MODERN KÖLELİK: İNSAN TİCARETİ

upa-admin 15 Şubat 2020 4.527 Okunma 0
MODERN KÖLELİK: İNSAN TİCARETİ

Günümüzün modern dünyası ticarette ve taşımacılıkta insanlığa konfor, güvenlik gibi birçok fırsat sunsa da, ticaretin ve taşımacılığın bir başka boyutu olan insan ticareti ve insan kaçakçılığı, taşımacılığın ve ticaretin nasıl kötü emellere alet edildiğinin bir göstergesi olarak karşımıza çıkmaktadır. İnsan ticareti ve insan kaçakçılığı kavramları pek çok ortak noktada birleşse de, bunların aslında tamamıyla farklı şeyler olduklarını söyleyebiliriz.

İnsan ticareti, en geniş anlamıyla “bir kimsenin zor kullanılarak istemediği işlerde çalışmaya zorlanması ve kişinin emeğinin üzerinden maddi kazanç elde edilmesi” anlamına gelir. Şiddet, baskı ve tehdit yollarıyla ortaya çıkan bir suç sektörüdür. Kişilerin kaçırılmaları, bir yerden bir yere değersiz bir eşya gibi taşınmaları da dünyanın hızla büyüyen bu suç sektörünün bir parçasıdır. İnsan ticareti mağdurlarının zorla çalıştırılması, kazancına el konulması, fuhuşa zorlanması ve şiddet, bu suç sektörünün nasıl bir insanlık suçu doğurduğunun ve insan hakları ihlallerinin yapıldığının göstergesidir.

İnsan kaçakçılığı ise, “insanların daha iyi şartlarda yaşama, iş bulma ve bulundukları ülkelerde ki siyasi, ekonomik ve sosyal istikrarsızlıklar gibi nedenlerle ortaya çıkan göç etme çabaları” sonucu ortaya çıkmıştır. Çeşitli nedenlerle ülkelerinden ayrılmak isteyenlerin karşısına çıkan yasal sorunlar ve engeller, bu işi yasal olmayan yollarla yaparak kazanç elde eden kişilerin ortaya çıkmasına ve bir başka suç sektörünün doğmasına neden olmuştur. İnsan ticareti, şiddet, baskı ve tehdit yollarıyla ortaya çıkarken, insan kaçakçılığında söz konusu mağdurun kaçakçılarla isteyerek işbirliği içerisine girdiği görülmektedir. İnsan kaçakçılığı, insan ticaretinin aksine, doğrudan insana değil, devlete karşı işlenen bir suçtur.

Bu iki kavram arasındaki farkı ortaya koyduktan sonra, “modern kölelik” olarak da adlandırdığımız insan ticaretini daha kapsamlı olarak inceleyecek olursak; dünyada hızla yayılan, uyuşturucu ve silah kaçakçılığından sonra maddi anlamda en fazla kâr getiren ve kendisine hedef ülkeler belirleyen bir suç sektörü haline geldiğini söyleyebiliriz.

Türkiye de bu suç sektörünün hedef ülkelerindendir. Bir zamanlar göç veren bir ülke konumunda iken, son zamanlarda göç alabilen bir konuma gelmesi, ülkemizi bu suç sektörünün hedeflerinden biri haline getirmiştir. Türkiye’nin coğrafi yapısı ve jeopolitik konumu gibi pek çok unsur ülkemize olan yönelimin nedenlerindendir. Yapılan araştırmalar, Türkiye’nin bir turizm ülkesi olmasının ve komşularına kıyasla ekonomik anlamda daha iyi durumda olmasının da hedef ülke olmada etkili olduğunu göstermektedir. Tüm bunlar, ülkemiz üzerinden örnekle, insan ticareti dediğimiz suç sektörünün bir ülkeyi hedef seçmedeki nedenleri arasında gösterilebilir.

İnsan ticareti mağdurlarının şiddet, baskı, tehdit gibi çeşitli yollarla getirildiği ülkelerin içinde bulundukları durumsa, her yıl pek çok kez işlenen bu insanlık suçunun bir başka açıdan nedenlerini gözler önüne sermektedir. Bu ülkelere bakacak olursak; içinde bulundukları sosyal sorunlar, ekonomik sıkıntılar, gelir düzeyi ve özellikle kadınların çokça etkilendiği toplumsal cinsiyet eşitsizlikleri, kaynak ülke konumuna gelmelerinde etkili olmuştur.

Türkiye’de ise insan ticareti, çoğunlukla kadına yönelik cinsel istismar odaklı gerçekleşse de, bu insanlık suçu ile mücadelede erkeklerin ve çocukların da mağdur olabileceği göz ardı edilmemelidir. 2003 yılında Amerika Birleşik Devletleri otoriteleri, dünyada her yıl yaklaşık 800.000-900.000 arasında kadın, erkek ve çocuğun insan ticareti mağduru edildiğini bildirmiştir. Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) Genel Sekreteri Lamberto Zannier ise, sadece 2012 yılında olmak üzere 20,9 milyon kişinin insan tacirlerinin ağına düştüğünü açıklamıştır. Yine AGİT’in açıklamalarına göre, yargılanan insan taciri sayısının, mağdur sayısı bu kadar fazla iken, sadece 7705 olması durumun ne kadar derin boyutlara ulaştığını gözler önüne sermektedir. Türkiye’de ise kurtarılan mağdur sayıları yıllara göre değişim göstermekte ve istatistikler incelendiğinde insan taciri sayısının, mağdur sayısından neredeyse iki kat fazla olduğu görülmektedir. Türkiye’de insan ticareti mağdurlarına bakacak olursak; daha çok eski Sovyetler Cumhuriyetleri’nden kandırılarak fuhuş amaçlı getirilen kadınlar yer almaktadır. Bunların yanı sıra, çalıştırılmak üzere getirilen erkekler ve çocuk işçiler de ülkemizdeki insan ticareti mağdurlarındandır. Çalıştırılmaya ve fuhuşa zorlanan çocuklar insan ticaretinin yanı sıra “çocuk istismarı” dediğimiz bir başka insanlık suçunu doğurmaktadır. Ülkemizde insan ticareti suç örgütlerine emniyet güçleri tarafından pek çok operasyon düzenlenmekte ve çökertilen suç örgütlerinin çoğunlukla fuhuş odaklı çalıştığı görülmektedir.

Ülkemiz de dahil olmak üzere tüm dünya ülkeleri bu suç sektörünün oluşturduğu örgütlere sürekli operasyonlar düzenlemeli, dünya üzerinde büyük bir insanlık suçuna dönüşen bu “modern köleliğe” bir son vermelidir. Bu aşamada ülkeler üzerlerine düşen görevleri yerine getirmelidir.

Türkiye, insan ticaretiyle mücadelesinde, diğer ülkeler gibi üzerine düşen görevlerini yerine getirmektedir ve bu alanda düzenlenmiş ulusal düzeydeki çeşitli protokolleri imzalayarak, ceza, vatandaşlık ve karayolu taşıma gibi kanunlarında değişiklikler yaparak gerekli yasal düzenlemelerini yapmaktadır. Aynı zamanda mağdurlar için sığınma evleri açarak, 157 numaralı ücretsiz bir yardım ve ihbar telefon hattı tahsis ederek ve hava, deniz limanları da dahil olmak üzere sınır kapılarında, bilgi amaçlı hazırlanmış broşürlerin dağıtımını yaparak idari düzenlemelerini de yerine getirmektedir. Mağdurların desteklenmesine ilişkin düzenlemeler de unutulmayıp ve uluslararası işbirliği yapılarak insan ticaretiyle mücadeleye katkı sağlanmaktadır.

Dünya, insan ticaretinin bir insanlık suçu olduğunu unutmamalı ve işbirliği içinde bulunarak insan ticaretiyle mücadeleye devam etmelidir. Ülkemiz de insan ticaretiyle olan mücadelesini kararlı adımlarla sürdürmelidir. Son olarak; “İNSAN TİCARETİNE KAYITSIZ VE TEPKİSİZ KALMAYIN!”…

 

Mehmet İMAL

Leave A Response »

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.