FRANSA VS TÜRKİYE: ARTAN GERGİNLİKLERİ YORUMLAMAK

upa-admin 08 Eylül 2020 9.685 Okunma 0
FRANSA VS TÜRKİYE: ARTAN GERGİNLİKLERİ YORUMLAMAK

Giriş

Fransa ile Türkiye, son birkaç aydır birçok siyasi polemik ve anlaşmazlık yaşayan iki sıra dışı müttefik olarak dikkat çekiyorlar. Öyle ki, NATO, Avrupa Konseyi ve G-20 gibi önemli platformlarda birlikte yer alan iki Batılı ülke olan Fransa ile Türkiye’nin siyasi liderleri, neredeyse her hafta yeni bir söz düellosu içerisine giriyorlar. Bu tarz atışmalar ve Fransa ile Türkiye’nin Akdeniz ve Doğu Akdeniz bölgelerinde birbirlerinin çıkarlarıyla tam olarak örtüşmeyen politikalar izlemeleri, son dönemde Türkiye medyasında Fransa’nın en sevilmeyen ve en sert eleştirilen ülkelerden biri olarak sivrilmesine de yol açtı. Hatta Türk medyasında yer alan bu haberlerin de etkisiyle, İstanbul merkezli Kadir Has Üniversitesi’nin yaptığı Türk Dış Politikası Kamuoyu Algıları Araştırması’nın 2020 yılı verilerine bakıldığında, Fransa’nın İsrail’den sonra Türkiye’ye en az dost olan ülke olarak algılandığını da bu noktada hatırlatmakta fayda var.[1] Ayrıca her ne kadar Fransız medyasında Türkiye’ye yoğun yer ayrılmasa da, orada da yazılanların genelde eleştirel düzlemde olduğunu bu noktada eklemek gerekiyor.

Bu yazıda, Türkiye ile Fransa arasında son dönemde yaşanan gerginlikleri analiz etmeye çalışacağım. Bunun için, bilimsel yöntem olarak, her iki ülkedeki medya kuruluşlarının yayınlarından ve iki ülkenin önemli siyasi liderlerinin demeçlerinden faydalanacağım. Makalede, öncelikle, ilişkilerdeki gergin durumu yansıtan ve bir anlamda bu gerginlikleri yeniden üreten her iki ülkedeki medya yayınlarına göz atacağım. İkinci bölümde, gerginliklerin toplumlar nezdinde de hissedilmesine yol açan her iki ülkedeki önemli siyasetçilerin açıklamalarını derleyeceğim. Üçüncü ve son bölümde ise, Fransa ile Türkiye’nin arasındaki çıkar çatışmalarını mercek altına alacağım. Çalışma, sorunların çözümü için bazı önerilerin yer aldığı “Sonuç” bölümü ile tamamlanacaktır.

1. Türkiye-Fransa İlişkilerinde Gergin Dönem: Medya Kuruluşlarının Yayınlarından Örnekler

Türkiye ile Fransa arasında artan gerginliklerin nedenlerine geçmeden önce, her iki ülkedeki önemli medya kuruluşlarından ilişkilerin nasıl algılandığına dair veri oluşturması adına bazı ilginç haberleri burada paylaşmakta yarar görüyorum.

1.1. Türk Medyasında Güncel Fransa Haberleri

Türk medyasından başlamak gerekirse; Habertürk gazetesi muhabiri ve köşeyazarı Çetiner Çetin’in 7 Eylül 2020 tarihli güncel yazısı, Türk medyasında Fransa’daki Emmanuel Macron yönetimine olan olumsuz bakışı ve ortalama görüşü yansıtan önemli bir yazı olarak örnek gösterilebilir. “Küçük Napolyon Macron’un Türkiye karşıtlığı” başlıklı yazıda, Macron döneminde Fransa’nın Lübnan, Libya ve Doğu Akdeniz’de yeni bir aktivizme yöneldiğini belirten yazar, bu aktivizmin Türkiye karşıtlığı üzerine inşa edilmesini eleştirmekte ve Macron’u “Küçük Napolyon” olarak tanımlamaktadır.[2]

30 Ağustos 2020 tarihli Haber7 haberi de, son dönemde Türkiye’de ortaya çıkan Fransa algısına dair önemli bir referans olarak belirtilebilir. Haberde, Fransa’nın Doğu Akdeniz’de artan Türkiye-Yunanistan ve Türkiye-Güney Kıbrıs Rum Kesimi gerginliklerine cevaben donanmasını bölgeye göndermesine dair Cumhurbaşkanı Macron’un yapmış olduğu “Bu bir kırmızı çizgi politikasıdır. Orantılıydı. Oraya donanmanın tümünü yollamadık.” açıklaması eleştirilmekte ve bu açıklama “küstahlık” olarak değerlendirilmektedir.[3]

28 Ağustos 2020 tarihli Sözcü gazetesi haberi de, bir öncekine benzer olumsuz algılamaları yansıtan ve güçlendiren bir haber niteliğindedir. Haberde, Cumhurbaşkanı Macron’un “Türkler sadece eyleme dönüşen sözlere saygı duyar” açıklamasına tepki olarak, “Macron haddini aştı!” başlığı kullanılmış ve Fransa Cumhurbaşkanı eleştirilmiştir.[4]

Betül Usta imzalı ve 16 Ağustos 2020 tarihli ve “Macron’un Türkiye hazımsızlığı” başlıklı Sabah gazetesi haberinde ise, Fransa’daki Macron yönetimin Suriye, Libya ve Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin güçlenmesinden rahatsız olduğu, Cumhurbaşkanı Macron’un Türkiye karşıtlığıyla iç politikada Fransız halkından destek aradığı ve yine Macron’un NATO içerisindeki çatlakları derinleştirerek Avrupa Ordusu hayaline destek bulmaya çalıştığı yorumları yapılmıştır.[5]

Son olarak, YeniÇağ gazetesinin 13 Ağustos tarihli “Macron’dan Türkiye’ye tehdit” başlıklı haberinde, Cumhurbaşkanı Macron’un Twitter hesabından yaptığı “Doğu Akdeniz’deki durum endişe verici. Türkiye’nin petrol arama konusundaki tek taraflı kararları gerginliğe neden oluyor. Komşu ülkeler ve NATO içindeki müttefikler arasında barışçı bir diyaloğa izin vermek için bunların sona ermesi gerekir.” ve “Aralarında Yunanistan’ın da olduğu Avrupalı ortaklarımızın işbirliği ile gelecek günlerde Doğu Akdeniz’deki Fransız askeri varlığını geçici olarak güçlendirmeye karar verdim.” açıklamaları Türkiye’ye yönelik bir tehdit olarak lanse edilmiştir.[6]

1.2. Fransız Medyasında Güncel Türkiye Haberleri

Fransız medyasından örnek vermek gerekirse; Nathalie Guibert ve Jean-Pierre Stroobants imzalı ve 18 Haziran 2020 tarihli Le Monde gazetesi haberinde, Türkiye’nin Doğu Akdeniz ve Libya’daki askeri hareketliliğinin “NATO’yu zehirlediği” yönünde bir başlık kullanılmış ve “Courbet hadisesi”[7] olarak bilinen olay gündeme getirilerek, Türkiye’nin NATO üyesi bir devlete yakışan şekilde hareket etmediği ve bunun Avrupalı ülkelerce kınandığını vurgulanmıştır.[8]

Le Figaro gazetesinde 2 Temmuz 2020 tarihinden yayınlanan Isabelle Lasserre imzalı “Erdogan sème la zizanie au sein de l’Otan” başlıklı haberde, Türkiye’nin NATO içerisindeki tutumu eleştirilmiş ve müttefiklerin Ankara’ya karşı tavır alabileceği iddia edilmiştir.[9]

France24 adlı medya kuruluşunun internet sitesinde Tom Wheeldon imzasıyla 3 Temmuz 2020 tarihinde yayınlanan “Turkey challenges allies and enemies alike in quest for ‘larger role on world stage’” adlı haberde ise, Türkiye’nin son dönemde dış politikada şahin bir tavır benimsediği belirtilerek, Ankara’nın hem düşmanları, hem de müttefiklerine karşı Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da sert politikalar uyguladığı iddia edilmiştir.[10]

Görüldüğü üzere, her iki ülkede de medyada karşı tarafa yönelik olumlu bir algı yoktur. Bu durum ise, kuşkusuz, her iki ülkede de önemli konumda bulunan siyasetçilerin birbirlerine yönelik olumsuz tavırlarından ve bazı alanlarda yaşanan çıkar çatışmalarından kaynaklanmaktadır. Ancak medyanın da her iki ülkede de tamamen tarafsız/apolitik bir dil kullanmadıkları ve milliyetçi-hamasi duyguları harekete geçirecek şekilde yayın yaptıkları -özellikle Türkiye için- belirtilebilir.

2. Fransız ve Türk Devlet Adamları Arasında Son Dönemde Yaşanan Polemikler

2.1. Türk Devlet Adamlarının Açıklamaları

Son dönemde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere Türk devlet adamları Fransa’yı ve de özellikle bu ülkenin Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’u hedef alan sert açıklamalar yapmaktadırlar. Bu durum, hem iki ülke arasında Kıbrıs, Libya ve Suriye gibi bazı bölgelerde yaşanan çıkar çatışmalarından, hem de Macron’un Türkiye’ye yönelik son dönemde artan eleştirilerinden kaynaklanmaktadır. Önceki bölümde belirtildiği üzere, medyanın bu açıklamaları abartması ve köpürtmesi de ikili ilişkilere zarar vermektedir.

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un 2019 yılı Kasım ayında söylediği ve gündem yaratan “NATO’nun beyin ölümü gerçekleşmiştir” açıklamasına tepki olarak, 2019 yılı sonlarında “Önce sen kendi beyin ölümünü bir kontrol ettir. Bu ifadeler senin türündeki beyin ölümü gerçekleşmiş olanlara yakışır. NATO’ya karşı yerine getirmen gereken vecibelerini yerine getirmiyorsun.” diyerek sert polemikler konusunda ilk önemli hamlesini yapmıştır.[11] Erdoğan, Macron’un Doğu Akdeniz’de Türkiye’ye yaptığı eleştirileri de “Sen kimsin de kıyıdaş olmadığın Doğu Akdeniz’le ilgili açıklama yapıyorsun?” şeklinde cevap vermiştir.[12] Erdoğan’ın, bu açıklamalarıyla, Fransa’nın kıyıdaş veya garantör olmadığı Kıbrıs’la ilgili politikalara müdahil olmasından rahatsızlık duyduğu anlaşılmıştır. Recep Tayyip Erdoğan, Macron’un Lübnan’daki büyük patlama sonrasında bu ülkeye yaptığı ziyaretleri ise “neokolonyalizm” kapsamında değerlendirmiş ve Fransa’yı yine sert bir dille eleştirmiştir.[13]

Bir araya geldiklerinde samimi pozlar veren Erdoğan ile Macron, basın karşısında yalnız olduklarında ise birbirlerini çok sert bir üslupla eleştiriyorlar

Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da, Emmanuel Macron ve Fransa’yı son dönemde sert eleştiren bir kabine üyesi olarak sivrilmektedir. Fransa’nın Libya politikasını “darbeciyi, korsanı desteklemek” olarak yorumlayan Çavuşoğlu, bu ülkeyi “dürüst ve şeffaf olmamak” bağlamında da eleştirmiştir.[14] Çavuşoğlu, ayrıca, Fransa’yı “ayakları pislik içinde gömülüyken öten horoz“a benzetmiş ve Macron’un popülizme yenik düştüğünü iddia etmiştir.[15]

2020 yılı Temmuz ayında Doğu Akdeniz tartışmalarının alevlenmesi üzerine, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hami Aksoy da Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un Güney Kıbrıs Rum yönetimi lideri Nikos Anastasiades ile ortak basın toplantısında yaptığı açıklamaya ilişkin olarak, “Fransa Cumhurbaşkanı Macron’un beyanlarının ülkemiz nezdinde kıymeti harbiyesi yoktur. Türkiye’yi yaptırım diliyle tehdit etmek kimsenin haddi değildir ve hiçbir sonucu olmayacaktır.” açıklamasını yapmıştır.[16] Aksoy, Libya’daki gelişmeler üzerine de, “Fransa’nın Libya’yı kaosa sürüklemeye çalıştığını” iddia etmiştir.[17]

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın da, Fransa’nın Libya politikasını en sert eleştiren Türk devlet adamlarından birisidir. Somut bir örnek vermek gerekirse, Kalın, 2020 yılı içerisinde yaptığı bir açıklamada, Fransa’nın Libya’da General Halife Hafter’i desteklemesinin NATO’nun güvenliğini zora soktuğunu belirterek, Fransa’nın “güvenilmez” bir ülke olduğunun altını çizmiştir.[18]

2.2. Fransız Devlet Adamlarının Açıklamaları

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un Türkiye’ye yönelik ilk sert eleştirisi, 2018 yılı başında Le Figaro gazetesine verdiği röportajda, Türkiye’nin Suriye’deki askeri operasyonlarını eleştirerek, bu operasyonların terörle mücadeleden çıkarak işgale dönüşmesi durumunda Fransa için ciddi bir sorun olacağını açıklaması olmuştur.[19] 2019 yılı Haziran ayında Türkiye-Fransa A milli futbol takımları arasında oynanan maçta Fransız milli marşının ıslıklanması sonrasında ise, Macron, “Milli marşımızın ıslıklanması kabul edilemez” yorumunu yaparken, dönemin Fransa İstanbul Başkonsolosu Bertrand Buchwalter da, Twitter hesabından, “Beni üzen şey milli marşımızın maçta yuhalanması” açıklamasını yaparak, bu olaya tepki göstermiştir.[20]

Dönemin Fransa İstanbul Başkonsolosu Bertrand Buchwalter’in milli marş skandalı sonrasında attığı tweet mesajı

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, ilerleyen aylarda da, Suriye, Libya, Kıbrıs ve Doğu Akdeniz’deki gelişmelerle ilgili olarak birçok defa Türkiye’yi eleştiren ve suçlayan sert açıklamalar yapmıştır. Örneğin, Macron, Doğu Akdeniz’de deniz yetki alanları ve münhasır ekonomik bölgeler konusunda bölge ülkeleri arasında henüz bir anlaşma olmamasına karşın, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki hareketliliğini “Yunan ve Kıbrıs Rum taraflarının egemenlik haklarının ihlal edilmesi” olarak yorumlamıştır.[21] Türkiye’nin politikalarına tepki olarak Doğu Akdeniz’de askeri varlıklarını arttırmalarına ilişkin olarak ise, Macron, bölgede Türkiye’ye yönelik “kırmızı çizgi politikası” uyguladıklarını belirtmiş ve Ankara’nın “sözlerden değil, eylemlerden anladığını” iddia etmiştir.[22] Macron, ayrıca, “Türkiye’nin AB sularındaki ihlalleri cezasız bırakılamaz” açıklamasını yaparak, Avrupa Birliği’nin Türkiye’ye yönelik yaptırımlar uygulamasını da gündeme getirmiştir.[23] Macron, Libya konusunda ise, Ankara’yı “tehlikeli bir oyun oynamak”la itham etmiş[24] ve Türkiye’nin Libya’da Berlin Konferansı’ndaki angajmanlara uygun hareket etmediğini iddia ederek, Libya’daki gelişmeleri “Türkiye’nin tarihsel ve kriminel sorumluluğu” olarak yorumlamıştır.[25] Macron, son olarak 2020 yılı Eylül ayı başında da, Lugano Orta Doğu-Akdeniz Forumu’na gönderdiği görüntülü mesajda, Türkiye’yi “imparatorluk fantezisi kurmakla” itham etmiştir.[26]

Fransa AB ve Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian da son dönemde Türkiye’yi eleştiren bazı açıklamalar yapmıştır. Örneğin, Le Drian, Ayasofya’nın camiye çevrilmesinin ardından, modern ve laik Türkiye Cumhuriyeti’nin en önemli sembolik adımlarından birinin geri çevrildiğini belirterek, Ayasofya’nın çoğulculuk ile diyalog ve hoşgörüye uygun şekilde düzenlenmesi gerektiğini kaydetmiştir.[27]

3. Fransa ile Türkiye Arasındaki Çıkar Çatışmaları

3.1. Geleneksel Sorunlar

Öncelikle, Türkiye ile Fransa arasında 20. yüzyıldan beri devam eden bazı önemli siyasal sorunların olduğu, ancak bu sorunların hiçbirinin iki ülkeyi birbirlerini “düşman” olarak görecek kadar vahim sorunlar olmadığını belirtmek gerekiyor. Bu sorunlar arasında kuşkusuz duygusal boyutları bakımından Ermeni Meselesi ilk sırada gelmektedir. Bu konuda her iki ülke arasında uzlaşılmaz bir durum olmasına karşın, bu konuda yeni bir gelişme olmadığı sürece, taraflar ilişkilerini sorunsuz devam ettirebilmektedirler. Ancak Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un 2019 yılı içerisinde 24 Nisan’ı “Ermeni Soykırımını Anma Günü” olarak ilan eden kararnameyi imzalayarak yürürlüğe sokması, Fransa’dan bu konuda gelen ileri bir hamle olarak Ankara’nın tepkisini çekmiştir.[28] Macron, ilerleyen aylarda daha da ileri giderek, “Ermeni soykırımını inkârın cezalandırılması için yapılan çalışmayı destekliyorum” açıklamasını yapmıştır.[29] Fransız Anayasa Konseyi’nin (Anayasa Mahkemesi) 2012 ve 2017’de iki defa reddettiği ve anayasaya aykırı olduğunu tespit ettiği Ermeni soykırımının inkârını suç sayan yasal düzenlemeyi Macron’un tekrar gündeme getirmesi, kuşkusuz Ankara tarafından dostane bir tutum olarak algılanmamıştır.

Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne üyeliğine yönelik olarak Fransa’nın engelleyici tutumu ve Türkiye’deki demokratik rejime yönelik eleştiriler gibi konularda da Macron döneminde Türk-Fransız ilişkilerinde olumlu gelişmeler yaşanmamıştır. 2018 yılı Ocak ayında Erdoğan’la yaptığı görüşmede, Türkiye’ye AB üyeliğinden daha çok bir tür partnerlik perspektifi öneren[30] Macron, Türkiye demokrasisinde yaşanan irtifa kaybı nedeniyle bu dönemde bir ilerleme kaydedilmesinin mümkün olamadığını da açıkça belirtmiştir.[31] Bu dönemde Le Monde gazetesinin İstanbul muhabiri olarak görev yapan Marie Jégo da, hiper-Başkanlık sistemine geçilmesi sonrasında Türkiye’nin AB üyeliği konusunda ilerleme yaşanmasının zor olduğuna vurgu yapmıştır.[32] Dolayısıyla, Türkiye’nin AB üyeliği konusunda, Türk-Fransız ilişkilerinde, François Hollande dönemine kıyasla -Macron döneminde- daha olumsuz bir süreç yaşanmaktadır/yaşanmıştır. Bu duruma tepki gösteren Ankara ise, tüm uluslararası kriter ve endekslerde geriye giden rejimini demokratikleştirmek konusunda bugüne kadar herhangi bir adım atmamıştır.

Kürt Sorunu, iki ülke ilişkilerini geren bir diğer geleneksel meseledir. Cumhurbaşkanı Macron’un -kendisinden önceki Cumhurbaşkanı François Hollande gibi- Suriye’de PYD/YPG gibi Kürt milislerine aktif destek vermesi ve hatta onları Elize Sarayı’nda ağırlaması[33], bu konuda da olumsuz gidişatın güçlenmesine neden olmuştur.  Ancak Hollande döneminde de IŞİD’in ortaya çıkması sonrasında Fransa’nın aynı şekilde davrandığı düşünüldüğünde, bu konuda durumun stabil olduğu belirtilebilir. Nitekim Fransa, 2017 Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi (Kürdistan Bölgesel Yönetimi) bağımsızlık referandumu sürecine de destek vermemiş ve Irak’ın toprak bütünlüğüne vurgu yapmıştır.

3.2. Yeni Sorunlar: Doğu Akdeniz ve Libya

Doğu Akdeniz ve Libya, Türk-Fransız ilişkilerinde son yıllarda derinleşen yeni iki sorun olarak dikkat çekmektedir. Fransa ile Türkiye, bu iki bölgede de birbirlerinden farklı aktörleri ve grupları desteklemektedirler. Bu nedenle, iki ülke arasında doğrudan bir çıkar çatışması olmasa da, desteklenen gruplar ve nüfuz mücadelesi üzerinden ikili ilişkilerde rekabet algısı ortaya çıkmaktadır.

3.2.1. Libya Meselesi

Fransa, 2011’den beri çatışmaların devam ettiği Libya’da, -Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan ve Rusya gibi ülkelerle birlikte- General Halife Hafter’i ve onun Tobruk merkezli Libya Ulusal Ordusu’nu desteklerken, Türkiye ise Birleşmiş Milletler’de tanınmış hükümet durumunda olan Trablus merkezli Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti Başkanı Feyyaz Sarraç’ı (Fayiz es-Sarrac) ve onun güçlerini desteklemektedir. Ülkede toprak büyüklüğü/kontrolü anlamında halen daha Hafter güçleri avantajlı gözükmesine karşın, Türkiye’nin Libya’ya askeri müdahalesi sonrasında Sarraç ve Ulusal Mutabakat Hükümeti’nin eli güçlenmiş ve Hafter güçlerinin ilerleyişi askeri olarak durdurulmuştur. Libya konusunda, Fransa (Cumhurbaşkanı Macron), Türkiye’yi Berlin Konferansı’na uygun hareket etmemek ve Suriyeli paralı askerleri bu ülkeye taşımakla suçlarken[34], Türkiye de (Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu) Fransa’nın Libya’da ve Mısır’da darbecileri desteklediğini ve iç siyasette destek bulmak adına Türkiye ile polemiğe girdiğini iddia etmektedir.[35] Türk Dışişleri, ayrıca, Macron ve Fransa’ya ateşkes konusunda Berlin ve Moskova’daki görüşmelerde Hafter’in isteksiz davrandığını da hatırlatmaktadır.[36] Libya konusunda Türkiye’nin ısrarının bir diğer sebebi de, 2019 yılı sonunda Sarraç hükümetiyle yapılan anlaşma sayesinde Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki Rum-Yunan tezlerine karşı güçlü bir dayanak noktası bulmuş olmasıdır. Bu nedenle, aslında Libya ve Doğu Akdeniz sorunları birbirinden o kadar da ayrı değildir.

Libya’da çatışan gruplar[37]

Libya’da son dönemde Türkiye desteğiyle Sarraç hükümeti ve güçlerinin kazandığı başarılar nedeniyle, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, kısa bir süre önce ülkesinin Hafter’i desteklemediğini açıklamış[38] ve hatta Libya Başbakanı Sarraç’ı diplomatik temaslar için Paris’e davet etmiştir.[39] Bu, Fransa’nın Libya konusunda daha tarafsız ve arabuluculuk yapabilecek bir rol benimsemesi anlamında olumlu bir girişim olsa da, Türkiye’de bu girişim de hoş karşılanmamış ve hatta Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçtiğimiz gün Sarraç’la Vahdettin Köşkü’nde ani bir görüşme gerçekleştirmiştir. Görüşmenin bir diğer önemli nedeni de, Libya’da Türkiye’ye en yakın siyasetçi konumundaki İçişleri Bakanı Fethi Başağa’ya görevden el çektirilmesi meselesi olmuştur (sonradan görevine dönmüştür).[40]

Bu konuda, aslında, Türkiye ile Fransa’nın bölgesel istikrar için birlikte çalışmaları durumunda Libya’da ilerleme kaydedilmesi mümkün ve her iki ülkenin de lehine gözükmektedir. Zira şurası bir gerçektir ki, Fransa ile Türkiye arasında Libya’da varoluşsal bir sorun yoktur; sadece desteklenen farklı güçler aracılığıyla bir nüfuz ve çıkar mücadelesi yaşanmaktadır. Dahası, ABD’nin küresel liderliğinin hissedilmediği bir ortamda, Türkiye ile Fransa, Libya’nın yeniden imarı konusunda ortaklaşa hareket edebilirlerse, bu konuda çok daha güçlü durumda olabilirler.

3.2.2. Doğu Akdeniz

Henüz taraflar arasında herhangi bir çatışma yaşanmamasına karşın, Doğu Akdeniz’deki anlaşmazlıklar da son yıllarda Türk-Fransız ilişkilerinde yeni bir sorun olarak karşımıza çıkmıştır. Fransa’nın enerji devi TOTAL, Güney Kıbrıs Rum Kesimi’nin -Kıbrıs Sorunu bugüne kadar çözülmemiş ve Doğu Akdeniz’deki deniz yetki alanları konusunda tüm kıyıdaş ülkeler arasında bir anlaşma yapılmamış olmasına rağmen- yaptığı girişimlere katkı sunmuş ve birçok parselde enerji arama ve sondaj çalışmalarına aktif olarak dâhil olmuştur. TOTAL, İtalyan ENI firması ve Amerikalı (Exxonmobile, Noble Energy), İsrailli (Delek), Güney Koreli (Kogas), Rus (Novatek), İngiliz (BG Group) ve Katarlı (Qatar Petroleum) diğer bazı enerji şirketleriyle birlikte, bu bölgede bazı enerji keşifleri de yapmayı başarmıştır. Ancak Türkiye’nin bu anlaşmaları geçersiz sayması ve kendisinin dâhil olmadığı anlaşmaların hayata geçirilmesine izin vermeyeceğini açıklaması nedeniyle, bu konuda iki ülke arasında anlaşmazlıklar yaşanmaktadır.

Doğu Akdeniz’deki enerji keşifleri[41]

Bu konuda BM Güvenlik Konseyi’nin önceki kararlarına dayalı olarak Kıbrıs Cumhuriyeti’nin egemenlik haklarını savunan Fransa karşısında, Türkiye, Kıbrıs Sorunu’nda çözümü Kıbrıslı Rumların reddettiği 2004 Annan Planı’nı gündeme getirmekte ve Kıbrıslı Türklerin temsil edilmediği Kıbrıs Cumhuriyeti’nin yaptığı uluslararası anlaşmaların geçerli olmadığını savunmaktadır. Bu konuda da her iki ülkenin de haklı dayanakları bulunmakla birlikte, Türkiye’nin belirttiği şekilde, Doğu Akdeniz’de -Karadeniz’e benzer şekilde- deniz yetki alanları ve münhasır ekonomik bölgeler konusunda adil bir uzlaşıya ulaşmadan Güney Kıbrıs Rum Kesimi’nin yaptığı şekilde oldu-bitti politikalarının uygulanması riskli gözükmektedir. Bu nedenle, Fransa’nın AB üyesi olan GKRK ve Yunanistan’ı korumak için cansiperane çabalar içerisine girmesi[42], Türkiye’de “Avrupa dayanışması”ndan daha ziyade “Türkiye karşıtlığı” olarak algılanmaktadır. Bu durumu CNNTürk televizyon kanalında değerlendiren emekli Tümamiral Ramazan Cem Gürdeniz ise, Fransa’nın bu tarz çabalarının ciddiye alınmaması gerektiğini; zira bu tarz sembolik adımlarla Türkiye gibi dev bir ülkeye meydan okunamayacağını düşünmektedir.[43] Askeri açıdan bir uçak gemisinin bölgedeki varlığı önemli kabul edilmese de, bu durumun verdiği siyasi mesaj, kuşkusuz, Türk-Fransız ilişkileri adına olumlu değildir. Dolayısıyla, her iki ülkede de liderlerin yaptıkları açıklamalar ve attıkları adımlar konusunda daha dikkatli olmaları gerekmektedir.

3.3. Türk-Fransız Gerginliklerini Yorumlamak

Libya ve Doğu Akdeniz’deki gerginlikleri anlamlandırmak gerekirse; öncelikle her iki ülkede de hızla gelişen savunma sanayii olgusuna dikkat çekmek gerekmektedir. Nitekim Libya ve Doğu Akdeniz’deki gerginlikler, her iki ülkeye de yeni silahlarını test etme ve silah satışı yapma konusunda bazı imkânlar sağlamaktadır. Somut bir örnek vermek gerekirse, geçtiğimiz gün, Yunanistan’ın -kendisini Doğu Akdeniz’de Türkiye’ye karşı savunan Fransa’ya jest olarak- Fransa’dan 10 adet yeni jenerasyon Rafale savaş uçağı satın alacağı haberleri uluslararası basına yansımıştır.[44] Fransa’nın Rafale uçakları için pazar yaratmakta zorluk yaşadığı bilinirken, Hindistan, Mısır ve Katar’ın ardından Yunanistan’ın da Rafale alımına girişmesi, Fransız savunma sanayii için olumlu bir haber olmuştur. Türkiye ise, Libya’da Sarraç güçlerine verilen desteğin sahada somut başarılar şeklinde ortaya çıkmasıyla birlikte İHA ve SİHA olarak bilinen  “Bayraktar” adlı drone uçaklarını pazarlama konusunda yeni bir aşamaya gelmiştir. Bugüne kadar Azerbaycan ve Ukrayna gibi ülkelere ciddi satış yapan Türkiye, bu gidişle Ortadoğu ülkeleri için de iyi bir silah (drone) tedarikçisi haline gelebilir. Dolayısıyla, Türkiye ile Fransa’nın polemikleri ve nüfuz mücadeleleri, aslında her iki ülkede de savunma sanayiine yeni pazarlar yaratma imkânı sağlamaktadır. Ancak bu durum, iki ülke arasındaki gerginliklerin yapay olduğu anlamına da gelmemelidir; daha ziyade, durumun bazı avantajlı yanlarının da olduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca Türkiye’nin uzun menzilli hava ve füze savunma sistemi gelişimi ve üretimi için 2018 yılı başlarında Fransız-İtalyan konsorsiyumu Eurosam ile bir işbirliği anlaşması imzaladığını ve iki ülke arasındaki askeri işbirliğinin halen devam ettiğini de bu noktada unutmamak gerekir.[45] Bunlara ek olarak, Fransa’nın Doğu Akdeniz’deki gerginlikte Güney Kıbrıs Rum Kesimi’ne verdiği stratejik destek sayesinde Evangelos Florakis Deniz Üssü başta olmak üzere Rum tarafında çeşitli askeri/stratejik kazanımlar sağladığını da eklemek yerinde olur. Buna benzer şekilde, Türkiye de Libya’da ve KKTC’de yeni askeri üsler elde etmek için son aylarda girişimlerde bulunmaktadır.

İkinci önemli konu, her iki ülkede de yönetimlerin iç politikada oldukça sıkışmış durumda olmalarıdır. Türkiye’de yeni Başkanlık sisteminin demokrasi eksiklikleri ve ekonomideki kötü gidiş nedeniyle halk desteği anlamında zor günler geçiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, iç politikadaki Ayasofya hamlesinin yanı sıra, Libya ve Doğu Akdeniz’deki gerginlikler sayesinde de milliyetçi oyları kendi liderliği altında konsolide edebilmekte ve MHP’nin Cumhur İttifakı’ndan ayrılmasına engel olmaktadır. Döviz kurlarının tarihi rekor seviyesine geldiği Türkiye’de, Erdoğan’ın halen daha yüzde 40’lar bandında desteğinin olması, onun ne kadar iyi bir siyasetçi olduğunun ve algıları nasıl manipüle edebildiğinin somut bir ispatıdır. Aynı şekilde, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron da, Sarı Yelekliler hareketinin şiddetli protestoları ve durgun giden Fransız ekonomisi nedeniyle, son yıllarda Avrupa’da genelde pek sempati toplamayan bir ülke haline gelen Türkiye ile sürekli polemik ve kriz yaratarak, ülke içerisindeki popülaritesini korumayı başarmaktadır. Macron, anketlere göre -rakipsiz olması nedeniyle- 2022 Fransa Cumhurbaşkanlığı seçimleri için halen favori aday durumundadır. Dolayısıyla, bu tarz sürtüşmelerin iki ülke liderine iç politikada da safları sıklaştırma ve ulusal birliği sağlama anlamında bazı faydaları bulunmaktadır. Ancak kuşkusuz, bu gerginliklerin asırlardır devam eden Türk-Fransız dostluğunu ve ekonomik ilişkileri riske atacak seviyeye getirilmemesi gerekmektedir. Nitekim Nicolas Sarkozy’nin Cumhurbaşkanlığı döneminde (2007-2012) benzer gelişmeler yaşanmış ve neticede her iki ülke de o süreçte bu gelişmelerden olumsuz şekilde etkilenmişlerdir.

Üçüncü olarak, iki ülke arasında son dönemde gerçekten de bir tür jeopolitik rekabetin ortaya çıktığını kabul etmek gerekmektedir. Nitekim Balkanlar, Ortadoğu (Fransa açısından bilhassa Suriye ve Lübnan), Afrika, Akdeniz ve Doğu Akdeniz, her iki ülkenin de etkili olmak istediği bölgelerdir. Fransa, Akdeniz’de son birkaç asırdır daima başat güçlerden birisi olmuş; Türkiye ise 21. yüzyılda yeniden Doğu Akdeniz denkleminde güçlü bir aktör haline gelmiştir. Afrika, Balkanlar ve Ortadoğu’da da iki ülke arasında siyasi ve ekonomik alanlarda zaman zaman tatlı-sert bir rekabet yaşanabilmektedir. Bu bağlamda, iki ülke arasında bazı konularda rekabetin oluşması doğaldır; önemli olan bu rekabeti barış içerisinde yönetebilmektir.

Dördüncü olarak, her iki ülke de son dönemde NATO’nun birliğine zarar veren politikalar uygulamakta ve Birliği çok zor duruma düşürmektedirler. NATO’nun büyük ölçüde ABD liderliğinde bir kurum olduğu da düşünüldüğünde, Ankara ile Paris’in adeta Rusya’nın çıkarlarına hizmet eder şekilde son dönemde NATO’yu zorladıkları düşünülebilir. Zira iyi bir Avrupacı olan Macron, PESCO girişimini derinleştirerek ABD ve NATO’dan bağımsız bir Avrupa Ordusu kurmak isterken, Erdoğan da NATO’ya ancak Türkiye’nin ulusal çıkarlarını koruması durumunda destek vereceklerini ısrarla belirmektedir. Dolayısıyla, Türk-Fransız gerginliği, NATO ve ABD liderliğinden istediğini alamayan iki ülkenin tepkileri olarak da değerlendirilebilir.

Sonuç

Türkiye ile Fransa arasında son dönemde birçok siyasi kriz ve polemik yaşanmaktadır. Bu krizler, yapay veya zorlama değildir; iki ülkenin Libya ve Doğu Akdeniz bölgelerinde çıkar çatışmaları yaşadıkları ve farklı tarafları destekledikleri bir gerçektir. Fransa’ya bir eleştiri yapmak gerekirse; Fransa’nın Türkiye’nin AB üyeliği konusunda engelleyici tavır takınması, iki ülke ilişkilerini ve genel olarak Türkiye-AB ilişkilerini olumsuz yönde etkilemektedir. Fransa’nın Doğu Akdeniz politikasının Yunanistan, Kıbrıslı Rumlar ve NATO’nun birliği açısından da bazı riskler içerdiği ortadadır. Türkiye tarafına bir eleştiri yapmak gerekirse; Türkiye’deki siyasal sistemin son dönemde demokrasiden uzaklaşıldığı görüntüsü verdiği bir vakadır ve uluslararası endekslerde de bu durum açıkça görülebilmektedir. Ayrıca Türkiye de, Rusya ile ilişkiler ve NATO politikaları konusunda son dönemde Batılı müttefiklerinden ayrıksı bir görüntü çizmektedir.

Ancak bu durum, bu iki ülkeyi ilginç bir şekilde birlikte çalışmaya da teşvik edebilir. Zira nükleer bir güç ve BM Güvenlik Konseyi üyesi olmasına rağmen ne Fransız eskisi gibi büyük bir İmparatorluktur ve bölgesel krizleri çözebilecek kapasiteye sahiptir, ne de Türkiye Osmanlı İmparatorluğu gibi başat güç statüsüne yükselebilecek ekonomik ve siyasi araçlara sahiptir. Dolayısıyla, iki ülkenin, bölgesel barış ve istikrarı sağlamak adına, Suriye, Libya ve Doğu Akdeniz gibi ülke/bölgelerde birlikte hareket etmeleri daha doğru olacaktır.

Bu konuda somut bazı öneriler yapmak gerekirse:

  • İki ülke, Libya’da arabuluculuk konusunda işbirliği yapmalı ve bölgesel istikrar ve güvenliğin sağlanması için birlikte hareket etmelidirler. Libya’da ateşkesin sürdürülmesi, yeni anayasa hazırlıkları ve ortak bir hükümet kurulması gibi konularda Türk-Fransız işbirliğinin sağlanması, bu ülkede istikrarın tesis edilmesini kolaylaştıracaktır. Bu durum, ayrıca, her iki ülkenin de farklı iki blokun lideri olarak masada somut kazanımlar elde etmelerini sağlayacaktır.
  • Doğu Akdeniz konusunda, ilk olarak, daha fazla gecikilmeden, Türkiye de Doğu Akdeniz Enerji Forumu’na dâhil edilmelidir. Ayrıca Doğu Akdeniz’deki deniz yetki alanları ve münhasır ekonomik bölgelerin belirlenmesi için tüm kıyıdaş ülkelerle diplomatik temas ve resmi görüşmeler başlatılmalıdır. Bu görüşmelerde, nihai sonuca ulaşılamasa bile, ihtilafsız bölgeler tespit edilerek, bu bölgelerde enerji şirketlerinin çalışmasına imkân sağlanabilir.
  • Kıbrıs adasının münhasır ekonomik bölgelerinde keşfedilen doğalgaz ve petrol kaynaklarının kullanımı/paylaşımı konusunda adadaki iki unsur arasında (Kıbrıslı Rumlar ve Kıbrıslı Türkler) doğrudan görüşmeler başlatılmalıdır. Kıbrıs’taki doğalgaz keşifleri, adada federatif/konfederatif bir çözüm ya da iki devletliliğin sağlanması konusunda bir kaldıraç olarak kullanılmalı ve çözümsüzlüğün devamı yönünde politikalar geliştirilmesine engel olunmalıdır. Örneğin, adada ilerleyen yıllarda bir çözüm olacağı varsayılarak, bu kaynakların Türk tarafına ait olan gelirleri bir banka hesabında bekletilebilir, ya da adada çözümsüzlüğün kalıcı olacağı hesap ediliyorsa, Rumların doğalgaz satış imtiyazı karşılığında KKTC’ye yönelik ekonomik ambargoların hafifletilmesi ve/veya KKTC’nin tanınması talep edilebilir.
  • Cumhurbaşkanı Macron, 2021 yılı içerisinde Türkiye’ye resmi bir ziyarette bulunmalı ve Türk muhataplarına Fransa’nın resmi görüşlerini samimiyetle aktarmalıdır. Fransa’nın Türkiye demokrasisine yönelik eleştirileri haklı görülebilir; ancak Fransa’nın Libya’da ve Mısır’da askeri darbeyle işbaşı yapan yönetimleri desteklediği de hesaba katılırsa, Paris’in Ankara’ya yönelik demokrasi eleştirilerinin temelsiz kaldığı vurgulanmalıdır. Bu bağlamda, Cumhurbaşkanı Macron’un liberal değerlerini -milliyetçilik ve popülizm tuzaklarına kapılmadan- her ortam ve konuda savunması durumunda, kendisine yönelik Fransa ve uluslararası kamuoyundaki destek daha da artacaktır.
  • İkili ilişkilerde ve medya yayınlarında rekabet ve hamaset dili yerine ortak değerler ve işbirliğine dayalı bir üslup tercih edilmelidir. Bu durum, özellikle halkları birbirlerine karşı kışkırtmamak adına son derece gereklidir.
  • Her iki ülke de üyesi oldukları NATO’ya uygun politikalar takip etmeli ve Birliğe zarar verici açıklama ve uygulamalardan kaçınmalıdırlar.
  • Her iki ülkedeki siyasi otoriteler de, iç politika için dış politikayı araçsallaştırmak ve birbirlerini kötülemek gibi olumsuz alışkanlıklarından vazgeçmelidirler.

Doç. Dr. Ozan ÖRMECİ

 

KAYNAKÇA

 

[1] Kadir Has Üniversitesi Türkiye Çalışmaları Grubu (2020), “Türk Dış Politikası Kamuoyu Algıları Araştırması”, Erişim Tarihi: 08.09.2020, Erişim Adresi: https://www.khas.edu.tr/sites/khas.edu.tr/files/inline-files/DPA2020_BASIN%5B1%5D.pdf.

[2] Çetiner Çetin (2020), “Küçük Napolyon Macron’un Türkiye karşıtlığı”, Habertürk, 07.09.2020, Erişim Tarihi: 08.09.2020, Erişim Adresi: https://www.haberturk.com/yazarlar/cetiner-cetin/2795567-kucuk-napolyon-macronun-turkiye-karsitligi.

[3] Haber7.com (2020), “Fransa Cumhurbaşkanı Macron’dan Türkiye’ye karşı küstah sözler”, 30.08.2020, Erişim Tarihi: 08.09.2020, Erişim Adresi: https://www.haber7.com/dunya/haber/3008761-fransa-cumhurbaskani-macrondan-turkiyeye-karsi-kustah-sozler.

[4] Sözcü (2020), “Macron haddini aştı!”, 28.09.2020, Erişim Tarihi: 08.09.2020, Erişim Adresi: https://www.sozcu.com.tr/2020/dunya/macron-haddini-asti-6012082/.

[5] Betül Usta (2020), “Macron’un Türkiye hazımsızlığı”, Sabah, 16.08.2020, Erişim Tarihi: 08.09.2020, Erişim Adresi: https://www.sabah.com.tr/gundem/2020/08/16/macronun-turkiye-hazimsizligihttps://www.sabah.com.tr/gundem/2020/08/16/macronun-turkiye-hazimsizligi.

[6] YeniÇağ (2020), “Macron’dan Türkiye’ye tehdit”, 13.08.2020, Erişim Tarihi: 08.09.2020, Erişim Adresi: https://www.yenicaggazetesi.com.tr/macrondan-turkiye-karsiti-dogu-akdeniz-paylasimi-294760h.htm.

[7] Fransa, Haziran ayında Akdeniz’de seyreden Courbet isimli bir kruvazörünün Türk gemilerince taciz edildiğini öne sürmüştü. NATO’nun araştırmaları sonucunda böyle bir olayın yaşanmadığı sonucuna varılınca da, Paris, tepki olarak NATO’nun “Sea Guardian” operasyonunda çekildiğini duyurmuştu.

[8] Nathalie Guibert & Jean-Pierre Stroobants (2020), “L’activisme militaire de la Turquie empoisonne l’OTAN”, Le Monde, 18.06.2020, Erişim Tarihi: 08.09.2020, Erişim Adresi: https://www.lemonde.fr/international/article/2020/06/18/l-activisme-militaire-turc-empoisonne-l-otan_6043283_3210.html.

[9] Isabelle Lasserre (2020), “Erdogan sème la zizanie au sein de l’Otan”, Le Figaro, 02.07.2020, Erişim Tarihi: 08.09.2020, Erişim Adresi: https://www.lefigaro.fr/international/erdogan-seme-la-zizanie-au-sein-de-l-otan-20200702.

[10] Tom Wheeldon (2020), “Turkey challenges allies and enemies alike in quest for ‘larger role on world stage’”, France24, 03.07.2020, Erişim Tarihi: 08.09.2020, Erişim Adresi: https://www.france24.com/en/20200703-turkey-challenges-allies-and-enemies-alike-in-quest-for-larger-role-on-world-stage.

[11] Hürriyet (2019), “Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Macron’a sert tepki”, 29.11.2019, Erişim Tarihi: 08.09.2020, Erişim Adresi: https://www.hurriyet.com.tr/gundem/cumhurbaskani-erdogandan-macrona-sert-tepki-41385809.

[12] İHA (2020), “Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Macron’a: “Sen Kimsin de Açıklama Yapıyorsun?””, Erişim Tarihi: 08.09.2020, Erişim Adresi: https://www.youtube.com/watch?v=ZYkq12rfpSI.

[13] Le Point (2020), “« Colonialisme », « spectacle » : Erdogan attaque violemment Macron sur le Liban”, 13.08.2020, Erişim Tarihi: 08.09.2020, Erişim Adresi: https://www.lepoint.fr/monde/colonialisme-spectacle-erdogan-attaque-violemment-macron-sur-le-liban-13-08-2020-2387656_24.php.

[14] Sözcü (2020), “Çavuşoğlu’ndan Macron’a sert tepki”, 30.06.2020, Erişim Tarihi: 08.09.2020, Erişim Adresi. https://www.sozcu.com.tr/2020/dunya/son-dakika-cavusoglundan-macrona-sert-tepki-5903183/.

[15] TGRT Haber (2020), “Bakan Çavuşoğlu’ndan Macron’a Tepki: “Pislik İçinde Öten Horoz””, Erişim Tarihi: 08.09.2020, Erişim Adresi: https://www.youtube.com/watch?v=74RVmN-49lM.

[16] Hürriyet (2020), “Türkiye’den Macron’un sözlerine tepki”, 23.07.2020, Erişim Tarihi: 08.09.2020, Erişim Adresi: https://www.trthaber.com/haber/gundem/turkiyeden-macronun-sozlerine-tepki-504183.html.

[17] France24 (2020), “Turkey blames France for ‘dragging Libya into chaos’”, 23.06.2020, Erişim Tarihi: 08.09.2020, Erişim Adresi: https://www.france24.com/en/20200623-turkey-blames-france-for-dragging-libya-into-chaos.

[18] Mynet (2020), “İbrahim Kalın Libya konusunda Fransa’yı suçladı: En başından beri güvenilmezdi”, 20.06.2020, Erişim Tarihi: 08.09.2020, Erişim Adresi: https://www.mynet.com/ibrahim-kalin-libya-konusunda-fransa-yi-sucladi-en-basindan-beri-guvenilmezdi-110106536689.

[19] Georges Malbrunot (2018), “Macron met en garde la Turquie contre les risques d’une «opération d’invasion» de la Syrie”, Le Figaro, 31.01.2018, Erişim Tarihi: 08.09.2020, Erişim Adresi: https://www.lefigaro.fr/international/2018/01/31/01003-20180131ARTFIG00093-macron-met-en-garde-la-turquie-contre-les-risques-d-une-operation-d-invasion-de-la-syrie.php.

[20] Ajansspor.com (2019), “Emmanuel Macron: ”Milli marşımızın ıslıklanması kabul edilemez””, 09.06.2019, Erişim Tarihi: 08.09.2020, Erişim Adresi: https://ajansspor.com/haber/emmanuel-macron-milli-marsimizin-isliklanmasi-kabul-edilemez-306105.

[21] Le Figaro (2020), “Macron dénonce la violation des souverainetés grecque et chypriote par la Turquie”, 23.07.2020, Erişim Adresi: https://www.lefigaro.fr/flash-actu/macron-denonce-la-violation-des-souverainetes-grecque-et-chypriote-par-la-turquie-20200723.

[22] DW Türkçe (2020), “Macron: Türkiye’ye karşı kırmızı çizgi politikası uyguladık”, 28.08.2020, Erişim Tarihi: 08.09.2020, Erişim Adresi: https://www.dw.com/tr/macron-t%C3%BCrkiyeye-kar%C5%9F%C4%B1-k%C4%B1rm%C4%B1z%C4%B1-%C3%A7izgi-politikas%C4%B1-uygulad%C4%B1k/a-54746555.

[23] BBC Türkçe (2020), “Fransa Cumhurbaşkanı Macron: Türkiye’nin AB sularındaki ihlalleri cezasız bırakılamaz”, 23.07.2020, Erişim Tarihi: 08.09.2020, Erişim Adresi. https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-53510343.

[24] France24 (2020), “France’s Macron accuses Turkey of playing ‘a dangerous game’ in Libya”, 22.06.2020, Erişim Tarihi: 08.09.2020, Erişim Adresi: https://www.france24.com/en/20200622-france-s-macron-accuses-turkey-of-playing-a-dangerous-game-in-libya.

[25] Le Figaro (2020), “Libye: Macron condamne la «responsabilité historique et criminelle» de la Turquie”, 29.06.2020, Erişim Tarihi: 08.09.2020, Erişim Adresi: https://www.lefigaro.fr/international/libye-macron-condamne-la-responsabilite-historique-et-criminelle-de-la-turquie-20200629.

[26] Euronews (2020), “Fransa Cumhurbaşkanı Macron, Türkiye’yi ‘imparatorluk fantezisi’ kurmakla itham etti”, 02.09.2020, Erişim Tarihi: 08.09.2020, Erişim Adresi: https://tr.euronews.com/2020/09/02/fransa-cumhurbaskan-macron-turkiye-yi-imparatorluk-fantezisi-kurmakla-itham-etti.

[27] France Diplomatie (2020), “Turquie – Sainte-Sophie – Déclaration de Jean-Yves Le Drian, ministre de l’Europe et des affaires étrangères (10 juillet 2020)”, Erişim Tarihi: 08.09.2020, Erişim Adresi: https://www.diplomatie.gouv.fr/fr/dossiers-pays/turquie/evenements/article/turquie-sainte-sophie-declaration-de-jean-yves-le-drian-ministre-de-l-europe-et.

[28] Sputnik Türkiye (2019), “Macron ‘Ermeni Soykırımı’ kararını imzaladı”, 11.04.2020, Erişim Tarihi: 08.09.2020, Erişim Adresi: https://tr.sputniknews.com/avrupa/201904111038724185-fransanin-ermeni-soykirimi-karari-macron-tarafindan-imzalandi/.

[29] Euronews (2020), “Macron: ‘Ermeni soykırımı’nı inkârın cezalandırılması için yapılan çalışmayı destekliyorum”, 30.01.2020, Erişim Tarihi: 08.09.2020, Erişim Adresi: https://tr.euronews.com/2020/01/30/macron-ermeni-soykirim-inkarin-cezalandirilmasi-icin-yapilan-hukuki-calisma-destekliyorum.

[30] Marc Semo (2018), “Face à Erdogan, Macron propose un « partenariat » plutôt que l’intégration de la Turquie à l’UE”, Le Monde, 06.01.2018, Erişim Tarihi: 08.09.2020, Erişim Adresi: https://www.lemonde.fr/europe/article/2018/01/06/face-a-erdogan-macron-propose-un-partenariat-plutot-que-l-integration-de-la-turquie-a-l-ue_5238179_3214.html.

[31] Le Monde (2018), “Macron : la situation en Turquie ne permet « aucune avancée » avec l’UE”, 05.01.2018, Erişim Tarihi: 08.09.2020, Erişim Adresi: https://www.lemonde.fr/europe/article/2018/01/05/pour-macron-les-evolutions-recentes-de-la-turquie-ne-permettent-aucune-avancee-dans-ses-relations-avec-l-ue_5238077_3214.html.

[32] Marie Jégo (2018), “« Les relations entre la Turquie et l’Europe resteront difficiles »”, Le Monde, 25.07.2020, Erişim Tarihi: 08.09.2020, Erişim Adresi: https://www.lemonde.fr/europe/article/2018/06/25/les-relations-entre-la-turquie-et-l-europe-resteront-difficiles_5320957_3214.html.

[33] DW Türkçe (2019), “Macron’dan PYD’ye “aktif destek””, 19.04.2019, Erişim Tarihi: 08.09.2020, Erişim Adresi. https://www.dw.com/tr/macrondan-pydye-aktif-destek/a-48400838.

[34] Euronews (2020), “Fransa Cumhurbaşkanı Macron: “Türk gemileri Libya’ya Suriyeli paralı asker taşıyor””, Erişim Tarihi: 08.09.2020, Erişim Adresi: https://www.youtube.com/watch?v=b7gfWNdtmdg.

[35] A Haber (2020), “Türkiye’den Fransa Cumhurbaşkanı Macron’a ”Libya” tepkisi |Video”, 25.06.2020, Erişim Tarihi: 08.09.2020, Erişim Adresi: https://www.ahaber.com.tr/video/gundem-videolari/turkiyeden-fransa-cumhurbaskani-macrona-libya-tepkisi-video.

[36] BBC Türkçe (2020), “Türkiye’den Macron’a Libya tepkisi: ‘Tanımlaması ancak akıl tutulmasıyla izah edilebilir’”, 23.06.2020, Erişim Tarihi: 08.09.2020, Erişim Adresi: https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-53145756.

[37] Mustafa Bag (2020), “Libya’da kim kiminle savaşıyor? Türkiye ve uluslararası güçler hangi tarafı destekliyor?”, Euronews, 11.06.2020, Erişim Tarihi: 08.09.2020, Erişim Adresi: https://tr.euronews.com/2020/06/10/libya-da-neler-oluyor-kim-kiminle-neden-savasiyor.

[38] NTV (2020), “Macron: Fransa, Hafter’i desteklemiyor”, 30.06.2020, Erişim Tarihi: 08.09.2020, Erişim Adresi: https://www.ntv.com.tr/dunya/macron-fransa-hafteri-desteklemiyor,Qfio9-Zy5UO5F01Pox3lDQ.

[39] Haber7.com (2020), “Macron, Libya Başbakanı Serrac’ı Paris’e davet etti”, 23.08.2020, Erişim Tarihi: 08.09.2020, Erişim Adresi: https://www.haber7.com/dunya/haber/3006718-macron-libya-basbakani-serraci-parise-davet-etti.

[40] Fethi Başağa, istifasından kısa bir süre sonra görevine dönmüştür.

[41] Chloé Emmanouilidis (2019), “Gas in Cyprus: blessing or curse?”, Osservatorio balcani e caucaso, 14.01.2019, Erişim Tarihi: 08.09.2020, Erişim Adresi: https://www.balcanicaucaso.org/eng/Areas/Cyprus/Gas-in-Cyprus-blessing-or-curse-191948.

[42] Öyle ki, Fransa en büyük uçak gemisi olan Charles De Gaulle’ü bile Türkiye’yi caydırmak için bu bölgeye göndermiştir.

[43] CNNTürk (2020), “Doğu Akdeniz’e gelen Fransız uçak gemisi Türkiye’ye bir mesaj mı vermek istiyor?”, Erişim Tarihi: 08.09.2020, Erişim Adresi: https://www.youtube.com/watch?v=tFkUru8QdFo.

[44] EurAsian Times (2020), “Rafale Jets: Amid Escalating Tensions With Turkey, Greece Could Get ‘The Most Amazing Deal’ On Rafales”, 31.08.2020, Erişim Tarihi: 08.09.2020, Erişim Adresi: https://eurasiantimes.com/after-india-france-to-sell-18-rafale-jets-to-greece-amid-escalating-tensions-with-turkey-reports/.

[45] BBC Türkçe (2018), “Türkiye, Fransa’da Eurosam konsorsiyumu ile füze savunma sistemi anlaşması imzaladı”, 05.01.2018, Erişim Tarihi: 08.09.2020, Erişim Adresi: https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-42579445.

Leave A Response »

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.