POLİTİKADA BİLGİ SEÇKİNLERİ: “NO” FİLMİ ÜZERİNDEN YENİ POLİTİK PROFESYONELLERE DAİR BİR İNCELEME

upa-admin 11 Haziran 2020 5.926 Okunma 0
POLİTİKADA BİLGİ SEÇKİNLERİ: “NO” FİLMİ ÜZERİNDEN YENİ POLİTİK PROFESYONELLERE DAİR BİR İNCELEME

Giriş

Politikanın yapılabilirliği noktasında, gitgide görünürlükleri ve bilinirlikleri artmakta olan politik profesyonellere yönelik süregelmekte olan çalışmalar, akademik yazında yeni bir inceleme konusunu teşkil etmemektedir. Öyle ki, toplumsal rızanın rasyonelleşmesi neticesinde, politik arenada yönetici seçkinlerin yanında konumlanan ve kendilerine has bilgi ve becerileriyle temayüz eden profesyoneller, bu yazıda, öncelikle meslek sosyolojisinin kıstasları içerisinde betimlenmeye ve politikanın bilimselleşmesi çerçevesinde analiz edilmeye çalışılmıştır. Bilahare, enformasyon ve medya alanındaki bilgileriyle politikanın uygulanabilirliği noktasında artık yadsınamaz bir hakikat haline gelen yeni politik profesyonellerin ikna sürecini akılcılaştırmadaki rolü, yönetmenliğini Pablo Larrain’in yaptığı ve başrolünde Gael García Bernal’ın oynadığı 2012 yılında gösterime giren uluslararası ortak yapımlı “NO” filmi üzerinden, çözümlenmeye çalışılmıştır.

1. Politikada Bilgi Seçkinleri: Politik Profesyoneller

Bilgiyi inşa eden ve sunan profesyoneller, günümüz demokrasilerinde seçimle işbaşına gelen yönetici elitlerin aldıkları kararları rasyonel bir çerçeveye taşıması bakımından son derece kritik bir öneme sahiptir. Öyle ki, toplum tarafından ekseriyetle nesnellik ve bilimsellik üzerinden tanımlanan ve alınan kararların akılcı bir perspektife bürünmesine olanak tanıyan politik profesyonellerin meslek sosyolojisi içinde nasıl tanımlandığına değinmeden önce, profesyonelleşmeye dair kavramsal bir düzleme ihtiyaç duyulmaktadır. Dar anlamıyla uzmanlıkla eşanlamlı olarak kullanılan ve alana dair özgül bilgiye sahip olma üzerinden tanımlanan profesyonelleşme kavramının etimolojik kökenine bakıldığında, Latince “professio” kökeninden gelmekle birlikte “professions” kavramı Anglo Saksonlara ait bir terimdir (Keskin, 2016, s. 175). Küçük Oxford sözlüğünde ise, dinsel bir muhteva üzerinden tanımlanan “profes” kavramı, bilahare dinsel anlamından ayrılarak “profesyon” (meslek), kişinin işi iyi bildiği ve gerekli olan vasıflara sahip olduğu anlamına gelen meslek kavramıyla ifade edilmiştir (Cirhinlioğlu, 1996, s. 26).

Modern devletin gelişimi, demokratikleşme, öte taraftan kapitalist işletme ve üretim biçimlerinde meydana gelen değişimin bir benzerinin devlet yönetimi ve bunun için gerekli olan yönetsel kadrolarda da vuku bulmasıyla beraber, imtiyaz sahibi bir profesyonel tabakanın gelişiminden bahsedilmektedir (Keskin, 2011, ss. 10-11). Nitekim modern devletin karakteristiğini de yansıtan profesyoneller, ilkin Tıp, Hukuk ve Tanrıbilimi alanında ön plana çıkmış, 20. yüzyıla gelindiğinde ise, profesyonel grupların hem sayılarında, hem de çeşitlerinde gözle görülür büyük artışlar meydana gelmiştir (Acar, 2011, s. 21). Mesleki çalışmalarla toplumda güçlü bir etki uyandıran profesyonelleşme kavramının özelliklerine bakıldığında; uzun bir eğitim süreci, bir birliğe veya derneğe mensubiyet, mesleki dayanışma içinde hareket etme, kamuoyu önünde kariyerini maddi ölçütlerden ziyade unvanlar ve ödüller bağlamında sergileme gibi nitelikler ön plana çıkmaktadır (Keskin, 2011, s. 10).

Tüm bu bileşenlerine rağmen, herkesin üzerinde mutabakata vardığı ortak bir tanıma sahip olmayan profesyonelleşme kavramı, salt politika bilimi çerçevesinde değil, farklı disiplinler tarafından da tanımlanmaktadır. Tanımı konusunda yaşanılan ihtilaflara karşın, “profesyonel” mefhumu, belirli bir hizmet karşılığında temettü sağlayan ve yaşamını bu çerçevede kazanan kişiyi tanımlamak için sarf edilmekte olup, hizmeti sağlayan kişinin usta olduğunu belirtmek maksadıyla amatör sözcüğünün karşıtı olarak da kullanılmaktadır (Acar, 2011, s. 22). Bir başka anlatım şekliyle, 1950’lerden beri yürürlükte olan profesyonelleşme kavramı, bir iş kolunun bilimsellik ve kurumsallık kazanarak meşguliyet olmaktan çıkması ve kurulu olarak meslek haline gelmesini ifade etmektedir (Koytak, 2020, s. 10).

Bu kapsamda ele alındığında, mesleğini ifa ederken belirli davranış kaidelerine bağlı kalan ve hür iradesiyle kendini denetlemesi gereken kişi olarak tanımlanan profesyonellerin, müşterileriyle olan münasebetlerinde uzmanlık bilgilerini ve alternatif çözüm tekliflerini kullanmaları talep edilmektedir (Keskin, 2011, s. 10). Böylelikle, konuları bariz ve dürüstçe dile getirmesi beklenen profesyoneller, müşterilerini rahatsız eden konularda, diğerlerine nazaran kendilerinin konuya vakıf olduğunu iddia eden kişiler olarak konumlanmaktadır (Cirhinlioğlu, 1996, s. 26). Tüm bu parametrelerin odağında, profesyonelleşme, uzmanlaşma ve meslekileşme arasında bir fark olmadığını belirten Alfred Schütz ve Thomas Luckmann’a göre, profesyonelleşme; “bir bilimsel alanın sistematize edilmesini“, “belirli bir eğitim sürecini”, “uzmanlık derecesinin tasdik edilmesini“, “benliğe ve yabancı standartlara (mesleki saygınlık derecesi) ilişkin özel bilgi örüntüsünü” içermektedir (Aktaran Keskin, 2016, s. 175).

Profesyonelleşme, meslek sosyolojisi tarafından ele alındığında ise; eğitim derecesi, kurumsal tasdik, belge ve standartların geliştirilmesi süreci üzerinden tanımlanmaktadır. Meslek sosyolojisi içinde geliştirilen tanımlamalara bakıldığında, ağırlıklı olarak ‘dışlama’ faaliyetiyle ilişkilendirilen profesyonelleşme, “farklı ve yabancı yetki alanı taleplerinin dışlanmasını ve böylelikle profesyonelin kendi görev ve etkinlik alanını belirlemesini” kapsamaktadır (Keskin, 2016, s. 175). Nitekim meslek sosyolojisine göre profesyonelleşme, özgün hizmetleri yerine getirebilme becerisidir ki, bu da politikanın bilimselleşmesiyle birlikte ele alındığında, kendilerine has bilgi ve yetileriyle ön plana çıkan politik profesyonelleri, yönetici seçkinler nezdinde, politikanın yapılabilirliği noktasında önemli bir konuma yerleştirmektedir.

Zira politikanın bilimselleştiği, toplumsal rızanın akılcılaştığı ve nihayetinde değerlerden arındırılmış bir politik anlayışın geçerli olduğu bir dönemde, politik profesyoneller, gerek karar alma süreçlerinde sağladıkları özgül katkılar, gerekse yönetici seçkinlerin aldığı kararlara bilimsel meşruluk kazandırmaları noktasında günümüz toplumlarında yadsınamaz bir gerçeklik halini almıştır. Uzun süren eğitim süreci ve mesleki dayanışma neticesinde elde edilen birikimi, politik alana yansıtan ve yönetici seçkinlerin yanında konumlanan politik profesyonellere yönelik yaklaşımlar ise mütecanis bir yapıda seyretmez. Bilhassa politikanın ideolojik eksenden uzaklaştığı, toplumsal meselelerin konuşulmadığı, kitlelerin depolitizasyonun sağlandığı bir süreçte, politik profesyonellerin meşruluğuna dair yoğun eleştiriler yapılagelmektedir.

Öyle ki, yönetici seçkinlerin çevresinde yer almalarına karşın politik anlamda sorumluluk üstlenmemeleri ve sahip oldukları bilimsel bilginin getirdiği imtiyazları nispeten kendi çıkarlarını maksimize etmek için kullanmaları, politik arenada, profesyonellerin mevcudiyetine dair tartışmaları körüklemiştir. Tüm bu tartışmaların odağında, profesyoneller, politikanın medyatikleşmesi çerçevesinde de ele alınmıştır. Nitekim 1950’lerden itibaren kitle partilerinin çözülmesi ve iletişim teknolojilerinin gelişmesine koşut olarak, önce ABD’de, bilahare Avrupa ve tüm dünyada, uzmanların ve kitle iletişim araçlarının seçim kampanyalarındaki önemi artmıştır (Şahan, 2018, s. 949). Böylelikle, iktidarın seçmenlerle kuracağı iletişim ve seçim kampanyalarının yönetimiyle ilgilenen, yani politikanın sunumuyla alakadar olan yeni profesyoneller ortaya çıkmıştır (Keskin, 2016, s. 179).

Uzmanların müdahil olduğu bir politik alanın daha rasyonel ve nesnel ölçütler üzerinden yapılacağına dair beklentilerin aksine, politika gitgide sınıfsal eksenden uzaklaşmış ve uzmanların ikna süreçlerinde ön plana çıktığı bir medyatikleşme sürecine evrilmiştir. Bu medyatikleşme sürecinde, bilhassa medya ve enformasyon alanında sahip oldukları bilgi ve yetilerle ön plana çıkan yeni politik profesyoneller, başta seçim kampanyaları olmak üzere politikanın uygulanabilirliği noktasında gitgide önem kazanmaya başlamıştır. Hülasa, uzun bir eğitim süreci, kurumsal tasdik ve sahip oldukları özgül becerilerle profesyoneller olarak tanımlanan politik uzmanlar, politikanın rasyonelleştiği ve bilimselleştiği bir dönemde, yönetici seçkinlerin karar alma süreçlerinde, sahip oldukları bilgi ve becerilerle temayüz eden; ancak demokrasinin aşınması noktasında da toplumsal konumları sorunsal haline getirilen bilgi seçkinleridir. Aynı zamanda politikanın sınıfsal eksenden uzaklaştığı bir dönemde, politik profesyoneller, toplumsal sorunların dile getirilmesinden ziyade politikanın teknik bir dile ve yönteme indirgenmesine yol açtığı için eleştirilerin odağında yer almaktadır

2. ‘NO’ Filminin İknanın Akılcılaşması Bağlamında Çözümlenmesi

Uluslararası ortak yapım olan ve 18 Mayıs 2012 tarihinde gösterime giren NO filmi, Şili’de Marksist önder Salvador Allende’nin 1973 yılında bir askeri darbeyle yıkılması neticesinde, 15 yıl süreyle ülkeyi yöneten darbeci lider Augusto Pinochet’nin, uluslararası baskılar sonucunda, 1988 yılında kerhen gittiği plebisiti (referandumu-1988 Şili referandumu) konu edinmektedir. Öyle ki, söz konusu bu plebisit, darbeci liderin 8 yıl daha iktidarda kalıp kalmayacağının halka sorulması anlamı taşımaktadır. Bahsi geçen plebisit, darbeci lider için uluslararası meşruluk kazanma fırsatını ifade ederken, muhalefet için ise uzun yıllar süren baskıcı ortamdan kurtulma anlamını barındırmaktadır. Her ne kadar Şili’de, darbenin getirdiği sancılı ve demokratik olmayan bir süreç hâkimse de, uluslararası baskılar neticesinde, muhalefetin kısmen de olsa seçim kampanyası yürütmesine izin verilmiştir. Ancak bu izin 27 gün sürecek olan kampanya döneminde, her gün televizyonda, sadece 15 dakikalık bir propaganda sürecine imkân tanımaktadır. Ve muhalefete ayrılan televizyonda propaganda yapma izni, gece geç saatlerle sınırlı tutulmuştur. Öte yandan ise, gerek sermaye sahipleri, gerekse yönetici elitler tarafından desteklenen ve maddi açıdan her türlü olanağın bulunduğu, medya gücünün sınırsız kullanıldığı bir seçim kampanyası göze çarpmaktadır. Öyle ki, Evet (Sİ) ve Hayır (NO) arasında geçen plebisite asıl damgasını vuran seçim kampanyaları ve bu kampanyalarda rol olan reklam uzmanlarıdır.

Bu yazıda, NO filmi, politikanın bilimselleşmesi çerçevesinde, özellikle 1980’lerden sonra iletişim teknolojilerinin de gelişmesine koşut olarak sahip oldukları enformasyon ve medya bilgisiyle ön plana çıkan yeni politik profesyonellere dair bir çözümlemeyi amaçlamaktadır. Şili’de meydana gelen ve Salvador Allende’nin yıkılmasıyla sonuçlanan darbeden sonra, ağır şartlar altında mücadele vermek zorunda kalan sol cenah, seçim kampanyası için ülkede ön plana çıkan bir reklamcı olarak Rene Saavedra’nın öncü olduğu bir Hayır kampanyası düzenlemiştir. Benzer şekilde Evet kampanyası da daha gelişmiş olanaklar ölçüsünde, yine reklam uzmanlarının desteğiyle yürütülmüştür. Demokrasinin darbeyle sekteye uğratıldığı ve uzun süre insan hakları ihlalleriyle gündeme gelen Şili’de, 1988 yılında gerçekleşecek plebisit öncesi kararsız seçmenlerin çokluğu ön plana çıkmaktadır. Her ne kadar darbeci liderin baskıcı ortamında Evet cenahının kazanacağına kesin gözüyle bakılsa da, muhalefet etkili bir seçim kampanyasıyla Şili’nin geleceğinde söz sahibi olmayı arzulamaktadır. Bu maksatla bir reklam uzmanıyla çalışmaya karar veren Şili siyasetinde ön plana çıkan komünist görüşteki politik aktörlerle, reklam uzmanı Saavedra arasında ilk başta fikir ayrılıkları yaşanmaktadır.

Zira hayatı sol bir perspektiften okuyan ve darbenin getirdiği baskılara maruz kalan politik kadrolar, bu baskının gerek halkta, gerekse ekonomide yarattığı etkinin seçim kampanyasının odağında yer almasını istemektedir. Bilakis reklam uzmanı Saavedra ise, geçmişte kalan korku ve baskının yerine halka cazip gelecek bir seçim kampanyası planlamaktadır. Öyle ki, reklamcılık ve iletişim teknolojilerinin tüm imkânlarından yararlanılan seçim kampanyasında, kararsızlar başta olmak üzere seçmenin oyuna talip olmak için akılcı bir ikna yöntemi kullanılmaktadır. Şili halkının sancılı geçmişi geride bırakmak mecburiyetinde olduğunu düşünen reklam uzmanı,  mutluluk ve eğlence üzerine bir seçim kampanyası hazırlamıştır. Reklamcılık dilinin arkasında ise, kuşkusuz, politik bir anlam örüntüsü yer almaktadır. Ancak korku ve baskı yerine, mizah seçim kampanyasının odak noktasını oluşturmaktadır. Sıklıkla semiyolojinin imkânlarından da yararlanılan kampanyada, NO yazısı ve gökkuşağı sembolü kullanılmıştır. Gökkuşağını meydana getiren renklerin her biri muhalefet bloğunda yer alan partileri temsil etmektedir. Tüm farklılıklarıyla Hayır kampanyasının sloganını ise “Şili Mutlu Günler Yakında” oluşturmaktadır. Böylelikle, medya ve reklamcılık sektöründeki bilgi ve yetileriyle temayüz eden reklam uzmanları, eğlenceli bir içerik üzerinden Şili’deki değişim taleplerini ifade etmektedir.

Aynı zamanda muhalefet bloğunda yer alan politik aktörlerin televizyondan halka seslenme görüntüleri de film boyunca yer almaktadır. Bahsi geçen halka seslenişlerde, politik aktörleri yönlendiren Saavedra ise, kampanyanın baş direktörü olan reklam uzmanıdır. Politikanın yapılabilirliği noktasında halkın desteğini almanın yadsınamaz önemi göz önüne alındığında, bahsi geçen yeni politik profesyoneller, halkın sempatisini kazanmayı amaçlamaktadır. Öyle ki, muhalefetin seçim kampanyasında, renkli görseller ve içerikler sıklıkla yer almaktadır. Adeta politikanın teatral bir sahnede sergilendiği ve reklam uzmanlarının da politikanın sunumunda sivrildiği film özelinde görülmektedir. Şili halkının istemlerinin müzikle, görsellerle ve eğlenceyle dile getirildiği bu süreç, politikanın medyatikleşmesine de yol açmaktadır. Böylelikle, reklam ve halkla ilişkiler uzmanlarının ön plana çıktığı plebisit sürecinde, ikna, teknik bir dile ve rasyonelleşmeye oturtulmaktadır. Elbette ki, bu süreç, pürüzsüz gerçekleşmemektedir. Zira film özelinde de görüldüğü üzere, muhalefet bloğunun içinde yer alan politik aktörler toplumsal sorunların sınırını çizmektedir. Bu sınırlar göz önüne alınarak, sol politik aktörlerle kampanyayı üstlenen reklamcıların bir araya geldiği, fikirsel bir münakaşanın yapıldığı da görülmektedir.

Ancak son kertede, halkın büyük bir kısmında baş gösteren değişim yönündeki talepler üzerinde bir uzlaşıya varılmış ve reklam uzmanının öne sürdüğü tekniklerle Şili kamuoyuna kampanya tanıtılmıştır. Şüphesiz ki, büyük baskı ve gözdağları içerisinde yürütülen Hayır kampanyasının karşısında konumlanan ve nispeten daha iyi maddi olanakların sunulduğu Evet bloğunda da uzmanların yer aldığı görülmektedir. Bilhassa Evet kampanyasının nasıl yapılacağına dair fikirsel tartışmalarda dönemin iktidar seçkinlerinin, reklam uzmanlarının görüşlerini dikkatle dinlediği görülmektedir. Bu durum politikanın bilimselleşmesi çerçevesinde ele alındığında, Şili’deki plebisit öncesi gerek sağ gerekse sol ideolojiler, başarılı bir seçim kampanyası icra etmek adına yeni politik profesyonellerin bilgi ve becerilerinden istifade etmektedir. Nitekim kamuoyunda kendilerine nesnellik veya tarafsızlık addedilse de, film özelinde değerlendirildiğinde, yeni politik profesyonellerin tarafgir olduğu görülmektedir. Aynı zamanda söz konusu politik profesyoneller film içinde “paralı asker” eleştirilerine de maruz kalmaktadır. Ancak negatif bir seçim kampanyası yürüten Evet bloğu son kertede başarısız olmuştur. Şili’nin, darbeci lider döneminde elde ettiği öne sürülen iktisadi başarıları kampanyanın odağına yerleştiren Evet cenahı, halktan beklediği ilgiyi görememiştir.

Oysa Hayır bloğu; mizah, gökkuşağı sembolü, görsellik ve sanatçıların da yer aldığı bir gösterişçi kampanyayla seçimin başında maruz kalınan tüm baskılara karşın halkın teveccühünü elde etmeyi başarmıştır. Öyle ki, Hayır kampanyasının genel atmosferine bakıldığında, televizyonda sahnelenecek 15 dakikalık oldukça kısa bir propaganda süreci, politik meselelere yönlendirilmekten ziyade dans gösterilerine, sanatçılara, mizaha ayrılarak, evrensel değerler ön plana çıkarılmıştır. Böylelikle, Şili halkının talepleri, eğlenceli bir içerik üzerinden işlenmiş ve kamunun desteğinin alınması hedeflenmiştir. Diğer bir deyişle, film özelinde, reklam uzmanları, eldeki sınırlı medya kaynaklarını verimli ve işlevsel bir şekilde kullanarak iknayı rasyonelleştirmiştir. Plebisitin yapıldığı tarih de göz önüne alındığında, hem Şili’de, hem de dünyada neo-liberal politikaların egemen olduğu bir dönemde, reklamcılık ve medya teknikleriyle ortaya konulan seçim kampanyalarıyla halkın, plebisite dair algısı yönlendirilmeye çalışılmıştır. Reklamcılığın ve iletişim teknolojilerinin sağladığı tüm teknik altyapının kullanıldığı ve politikanın bir tiyatro gibi sahnelendiği filmde, yeni politik profesyoneller, yani reklam uzmanları, sahip oldukları bilgi ve becerilerle Şili’deki kamuoyunun fikriyatını şekillendirmiştir.

Öyle ki, sürekli daha eğlenceli, dikkat çeken ve içinde ekseriyetle mizahın bulunduğu Hayır kampanyasının projelerine bakıldığında, uzmanların, halkın düşüncelerine yön vermeye çalıştığı bariz bir şekilde görülmektedir. Dolayısıyla, politik hedeflerini gerçekleştirmek isteyen politik aktörler için, söz konusu yeni politik profesyonellerin, ikna sürecini kolaylaştıran teknik ve yöntemleri önem teşkil etmektedir. Unutulmaması gereken bir diğer nokta ise, seçim kampanyalarında sivrilmelerine karşın yeni politik profesyoneller, daima politik aktörlerin arka planında yer almaktadır. Öyle ki, başarılı bir kampanya yürütülmesine ve sonuca ulaşılmasına rağmen, gerek kampanya döneminde halka hitap edilirken gerekse seçim günü yönetici seçkinler ön planda olmuştur. Bu durumu kanıtlarcasına filmin sonunda Hayır cenahının politik aktörleri, zafer konuşması yaparken, kampanyanın baş mimarı reklam uzmanı Saavedra sessiz bir şekilde sahnenin gerisinde kalmıştır.

Sonuç

NO filmi, Şili politik tarihi için bir kırılma anını teşkil eden bir plebisit sürecinde, politikanın yapılabilirliği noktasında her geçen gün görünürlüklerini artan, ussal teknik ve araçları kullanan yeni politik profesyonellerin seçim kampanyalarındaki yadsınamaz önemine dikkat çeken tarihi drama türünde bir filmdir. Öyle ki, politikanın uygulanabilirliği noktasında halkın desteğini almanın yadsınamaz önemi dikkate alındığında, bilhassa seçim kampanyalarında sahip oldukları reklamcılık ve iletişim bilgileriyle ikna sürecini teknik bir dile indirgeyen ve rasyonelleştiren yeni politik profesyonellerin politikadaki özgül ağırlığı NO filmi özelinde de ortaya konulmuştur. Neo-liberal politikaların egemen olmaya başladığı 1980’lerin politik ikliminde, gerek Şili’de, gerekse de dünyanın geri kalanında iletişim teknolojileri ve reklamcılık, politik aktörlerin başvurmaktan imtina etmediği ikna sürecini akılcılaştıran teknikler arasında yer almaktadır. Nitekim toplumsal meselelerin konuşulmadığı, ideolojilerin gri bir alan hapsolduğu ve politikanın gitgide medyatikleştiği bir dönemde, halkın desteğini alarak meşruluk kazanmak isteyen yönetici seçkinler, seçmenleri ikna etme noktasında, politik arenada sivrilen yeni politik uzmanların bilgi ve yetilerinden istifade etmektedir ki, bu durum, Şili politik tarihinde önem arz eden 1988 plebisiti sürecindeki seçim kampanyalarında açıkça görülmüştür.

İsmail Uğur AKSOY

 

KAYNAKÇA

  • Acar, C. (2011), “Halkla İlişkiler Mesleğinin Profesyonelleşmesi: Bursa Halkla İlişkiler Derneği Örneği”, (Yayımlanmamış yüksek lisans tezi), Sakarya: Sakarya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü.
  • Cirhinlioğlu, Z. (1996), Meslekler ve Sosyoloji, İstanbul: Gündoğan Yayınları.
  • Keskin, F. (2011), Politik Profesyoneller ve Uzmanlar, Ankara: De Ki Yayınları.
  • Keskin, F. (2016), “Politikada Yeni Ruhban Sınıfı: Siyasa ve İkna Uzmanları Olarak Politik Profesyoneller”, İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi, (42), ss. 174-190.
  • Koytak, E. (2020), “Meslek Sosyolojisinde Teorik Yaklaşımlar”, Journal of Economy Culture and Society, 61(1), ss. 1-27.
  • Şahan, S. (2018), “Politikanın Üretiminde ve Sunumunda Uzmanlar: Yeni Politik Seçkinler Üzerine Teorik Bir İnceleme”, Gaziantep Univercity Journal of Social Sciences, 17(3), ss. 941-958.

Leave A Response »

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.