyalarının Analizi”, Maltepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Doktora Tezi, İstanbul.
  • Aksoy, İ. U. (2019). “2018 Genel Seçimler Öncesi Ak Parti-MHP Cumhur İttifakı’nın Seçmen Nezdindeki Toplumsal Algısı”, International Journal of Economics Administrative and Social Sciences, 2(1). 21-39.
  • Aziz, A. (2017). Siyasal İletişim, Ankara: Nobel Akademik Yayıncılık.
  • Balcı, Ş. (2008). “Medya ve Siyaset İlişkilerinde Siyasal Reklamlar: Güncel Örnekler Üzerinden Bir Değerlendirme”, editör: Zülfikar Damlapınar, Medya ve Siyaset, Konya: Eğitim Kitabevi Yayınları.
  • Çankaya, E. (2015). Siyasal İletişim Dünyada ve Türkiye’de, Ankara: İmge Kitabevi Yayınları.
  • Damlapınar, Z. (2008). “Medya ve Siyasette Güvenilirlik: Medya Siyasetinin Toplumsal Algılanmasına Bağlı Faktörler”, editör: Zülfikar Damlapınar, Medya ve Siyaset, Konya: Eğitim Kitabevi Yayınları.
  • Göktaş, P. (2016). “Y Kuşağının Bir Siyasal İletişim Aracı: Politainment Önerisi (Eğlenceli Siyaset/Siyasal Eğlence)”, Uluslararası Sosyal Araştırmalar Dergisi, 9(43). 1863-1872.
  • Kalender, A. (2005). Siyasal İletişim Seçmenler ve İkna Stratejileri, Konya: Çizgi Kitabevi Yayınları.
  • Meyer, T. (2014). Medya Demokrasisi Medya Siyaseti Nasıl Sömürgeleştirir, çev. Ahmet Fethi, İstanbul: Köprü Kitapları.
  • Tokgöz, O. (2008). Siyasal İletişimi Anlamak, Ankara: İmge Kitabevi Yayınları.
  • Şimşek, S. (2009). “Medya-Siyaset-İktidar Üçgeninde Medya Gerçeği”, Selçuk Üniversitesi İletişim Fakültesi Akademik Dergisi, 6(1). 124-143.

İnternet Kaynakları

Leave A Response »

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.